Konu
:
14. Haftanın Konuğu 'Melodram'
Tekil Mesaj gösterimi
Melodram
Açık Profil bilgileri
Melodram nickli üyeye özel mesaj gönderin
Melodram nickli üyeye ait bütün mesajları arattır
we'll all become
stories.
Üyelik tarihi:
02 August 2018
Mesajlar:
3.659
Konular:
11
Cinsiyet:
Bayan
Seslenenler:
485
Mesaj(lar)
Etiketleyenler:
82
Konu(lar)
Alınan Beğeni:
1802
Verilen Beğeni:
1230
Rep Gücü
:
26
Cevap: 14. Haftanın Konuğu 'Melodram'
21 August 2019
# 68
Sorularını okurken bir gülme aldı beni @
Echoes
, harika sorular, ciddi olayım şimdi tamam, öhm...
-Cennetse mi yoksa cennette mi? Bak en sevdiğim şarkılardan biri ama senin kulaklarına güveniyorum, koy son noktayı.
+S ve T seslerini çok karışık kullanmış, ikisiymiş gibi de duruyor ama ben ''cennetse'' diyenlerdenim, hani içinde cennetsin ama ceremesiyle cehennemi bizi yer bitirir, seni de yer bitirir, kendine gel diyor! Dur açayım yine, fonda çalarken cevaplayayım sorularını.
-Kimdi bu mevzuya güzel bakan arkadaş?
+Benden başka mevzuya güzel bakan mı var? O da sevdiğimiz bir şarkıydı, ''bir kere mevzuya bakışı güzel sonra allah için kendi de güzel'' ee tamam bu ikisi de benim
-Feminizm senin için nedir? Eğilimin var mı?
+Kahrolsun erkekler değildir bir kere. Feminizm kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesiyle başlamıştır. Seçme seçilme hakkı, çalışma hayatında var olma, sosyal hayatta kabul görme gibi sebeplerle başlayan güzelim mücadeleyi ''erkek düşmanlığı'' gibi basite indirgemek inanılmaz saçma ama gelişmemiş bir toplum için olması gereken bir tepkidir. Fazlasını bekleyemeyiz. Feminizm kadınların başlattığı bir mücadele olsa da birçok erkek tarafından da destek görmüştür, bir erkeğin feministim demesi onu kadın yapmıyor. Her alanda kadınların varlığına destek olmak bizim için de çok değerli ama bu desteği beklemek bile can sıkıcı, yine de memnunuz. Yani feminizm benim için ''aa bu feminist evlenmez bu, evde kalır'' diyenlere gülüp geçmek, ''sen erkek düşmanısın babanı da mı sevmiyorsun'' diyenlere kendini anlatma çabasına girmemek, ''yemek de yapamıyorsun çünkü feministsin ne anlarsın'' diyenlere zıkkımın kökünü yedirmektir. Türkiye medyası ve sosyal platformlarda feminizm ayaklar altına alınarak bütün değeri yok edilse de, bu bilince sahip kadınlar ve erkekler iyi ki varlar. Bütün kalıplardan daha ötesiyiz, sınırlarımızı da bir tek kendimiz çizeriz. Yavaştan gaza geliyorum tutun beni
İyi ki kadınım da diyor ve sonraki soruya geçiyorum.
-Küfür sence anlamı güçlendiriyor mu?
+Şimdi küfür etmekten ve duymaktan hoşlanan bir insan değilimdir, hayatın içinde bu kadar yer edinmesi beni rahatsız ediyor. Bir yere koymadan, dağa taşa hallenmeden de düşüncelerimizi anlatabiliriz ama bazı durumlarda da küfür anlamı güçlendirebiliyor. (bkz: maçlar) Arada küfür etmeyince insan rahatlayamıyor ama ben onda bile en minimumunu eden bir insanım. Hatta bizim Fenerbahçe için kullandığımız bir tabir vardır, açılımını yazmayacağım da FAA olan. Şampiyonluk kutlamalarında-malum çok şampiyon oluyoruz- bunu söylemeye başladıklarında delleniyorum. Kadın organlarını ve bedenini katmadan edin arkadaşım!
-Bana canının istediği bir şeyi anlatır mısın? Gerçek ya da uydurma fark etmez.
+Ahah, direkt bugün olan bir şeyi anlatayım. Pazara gitmiştim, sebze seçerken bir türlü güzel domates bulamıyordum. Sonra bir tezgahta durdum, teyzenin biri domates seçiyordu, hemen onu referans alıp yanına yanaştım domateslere bakıyorum. Bu arada kadın adama ''bunlarla turşu yapacağım'' gibi cümleler kuruyordu. Neyse ben elime aldım bir tane, kadın hararetle seçiyor ve dedim ki ''BUNLAR YENİYOR MU?'' ahaha, kadın bana aşırı şok bir bakış attı, anlam veremedi. Hani başka napabiliriz ki... ''yeniyor yeniyor'' dedi şoku atamamış ses tonuyla, tabii benim demek istediğim aslında ''bu domates yemeklik mi turşuluk mu yoksa kahvaltılık mı'' gibi bir şeydi ama ağzımdan yeniyor mu diye çıktı bütün bu düşünceler, garibim kadın belki de evde sorguluyordur şimdi bu domates yeniyor mu acaba diye.
Özür dilerim teyzeeem.
-Fenerbahçe 39. şampiyonluğuna koşar adım gidiyor diye kıskançlıktan çatlıyor musun?
+Biz sizi 19. şampiyonlukta bırakmıştık, sonra siz geçen 29. şampiyonluğa diye yola çıktınız, 5 gol atınca 39'a mı çıkardınız naptınız?
Siz de haklısınız tabii, anca bu şekilde bizi yakalayabilir hatta geçebilirsiniz, güzel bir dünyanız var tebrikler
Çatlamayacağımı bilmen lazımdı oysa...
-Ne zaman galatasaraylı oldun? O kara günü bize anlatır mısın?
+Aa dünyanın en tatlı günü! 4-5 yaşlarındaydım, amcam sürekli Galatasaray'dan bahsederdi, sülalemizi Galatasaray'a yönlendiren yüce insan kendisidir, arada tek tük yanlış yolu seçen Fenerbahçeliler oldu tabii, akrabadır deyip geçiyoruz... Sonra tabii kanıma işlemiş bir kere, ilkokul zamanında bütün arkadaşlarım Fenerbahçe'yi tutardı, böyle oldukça ben iyice Galatasaraylı oldum ama Galatasaraylıyım deyince bana küsenler vardı. Bu nasıl bir mantıktır yahu diye diye ne kadar doğru yolda olduğumu anlayarak büyüdüm. 2000 yılında ''bizim UEFA kupamız'' olunca okulda aşırı havalı zamanlarımız olmuştu, birkaç Galatasaraylı arkadaşımızla herkesi dellendiriyorduk derken gel zaman git zaman işte içimizde kocaman bir sevda. Üniversite döneminde de ''Gazili Aslanlar'' topluluğuyla kaoslar yaşadık yine de vazgeçmedik. Güzel şey be, seviyorum yani napayım! Canım Galatasaray'ım, Falcao come to Galatasaray be!
-Bu müzik zevki nasıl oluştu?
+Bu müzik zevki ne aşamalardan geçti... Her ergen gibi kendimi keşfediş döneminde birçok türe merak saldım. Önce rap müzikle başladım, hatta o dönem aşırı basit bir rap yazmıştım ve okulda herkes durdurur hadi okusana derdi, o zamanlar youtube olsaydı şimdi diss'imle piyasayı sallıyordum. Sonra yavaş yavaş ''klasik gitar dönemi'' başlayınca, biraz daha farklı türler dinlemeye başladım. Odamın her yerini Rock/Metal grupları posterleriyle doldurmuştum ve bir defter tutmuştum sadece grupların yazdığı. Asileşme devrimiz de böylelikle başlamış oldu, gözüne kırmızı kalem çekip hayata küsmüş modlarda takılan ama hala komik olan bir insana dönüştüm. Bir dönem sert müziklerden hoşlanırken yavaş yavaş daha soft şarkılardan hoşlanmaya başladım, üstüne kata kata gittim. Yeni şeyleri dinlemeyi çok seviyordum, herkesten önce ben dinleyeyim, ben söyleyeyim istiyordum. Limewire ile virüs yiye yiye gelişen zevkimizin ekmeğini de yiyoruz işte. Spotify sağolsun o da bambaşka ufuklar açmama neden oldu. Bir tek arabesk müziğe karşı önyargılıydım ama onu da 2-3 sene öncesinde yavaş yavaş dinleyerek aslında dinlenebilecek bir tür olduğunu kabullendim. ''damar yolu'' listemle kendimden geçtiğim doğrudur efenim ama yine de iddialı olmadığım bir alandır. Öyle yani başkalarında bulamadığım, kimselere söylemek istemediğim, kendimle dertleştiğim dönemlerde hep müzikler vardı. Her şeye onlar eşlik etti, ettikçe de çoğaldı.
İstediğin sorudan başlayıp istediğini boş bırakabilirsin
Aşırı titizlikle en başından başladım ve hiçbirini es geçmedim, bence bir övgüyü hak ettim
Yalnız cidden sorularını sevdim, her ne kadar Fenerbahçeli olsan da, idare diyoruz.
O zaman bu güzel sorular için sana bir şarkı armağan edeyim;
Caner Karamukluoğlu - Umrunda.
Nasıl iyi bir konuğum ama ben ya, gelenleri harika ağırlıyorum, kahveler, çaylar, şarkılar... Hep ben mi konuk olsam?
Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir.
-hermann hesse-