Biraz bugünden bahsedeyim sana günlüğüm...
Ferah, serin bir hava var bugün.
Sabah erkenden kalktım.
Yine herkesten ayrı kahvaltımı hazırladım.
Bir yandan odamı toparladım, havalandırdım.
Balkonda kumru vardı; kombinin üzerinde, biraz ötüp gitmişti.
O varken mutfağın perdesine dokunmuyorum, kaçmasın diye. Hemen ürküp gidiyorlar.
Gidince bende hemen perdeyi açtım, mutfak balkonunun kapısı zaten açıktı.
Kahvaltıya tam oturmak üzereyken geldi kumru.
Dedim bugün senin de rızkın var.
Bir avucuma pirinç döküp, balkon mermerine koydum.
Normalde kaçardı koyarlarken ama elimi ve elimin içindekileri göstererek yavaşça koydum uçmadı.
Ben içeri girince, geldi ve yedi, sonra uçup gitti...
O yerken, bende yedim tabi, bir gözümde onaydı.
Serin bir hava vardı demiştim ya, yağmur yağdı sonra.
Öyle güzel yağdı ki, bir mayışmışım ki...
Azıcık kestirivermişim, yatağın üstünde.

Hemen de rüya gördüm.
Kumrunun bıraktığı etkiden olsa gerek, balkondan içeri (üst kattan nasıl girecekse artık, adı üstünde rüya) güya tavşan, ördek ve kedi girmiş mutfaktaydılar. Çok da tatlıydılar. Odamın penceresinden onları seyrettim.

O kısacık sevimli uykudan sonra, kahve yaptım kendime.
Pencereyi açıp dışarıyı seyrettim, yağmuru, yağmurun sesini.
Yan binada, odamın karşı penceresinde hep bir kedi oluyor sabahları. Perdesini açıyorlar, kedi dışarıyı seyrediyor.
Ben de onu seyrediyorum, gözünü hiç kırpmadan bana bakıyor. Çok tatlı ve sevimli bir şey.
Kedi alıp bakasım geliyor ama, ama işte evdekiler istemez.
Bende o kediyi uzaktan sevmekle yetiniyorum. Sanki beni duyacakmış gibi, kedicik diye mırıldanıyorum.
Belki hissediyordur? Kim bilir...

Bir de kargocuyu aradım tabi ama ulaşamadım. Aslında benim yaptığım bir alışveriş değildi. Ama benim kitap hesabım üzerinden yaptığımız için, takip etmesi bana kaldı. Ulaşmadı iki hafta oldu ama kargonun akıbeti muamma...
Kargocuya ulaşamayınca, kitap firmasını arayıp çözmelerini istedim. Bakalım ne zaman dönerler?

Sonra salona geçtim, evdekilerle sohbet falan derken, babam çay aldın mı dedi?
Bak bitiyor dedi...
Çay bitiyor ve sen bana şimdi mi söylüyorsun dedim?
Kendime çay alıp yine odamın yolunu tuttum.
Yağmur öyle güzel yağıyordu ki, mum yaktım, az biraz kitap okudum. Çayımı yudumladım.

Sonra? Sonrası Aşk

Bir süre sonra da içerden bizim muhabbet kuşlarının sesi gelmeye başladı. Babamlar kuşları açmıştı.
Gittim biraz ilgilendim onlarla.
Çiko yine dün tribe girmişti, naz yapıyordu. Bugün normale dönmüş.
Bir de karadeniz müziği açtım onlara. Çok seviyorlar, karadeniz müziği açıp birde parmak şıklattın mı? Tamamdır, ondan neşelisi yok.
Onlarında gönlünü hoş ettim.
Odamda, buradayım, kendi halimde. Öyle işte