Ayçiçeği Güneş'e aşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler.

“Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen kim, o kim... Vazgeç bu sevdadan!” demişler hep bir ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış. Sevdalı gözlerini dikmiş Güneş'e; bakmış.. bakmış.. bakmış...

Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan Güneş, nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. Ayçiçeği öyle inatçıymış ki, Güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.

Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan Güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş Ayçiçeği'ni. Daha Ayçiçeği'nin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahaline. “Yaşasın!” demiş içlerinden biri. “Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı."

Aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçekirdeklerini.

(Alıntı)