VI. Armağan Nickli Üyeden Alıntı
@Arthuil metal'in sende ki yeri nedir kardeşim, ne çağrıştırıyor yani sende?
Ben pop dinlerim misal, hatta ritim de tutarım o an ki ambians ve ruh halime bağlı
Hmm, aslında çocuk yaşlarda dinlemeye başlamıştım Hard Rock ile bazı metal parçaları ama tam anlamıyla dolu dolu başlamam lise dönemlerinde oldu. Tabi anlayacağın gibi ergenlik dönemleri duyguların ve hormonların fırladığı zamanlar. "Dark Tranquillity" denen Melodic Death Metal yapan bir grup var, malum her death metal severin bildiği. Bunların 1995 "The Gallery" albümü geçti elime bir gün. "Lethe" isimli ilk parçayı dinlediğimde "hmm" diyerek azıcık homurdandım. Tabi o sıralarda gitarla müzikle ilgilenme evreleri eğilimi de başlamıştı. Bir dinledim bir şey yok, iki, üç hala bir şey yok. İlk bir buçuk dakikada ki klasik gitarın başlangıcı çok güzel felan dört, beş. Bir kaç gün geçti, ne olduğu hatırlamıyorum bir olay oldu ve ben sinir krizi geçiriyorum öfkeliyim. Sinirim dağılsın diye müzik dinleyeyim dedim, yine bu parça geldi müzik listemden bir brutal giriş yaptı vokal (ki bu adam Mikael Stanne) beni orada "Melo-Death" tarzına hayran bıraktı. Hemen hemen bütün albümleri var bende ve tüm şarkılarını bilirim.

Metal müziği sevmeyi şöyle de düşünebiliriz (bence) : Kimisi basketbola meraklıdır arası futbol ile biraz mesafelidir, kimisi tiyatroyu sinemaya tercih eder. Metal müzikte (yine bence) duygu yoğunluğu daha "doğal" geliyor. İnsanlar öfke ve nefret duygusu kazandırdığını söylüyor ama bence tam tersi bu duygulardan arınıyor insan ki bende o etkiyi gösteriyor. Bunun yanında elektro gitar sevdasını da eklemek lazım. O sololar, ritim gitarlar bazı parçalarda "yani ben susayım zaten gitar ne demek istediğimi anlatıyor." der gibi bir giriyor.

Kısacası başlamak biraz ruh hali ile alakalı, o frekansa yakınken yapışıyor üstünüze.

Hatta parçayı da ekliyorum: