Bir ninni yazıyorum, benden, sana…

Denize dökülen bir halim var, yüreğimin yastığında kalan saçlarını sensiz okşamak, sana baka baka bir yudum terinden tenime bulaştırmak için bekledim bu gece, gelmedin. Sana ne desem sendin, beklentilerim olmadan, yeşile bulanmış gözlerini ben mavi görsem de, bilmedin nedenini, olsun, bilme de.
Bir kuşun kanadında geldin önce, bir kuşun kanadındaydın çünkü, eksenime bulaşan düşlerimi, seni, kendimi, ve kısacık bir bizi yaşarken, yaşatırken, şarkılarının sınırını çizdin ansızın içimde. Koca bir boşluğa akar gibi aktın, koca bir zaman gibi. Hesapsızdık, hesabını bilemedik ya da, ne dersen de, ömre erken başlamışsın sadece, hepsi bu. Evet gerçekten bu, ne çocuk kahkahası bekledim senden ne de yarın, bugünü istedim ben senin denize bakan gözlerinden.

Verdin, sarıldın bir gece,

Sabah uyandığımda yoktun.



Kör talihin son kurşununu sıkıp son ninnimi ezberliyorum senin için, gelmediğin geceler adına, görüp de bakmadıkların hatrına, sana…


Bir sayfayı boş bıraktın işte…