Han Açık Profil bilgileri Han nickli üyeye özel mesaj gönderin Han nickli üyeye ait bütün mesajları arattır Binbaşı Üyelik tarihi: 09 December 2020 Nereden: Huzur Mesajlar: 2.778 Konular: 1988 Cinsiyet:Bay Seslenenler: 35 Mesaj(lar) Etiketleyenler: 3 Konu(lar) Alınan Beğeni: 265 Verilen Beğeni: 114 Nereden: Huzur İlişki Durumu: Yok Takım: Besiktas Rep Gücü: 8 Depresyon Hakkında Az Bilinenler 02 January 2021 # 1 Depresyon var ya da yok diyebileceğimiz tek yönlü bir olay değil. Çok fazla nedeni ve bu süreçte yer etkili olabilen çok sayıda değişkene sahip. İnsanlarda depresyon görülmesini mekanik bir cihaz arızası gibi ele almamalıyız. Travma, genetik etkenler, beyin kimyasında yaşanan dengesizlikler bazen sevdiğiniz birini kaybetmek bile depresyona sebep olabilir. Bizi depresyona sürükleyebilecek o kadar çok neden var ki bunların birçoğunu farketmeyiz bile. En azından bazı neden olabilecek unsurları bilmekte fayda var diye düşündük. 1) Mevsim değişiklikleri Eğer gündüzlerin kısaldığı sonbahar günlerinde kendinizi daha yorgun ve halsiz hissediyorsanız mevsime bağlı duygusal rahatsızlık (seasonal affective disorder) yaşıyor olabilirsiniz. Bu rahatsızlık kişide depresyon yaratabilir ve genellikle kış ile sonbahar aylarında görülür. Bazı araştırmacılar güneş ışığı miktarındaki değişim yüzünden vücudun biyolojik saatlerinde hasar oluşabileceğini iddia etmektedir. Güneş ışığına bağlı olarak melatonin ve serotonin miktarlarındaki dalgalanmalar da kişinin kendini halsiz hissetmesine neden olabilir. Tabi bunlar sadece birer varsayım. 2) Tiroit hastalığı Depresyon psikolojik ve duygusal olduğu kadar fiziksel bir rahatsızlıktır. Depresyon denilince akla hep beyin ve sinir sistemi gelir ama tiroit bezi de bazen depresyona neden olabilir. Tiroit bezi yeteri kadar hormon üretmediğinde hipotiroidizm adlı durum ortaya çıkar ve depresyona, kilo alımına, konsantrasyon sorunlarına ve cinsel arzuda azalmalara neden olabilir. İnsanlar bu durumlarda tiroit ilaçları almaları gerekirken antidepresanlara yönelirse sorun daha da büyüyecektir. 3) Mineral Eksikliği Vücudumuzu aslında o kadar az tanıyoruz ki! Yediğimiz yiyecekler beynimizi, genetik yapımızı her şeyimizi etkiliyor. D vitamini veya omega 3 yağ asitlerini yeterince almadığımızda beyin kimyamız depresyona meyilli olabiliyor ve bilişsel işlevlerimiz düşüyor. Balık veya çerezlerle yağ asitlerini almayan kişilerde yorgunluk, halsizlik gibi belirtilerin görülme ihtimali daha fazladır. Depresyonu önlemek için protein takviyesi, B vitaminleri, kalsiyum, fosfor almak yeterli değildir, özellikle meyve sebze gibi lifli yiyecekler depresyonu, bunamayı ve stresi önlemede çok gereklidir. 4) Tükenmişlik Uzun mesai saatleri ve trafik sorunları arasında evden işe gelmek birçok kişi için yeterli değil. İnsanlar iş yerlerindeki çalışmalarını maddi manevi olarak yanlarında taşıyor ve beyinlerini sürekli endişeli planlarla dolduruyorlar. Sonuç olarak birçok kişi günümüzde iyi bir maddi gelire sahip olmasına rağmen tükenmişlik yaşıyor. Bu tükenmişlik durumunun depresyonla yakından bir ilişkisi var ve belirtileri birbirleriyle çok uyuşuyor. Bundan kurtulmanın yollarından en güzeli kitap okumaktır. 5) Kurşun zehirlenmesi Kurşun ve diğer zehirli kimyasallara maruz kalmak anksiyete ve depresyon dahil birçok sağlık sorunlarına yol açabilir. Yapılan araştırmalar çocukların maruz kaldığı kurşunun yıllar sonra bile çeşitli rahatsızlıklara yol açtığını gösteriyor. 6) Televizyon dizilerinin bitmesi Televizyonda çok güzel diziler oynuyor. Kurtlar Vadisi’nden bahsetmiyoruz tabi. Yerli yapımlardan da çok güzel dizilerimiz var ancak dünya çapında düşünüldüğünde bazı diziler daha ön plana çıkıyor. Favori dizinizin bitmesi ise o dizideki karakterle kurduğumuz bağın da bitmesi anlamına geliyor ve bu durum kişilerin gerçek dünyaya dönmelerini zorlaştırabiliyor. Bu alanda çok fazla araştırma olmamasına rağmen 2009’da Avatar’ı izleyen pek çok sinemasever kurgu dünyasının gerçek olmadığından ötürü üzgün olduklarını belirtmişlerdir. 7) Bulunduğunuz yer Bulunduğumuz çevrenin bizi etkilediği aşikardır ancak bu etkinin ölçüsünü günlük hayatta çoğu zaman doğrudan farkedemeyiz. Sürekli aynı yerde yaşayan insanlar bulundukları çevrenin kendileri üzerindeki etkisini tam olarak anlayamayabilirler. Bu konuda yapılan araştırmalar hem şehir hem de kırsal hayatın insanları anksiyete ve depresyona sürükleyebileceğini gösteriyor. Burada dikkat edilecek nokta kişinin kendini sosyal olarak izole etmemesi, hava kirliliğinden kaçınması ve kendini sürekli meşgul eden döngülerden kurtulmasıdır. -Alinti- To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts. Cevap Yaz