![]() |
|
Behçet Necatigil | Şiirleri
Abdal
Yürür asfalt ovalarda abdal. Vitrinlerin düşen kepenklerinde Hep hüzün çeşmeleri: lambalar. Yüzer gibi önce bir tulum yavaşça Yanaşır kıyımıza eski diclelerden Ve fırlar ilk bedevi, dalar çadırımıza. Nerde bu leylâ, aslı nerde? Çıkartmalar, yağma ve leylâ! Vurur ferhat dağlarında abdal- Bir fener olacak ilerde bir yerde. Sığ sularda dönen yorgun gemiler Yangın ve tütün içinde arar da Görmez geçer sönmüş eski feneri Bir ses çınlar karanlıkta: Kayalar! Ateşin daha yeni bulunduğu çağlarda Yine böyle yanardı lambalar, Sonra asfalt ovalarda Akan seller ve abdal |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Acı Unutmak
Büyüsün küçülmen, Bu senin yakının! Yaklaştın mı sağlığında Şimdi de uzaksın! Duyur istersen İlanlar ne yapsın? Ana baba kardeş Yaşarken ne yaptın? görseler gazetelerde Dostlar tedirgin Bir iki telefon Yeter üç beş akraba. Yükler ağır kaldırdınız Kırık, ezik bir yığın. Göm, gömülmez Utancın, uzaklığın |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
AİLE
Sağ çıkıp günlük savaştan Evin yolunu tutmuşum Yemek yedik, çocuklarım uyudu İniyor üstüme yavaştan Allah'ın bembeyaz bulutu Kederlerimi unutmuşum. Hayatta olduğuma Seviniyorum şimdi Kavuştum çoluk çocuğuma Koltuğuma uzandım, rahatım Kahvem içime sindi Başladı gecelik saltanatım. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Akşam
Birden hatırlarsın, O da seni - - birden bazan: Nerde, ne yapar şimdi Parlar bir özlem anılar arasından. Bu akşam ne garip sözcük Sanki ilk duydum, yadırgıyorum: Akşam. Bilmem bulur muyum Yollara baksam? Söner yangın birazdan Yatışır özlem. Bir gün karşılaşırız Bir gün, bir yarım akşam. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Ana Cadde
Daha işin başında, Şaşırmış ne yapacağını Hareketleri çılgınca. Ben ne onu bilirim, ne ötekisini; Ağzıma koymuşluğum da yok Aşk içkisini. Büyük sözü dinlersen Uzat bardağını, Konuş başka şeylerden |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Astar Şiiri
Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı? Bütün iş ilk çekilen boyadadır, astarda. Astar düzgün değilse tepserir boya Islak duvarlar gibi dökülür pul pul. Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş Taşır bazı şeyleri dipten yüze. Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş Söner suyun üstünde. Daha demin titrek dokuyordu aşkı Konuşan bakışlar, ince gülüşler Daha demin vardı. Sustunuz ikiniz de, gözleriniz daldı: Boğdu sevincinizi sularda kıskanç Bir hava kabarcığı. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Aşk Duyarlığı
Uzanır fildişi turlarına Perdeleri çekili odaların birinde Sabırsız, gergin ve usta parmaklar Ve çalınır kızlığı, dolendo. Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu. Hep kendi dünyasında olacak biliyordu, Üstelik ne kadar var görmedi. Nasıl duyar? Duyar Ve alınır yalnızlığı, dolendo Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Aşk Gelmiş Cihana
Kız kaptırdı gönlünü Sevdiği oğlan kalpsizin biri Alay etti güldü... Hiç aşka gülünür mü? Ne çare, cahil aklı Kız hastalandı, yattı Mumda yandı pervane... öldü. Oğlan sormakta haklı Hiç aşktan ölünür mü? |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Atatürk'ü Duymak
Ulu rüzgarlar esmedikçe Yaşamak uyumak gibi. Kişi ne zaman dinç Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi. Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik, Ekmek olmak icin önce Buğday olmak gibi. Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe Cılız sözler usanmak, yorulmak, durmak gibi. Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene, Bir ışık, kaynak gibi. En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz Daha da yakınsın, daha da sıcak. Bıraktığın toprak gibi. Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi. Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi... |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Ayrılıklar
Karadenizde gemilerin mi battı, Ağzını bıçaklar açmaz, Üzüntüdesin gayet. Sen sızlanmışın çok mu, Bize edebiyat öğretmeni anlattı: Neyler bile etmiş şikayet. Baktın ki olacak gibi değil, Unuttu diyelim nihayet; Yine de bulunur tesellisi: Dünyada başka kız yok mu, Elini sallasan ellisi - Mesele bundan ibaret. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Barbaros Meydanı
Biliyorum ayıp ve manasız Ama peşlerinden gidiyorum Gezmeye çıktıkları vakit Ana kız.. Utanır da belki Anasının sırtındaki Yeldirmeden, Kız bir adım önde gider Sezdirmeden... Beşiktas'ta Barbaros Meydanı Sağı anıt, solu türbe Ortası kare şeklinde, Parkıdır yoksulların Bilhassa yaz ayları... Fidanların, mezarların önünde Yontulu taşlar çepçevre, Yer yer banklar konulmuş, Meydana dolmuş millet Sıra sıra oturmuş. Ah genç kız kalbi, Sıralara bakar elbet... Meydanın ilerisi deniz kıyısı Karaya çekilmiş kayıklar İskele gazinosu yanda Sulara dökülmüş ışıklar Üsküdar şu karşısı... O nemli topraklara Ana çöker yorgun argın, Kalmış gözü arkada Kendi ayakta kızın... |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Başsağlığı
Başsağlığı Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda Acılar unutulduktan sonra Dönmeliyim. Ölümlerin karşısında şaşırıyorum Ne desem ki Düşünüyorum. Kalanları ağlıyor gidenin Benim gözlerim kuru Herkes bana bakıyor, biliyorum İçlerinden geçenleri. Başsağlığı dilemek Garibime gidiyor Ölen öldü, sen yaşa Küçültmeye benziyor. Beni böyle kitaplar mı yaptı ne Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum. Ben canavar ruhlu muyum Bir ölü evinde tek söz söylenmeden Put gibi duruyorum kimse anlamaz derdimi Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda Bir yakınım öldü mü. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir Albümden Resimler
Okunmuş toprak Çocukluğumun resmi Sargıdan görülmüyor Boynumda köstebek izleri. Lise son sınıf Gençliğimin resimleri Gülümseyen arkadaşlar Neydi isimleri? Kuytu köşe, kitaplar Gömüldüğümün resmi: Yüksek okul, bir onuru korumak Habersiz çekilmişti. Sonra her şey değişti Yolum bir ormana düştü Gür otlar, çalı, ceylan Vurulan ben oldum, bu onun resmi. Bunlar da ellerim yazgı çizgi Derken tenha bahçe Biraz dinleneyim dedim Kovulduğumun resmi. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir Birey, Bir Rapor
Umutların bittiği, anıların yıkıldığı Çokların artık bizden bıktığı Anlaşılmıştır. Haykırı bu şiire çok aykırı Karanlık geçlere kalındığı Eski vardiya yalnızlığın arttığı Anlaşılmıştır. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir Daha Bir Daha
Tanrı imtihan eder Tekrar imtihan eder Kul hazır ümitler Kendi öyle zanneder. Kiminde hafif geçer Hatta bir şey sorulmaz Kiminde bu kaçıncı Çokları isyan eder. Değişik konular Ne belli bir kitap Ne bunca hastalıklar Birbirine benzer. Ezelden yazılmışsa Geçilir ince köprü Herkes mutlu olamaz Boşunadır çareler. Onu neye bıraktı Sır gözetir Tanrı Kutsal aydınlığına Sırları kalkan eder. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir İstanbullunun Not Defterinden-I
Değişmedi Çocukken de Emektar mum Şimdi elektrik kesilmelerinde. Kar çamur kışlar, bata çıka Öğrenciyken de İyi ki ayaklarım yürüyorum Taşıtlar almayınca. Semt semt, belli günlerde İyi ki hala sergiler Ucuzluk arıyorum Ninemin pazarlarında. Mumlar, çamurlar, çarşılar Vura vura kendimi birinden ötekine Böyle katı oldum. Bıçkın arabalar sıyırıp geçer beni Her an çiğnenme korkusu Onca eğreti oldum. Yazmıştı birisi Hangi kitaptaydı Onun anlattığı oldum. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir İstanbullunun Not Defterinden-II
Sokaklarda gerçeğin yüzleri Park etmiş kaç yüz kaldırımlarda Bir yol Bulmaya çabalar arabasız. Yalvarmalı izleyerek taşıtları Bir araca bin de nasıl binersen bin Zifoslar fışkırtarak üstüme Basar gider arabalı. Bir mahşerde itile kakıla Sindikçe sinerek Ben bu yaşa gelmiş adam Başka yere gidemem ki. Bu duraktan bu otobüs Ne zamanları geçer Sorarım, gülerler: Bekle, Baba! Beklerim kış yaz ayaz Kuyruklarda İstanbul'da yaşıyorum Yaşamaksa. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir Kış Akşamı
Pencereye kar düşünce Çalar akşam çanı uzun, Evi düzen içinde Hazır sofrası çoğunun Gezgin-göçebe kimi de Gelir karanlık yollardan kapıya Toprağın serin özsuyu Açar altın, kemer ağacında. Yolcu girer içeri sessiz, Eşiği taş yapar acı. Duru aydınlıkta, sofrada Ekmek, şarap parıltısı. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Bir Ölümden Kalanlar
Doğuşundan beridir sakladığı Tanrının bir emaneti vardı. Yatağa düştü, Üçüncü gün akşam üstü, geri verdi güler yüzlü. - Kalsın bende temelli, diye ağlar bazıları. - 'Pişirdiğim aşla, bağladığım başla gideyim, Üç gün yatak, Dördünde toprak olsun yerim! ', derdi. Geleni gideni yokkken gençliğinde bile, Akşamları gizli gizli, bilinmez Kimi gözlerdi? Tanrının sevgili kuluymuş, Muhtaç olmadan öldü. Ama gözleri yine kapıdaydı, Belliydi birini beklediği. Son sözü bir kadın ismi oldu, hiç duymadığım. Lakin anlaşılamadı gitti, söylemek istediği. bu şiiri hep içimi burkar, yolun sonunda gidilecek bir yol daha kaldığı, beklenen birinin daha olduğu düşüncesi bunaltıyor insanı... |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Boşluk
Bu kuytu sokaktan geçmek Nerden aklıma geldi Günlerden pazardı Güzel günlerden biri. Pencerede oturan kız Eli alnına dayalı İçi sıkılıyordu Çalışan kızlardan olmalı. Yüzüne saçları gibi yaymış kederi Seyrediyordu Sokaktan geçenleri. Pencerede oturan kız Gözlerinde yorgunluğu Bir bezginlik içinde Gün bitmek bilmiyordu. Dönmüş evdekilere sırtını Omuzlarında bir yük gibi Dünyanın yalnızlığı Pencerede oturan kız Hep böyledir pazarları Akşamları bekler Eli alnına dayalı. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Boşuna
Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı, Arzulu ve davetkardı mutlak. Bense neden sonra farkına vardım, Böyle işler bizden ne kadar uzak. Şimdi Ha başımı taşlara vurmuşum, Ha düşmüşüm geceyle sokaklara; Kimbilir ne zaman karşılaşırım, Hem tanıyacağım da şüpheli bir daha. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Çağın Tanığı Olmak
Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Yukardan aşağı, boş küpler, Soldan sağa Hangi harfleri koymalı Ki çözülsün bilmece? Diş diş Kalıntı çağ mazgalları Sonra yeni katmanlar Bir intihar gibi içerde. Aldatışı yakınların Bilinseydi Kime inanacaksın Ki hangi yolları yürümeli? Çocukluk, gene ancak çocukluk Gerçi o da acı Ama iyi ki var Yerine hangi mutlu yaşantı? O nineler, o kızlar, o evler De yoksa Kimin bu toprak Çok düşünmüşümdür. Onu benden, beni ondan ayıran Düzenler Bırakmaz bizi bize, bölücü Olmuş nice değerler, ben de ölmüşümdür. İçindeyim, diretiyorum çağa Size ne miyim ben, siz bana nesiniz? Bir hayal, bir masal mı eski Ama ben görmüşümdür. Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Çatışma Şiiri
Yazıyorsa kendini utanç bağışla kendinden ötesi gürür ben bağışlanır hangisi nasıl ayıracağız. Büyür çıkmaz yıkılır çöker bencillik umut sevgi baraj kurtuluş küskünlük gibi bir şey nasıl barışacağız. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Çocuklar Şiiri
Çocuklar Çarşılarda bir şey Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı. Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra yavaş bir sesle Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor Biraz et biraz meyva isterler. Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona Kaşıklarla beraber büyür bir üzüntü Yağların şekerlerin çayların Uykularda bile bitiyorsa Annelere düşündürdüğü. İnsanlara tezgahlara kağıtlara kolaydı Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Donmuş Dallarda Çiçek
İyidir beraber olmamız Yaklaşmış, değişik. Duyulur çevrenin gürültüsünde Issız Bizde bir şey eksik. Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik Çökmüş birdenbire ağır: Bir kırık gülüşte Yitik Ümitsiz hatırlanır. Bulmak gibi tıpkı Karlar altında kayıp uzanırken ova Yolu kendiliğinden, Donmuş dallar esen ılık rüzgâra Çiçek açar çekingen. Aldanarak, unutulmuş Senin yolun ayrı, benimki ayrı Az sonra ikimiz de yalnız Kısa bir zaman için, saat beş suları İyidir beraber olmamız. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Dost
Dostumdu önceleri, Göznurunu kitaplara dökmek varken Avare gezerdi caddelerde. Dünya böyledir zaten, Kadın olmasın ara yerde. Bir varmış, bir yokmuş aramızdaki dostluk. Kızına kıl kadar olsun göz koysaydım, Derdim, buydu korktuğu. Odama uğramaz oldu, semtimden geçmez; Oysa bir ben vardım içli dışlı olduğu. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Dönme Dolap
Nerden niçin mi geldim Bilmeden bir şey diyemem, ya siz? Hem hiç önemli değil Geldim, yer açtılar, oturdum Girip çıkanlar vardı Zaten ben geldiğimde. Başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi Gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi Doğrusu anlamadım bir düğün dernek mi Sonra da kimileri düşünceli, durgundu Gidenler neye gitti doğrusu anlamadım Zaten ben geldiğimde. Bir lunapark mı bir konser bir gösteri Bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı Sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti. Bak dediler baktım pek bir şey göremedim Hem her yer karanlıktı Zaten ben geldiğimde. Benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede Nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde Çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele Kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan Az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken Zaten ben geldiğimde. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Duman Şiiri
Duman Bir dumanla dolmuş dünya Boğucu bir duman El yazması bir kitapta Bir hikaye okudum: Bakırcılar bir zaman Bir koca kazan yaptılar. Bakırcılar gece oldu, evlerine gittiler kazan kaldı dükkanda Sabah ola, aşlar pişe Sabah ola, o da gide Bakırcılar gittiler Kazan kaldı dükkanda. Kazan bekler Saatler geçer gece Bir büyücü gelir girer içeri Çalıp gider bu kazanı gizlice. Issız bir dağ başında Ateş yakar büyücü Yanma ateşim yanma Ateşin elinde mi? İçinde tılsımlı su Kazanım kaynama Kazanın elinde mi? Şeytan gelir, sorar Kaynattığın kazana Açlık, ölüm kattın mı? Kattım. Fitne, fesat attın mı? Attım. Kazan kaynar Kaynadıkça kara kara Bir duman çıkar Duman gider dağlara. Karşı yatan yüce dağlar Eğilin de duman geçe! Dağlar saf, çocuk gibi Kötülük olduğun ne bile? Dağlardan esen rüzgar Dumanı iletin hele! Rüzgar saf, çocuk gibi Kötülük olduğun ne bile? Duman aşar dağları Azar azar Şehirlere, köylere Duman uzar. Odalara, evlere Duman sızar, Gören gözler görmez olur Duman girer kıvrıla kıvrıla İnsanların kalplerine kadar. Göz gözü görmüyor bu zamanda Bu dumanı yok etmenin çaresi Kitap yazmıyor. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Dur Şimdi
Gezilerdi sevgilerdi içtenlikler Geldilerdi gerekirdi gitmeniz. Kaldı, hep siz Geri çevirdiniz. Düz duvar tırmanmalar Sözde nedenleriniz. Eşleri çocukları dostları Unutmuş gibiydiniz. Belli yaklaşmasından Bakalım bu, dinler mi Siz sahi hep öyle derdiniz: Dur hele, dur şimdi! |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Edebiyat Matinesi
Kaykılmış koltuğunda bir kız Çiğner çiklet. Bir oğlan dalgada, Geldiğine pişman uyuklar Bir başkası arkada. Hiç bulabilir mi beyaz evi çok uzak Uçurduğunuz kuş? Kılıç gibi keskin karlı dağ. Hiç yeri miydi açmak kalbi Bu çiğ ışık altında. Sizden önce birisi bir fantazi okudu, Kırdı geçirdi. Yayvan gülüşlerden ağızlar çok geç döner; Şimdi sıra sizde üzgün ağır, Ne güzel! |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Engeller
Sen benim engelimsin beyaza. Yaparim yikilir, Saldiran sularda silinen Kumdan kuleler deniz kiyisinda. Sen benim düsmanimsin degisen, Her seferinde ismin baska. Ama hiç tadi yok yasamanin Tam dogrulurken yeniden Tarlami sularin basmasa. Insaninla vur, hastaliginla yere ser, Sars beni paraca Her yikilisimda kuvvetim artar Isiyan köse er geç benim Sen benim geçidimsin beyaza. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Eski Sokak
Küçük ahşap bir dizi evlerdi On yıl önce o sokak. Sonra geniş caddelere çıktık Apartman - - sizden uzak. Çocuklar orda büyüdü Orda okula gitti, Komşunuzduk ama görüşemedik Hiç vakit yoktu. Sizdendik, yalnız biraz okumuş, İki kadın, bir erkek, iki çocuk Uykulu, acele bir karıkoca Bizdik geçen önünüzden başları eğik. Akşamları çanta, file - - yorgun, ağır Dönerdik eve. Bir hamal bile tutmaz, cimriler! Diye düşünürdünüz her halde. Bilmezdik, siz (Hiçbir şey paylaşılamazdı) Çarşılardan neler getirirdiniz (Herkese kendi telaşı) . Girer miydi evinize, yer miydi Turfanda bir meyva, iyi bir besin Kalın kağıtlarda çöplerimiz - - Çocuklar görüp imrenmesin! Açılan kapıyı hemen kapatmak Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri. Gelip gidenimiz olurdu ya Gülüşmeler bizden değildi. Kimi günler evdeydim Masada kağıtlara kapanarak. Ne de çok çocuk Sesleriyle dolardı sokak. Bir cami avlusunda kuşlarca Bunun sekiz, onun on - - duyardım. Ürküp kaçmasınlar, pencereden Yavaşça bakardım. Hadi ben çok sigara - - öksürükler Hele çalışırken. Ya gece yarısı, göğsü parçalanırdı O kadın, iki ev öteden. Bilmezdik kaç nüfus her hane Duyulurdu sertçe sesi bir kapının: Bağıran bir erkek boşluğa karşı Ağlayan bir genç kadın. Kimdin sen, karşımızdaki ev, Sarı ampul söner onbire doğru. Eğilirdim, havasız sokak - - Camlar kararırdı. Bitmezdi makinede dikişin, Kimdin sen, bitişik komşu? Üç yavrunla kalmışsın Bir tanıdık söylemişti. Kimsin sen - - sorsaydım hepinize, Gelirdi aynı yankı hepinizden: Sana mı kaldı, işine bak, Kimsin sen? Bilinmedi, ne çare, sizdendik, Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli. Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç, Düşündükçe o sokağı, o evleri. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Evin Halleri
Evin yalın hali İster cüce, ister dev Camlarında perde yok Bomboş, ev. Evin -i hali, sabah, Geciktiniz haydi! Uykuların tatlandığı sularda Bıracaksınız evi. Evin -e hali, gün boyu, Ha gayret emektar deve! Sırtınızda yılların yorgunluğu Akşam erkenden eve. Evin -de hali, saadet, Isınmak ocaktaki alevde Sönmüş yıldızlara karşı Işıklar varsa evde. Evin -den hali, uzaksınız, Hattâ içinde yaşarken Aşkların, ölümlerin omzunda Ayrılmak varken evden. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Evler Şiiri
İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar. İrili ufaklı, birbirinden farklı, Ahşap evler, kâgir evler yaptılar. Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu, Evlerin içi devir devir değişti Evlerin dışı pencere, duvar. Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde Kalbi kara insanlar oturdu. Gündelik korkuların çökerttiği evlerde O fıkara insanlar oturdu. Evlerin çoğu eskidi gitti tamir edilemedi Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi. Kimi hayata doymuş göründü, Bazıları zamana uydular. Evlerin içi oda oda üzüntü, Evlerin dışı pencere, duvar. Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü: Dışardan geldi bir tane, nar gibi, Arttı, eksilmedi. Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü: Kaderden eski fırtınalar gibi, Ardı kesilmedi. Evlerin çoğunda dirlik düzen Kalan bir hatıra oldu geçmişte. Gönül almak, hatır saymak arama. Evlatlar aileye asi işte, Bir çığ ki kopmuş gider, üzüntüden. Evlerde nice nice cinayetler işlendi, Ruhu bile duymadı insanların. Dört duvar arasında aile sırları, Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın Gözyaşlarıyla beslendi. Küçükler, büyük adam yerine evlerin kiminde: Çocukları işe koştu kalabalık aileler. Okul çağlarının kadersiz yavruları Ufacık avuçlardan akşamları akan ter, Tuz yerine geçti evlerin yemeğinde. İnsanların kaderi besbelli evlere bağlı: Zengin evler fakirlere çok yüksekten baktılar, Kendi seviyesinde evler kız verdi, kız aldı Bazıları özlediler daha yüksek hayatı, Çırpındılar daha üste çıkmaya Evler bırakmadılar Yeni yeni tüterken ocakların dumanı "Kadın en büyük kuvvet erkeğinin işinde" Erkekleri kaçtı, kadınları kaçtı Evler dilsiz şikâyet kaçmışların peşinde. Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı; Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı Ama size hiçbir hisse ayrılmadı Duvar dipleri, yangın yerleri halkı, Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar! |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Evlerle Savaş
Körükler cılız olmak Evlerin hiddetini, Evlerle savaşımız Savaşların çetini. Evler her gün yollar bizi dışarı : - Git, getir ! Emredilen ekmeği akşamları Alın terlerimiz getirecektir. Evler ezer insanları dağ gibi, Dışarıdan küçücük ! Çeker evler boynumuzdaki ipi : Taşı develerce yük ! Nedir anlamıyorum Evlerdeki hırsı : Cansızlarla birlik Canlılara karşı. Tencerenin azgınlığı başta. Sofralarla beraber : - Getir ! Dünya durdukça Tencere pişirecek, sofra eritecektir. Eşyaların azgınlığı tamam Hepsi evlerden taraf. Kopar musluk, kırılır cam Hiç yoktan bir masraf. Geri mi kalır kumaş, deri Onlar da zalim, kalleş. Alalı kaç gün oldu Eskir üst baş. Erzaklar halimizden anlasa ya. Anlamaz. Biter sabun, biter şeker, biter yağ Biter gaz. Bir yılan güneşlerde uyanmış "Ateş yak" der oda. Dışarda karakış, İstersen yakma. Körükler cılız olmak Evlerin hiddetini, Evlerle savaşımız Savaşların çetini. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Geçim Şiiri
Geçim Hepsini birden istemek Yersiz, Zamanı var Biz zengin değiliz. Duvara astım liste, Eksikleri yaz, Sıra hangisindeyse para olur olmaz... Ayda bizim elimize Ne geçer, şu kadar. Ayır önce kirayı; Günde yemeğimize Ne gider, şu kadar. İyi kullan parayı, Bu aylık bize yeter. Duvardaki liste... Kes üç kuruş ekmekten, Beş kuruş etten kıs. Sıra hangisindeyse Çarşıya gider, alırız. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Gençken Şiiri
Niçin ölümden bahsediyorsun Bu sevda nerden esti Şairler yazmadan önce Kimse ölümü sevmezdi Sen onlara bakma Geldin gidiyorsun Kimin var seni düşünür Bu yol deli dolu yürünür Yakındır iki büklüm Ararsın gençliğini Elinde fırsat varken Beğen beğendiğini! |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Gizli Sevda
Hani bir sevgilin vardı Yedi sekiz sene önce, Dün ona rasladım Sevindi beni görünce. Sokakta ayaküstü Konuştuk ordan burdan. Evlenmiş, çocukları olmuş Bir kız, bir oğlan, Seni sordu. Hiç değişmedi, dedim. Bildiğin gibi... Anlıyordu. Mesutmuş, kocasını seviyormuş. Kendilerinmiş evleri... Bir suçlu gibi ezik, Sana selam söyledi. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Hassas Terazi
Ben nerde a dediysem orda a önümde ibresi sağa sola kımıldayan terazi. Az uzağınıza gittiysem böyle daha iyi göresiz bir hafif yankı denizler ötede ses eder siz. Hep kendim için mi bazı şeyleri gizlediysem bilmeseniz başka dünyalarda a vardı görülür hesabı bende a dediysem. |
Cevap: Behçet Necatigil | Şiirleri
Heraklitin Suları
Ne zaman sokaklarda dolaşsam Okul, sinema, sergi Kullanıyorlar Bendeki eski benleri. Kalabalıklarda çoğalıyorum Hangisine yetişeyim şaşkın Tıpkı onun çizgileri Karşıdan gelen şu kadın. Bir küçük çocuk Yıllarca öncem Korkar mı gitsem yanına Çocuk, sen bensin desem. Üç delikanlı yürüyor Bir dört yol ağzında her biri bir yana Üçe bölünüyorum Yolların her birinde birim gidiyor. Biri eve derslerinin başına kitabı açıyorum Biri parkta bir sevgili bekliyorum Bir yerde çalışıyor üçüncü, okul dönüşü Gecenin geç saati işimden dönüyorum. Hey durun! diyorum, siz bensiniz, bensiz Nereye gidersiniz hey durun: Sessizce yürüyorlar benden habersiz Durmuyorlar o kadar sesleniyorum. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:39. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.