Konu
:
*Mavimsi Madam*
Tekil Mesaj gösterimi
Tomris
Açık Profil bilgileri
Tomris nickli üyeye özel mesaj gönderin
Tomris´nin Web Sitesini ziyaret edin
Tomris nickli üyeye ait bütün mesajları arattır
Üyelik tarihi:
09 December 2017
Nereden:
ᴛᴙ
Mesajlar:
17.940
Konular:
10832
Cinsiyet:
Bayan
Seslenenler:
279
Mesaj(lar)
Etiketleyenler:
70
Konu(lar)
Alınan Beğeni:
1
Verilen Beğeni:
0
Nereden:
ᴛᴙ
İlişki Durumu:
Yok
Burç:
Basak
Takım:
Besiktas
Rep Gücü
:
46
Cevap: *Mavimsi Madam*
30 July 2019
# 5
Karanlık…
kendi başım üstüne bahisler oynadığım aşk yorgunu düşler,soyu tükenmiş bağlılık yeminlerinden çıkıp geliyor…
ant olsun ki sevdim seni…
izbe sokaklarda yağmura yakalanıyor sıcak yatakların kokusu…
gecenin sesi sustu…
aşkların uzak uzak yaşandığı bozkır havaları, kırılgan yüreklerde kendine yol arıyor gideceği bir yer olmadığını bile bile…
bir marş düşüyor gecenin sustuğu yere: “alnında yıldızlı bere…”
gitmekle kalmak arasında bocalıyor düşünce…
kirli bir soru: “yaprak dökümü ne zaman başlar…”
mevsimi değil yaprak dökümünün…
hiçbir mevsim, yaprak dökümünün mevsimi değil…
yapraklar mevsimsiz dökülüyor yine de…
sunturlu küfürlerden birkaç demet alıp göğe savurmalı…
yanması olmayan ateşlerin döküldüğü bir yerinde gecenin, şarabından büyük harfler dökülen ayyaşlardan biri olmama engel olamıyor dalında solgun üşüyen ay …
gecenin en derin yerinde, gizlisinde yüreğimin yağını eriten gözlerin olmasa yakacağım geceyi…
ah gözlerin…
geçeceğim bütün yollarda harami bir tepegöz gibi yolumu kesiyor..
unuttuğum çocuk oyunlarında ebe kalıyorum hep…
lacivert denizlerde ak köpüklere karışmış fısıltılı bir üşümüşlüğü niye özlediğimin mantıklı bir açıklamasını bir türlü bulamamanın sıkıntısındayım…
geceye aykırı doğan yıldızlardan medetimi anla…
şaraba yatkınlığımı anla…
unuttuğum bir şey olsan da geceyi kurtarsan şarabi yangınlardan…
bir kucak şiirden çıkmıştık oysa o gün…
kaldırım taşlarından bile bahar geçiyordu göstere göstere. attila ilhan yeni ölmüştü… olbia’da akdeniz’in cızırtılı sesi karışmıştı şiirlere…
sen beni seviyordun…
ben seni seviyordum…
senin beni sevdiğinden adım gibi emindim…
sen hep uzaktaydın…
ben kendimden uzakta, dağlı rüzgarlara vermiştim kendimi…
düşlerini türkülere yaslamış gerillalar gibi üşüyordum ağıtlı türkülerde…
yağmurlar da uzaktan uzaktan yağıp geçiyordu yalnızlığıma tek damla düşürmeden… açılmayan sandıklara kilitlenmiş naftalin kokulu sözcükler arıyordum…
yoktular…
güve yeniği birkaç sözcük kalmıştı kala kala ellerimde…
yetmiyordu sana gelmeye sözcükler ve yatağımda buz gibi bir yabancının göz izleri… yatağımda çok üşüyordum…
şimdi yanma zamanı…
biriken bütün öfkemi malatya’daki çocuk yuvasına yöneltip işin içinden çıkacağımı sanıyordum oysa…
çocukların gözlerinden iplik gibi süzülen yumruk artığı yaşları sildim hiç kimseye göstermeden…
bütün çocukların yerine ağlamak rahatlatacak belki beni…
bütün çocukların gülmesini istemek gibi bir iyicil düşü bırakıyorum yastığımın altına… kalkıp çocuklarımın üstünü örtüyorum…
ay düşmüş yüzlerinden öpüyorum onları…
kendi yüzümdeki ay ışığına gecenin gölgesi düşüyor…
nasıl uyunabilir ki gece böyle her tarafından karanlık bir kuşatmayla çevirmişken yüreğimi…
nasıl uyunabilir…
uyuyamıyorum …
sen yoksun…
sen bütün yağmurları alıp gittin göğümden…
kupkuru kaldım…
kupkuru kurudum sensizlikten
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Güzel günler
yakın
.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Cevap Yaz