Hani derler ya satırlara dökmek rahatlatır içini diye artık rahatlamıyor beni.. Değiştin diyenlere burada bir nebze katılmamak olmuyor.. Belki içimin köşelerinde sakladığım yazarak dahi dökemediğim kırıntılardır beni bu hale getiren... Oysa ne çok gezdim içimin karanlık sokaklarında.. Büyüdükçe keskinleşiyor sanki köşelerim bileniyor hayata karşı, insanlara karşı.. Ondandır kapatıyorum gözlerimi sana ve kendime.. Ve bu yüzden kanıyorum, kanatıyorum köşelerimi... Ve artık sevemiyorum insanları.. Ne çok dolanmış insanların ağzına sevgi sözcükleri ne çok basitleşmiş sevgi denilen duygu.. Sevmekten ve sevilmekten korkar mı insan.. Belki bundandır sen güçlüsün diyenlere hayır ben korkağım demem kimbilir.. Tek gerçek var oda korkuyorum.. Hissiz olmak iyi bir şey galiba bütün kapılarını kapatmak herşeye.. Oysa ne ironik birşey hissizleşmek bir o kadar da acı... Zaman eskitir herşeyi diyorlar da birtek acılar eskimiyor... Öylesine yaşıyorum sanıyolar bunca acıyla öylesine yaşanır mı? Yazacak kaç acım kaldı ki şurda diyip geçiştiriyorum içimdeki tümcelerimi... Belki de dökmek istemiyorum artık parçalarımı.. Onlarsa inatla yazılmak için kalemimin ucunda birleşip beynime akın ediyorlar.. Ne zaman rüzgar esse yada ne zaman yağmur yağsa kendimi dışarı atıyorum.. Alıp götürsün diye akıyor gözbebeklerimden.. Eskiyor her şey.. Anılar gibi, elimizde kalan şeyler gibi.. İnsanlarda eskirmiş hem de eskitirmiş.. Bunu aynada gördüm kendi gözlerimde eskimiş bakışlarımda.. Hem seni, hem kendimi.. Bu acı kaç yıl daha eskir böyle söylesene... ...Sara...