Hayatta bazı şeylerin hesabını kapatmamak gerekir. Bazı odaların kapısını kilitleyip anahtarını denize atmak bazen insanı o buz gibi suya sokturup o anahtarı aratır hale getirir. Geçmiş geçmişte kalsın eyvallah ama geçmişi kendi geçmişini mişli geçmiş olarak anlatmak insanın kendisine yabancılaşmasıdır.

Artık anlattığın sen başkadır anlatan sen başkadır. Dinleyen artık o hikayeyi ikinci bir ağızdan dinlemektedir. Bu durumu kişi öyle bir kanıksar ki aslında başka birini anlattığını anlamaz bile hatta vakti zamanında böyle de bir adamdır der kendinden uzaklaştığını kendi diliyle itiraf ederek. Ama yinede kendini duymaz, kendini anlamaz çünkü artık o eski benliğini çoktan reddetmiştir bile.


İnsan içinden bir sesle geri döneceği araları olmasa nasıl bir insan olur ki zaten değil mi ama...