Celal Sılay, Mavi Randevu
Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi..
Getirdiğin rüzgarla ev kokuyordun..
Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi..

Bin dokuzyüz kırk iki baharıydı
Bahçeli pencereler önünde geziyorduk,
Gözlerimiz buluşuyordu, ürperiyordum
Gökyüzü maviydi, mendilin maviydi

Sıcak nefesin yüzüme değiyordu
‘Evlenebilir miyiz’ diye sormuştum,
Yürüyüşün değişmiş, yüzün pembeleşmişti;
Mavi elbiseler içindeydin, gökyüzü maviydi.

Elini elime verdin, ayrılıyorduk,
Gözlerin gözlerimde, dudakların ıslak,
‘Sık sık konuşalım’ demiştin; gittin..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi..

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mavi
Ağaç taşı anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ağaç susuzluğu anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ben seni
Çok sevdiğimi anlarım
Gökyüzü MAVİ iken

Haydar Ergülen, Mavi Geçti
Öyle bir yazdı ki
sanki gökyüzünde oturuyorduk..

Seni öpmek gökyüzünü öpmek gibi
mavi bir şeydi..

Gençlik öyle bir yazdır ki
ne yurt ne ev ne oda
yalnızca gökyüzü
yeter insana..

Biz seninle gökyüzünde
çok oturduk
gençliğimiz
çok mavi geçti..
Çok!

İlhan Berk, Anlatılır Gibi Değil Yası Çiçeklerin
Karanfil

Adın her sabah uyandığımız gökyüzünün yerini aldı.
Hangi su olursa olsun
Yeşil sen bakınca.
Her gün sen baktıktan sonra
Bu kadar güzel
Bu gökyüzü.