Kimseye kendimi ispat etmeye, kanıtlamaya çalışmam. Ne yaparsam kendim için yapıyorum.
Ne yaptığımı, nasıl olduğumu kimse bilmez. Bir kaç kişi dışında.
Eskiden elalemin ne düşündüğünü, düşünürdü ailelerimiz, bizde hayatı hep elaleme göre yaşardık.
Elaleme kendimizi istemesek de ispat etmek zorunda kalırdık ergenlik dönemlerinde.
Bak falancanın çocuğuna, bak falanca şöyle, falanca böyle... demeleriyle geçiyor ömürler...
Elaleme göre yaşamayınca, elalem karışamıyor size. Kendi halinizde yaşadığınızda haberleri bile olmuyor sizden. En güzeli... İnsanı huzurlu kılıyor, mutlu ediyor.
Hatta size daha küçük yaşta aşılıyorlar hep iyi olmanızı... İnsanlara itaati... Öldüğünüzde imamın, nasıl bilirdiniz sorusuna "iyi bilirdik" diyecek kalabalığın olması gerektiğine inandırıldık hep.
Kimsenin çıkıp da doğruyu söylediğini, söyleyeceğini sanmıyorum. İçlerinden, ne enayiydi diyenler yok mu sanki?
Ve en kötüsü ağzınızla kuş tutsanız, mezarınızın başında, yapamadıklarınızdan dolayı sizi iyi anmayacak insanları da tanıyor olmanız.
İnsanlar hep konuşur, hep yargılar... Dedikodunuzu yapar, kıskanır, eleştirir, aşağılar, küçümser... Veyahut yalakalık yaparlar üç kuruş menfaatleri için. Bu hayatı bu yüzden elalem için yaşamayı bırakalı çok oldu.
Sizi sevenlerde var muhakkak. Onlar hayatınızın anlamıdır, hayatınızın temelidir, yürüdüğünüz yoldur onlar. Onlarsız hayatın tadı tuzu olmaz. Zaten onlarla birbirinize değer katarsınız... Bağınız menfaat üzerine değil, sevgiyle kuruludur. Bir tek sevdikleriniz için çabalarsınız. Ki zaten onlar sizi bilirler, olduğunuz gibi severler ve kendinizi kanıtlama gibi bir çaba içine girmezsiniz.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.