Biraz eskilere gideyim :

İlkokulda arkadaşlarımdan ikisi diğer bir arkadaşıma küsmüştü. Arada kalmış gibi olmuştum. Sonra onlar küsken ben bir günlüğüne şehir dışına çıktım. Döndüğümde barışmışlardı. Yolda hep onları düşünmüştüm. Barıştıklarını hayal etmiştim. Sordum, nasıl barıştınız diye. Bir bileklik varmış, onu taktığın kişi ile barışırmışın. Bizimkilerde o şekilde barışmış.

Ben bu barıştık mı, hala küsmüyüz, gibi lafları kullanmayı sevmem. Bu sorular insana küslüğü hatırlatıyor daha çok. Barışmak istiyorsak onunla konuşmayı denemeliyiz. Güldürmeye çalışmalıyız. Bu devrede barıştık mı, diye sormak çok manasız geliyor bana. Ya da gelip gelip, küs müyüz hala, diye sormak. Belki karşımızdaki herşeyi unuttu. Ama sen kalkıp küs müyüz hala diye sorarsan, onun aklına yine küslüğü sokmuş olmaz mısın?
Araya bu gereksiz soruları sormadan da pek ala barışabilir insan.
İlla sorarak anlamak gerekli mi cidden?
Yüzüne bakıp anlasak...
Başka bir soru sorarak konuşmaya çalışarak anlasak...
Bence barışmak böyle olmalı.
Barıştık mı, sorusunu gözlerimiz gözlerine sorsun.
Bir deneyin.
İşe yaradığını görürsünüz. Ki İnşallah kimseyle küsmez darılmaz da, hiç denemek zorunda kalmazsınız.