İnsanın her başına gelen kötü olay elbette, yaşattıklarından kaynaklı değildir. Kimisi bir sınavdır, sabrımızı ölçen...
Bir de her zaman ilahi adaletin gerçekleştiğine şahit olmayız. Öteki tarafta hakkımızı alacak olmanın huzuruna teslim oluruz.
İlahi adaletin gerçekleştiğini görmek için, sabretmek, susmak, beklemek gerekiyor. Kötüyle kötü olduğun zaman zaten daha gerçekleşecek bir ilahi adaletin varlığı da kalmıyor.
İlahi adalet bana göre var, inanıyorum ben. Canın gerçekten çok yandığında Allah'a havale ettiğin noktadan sonra, bir de sabrettin mi, kötüleri kötülükleriyle baş başa bıraktın mı, acına dua sürebildin mi, geçmeyen yara, gerçekleşmeyen adalet kalmıyor.
Canımda yandı, arkamdan konuşanlarımda oldu, üstümde tahakküm kurmaya çalışanlar, ezebileceklerini zannedenler, her istediklerini yaptırabileceğini zannedenler, dedikodu ve iftira yoluyla zarar verebileceklerini zannedenler... Neler neler gördüm.
Kimisini hiç önemsemedim bile, çünkü hayatı başkalarının sahip olduklarını yada varlığını kıskanmaktan ibaret olup, kendini üstün tutan ve hep kendini beğenmiş burnu kaf dağında olanlar canımı acıtamaz benim.
Canımı acıtanları da Allah'a havale etmenin huzuruyla yüreğime su serperek unuttum hep.
Bu demek değil ki, her kötülüğü İlahi Adalete bırakalım. Elbette yerine göre sesimizi yükseltmemiz gereken, hakkımızı aramamız gereken durumlarda var. Çünkü bazı durumlarda sessiz kalınmaz. Hak aranır, ertelenmez!
* * *
der ve noktalarım...
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.