Aşkın, sevdanın tanımı, herkes için çok farklı.
Kimisi, bir kaşa, bir saça, bir göze meftun,
Kimisi, boya, posa, endama...

İnsanın nasıl sevdiğine bağlı...
Kalbinle, bir de gözünle sevmek var.
Gözünle seviyorsan, o aşktan pek bir hayır gelmez...
Ancak gözünü hoş edersin.
Kalbiyle sevenler, gerçek aşkın kıymetini bilenlerdir.

Hani Kıraç şarkı sözünde diyor ya,
Endamın yeter diye...
Endam?
Aşk'ı anlatmaya yeter mi?
Endam gönlü hoş eder mi?
Gözü kandırmaktan ibaret...

Sevda artık, kalplerde değil, gözlerde.
Sevmeyi bilmeyenler, gözleriyle gördüğünü sevgi sanıyor.
Kalpten kalbe geçen yolları yürümeden,
Aşk'ı bulamazsın.
Kalbin tasdik etmediğini, gözler hoş karşılasa ne olur?
Dilden dökülen, kalpten çıkmayınca;
O sevginin adı Sahte Sevgi olur...

Ben seni,
Ne gözümle, ne de gördüklerimle seviyorum,
Kalbimle, hissettiklerimle seviyorum...
Endamınla değil,
Kalbimin, kalbinde gördükleriyle...
Bu kalp,
Meftun kalbine...
Her gün türküler söyleyerek yürüyorum,
Kalbimden, kalbine giden yolları...
Ben sana,
Gözümle değil,
Kalbimle bakıyorum...

Kırk yıl arasam, bulamazdım seni.
Görmezdi gözlerim.
Çünkü gözün gördüğüne güven olmaz.
Nereye baksan,
Dışı süslü, içi kir pas içinde insanların.

Sana çıkan tüm yolları,
Kalbim elimde yürüdüm ben,
Buldum/k seni...
Kalbim avuçlarımda,
Sana armağan,
Senindir Sevgilim...
Aşk ise Bizim!

Z.H. / 16.05.2021