Yılmaz Odabaşı Sözleri
Artık bu ayrılıklardan kalbim usandı Bir gökyüzü, bir duvar, bir resmin kaldı Oysa dünya ne geniş, koğuşum dardı Bıraksalar martılarla randevum vardı.
Artık kim, sana nasıl ulaşır? Öyle bir serüven ki hayat Karanlıkta Polyanna’lar, ışıklarda palyaçolar dolaşır.
Aşkın kavgasını veremeyenler, hiçbir şeyin kavgasını veremezler! Aşkın özgürlüğünü yaşayan ve yaşatmayanlar ise, hiçbir özgürlüğü hak edemezler!
Bazen anılara en çok yakışan elbise, dipsoz.com birkaç damla gözyaşıdır, unutma.
Ben iki şeyin apansız geldiğine inanırım: Aşk ve ölüm… İkisi de geldiğinde git diyemezsiniz. İkisinin de önemi ve büyüklüğü, belki de geldiklerinde git diyemediğimiz içindir.
Ben seni hep ayrılıkla anmışım titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını. hep adını yazmışım.
Ben şu kısa boylu hayatta uzun boylu kederlerle acırım. Yorar beni şu telaş, şu karmaşa. Bir sığınak aranırken şu uğultuda, bir aşk gelir, bir yara. Bir yara… Bir yara daha!
Bir insana; “Ya benimle olur musun ?” denir, “Ya da benimle ölür müsün ?” İşte iki noktacık değiştirir anlamı.
Biz şimdi ölsek; en fazla kahvede çaylar soğur.
Boşuna çırpınma gökyüzü: Yurdum kadar ağlayamazsın.
Böyle geçip giderken uzun zamanlar, kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Böyle geçip giderken uzun zamanlar, Kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Bu yaslı dünyanın cinnet surelerinde Lanetlendim ve kavmimce recmedildim. Kederi göze aldım hep yasak aşklar için. Kanun hükmüyle yakıldı düşlerimde ormanlar. Kendimi çok öldürdüm gerçeği bulmak için.
Bu yüzden uğruna çok öldüğüm sabahlar, yaralıdır. Gençliğim darmadağın bir ilkyaz tufanıdır.Bu sevdayı kurda kuşa yedirtmem!
Deli sormuş deliye, Aşk nedir diye ? Deli gülmüş deliye, Ben niye delirdim diye…