İMKÂNSIZ AŞK

Çok sevmiştim seni. Ama senin bundan haberin yoktu. Sürekli seni seyrediyordum ama sen bilmiyordun. Kardeşim diyordun hep. Ben sana ne kadar abi desemde abim değildin aslında. Ne bileyim farklı bir şekildeydi işte… Çok sevmiştim seni ama senin haberin yoktu. Kim bilir belki anlamıştın seni sevdiğimi, benim haberim yoktu.

Seni gördüğüm zaman akan sular bile dururdu. Gözüm hiçbir şey görmezdi. Uzun uzun konuşurduk seninle. Sevdiğin biri yoktu, öyle demiştin bana. Belki vardı da bana söylemek istememiştin. Ama yine de bir kurt kemiriyordu içimi. Ya sevdiğin biri varsa? İçimde bir umut besliyordum hep. Belki sevdiği biri yoktur diyordum. Kendimce kendimi kandırıyordum. Biliyordum, imkânsız bir aşktı bu. Ama ne yapayım hükmedemiyordum kalbime. Beynime ne kadar da söz geçirsem de kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi. Söz geçiremiyordum bir türlü. Kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi…

Söz geçiremiyordum bir türlü. Bana bakan gözlerin beni büyülüyordu. Vaktin durmasını istiyordum seninleyken. Ama hep bir korku vardı içimde. Ya sevdiğin biri olduğunu söylersen? Ama bir umut vardı içimde. Gülüşün bambaşkaydı. Sen güldüğünde bende gülerdim. Sen benim yaşama gayem, yaşam kaynağım, birtanemdin… Gülüşün beni benden alır başka diyarlara götürürdü. Gülüşünde kendimi bulurdum. Kalbim heyecanla atardı seninle konuşurken. Bir yanlış yaparsam diye çok korkardım.

Çok sevmiştim seni ama sen bilmiyordun. Hani ilk aşklar unutulmaz derler ya, ilk aşkımdın unutamadım. Belki de ilk defa onun karşısında titremişsindir, ilk defa ona aşkım demişsindir, ilk defa onun elinden tutmuşsundur, ilk defa onunlayken üşüdüğünü hissetmemişsindir. İşte, ilklerin hepsini onunla yaşandığı için ilk aşklar unutulmazmış. Sen benim ilkimsin. Ben ilklerin hepsini seninle yaşamıştım birtanem. Ama ben senin için sıradan birisiydim, biliyordum. O gece olmuştu her şey, o gece bitmişti. Çok farklıydın sen. Hiç gülmüyordun. Bana bakan gözlerin suçlu gibi bakıyordu bana. Sanki bir şeyler anlatmak istiyordun. Sana bir şey açıklamam lazım, daha fazla içimde tutamıyorum demiştin. Ama söz ver ağlamak, kırılmak yok demiştin. Tamam söz hadi anlat demiştim.Ve sen bir daha benim olmamak üzere gitmiştin. Sevgilin varmış, ben üzülmeyeyim diye söylememiştin. Peki o zaman cevap ver, neden daha önce söylememiştin? Neden daha önce açıklamamıştın? Belki beni düşünmüştün, üzülmemi istememiştin. Ama daha çok üzmüştün beni. Biliyordum, hiçbir şeyini hak etmemiştim senin. Ama ne yapayım sevmiştim bir kere. Hem de çok sevmiştim… Sen gitmiştin ama beni de götürmüştün sanki. Kalbimin en büyük parçasını yanında götürmüştün. Yalnız, yapayalnız bırakmıştın beni. Hayatta hiçbir şey benim istediğim gibi olmamıştı, sen olmamıştın. En çok istediğim şeyleri birer birer kaybediyordum. Beni teselli eden tek şey vardı; o da senin mutlu olduğunu bilmekti. Sen mutluydun, mutluydu benim diğer yarım. Sen isteseydin canımı verirdim sana. Senin uğrunda ölene kadar bu ömrü tüketirdim ben. Ama sen beni hiç sevmemiştin. Evlenmiştin o kızla. Beni tamamen bırakmıştın. Ama mutlu olamamıştın. Beni sevdiğini geçte olsa anlamıştın. Bana gelmiştin, ama bulamamıştın. Uzunca bir mektup yazmıştın bana. Pişmanım, seni çok seviyormuşum, benimle evlenir misin diye yazmıştın.

Çok geçti artık. Bulamazsın ki beni. Mezardan kalkıp seninle evlenemem ya… Keşke bunları daha önce bilseydim. Çok farklı olurdu her şey. Keşke mezardan önce bilseydim… Şimdi bana yapacağın tek şey; mezarımı ziyaret etmek…

ARTIK ÇOK GEÇ…