Bazen zaman akmıyor gibi gelir insana ve ne yaparsan yap sanki o anda kalmış gibi hissedersin.. Öyle ki harfler tırmalar boğazını, yutkunmak istediğin anda daha da takılı kalır dudaklarının arasında.. Bir bavula sığsaydı düşünceler ya da atabilseydik uçurumlardan sanırım en başta ben yapardım, bütün harflerimle seni atabilmek için içimden.. Kimseyi uğurlayamadığım kalbime şimdiler de.. Kimsenin uğramasına izin vermiyorum o kadar bir virane ki, duvarları bile yok sanırım... Yazmak da gelmiyor içimden aslında.. Öylesine boş boş bakmak ve susmak herşeye.. Düşünmemek.. Olabilir mi bu yapılabilir bir şey mi benim için bilmiyorum... Aslında susabiliyorum da içimi susturamıyorum en önemlisi ne acaba içimin susması mı benim susmam mı ? Cevabı olmayan binlerce soruma ekliyorum herbirini.. Yalnız yanlışlarda kalmışlığım, Ve ses/sizligin yüzüme çarpan soğuğu var şimdilerde avcumda.. Kaybetmişliğimin pas tutmuş kokusu sızlatırken burnumun direğini.. Özlem olamaz bu kadar beni ağlatan. Hem bakma ağlamıyorum ben.. Soğununa maruz kalmışken harflerim gözbebeklerimden sızan iç yangınım onlar.. Sadece yutkunamadığım pas kokusu genzimi yaktı... Ve harflerimden özür dilemek istiyorum bu kadar katlederken her birini özellikle.. Kurduğum tüm cümlelerden, anlatmaya yada yazmaya çalıştığım harflerden... Kelime zehirlenmesi geçiren birinin kaleminden dökülen hazmedilmemiş çığlıkları oldukları için..
..Sara...