Kendi sıkıntılarım olmadan önce, Güzin abla gibiydim. Çevremdeki herkesin sıkıntılarını dinler, yanında olur, destek olurdum. Yargılamadan her zaman dinlerdim çevremdekileri.
Sonra kendi sıkıntıların olmaya başlayınca, sende seni dinlemelerini anlamalarını bekledikçe, Güzin ablalık yapamamaya başladığında çevrendeki insan sayısı azalmaya başlıyor.
Hatta belki de derdin olduğunda, kimse kalmıyor. Bakıyorsun, zaten kimse dinlemiyor seni. Kulak vermiyor derler ya, öyle işte. Zaten dinleyip dinlemediklerini, boşa konuştuğunu anlıyorsun.
Herkesin derdi en büyük, sanki senin ki küçükmüş de abartıyormuşsun gibi gelir insanlara.
Oysa her insanın acısı, derdi, sıkıntısı kendi kaldırabildiği kadardır.
Bende kimseye anlatmamayı öğrendim. Rutin şeyleri anlatırım sohbet esnasında yada bazen örnek vermem gerektiğinde ama beni ben yapan acılarımı kimseye anlatmazdım.