Armağan Çağlayan ile Ayşe Kulin röportajını izledim de, ne kadar güzel bir röportaj yapmışlar.
Ayşe Kulin'de kendimi buldum biraz düşünce olarak...
Kadın çok haklı...
Kendini öteki gibi hissediyor ama memleketini de çok seviyor.
Aslında yalnızlıklarımızın sebebi bu yüzden değil mi?
Kimsenin kimseye, saygısı, sevgisi, hürmeti, tabir-i caizse; Eyvallahı kalmadı!

Televizyonlarda yemekten, modaya bir şeyler öğretmek yerine, ben kazanayım diye yapılan haksızlıklar... Kavga gürültü...

Röportajı seyrederken içim nasıl cız etti.
Ayşe Kulin'in de dediği gibi, benim de bildiğim İslam, müslümanlık bu değil. Sorsan herkes müslüman...

Ve yine Ayşe Kulin şöyle bir açıklama yapmış;
"Derli toplu olmak sadece üstünüz başınızın derli toplu olması değil, içiniz ve davranışlarınızın da derli toplu olmasıdır..."

***

Sonra döndüm kendime,
Hep kitaplarını almayı ertelediğim bir yazardı, bir daha ki sefer alırım deyip hep erteledim. Ne kadar geç kalmışım oysa.

Adını duyduğum, kitaplarını gördüğüm ama biraz da internette güncel ilgi görülen kitapların, reklamların yönlendirmesiyle öncelik sırasına koymamış olmanın utancı oluştu içimde.

Oysa Ayşe Kulin'de büyüklerimizden biri... Günümüzde müslüman geçinen bazı kişilerin büyüklerine saygısı bile kalmadı. Ayşe Kulin'in kendini öteki gibi hissetmesi de hep bu yitirdiğimiz değerler yüzünden değil mi?

Bazen insan kendi varlığını bile sorguluyor...

Neyse işte... Zihnim yoruldu yine. "Düşünmemek mi, düşünmek mi?"
Herkesin kendini mükemmel, süper, çok doğru, bilgili zannettiği günümüzde; bilmemek, mükemmel olduğunu iddia etmemek, iddiasızlık o kadar güzel bir şey ki...

Hep derim,
Haddini bilmek her zaman en güzeli!

Ve yine kafanızda şöyle bir soru oluşuyor; "Bu hayatın neresindeyim?"
Bilmiyorum...