![]() |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Bütün Erkekler Ölür
Şair: Ahmet Oktay Çünkü gök sıkıntıyla ağar rüzgar buruşur, bir yaprak düşer ve kaçıyordur solgun mavilikte maviler ve al geyikler. İşte altın ve kara akıntılar: analar, yitirilmiş resimlik yoksulluk, o korkunç kadın. Susun, tümünün anıldığı gündür kara yağmur ve ebem kuşağı usulca bütün erkekler ölür. Kıpırdamasın insandan gelen sesler kamyonlar devrilir dağ yolunda. Rehincide kalan bir gümüş saat emanetçide unutulan bavul geçip giden gök taşlarıdır havadan ve selüloit mavilikten. Ey mermeri bozuk yalnızlık sanki kutsal bir avdır suskuda ve bir yakut parıltısıdır artık. Çünkü gök kanla ağıyordur soluk soluğa atan bir damar kalbinde hırçın denizin ve toprağın nabzında unutulmak gibi bir şahdamar. Ürperir aynı rüzgarla darağacı, çarmıh ve çiçek sussun yatakların fısıltısı avuçlarda parıldayan kehribar: ekmekli, zincirli ve başları eğik kadınların erkekleri geçiyordur. Ve üzgün deltası kısacık ömürlerin bir albüm, bir şarkı, bir çocuk. Hangi doldurulmuş hüznün yakutu çocukluk defterlerince soluk ki savaş alanlarında parıldar bütün koruluklardır ay ışığı ey ulaşılmayan dayanak aşklar elleri kanatan kesici ağıt. Hep unutuştur akılda kalan sıçrayan, yenilen ve ölen geyikler derdin eksilmediği kalem ve kağıt. Kısa ve kesin bir sözdür erkekler İspanya'da "Non Pasaran" kızaran kilise çanları katedrallere çöken gölgelik İtalya'da "Mamma Mia" işte avuçların dünyayı duyduğu kayalar sarkık bir bıyık Meksika'da, "Viva" Nehirler kurur, susar aşk ve en katı sözdür erkekler kıraç ve yoksul Anadolu'da. Büyük ve yeniktir erkekler söz dinlemez serüvenci çocuk su şırıltısında sayıklayan hasta ve deli bir sevgilidir sabaha kadar bulgulu, korkunç ve utançla. Yararsız bütün leylak ağaçları hiç bilmiyor erkekler doğan ve ölen çocukların hüznünü çünkü daha önceden ölürler. Çünkü gök ağıyordur kanla hep yenik yıldızlar vardır anı defteri, kum saati, savaş alanı bir yüz işte o kandır. Ey ışığını dağıtan kristal ölümsüzlük, ele geçirilmeyen gömü ayışığı denizle kendini sürdürür işte her şey geçip gitmede usulca bütün erkekler ölür. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Envanter
Şair: Ahmet Oktay Çok az şey saklamışım yaşamımda; ne bir fotoğraf var ilk aşklardan ne bir mektup, dostlardan beş on tane; şunları yazmış Stockholm'den Demir Özlü 1983'te : "rahmetli Çiğiltepe'nin oğlunu gördüm geçenlerde Helsinki'de, sürüyorum geçmişin izlerini" Hangi izlerin peşinden gittim ben içimde bir mahşer beklentisi ? Çok az şey biriktirmişim yaşamımda ; hiçbir andaç yok babamdan, verdigi mineli çakmağı unutmuşum bir Amerikan Bar'da ; ah umursamaz gençlik! Sımsıkı tutsaydım şimdi avucum ısınır mıydı acaba ? Yığınla not var ama masamın gözlerinde : şöyle "Üç Kör" başlıklısı: -Homeros, Milton, Borges-. İçgörü üzerine bir şiir yazacaktım belki de. İşte bir başkası : "Yolculuk" : -Odysseia, Moby Dick, Karanlığın Yüreği- Belli : Çıkış ve Varis ya da Baslangıç ve Son takılmış kafama. Demek ki yetişemiyor insan ne yapsa kendi tasarısına. Kitaplardaki kenar notlarında kalacak benim ardımda bıraktığım iz, anonim bir kimlik olacağım ; bir sahaf dükkânında yıllar sonra satılmış kitaplarımı karıştıran okur bilemeyecek satırların altını benim çizdiğimi, geçmişe ve geleceğe karışa karışa. İthaf sayfalarını da yırtmalıyım yavaş yavaş; yığınla düş kırıklığı, yanılış; yüzünü görmediklerim var, yazdıklarını sevmediklerim. Küskün ölenler oldu bana, kimlere küskün öleceğim ben acaba? |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Eski Bakır
Şair: Ahmet Oktay Bir çığlığın içinde yakalıyorum seni Kaç kez İstanbulsu, Parıldayan, ısıtan, yakan bir alev gibi. Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru.. Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı Tramvayların, vapurların sıkıntısı Yitmiş aşkların, yitecek aşkların Aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı. Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum. Karanlık etini kemiriyor, Vaktimiz kısa, Düşlerimizi kolluyorlar durmadan Durmadan kovuşturuyorlar Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum Suyundan içtiğimiz hayat çeşmesi, Yalnız-geceler boyu uzanan kadını bakırlarda Durmadan horluyorlar. Geyiğim, saklım benim Bakma arkana, ne olur, aldırma Onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk Horlandıkça aşkımız, derya. Vaktimiz kısa, Karıncalara, rüzgarlara, sulara dokunmak Uyanan toprakları bilmek gerekiyor. Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını Ağlamayı unutmadan Dövüşmeyi bilmek Tırnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor Sağılandığımızı, kollandığımızı bilmek gerekiyor Kapa tunç, kapılarını gece Soğuktan, kırgın, parasız milyon kişi. Geyiğim, saklım benim, Ölüm dayanmadan kapıya Sev, öp, yitir beni SİTE GENEL Yeni Şiirler (RSS) DOST SİTELER Sevgi Sözleri Aşk Sözleri Aşk Şiirleri Sevgi Sitesi Aşk Hikayeleri Seni Seviyorum |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Geç Saat
Şair: Ahmet Oktay Yorgundu. Düş görürken -ölmüş müydü ölüyor muydu? fidana dokunduğu an açıvermişti gonca- elinden düştü kitap kalem de şuydu altını çizdiği cümle: Kierkegaard'tan, 'Üzüntüm, kal'amdır benim' |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Gérard De Nerval
Şair: Ahmet Oktay Siyahın gezginiyim: Her gün daha derine Yanar akşamla caddede vebalı lambalar, Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine; Redingotlarıyla mumya gibi otururlar İş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman. -Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman- Demek isterim, alımlı kadının birine. Çünkü kanar "bir mezarda bırakılan aşklar": Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben, Avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklar O arayış: Kara güneş içimdeydi zaten. Gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna: Ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna, Korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar. Adoniram! Hançerle sınandı ustalığın Ve açıldı gül gibi Toht Kitabı'ndaki giz: Herkes iki'dir. Ben kimin öteki adıyım? Söyle: Bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz. "İçimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar" Ve "akıl ürünleri delilikten de çıkar" Kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın. Melek gülümsemiyor artık Öteki Anam, Çekil! Çünkü "siyah ve beyaz olacak gece." Ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam Sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine? Onulmazım. Çağcıl kentin yabanıl yitiği. Tek giysim vebalı ışıklarla melankoli, Bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan. İki'yim: Yakalandım sokakta çırılçıplak Ve giydirildim başkalarının sözleriyle. Ah! Karanlığa giren görür beyazı ancak, Hangisiyim? Biliyorum kimin gözleriyle? Ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi Yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi, Geçiyorum sokağı fenerle konuşarak Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Öğrenim
Şair: Ahmet Oktay Hocan Bedri Rahmi -renkli güneşler bir iki kalın sözlük nakışlı veremler ve doğurgan aşklar yerdi bir oturuşta- çok kalabalık bir halk yüzüyle öldü; haftada üç gün gezdirirdi sizleri Tophane'de. Kazıbilim'de çanak-çömlek değil bayat ekmek ve zeytin yamalı bir gençlik sahtiyan bir yalnızlık bulun diye. Ne yazık, esrarı ve trahomlu bir gözün düşman bakışını ilk tanıdığın yer Karabaş'ın mahallesinden tek desen yok defterinde. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Gölgeleri Kullanmak
Şair: Ahmet Oktay İşte bir ses geçiyor sıkıntıdan baksam pencerede yağmur da var, hani saçlarını ya da göğsünü çok ince bir hüzünle bezeyen. Oyuncaklar da var yalnızlıktan bir parkta ölümü güzel kılar, hani sarmaşıkça uzandığın yatakta durmadan aşıladığım sana. Hayır yaşamıyor suda o balık, bir yanıltı daha çiçek aldığım. Herkesin bebeği var odalarda ölüme ve daha sıkılmak için. Uzayan sakalım sabaha kadar uçup giden bir kuş koynundan, belki yanında bile olmadım. Eğildiğin sular da yalan salınıp duran gemilerle aldanma. Demiyorum hiç mi olmasın kokun, o yatak. Ben umutsuzluğun domino taşı şimdi açım, suskunum bak. Hele bir çağırsın kanın türküsü hele bir kıpırdasın kumsalda ağları ve renkli balıklarıyla halk, silâh tutarım dağlarda. Bu oda emanet, hadi uzan, şimdi ellerim de çok nazlı bir karanfille kanar. Sunduğum bu yalnız, çocuk ülke, bak, gece de göğsümde çok ağır, şaşkın değilim ama silahımı yitirdim. Gelsin leylâkların açma zamanı mümkün silâhımı halkımla bulmak. Hadi uzan özlemim kadar, bulutlar gidiyor, şimdi işim çoğaltıp gölgeleri kullanmak. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Kaç Kişiyiz Kendimizde
Şair: Ahmet Oktay Pavese, Malcolm Lowry. İkizlerim. Gece de sonsuz değil, kötülük de. Ben de denedim. Lav fokurdarken, gidip geldim delilikleri. Bin vampir besledim şuramdaki inde. Sövdüm ve şehvetle öptüm her Meleği; ah! Bilemedim. Kaç kişiyiz kendimizde Karabasanlar yaşattım beni sevenlere, bir hataydım, besbelli. İçimdeki ölümden içimdeki ölümden içimdeki ölümden ürettim her şeyi. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Kadınlar Çıkmazı
Şair: Ahmet Oktay Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın sıkıntılı ikindi yağmurlarında her yeni erkekten sonra daha erkeksin tuzlu inciler dolu kuş uçmaz mavisi gözlerinin. Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan şehrin korkusu büyüyor pencerelerde. Avuntusu yok erkekli yatakların ne olur gitme daha kaybolacaksın. Bir yanın şarkılar kan tutmaları öbür yanın. Gülerken iki kadeh arasında nasıl ağladığın anlatılmıyor. Ne olur bu kadar kendine saklanma. Sen kapalı, mahzun odalarda kırık oyuncaklara karşı bir çocuk. Ürperiyorsun denizin çığlıklarını duydukça dudakların kaskatı öpüldükçe neden? Kaç ölüm tasarlıyorsun çıkmazında belli, yoruldun kendini denemekten. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Kuş Mitingi
Şair: Ahmet Oktay Sonbahardan sonra ağaçlar Hep duman açar Ankara'da Saksılarda yeşil bir yalnızlık Uzayıp gider ev tutsaklığında Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz Ne gün kalır güneşin yüreğinde Ne şafak ne sabah Kar altında dilsiz ve sessiz Bir tohum gibi bekler baharı Taş üstünde topraksız çaresiz Sonbahardan sonra Ankara'ya dair Hep aynı sözler söylenir Ama yağmur Yine utanır yağarken Kar yine yağmadan kirlenir Sonbaharda sonra Ankara'da Yalnızca kuşların isyanı vardır Bakarsınız bir akşamüstü Bütün ağaçlar kuş açmıştır Ve gökyüzü meydanında Kuş dilinde bir miting başlamıştır Bir çığlıktır artık yaşanan Sözcükler yetmez anlatmaya Notalar fırçalar susar Çünkü mitingden sonra kuşlar Kırıp kanatlarını Ankara'ya ölüm bırakırlar |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:14. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.