Kime dokunduysa sesim
hangi dudağa iliştiyse nefesim
kül olup savruldular zamana
doru bir atın yelelerindeki rüzgar misali
uzaklaşıp gittiler sonra

Küçük tanrıçaydılar eskiden
pembe bir bulut üstünde
zihinleri ateşi öptüğündeyse
geçmişe inat
gözlerimi aldılar benden
sesim söküldü ağır ağır
cümlelerimi kaybettim zamanın kıyısında

Her ayrılık ertesi
poyrazda savruldu bendenleri
kayboldu anıları dimağımda
birkaç flu görüntü kaldı
toplasan tam bir rüya etmez o da

Yandım sessiz gecenin eteklerinde
yandılar onlarda ben ertesinde
bir vedanın tam da içinde
yıldız tozu olup yağdılar saçlarıma...