Qasem Nickli Üyeden Alıntı
Ozaman şöyle örnek verelim, anlaşılması açısından ;

Siz müslümansınız, ama çalıştığınız iş yerindeki arkadaşlarınız islamcıları sevmiyor, namaz kılandan haz almıyor...
Bu durumda biz namazımızı ötrleyip, islami kimliğimizi ıskalayacakmıyız?
İnsanlar, sizin duşınızda var olanlar yokmuş gibi yaşayamazssınız. Sizi var kılan etrafınızdaki, ve içinde yaşadığınız toplum ve realitesidir...

O ortamda bizler ilkesel olmak durumundayız, iskami kimliğimiz bize neyi emrediyorsa onu yapmak durumundayız. Namazımızıda kıcaz kimliksel varlığımızıda ortaya koyacaz. Ama bunu yaparken insanların gözüne sokarak değil, onlara bizi biz yapan, davranışkarımızın trmelinde yatanın bu olduğunu samimiyetimizle, savranışlarımızla ortaya koyacaz.

Adam islamcıdır, söze gelince siyasak islamdan, dinden imandan atar tutar, ama davranışları gayri islamidir... Böyle biri bukelemon olmaya mahkumdur...

Bizler duruşumuzla, hal hareket ve davranışımızla toplumda var olmalıyız, bizi biz kılan ilkelerimiz, kırmızı çizgikerimiz değilmidir?

Mesela yalanın, iftşranın, dedikoduculuğun ve ifsadun olduğu bir ortamda onlara ayakmı uyduracağız, yoksa o gerçekliği görüp biz davranamamız gerektiği gibi dacranacağız...

Vahy bu anlamda peygambere derki :
Ey peygamber onlara deki ; sizin dininiz ( yaşam biçiminiz) size, benim dinim ( yaşam biçimim) bana...

Bu toplumdan soyutlanmak değil tam tersine toplumda Gece olarak var olmaktır. İnsanlar gerkese nasıl davranıyorlarsa Geceyede öylr davranamazlar, Bilirlerki Gecenin olmazssa olmazları, ilkeleri, kırmızı çizgileri vardır...

Mesela Beni panele yada bir yere davet eden öğrenci gurupları asla başkalarıyla yaptığı gibi benle aynı şeyi yapamazlar... Bulunduğum ortamda sıgara içmezler, alkol alamazlar, gıybet edemezler, vs vs...

Bu onların işine geldiği gibi davranması değildir, birbirimizin ilkelerine, yaşam biçimi ve süşüncelerine saugıdan kaynaklanır. Bu birbirini kısıtlamak değil, herkesin kendisi olarak var olmalarına saygı duymaktır...

Gece eğer işine geldiği gibi davransaydı herkes ideal diyr bşr toplum olmazdı, böyle bir hayalde kurulamazdı.
Yalnız yazdığın şeyin işine geldiği gibi davranmakla alakası yok kimse kimsenin hayatına mani olamaz ha hoşnut olmaz dile getirir bunun da cevabını zaten gerektiği gibi alır.

Verdiğin örnek üzerinden gidecek olursak kimse namazına dinine karışma hakkına sahip değil tercihlere saygı duymayı bilmiyorlarsa da zaten o kişileri muhattap alma gibi bir söz konu da olamaz.. Bu da karşılıklı saygıyı doğrur ama karşındaki saygı duymuyorsa uzak durursun ama kendinden ödün vermezsin.

Ayrıca duruşunla tavırlarınla belli bir yer edinirsin ki senin nasıl biri olduğunu zaten bilirler o çizgi üzerinde devam ederler bu da işine geldiği gibi davranmakla alakalı değildir.

Mesela diyorsun yalanın, iftiranın, dedikoduculuğun ve ifsadun olduğu bir ortamda onlara ayak mı uyduracağız diyorsun ya bu işine geldiği gibi davranmakla alakalı değildir senin kişiliğinle alakalıdır ki bu tarz konularda zaten bir tavrın vardır ne yapman gerektiği nettir.

Burada ilkeler yaşayış biçiminden bahsetmiyoruz sonuçta işine geldiği davranmak dediğim gibi ruh haline bağlı olarak seninde katıldığın örnekler vererek anlattığım bir davranış biçimidir.

Herkesin bir ilke çizgisi vardır. Bunlar davranışlarını etkiler ama işine geldiği gibi davranmakta bunların bir parçasıdır.