Yaklaşık İS 1. yüzyılda Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan Germenler tanrılarına, kutsal saydıkları korularda taparlardı. Bazı ağaçlarda tanrısal özellik bulunduğuna inanılırdı. Büyük dişbudak ağacı Yggdrasil'in evreni taşıdığı söylenirdi.

İskandinavyalılar birçok tanrıya tapıyorlardı. Ayrıca cinler, ayaz ve ateş devleri gibi tuhaf ve güçlü yaratıklara da inanıyorlardı.

İki çeşit cin vardı: Biri gün ışığında yaşayan neşeli cinler; öbürleri ise derin, karanlık mağaralarda yaşayan ve yalnızca geceleri dışarı çıkan kara cücelerdi. İskandinavyalılar "Norn" denen ve insanların yazgılarını belirleyen tuhaf yaratıklara da inanırlardı.

Tanrıların kralı Odin tek gözlüydü. Öbür gözünü akıl çeşmesinden bir bardak su karşılığında vermişti. İskandinav tanrılarının en büyüğü ve güçlüsü Thor'du.

Freyr çok sevilen ilkbahar tanrısıydı. Öbür önemli İskandinav tanrıları Odin'in karısı Frigg ile oğlu Balder'di.

Bunlar arasında en tuhafı, durmadan tanrılara sataşan Loki'ydi .

Dünya yaratılmadan önce sadece Ginnungagap adı verilen bir uçurum vardı.

Ginnungagap'ı Mısır mitolojisindeki Nun Yunan mitolojisindeki Kaos olarak da görebiliriz. Dünya daha var olmadan önce 11 nehir akan Niffleheim'da ölüm var oldu. Niflheim'ın güneyinde başka bir sıcak dünya daha oluştu; Muspell; Devlerin koruduğu yer. Devler buraya Stur yani Siyah dediler. Niflheim'ın nehirleri donmuştu. Bu nehirlere Ginnungagup dendi. Günün birinde Muspell'deki kıvılcımlar nehirlerin üzerine düştü ve nehirleri eritti.

Muspelheim'dan çıkan ateşler Niflheim'dan çıkan buzları eritti ve oluşan sihirli sudan ilk yaratık meydana geldi: dev Ymir.

Ymir ne erkek ne de dişiydi fakat buz devleri sülalesinin atası oldu. Diğer devleri "terleyerek" yarattı .Vücudunu oluşturan sihirli sular koltukaltları eriyince aktı ve bunlardan diğer devler oluştu.

Bir süre sonra çiftleşmeyi öğrenen bu devlerin çocukları oldu. Bu çiftleşmelerin en önemlisi Bor ile Besta'nın çiftleşmesidir. Bor ve Besta'nın üç çocukları oldu; Odin Vili Vé. Bu üç kardeş kendilerine bir dünya yaratmak isteyip devlerin saldırısına uğradıkları zaman Ymir'i öldürdüler.
Bu öyküleden birine göre de başlangıçtaki boşluk ve kargaşadan sonra önce tanrılar yaratıldı; sonra koca bir devin gövdesinden dünya oluştu.

Devin dünyanın köşelerinde duran dört güçlü cücenin omuzlarında taşınan kafatası gökyüzüydü. Dünya yassıydı ve dü-yayı kuşatan okyanusun dibinde yılan Jörmungand yaşıyordu.

Dünya büyük dişbudak ağacı Yggdrasil'in üzerinde duruyordu. Bu ağacın en üst dalları Asgardr'a değiyor yeraltındaki kökleri Mimir' in kuyusundan ya da insanların yazgılarını belirleyen Nornlar'ın pınarından sulanıyordu. İnsan ırkı tanrıların ağaç kütüklerinden biçimlendirdiği Askr ve Embla'dan türemişti.

Ragnarök yani "tanrıların alacakaranlığı" dünyanın sonuna ilişkin bir öyküydü. Loki ve kurt Fenrir zincirlerinden kurtulacak devler Asgardr'a saldıracak ölüm gemisi dehşet salacak Jörmungand yılanı denizden çıkacak dağlar titreyecekti. Tanrılar ve düşmanları arasındaki son savaşta herkes birbirini öldürerek yok olacak tüm dünya ve üzerindeki insanlar ateşte yanacaktı.

Ne var ki bu mutlak son değildi. Bir süre sonra yeni bir çağ başlayacak Balder dirilecek ve eski dünyanın küllerinden yeni bir dünya oluşacaktı .Yaklaşık İS 1. yüzyılda Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan Germenler tanrılarına kutsal saydıkları korularda taparlardı. Bazı ağaçlarda tanrısal özellik bulunduğuna inanılırdı. Büyük dişbudak ağacı Yggdrasil'in evreni taşıdığı söylenirdi.

Alıntı