Bugün Maltepeden metroyla erkenden Kadıköye geçiyordum.
Metroya bindim ve bir durak sonra Küçükyalı da metroya elinde bastonla görme engelli bir bayan bindi ve kendini kapının yanındaki metal kısma yasladı.
Tam karşımda duruyordu, yardımsever bir genç hemen onun bir koltuğa oturması için yardım etmek istedi ama o bunu kabul etmedi.
Böyle gitmeye alışkınım oturduğum zaman inmesi benim için daha zor oluyor dedi, ona yardım etmek isteyen gence.
Başka bir kadında onu görünce dayanamadı.Belki erkeklerden çekiniyor diye sanırım, onu bir yere oturtmak istedi ama o da ikna edemedi.
Aradan çok az bir zaman geçti ve sonra bir an o görme engelli bayan siyah gözlüklerini çıkardı.
Beni görmese de göz göze geldik ve ben şok oldum.
O benim üniversiteden arkadaşımdı ve bölümde geçemediğim tek kişiydi.
Bazı insanlar vardır hayatınızda geçemezsiniz, sizden iyi olduğunu kabullenirsiniz.
İşte Yıldız da benim için öyle bir insandı.
Ayağa kalktım ve onu ikna etmeyi bir de ben denemek istedim.
Merhaba Yıldız, ben Murat üniversiteden arkadaşın oturmak istemezmisin dedim.
Nerden çıktın sen öyle ya dedi bana
Beni görüyormuşcasına gülümseyerek teşekkür ederim Murat.
Şimdi oturursam senden önce beni oturtmak isteyen insanlara ayıp etmiş olurum.
Ama sen istersen benimle birlikte ayakta seyahat edebilirsin ne dersin buna dedi.
Bende tabi, sen nasıl istersen öyle olsun dedim.
Çünkü onu ikna edemeyeceğimi anlamıştım.
Bayağı bir sohbet ettik ve sonra yeniden buluşmak üzere sözleşip ayrıldık.
Düşünüyorumda şimdi zaman ondan sadece gözlerini almış.
Hala çok güçlü bir insan, görmeden de tek başına seyahat edebiliyor.
Böyle düşününce şu da aklıma geldi, birkaç gün önce gece karanlıkta su içmek için mutfağa gidiyordum, kafamı duvara vurdum.
Ben bunu bile beceremedim, boşuna ikinci olmamışım ünide.
Ve hayat bazen gerçekten türk filmleri gibiymiş, artık türk filmlerine saçma dememeyi öğrendim.