Bazı filmlerin ortak noktası, kusursuz görünenin arkasından mutlaka bir b*k çıktığı karakterler.
Gerçekte de böyle değil mi? Bir adam ya da kadın düşünün. Sevdiğine karşı en gaddar insan olabilir mesela en ters anında. Ama bir başkasına o kadar iyi dost ya da ne bileyim kardeş gibi oluyor ki insan şaşırıyor. Ben hangisini tanıdım diyor.
Ya da yine aynı insan belki anne-babasına çok vefasız ama sevdiğine çok merhametli oluyor.
Bir insan ama çok farklı rol modeller..

Hiçbirimiz kusursuz değiliz ama kusursuzu oynayan ama oynamıyormuş gibi yapan oyuncularla dip dibe yaşıyoruz. Uzun süre bu ikiyüzlülükle savaştım. Ama artık izin veriyorum. Benim canımı yakan gidip başkasına merhem olabilir ya da bana can olan gidip başkasının canını yakabilir.
İnsanları ve rollerini artık önemsemiyorum.

Nihayetinde bende oynuyorum. Kendimi gizliyorum. Hissizmişim gibi olmak için sevmediğim bu oyunun bir parçası olmak durumundayım....
Bir filmde de dediği gibi;
Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz...