Eskiden olsa günlüğümü baştan sona okur, kendimi gözden geçirirdim. Bu kez bunu yapacak gücü kendimde bulamadım. Kendimle baştan sona yüzleşecek cesareti bulamadım. Çünkü bu günlük de birçoğu gibi aptallıklarıma da acılarıma da şahit olmuş ve olmakta. Ben henüz kendi içimde bile bazı şeylerle kavgamı bitirip uzlaşamamışken, yapamadım. Denedim, birkaç cümle okudum da ama bu sanki aynada hiç görmediğin yanlarını görmek gibi oldu, ürkünç.

Neden hep geriye dönüp bazı yazdıklarımı aptalca buluyorum? Neden kendi yazıp döktüklerim konusunda tutarlı değilim. Yeri geliyor dibi görünmeyen nehir gibi oluyor cümlelerim, yeri geliyor bir kaşık sudan ibaret gibi sığ oluyorlar. Galiba buna hayat yolunda büyümek deniyor. Büyümek ve öğrenmek.
Düşe kalka, yaralar alıyorsun. Ve kendi yaralarına gülüp acımadı ki de diyebilirsin. İğne deliği kadar da olsa yarana ah vah da edebilirsin. Ben şu anda ikisini de yapamıyorum.
Kınadığım birçok şeyi yaşamama rağmen akıllanmadım.
Mutlu olmayı da kınadım.
Neyse ki parça parça buluyor beni mutluluk. Ters de tepebilirdi.

Her neyse, bu gece 2 el oyun atasım da gelmedi çünkü iyi olmadığım bir etkinlik gelmiş. Muhtemelen uykuma geri döneceğim. Zaten normalde canlı katıldığım dersi ekmenin vicdan azabı da var. Yarın saat 14.00'dan itibaren ders başına geçeceğim.
Söz günlük, valla bak.
İnan.
Görüşürüz.