Gitmek istiyoruz nereye gittiğimizi bilmeden. Umut edip duruyor bedenimiz, iyi insanları, sisli ama güvenli sokakları. Ama ne fayda, yok işte, olmuyor.

Sanki kısır bir döngüde devamlı umutlarımızı yeşertiyor sonrada soluyor gidiyoruz. Düşlediğimiz o uzak,sarı ışıklı, şömineli ve renkli baddaniyeli evlerdeki iyi insanların nerede olduğunu bilmek için sırtımıza darbeler indirtiyoruz. Ne kadar az yalanla yaşarsak o kadar çok yalancıyla yaşıyoruz. Ne kadar iyi olursak o kadar kötüye kurban gidiyoruz. Ne kadar zayıf görünürsek o kadar güçlendiriyoruz ve zayıflıyoruz. Çünkü insanların kötü olduğunu bile bile umutlarımızı kaybetmek istemiyoruz. Bu sürede belki tükeniyoruz, belki de ölüyoruz. Bize ne olduğunu bilmiyoruz bile, bilmemize fırsatta vermiyorlar ya zaten.

Biliyorum ne kadar acı ama siz de odanızın penceresinden dışarı bakarken dalıp kalıyorsunuz,. Ne düşlediğimizi bilmeden, umut etmeyi denemeye devam ederek….Bir masalı arar şekilde…