Kirpiklerimin duman altı uyuşukluğuna battığı gecelerin ardından saat bileğime ağır geliyor.
Vücuduma batan kışa neyi saracağımı kestiremiyorum ve inanmak fiilinin içe her gün yeni bir kurt düşürdüğü maneviyatın boşlukları dolmadıkça, özgürlüğe atfettiğim ihtişam soyunuyor.

Soyundukça, üzerinden bir bir attığı katlar dünkü kıskaçların bıraktığı bereleri düşürüyor.
Ne yeni bir ten, ne yeni bir ruh, ne de yeni bir ömür açılacak kabuklar attıkça. İmlâ yanlışlarına bile tahammül edemezken, kimin doğrusunu yaşama çabasındayım...

Ne kadar yokum, varlığımla... Ve ne kadar çokum, beklentisinde olduğum bir avuç hiç için hikâyelerin eşiğinde...