İnsan durduk yere hüzünlenir mi?
Hüzünleniyor işte.
Önceden hüzünlenmeye fırsat vermezdim. Yapacak bir şeyler muhakkak bulur, yaşadığım her anın kıymetini bilirdim.

Şimdi bilemiyorum. Yaşadığım anın kıymetini bilemiyorum. Kendimden çok şikayetçiyim.
En kötü, takar kulaklığı son ses müzik dinler, rahatlatırdım ruhumu.
Yazardım, çizerdim, okurdum... Deli gibi hem de...
Şimdi nedir bu içimdeki, bıkmışlık... Hiçbir şey yapmak istemeyen haller...
Kendini soyutlamış bir ben...
Fazlasıyla yorulduğumu hissediyorum ama bedenen değil. Kendimi düşünmeye vakit bırakmadıklarından belki...

İçimdeki o küçük kız, neşesini, enerjisini yitiriyor mu? O da mı büyüdü artık... Bilmiyorum.

Küçük kız;
Ben büyüdüm, sen büyüme olmaz mı? Hep küçük kal içimde...

Hayat acımasız, soğuk...
Büyüme sen...
Hep umut et, hayal et...
Vazgeçme hiç, olmaz mı?
Sen büyürsen, tükenir yaşama sevincim, umutlarım...

Z.H.