Öfke ne garip, orantısız şekilde muhattabına yöneltmekte hiç zorlanmıyoruz.
Ve sevgi..
Yine ne garip ki çoğu kez her koşulda ve istisnasız sevemiyoruz kimseyi.
İçine çıkar giriyor,öfke, kin, nefret..
Evet nefret ederken kişiyi, az buçuk sevebiliyoruz da.

Aslında sorun sevmek ya da sevmemekte değil.
Doğru insana bunu hissetmekte. Yoksa bundan nasibini alamayacak kişiyi pamuklara sar,sarmala dilediğin kadar da boca et sevgini..
Kâr etmeyecektir.

Doğru insan klişesini yinelemek değildi derdim.
Ama bu konuda bir 'doğru insan' modeli var.
Kişiye özel.
Ben 'bana özelimi' buldum.
Buna yürekten inanıyorum.
Ona orantısız öfke duyamıyorum; Kendime duyabilirken..
Onu koşulsuz seviyorum; kendime bu sevgi kapıdan geri dönerken..

Elbette biliyorum. Bu da normal değil.
Zaten ben hiç normal olmadım.
Ama bu konuda bir gün kendimle uzlaşmayı isterim.

Şimdilik bu kadar.