Dün öyle birden aklıma gelip, "Ne düşünüyorsunuz?"a yazmıştım bu cümleleri. Günlüğümde de olmalı!

* * *

Belki insanoğlu ölümsüz değil ama sevgi ölümsüz ve sonsuz. Ölmeyen tek şey sevgi!
Belki de bedenlerin ölmesi bu yüzdendir?
Bir insanda kalp değil, o kalpte sevgi olmadıkça, yaşasa ne olur ki?
O beden yük olmaz mı? Taş taşır gibi ruhsuz bir bedeni taşımak...
Ve ben bir tek bu hayatta, kimliğimle değil, sadece sevgiyle sonsuzlaşmak istiyorum...

* * *

Ek olarak...

Doğuştan içimizde var olan sevgiyi, öldürüyorlar...
Hayat telaşı, stresli yaşam biçimi, içinde sevgi kırıntısı kalmamış; egoistçe söylenen cümleler ve dahası...

Teknoloji ve elektronik yaşam, içimizde ki saflığı, olgunlaşma yaşını daha mı erken yaşlara çekmeye başladı bu da kafamda oluşan sorulardan biri.

Küçücük çocukların yanaklarında bile, masum gülümsemeye denk gelmek o kadar zorlaştı ki.
Masum olmadıklarından değil, korkunun çok fark etmeseler bile bilinçaltlarına içten içe işleniyor olması.
Tanımadıkları yabancıları görünce artık gülümseyemez oldular.

Eskiden öyle mi, nerede bir çocuk görsem, karşılıklı gülümserdik, hala hatırlarım. En çok toplu taşımada, annesinin kucağında ki çocuklar ne oyunlar yapardı, sevgilerini belli ederlerdi. İçi ısınırdı insanın. Saf sevgiye şahit olurdun.

Ama şimdi kalpler, sevgisizlik yumağı. Korku, güvensizlik kapladı sevgilerin üstünü.

Bu da bizim hatamız değil mi?

Çocukları sevgiyle değil, teknoloji ile baş başa büyütüyoruz. Ve sevgiyle doldurmak varken kalplerini, zihinlerini köreltiyoruz.
Köreltmekle kalmıyor, sevgiden yoksun çocuklar yetiştiriyoruz; farkında olmadan...

"Dünyayı sevgi kurtaracak!"

Virüsten korunmak için, aşı vuruluyoruz bedenlerimiz ölmesin diye...

Dünyaya sevgi aşılanmış olsaydı eğer; dört bir yanımız ölü kalpler ülkesi olmazdı.

Herkes bu dünyadan gitmek istiyor, başka gezegende yaşamak. Bu düşünceye sahip olan öyle üç beş kişide değil, neredeyse tüm insanlık.

İnsanlar iyi, dünya mı kötü? Kötü olan kim?
Gittiğimiz yere kalplerimiz de gelecek bizimle... İçimizi değiştirmedikten sonra, gezegeni değiştirsek, ne değişecek?

Hayattan alacaklıymış gibi, esip gürlüyoruz. Oysa dünya bizden alacaklı; bu yeryüzü, bu toprak, bu gökyüzü ve tüm canlılar...

Doğadan çaldıklarımızı, özgürlüğümüzle ödüyoruz...

Bir insanı sevmek değil sadece, tüm canlıları sevmekle, insanlığı, doğayı, anakarayı sevmekle ruhumuz özgürleşecek, kalplerimiz sonsuz olacak.

Zaten ölü gibi yaşamıyor muyuz?

Sevgisizliğimiz yine bumerang gibi bize dönüyor stres ve hastalık olarak...

Sevmek, sevmek, sevmek...

Sevmekle başlar yaşamak!