![]() |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
İslak Çeltik
Şair: Turgut Uyar benim bir sevincim var yüzün artık akşam bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok ellerimiz yok ama senin ellerini bir tutsam bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam ey Çavlan. bitmeyen temmuz güneşi. ey aslan silkin. sakla harmanını. çocuğunu sakla ey aslan. suya kaptır kendini ellerin sanki yok bir güzel günde mızıkalarla bir alanda dursam sen yoksun gazeteler yok geçmişin razı değil bilmem ki doğmayan çocukları ben mi doğsam |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
İlkin
Şair: Turgut Uyar Bunu kimse söylemedi belki düşündü çünkü vardır insanın yaşamasında uyku ve öfke gibi vardır kimse söylemedi tuzunu çoğaltan bir denizde nasıl batarsa güneş öyle bende kaçırdım ki gözüm bütün gün boyu lekelerde kaçırdım ama şöyle de söylenebilir şiirin bütün geçmişinin dışında önceden açıklanan her şeyin dışında örneğin en sıcak ülkelerin yazında en soğukların kışında yanarım üşürüm berbat olurum hiç bir şeye yaramam ama yine de seni severim o zaman sen de beni sev evet. |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Yenilgi Günlüğü
Şair: Turgut Uyar Pazartesi benim adımı bağışla ......... "sabah uyandırıldığında pazartesiydi bunu iyice bildi, ağzı çirişli yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi .... yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder siner buğular gibi düşüncemize her şeyin en haklısı en incesi beklemek bir tepenin mutluluğunu bir acının yakıp geçmesini beklemek..." benim adımı bağışla ben iklimler coğrafyasının ta kendisi sanırım suyum başkalarınca ısıtılır pazartesi (...) aldım pazartesi akşamı bir okka sucuk öncesiz ve beceriksiz geldim odama. Salı birden karışmış gördüm -karışmış olduğunu gördüm- otobüs duraklarıyla reklam levhalarının tutunduğum bir sarmaşık değildi bir kayıştı otobüste (...) vakit akşamdı. ikinci gün vakit akşamdı. birden bazı yerlerde ışıklar yandı ayrıldım. eve döndüm evi buldum. Çarşamba ... hiçbir şeye hazırlıklı değildik oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik ... O zaman şehre çıktım bir elimde fırça ... kim varsa gelsin artık yeniden oynayalım hızım bir araba dolusu aşk gibidir gölün rengiyle asfaltı karıştırıp kızım, ne varsa hep yeniden boyayalım. ... üçüncü gün. yorgun ev aklımda. gitmeyi unuttum. Perşembe ... yersiz bir hamaratlı, bir görev duygusu bir sarı lale kadar makbulse akşamüstü bir kadına sunulan ... çaresizlik değil yenilgi. (sonradan övülecek) herkesin içinde yürekle buluştuğu bir yerdi ... durduk ve yenilgiden umutlandık başkaları başka şeyleri seçtiler seçsinler ... çarşamba günü sanki her şeyimiz tamdı motorlar sirenler gidip gelişler koyduğunu koyduğun yerde buluşlar belki güzel bir takım şeyler ama artık vakit akşamdı. ... perşembe. bir uzun ses bekledim. oturmadım ... sabahı bekledim. cumayı Cuma ne söylenebilir! tam çağıydı, olağandık sabahlarda süzgündük, ancak akşamlarda vardık ... ne söylenebilir! her şey düzeliyor sandık odalarda çok geniş alanlarda dardık ... ne söylenebilir! tam çağıydı. belki aldandık otlarla yeşerdik, güllerle sarardık gücüm tazelenmedi, suratım eski. yırtık. her şeyleri bıraktım, geniş kıyılara dadandım. aik diye geceleri çözümledim. aldandım. ... Cumartesi yarın pazar yarınki pazarların sessizliği Pazartesi ... kanatır akışını akarsuların çıplak şimdiki başarılmamış bir geçmişten arta kalan şaşkınlık şimdiki çıplak. yarı aydınlanmış bir duvardaki. bir yenilgiden çıkarılmış bir deney. bir yaşlılık soluğunu ağartırdı bir altın damlanın ... seven, saygı duyan, yaslanan sana mermerden yanılan, pelikülden, insan onurundan mermere yenilen, peliküle, insan onuruna seçim sandıklarından otuzüç dönülü plaklara yenile yenile şaşkın, şimdiki çıplak bir yaşlılık ağartır soluğunu bir altın damarının yenile yenile şaşkın arta arta kendi diline aktardığı sıkıntısına ... "kutsal yenilgi!.. şimdiki. o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi her şeye yeniden başlamanın kanattıkça" |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Yavaşça Oluyor Ellerime
Şair: Turgut Uyar Susuz bir aklık başlayınca aramızdan yavaşça oluyor ellerime bulaşması, bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden bir meydan çarpmasından, beni hatırlamakların Bunlar bizim kızlarımızdır Kara güller önlerinde kara saçları çılgınca ikiye ayrılmış, - hiçbir şey eski açıklığında değil ki - yavaşça oluyor ellerime bulaşması, bir ot sesinden bir at akşamından, tam şehir içinde, otobüs durağında, birden ulaşılmaz gençlikleri herşeyin.. Yapmayın.. Nasıl inanırım eşitliğine! . Heryerde gençtir o Büyük Su. Kıyıdadır, boyalı sandallar ve sabah çocuğu kıyısındadır Kırları ve ormanı geçince hemen, şehir bitince yani çok kolay yani lokantalar bitince sayın örtüleriyle, kuzuların danaların kıyma yapıldığı kasaplardan sonra elmalardan karpuzlardan biraz ötede yani uzakta.. - hiçbir şey artık eski açıklığında değil ki - yani kiliseden bozma camilerde yani askeriye deposu yapılmış, yani burda, orta yerde, ışıkta ve parada zaman zaman gökyüzü gecesi aralığında. ..... Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir adam, kötü bir alışkanlıktan başka nedir bir adam... |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Uzak Kaderler İçin
Şair: Turgut Uyar Birgün, bir yağmurla garip garip -Çoluğu çocuğu terk edeceğim.- Bir sevgiyle doymayacak kalbim,anladım Alıp başımı gideceğim. Asır yirminci asırdır,amenna Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi Uzaklar daha uzaklaşır Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri Sımsıcak sevgilere muhtacım. Bir gün alıp başımı gideceğim -Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...- Belimi bir ılık şal sarsın, mavi Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında. Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde Diyarı gurbette kanlı bir aşk Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde En uzak beyazlar, En yakın ikindilerde, duygulu Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam İçip içip ağlasam... Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum? Herkesin derdinden pay isterken. Uzak kaderlerin suları çağlar şimdi Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden. Birgün, bir parkta otururken, biliyorum Bir el yağmurla dokunacak omuzuma Bir çift göz,bir davet, bir kalp Çoluğu çocuğu terk edeceğim. Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak Toprak ve insan kokularıyla, Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için Başımı alıp gideceğim. |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Tut Ki Ben
Şair: Turgut Uyar tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan ya da çok iyi bir şiir yazsan bir saatin aralıksız işleyişi bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi onun için her akşamı iyi yaşamalıyım yani kıskanılan onu demek istediğim hepsi |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Terziler Geldiler
Şair: Turgut Uyar Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle. Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra sonsuz çalgısı sevinçsizliğin. Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle... Yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular O çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler Ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler Bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi, 'Tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler piyangocular, çiçek satın alanlar, balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar. Sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.' Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler Patron çıkardılar, karşılaştırdılar, Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler Şarkılara başladılar ölmüş bir at için Makaslarını bırakmadılar Bekleniyorlardı. 'Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı! Sen açardın, Otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen! Tüylerin karaparlaktı. Koşumların, -kokulu yağlarla ovulup parlatılan- nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke. Göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at! Toynaklarını liflerle ovardık Senin karaya boyanırdı koşuşun Uyandırırdı bütün karaları ve denizleri. Çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından Ne güzel gözlerin vardı Kara at! Binlerce kişi, -çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut darmadağın giysileriyle herkes körler ve cüzzamlılar, bütün kutsal kitaplar kalabalığı, ermişler, kargışlılar ve günahlılar gebe kadınlar, vâz edenler ve dondurmacılar ve at cambazları ve tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle Tanrıtanımazlar ve tefeciler ve yalvaçlar...- ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş senin mutlu ovanı doldurup haykırırlardı. Büyük sesler içinde sen, geçerdin...' Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık. Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler Beğenip gülümsediler. 'Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Senin eyerin ne güzeldi. Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna Seninle öteleri ansırdık. Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı Kedinin varlığı erişilmez kişilik Güneşli bir damda İçimizden gemiler kaldırırdın, Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik Bayramımızdın. Kuburlukların bütün kişniş ve badem doluydu. Simdi dar dünya Ölümün büyük hızı kesildi.' Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler. Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar Kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş yerlerde kırpıntılar, 'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar, düğmeler, ilikler iplik döküntüleri, kumaş parçaları, karanlık akşamüstleri ve sabahlar, dükkân tabelâları, kartvizitler...' kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok. Tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda Mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler, 'Ey artık ölmüş olan at! -dediler- Koşuşun büyütürdü dünyayı senin! Sen nasıl da koşardın. Biz güneyde yatardık, sen koşardın Hangi at güzelse ondan da güzeldin Kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi bir karaya göğü ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu. Gemin güzel sesler çıkarırdı güzel ağzında, herkesi sevinçle haykırtan. Başın yaraşırdı düşüncemize ve gözlerine saygıyla bakardık...' Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, iğnelerine iplik geçirip beklediler; 'Ey artık ölmüş olan at! -dediler- En güzeli oydu iste, yüzünün savaşla ilişkisi. Boydanboya bir karşıkoyma, denge ve istekli bir azalma. Onu bilirdik. O ağaç senin kanınla beslenirdi, hepimizi besleyen. Bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız senin karşında, alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...' |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Tel Cambazlarının Tel Üstündeki Durumu
Şair: Turgut Uyar Sizin alınız al inandım Morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama ağaçlar şöyleymiş Ama sokaklar böyleymiş Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle dövüşemem Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildiğim var Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Ben tam dünyaya göre Ben tam kendime göre Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız. |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Susuzluk'a
Şair: Turgut Uyar sen beni hazırlama sakın sen de bana gel ölmüş ölü olmuş hüseyne hasana gel elleri koku dağıtırdı nasıl bir koku suya gel kana gel bir yeni hasana gel o öldü çünkü bir gülü tutmuştu bilmeden sen istersen her gün gel her sene gel gel beyazlıkları elle türlü kokuları biç günler karardığında davran hep sana gel ne yap yap hazırla kendini anladın mı ne yap yap meselâ ısıtıp dökündüğün sularla bile bana gel hatırlanmış bir gül ben de hatırlarım kolaydır ölmüş mü ölmemiş mi hüseyne hasana gel hüseyin de öldü ölür hasan da öldü ölür ölen ve dirilen o bitmez insana gel |
Cevap: TURGUT UYAR Şiirleri
Sulardan Ürkü
Şair: Turgut Uyar suların çoğaltığı seslerden ürküyorum yorgunluk veriyor ürkü¹ alacakaranlık gibi anlamsız bir şey bir çoban kepeneği gibi ya da gelip çakılıyor aklıma sonra hiç bir şeye benzemiyor bir saat iki saat üç saat gibi şeyler oluyor ama hiç bir şeye benzemiyor tutturduğum türkü nedendir bilmem Edip le söylediğimiz zaman oluyordu halbuki ---------------------------- ¹ türkü ye kafiye aradığımı sandınız,yanıldınız! |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:26. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.