Huzur bi yerde vardı. kavanozlara mı koysam derin dondurucuya mı atsam diye düşünürken geçen zamanda bozuluveriyordu.
dünyanın en sivri lafıydı.
mutluluk olmadığımız yerdeydi gerçekten.
her neyse huzur gerçekten vardı.
her gece battaniyenin saçaklarından kesip toka yaptığımız zamanlar.
saçımı ördükten sonra oturalım mı
balkonda?
odamdan çıkar çıkmaz sağdaki ilk kapı bulutlara açılıyor biraz
bu gece burda uyusam olur mu? ben taşırım yatağı.
“sesindeki haziran"
saçlarımı tarar mısın? kuruyana kadar ama.
kuşlar girmiş sabah yine mutfağa. hayır pencereyi kim açık bırakıyo ki.
pencere değil o kapı!
burası öğrenci evi kendinize gelin.
hayatımda daha çok özleyeceğim zamanlar olacak mı bilmiyorum. bi daha kahkahalarım yüzünden üst komşu gelir mi şikayete.
of herkes uyudu ben yine uyuyamadım.
“mercedes gibi, turkuaz gibi, yaz gibi”
ben ağlarken sarılmayın olur mu?











Ağaç şeklinde