Yılmaz Odabaşı Sözleri
İyi ki bu düştesin, her sabah ışıyan güneştesin, iyi ki yoksuluz bulutlar gibi, soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi…
Kanmadım aynalara sana kandığım kadar, içimde bir boşluk sana yandığım kadar…
Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım Keşke senin adın yalnızlık olsaydı Ve ben hep yalnız kalsaydım…
Kısa bir öyküdür hayat, uğruna upuzun acılar çektiğimiz. Kısa bir türküdür, bir kez daha söylemek için delirdiğimiz…
Kimse bilmez be canım, bir yara bir ömrü nasıl kanatır. Güzel sözler
Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?
Önce sesini, sonra yankısını çaldırdın şu beton ormanında. Kal orda!Artık hiçbir şeyden kurtulamazsın.Islanmışsın bir kere oğlum, yaş gününde kuruyamazsın.
Öyle bir serüven ki hayat; Karanlıkta Polyanna’lar,ışıklarda palyaçolar dolaşır…
Sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım / Çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım / Halkımı tanısan yurtsuz çıkarım.
Seni bana uzak kılan bu ıssız ve derin uçurumlar. Uçurumlar utansın!
Siz orada kalabalık ve kabarık kalın, sağ olun, yalnızlık iyi, yalnızlık iyi.
Sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum. Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık…
Usul adımlar kullandım güneşe çıkmak için. Yağmalandı ömrümün sığınakları. Uzaklara da gittim kendimi bulmak için.
Ve and olsun ki hiçbir kurşun, hiçbir çelik, hiçbir toprak ve hiçbir vatan daha kutsal değildir insandan!
Ve ben gittim yüreğimde kan gülleri, Siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni!