![]() |
Ahmet Oktay Şiirleri
https://cdn.yeniakit.com.tr/images/n...tay-58c104.jpg Acı Şair: Ahmet Oktay Usandım taş basması günler yaşamaktan yalnızlığımı büyütüyorum korkunç yani bağırmak sana sulardan. Her gün yeniden ölmek elinden karanlık adamların yalanla, ekmekle, silahla. Üstümüze bakarken çağlar her çocuk başı okşadığımız suçlu bizmişiz gibi büyüyor avcumuzda. Gözlerinde bile deniz dibi gözlerinde ölüler askerler ve gemiciler halinde. İhtiyar yüreği toprağın buğdayı, elma'sı korkuda. Suskunluğum, utancım büyük sıkıntım kara. Gel dağıt mavini kör kuyular uykuma. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Anneler Günüymüş
Şair: Ahmet Oktay Pancurları dövdü tüm gece yağmur, şafakla açtım: dupduruydu gök. Çektim içime güllerin kokusunu, çoktan kesilmişti karşı koruluk yine de bekledim bülbül sesini. Kim bildi ki sözlerin imlemimi? Gözaltında olduğumuz koğuşta, Son firarda da enselenen Mansur şöyle demişti sıtma nöbetinde: 'nerde benim eski nefti kaputum? ' Unutmam, Haziran'dan gün almıştık, ürkmüştüm güllerin curnatasından: sözlemiştim okuldaşım Mehmet'le; sancır yüreğim hala, tutuklanmış bana 'Cemiyetin Asılları'nı verdikten az sonra Gençlik Parkı'nda. Bugün 'Anneler Günü'ymüş. Yıl olmuş şuramda pıhtılaşan yara. Bir gül aldım, zifiri çingene kızından; savurdum komşu köşkün terk edilmiş bahçesine. 'Yeşert' dedim her yeri. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Anı
Şair: Ahmet Oktay Yazdı gözlerimi yumduğumda, öğle sonrası; dayımdı dutu silkeleyen, çarşafın dört ucunda Dört kadın; herhalde komşu kızları; dedem de su çekiyordu kuyudan, Hamidiye'nin güvertesindeydi sanki, oysa abdest alacaktı birazdan. Ah! Sonsuz biçimler veren bize Bellek ve Zaman. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Aşı
Şair: Ahmet Oktay Bir balıkçının yüzü vapurdan inince gözümü alıyor öğle güneşi gibi, dokunup geçse bir serseri kuş ikindi vaktince incelmiş hüznüne anlatacak avsız mevsimlerin ve Çengelköy'ün tarihini. Sarhoşluğundan aymaz hangi ozan gücü tükenmez hangi taş işçisi derin bir solukla daha sağlığında yazıp bitirecek her şeylerin tarihini? Çok intihar kullanıldı tarihinde darağacına gitti ustaların ve ağularla sınandı ey şiir isyan eden ve olumlayan sözlerin, gülü darılttı, Nisan'ı küstürdü bir elmas sesi çıkaran özlemin. Tarih elbet gözlerindeki hipnozlu mavilik geliyor kardeşinin elinden tutmuş yağmur altında ta Bulgarya'dan. Ey bir su kaynağı gibi durmaksızın kendini damıtan, gözümü kamaştırsan da Çengelköy'de işleyen senin yüzün Niğde'nin elma bahçelerinde ve Ağustos derdermez Malatya'da pestil seriyorsun 61'de Cilo dağlarında rasladım ayazlamış sıla özlemine, gelecek yıl Kozlu'dasın. Bir gün sonu ağzımda çalkaladım tütün ve yağmur kokan yalnızlığını, çürüyen bir başak gibi yazık boğulmuş bir çocuk gibi korkunç gurbetçiliğine aşılandım. İşte aşılandığım öteki şeylerin: Durmadan çay demleyen fırtına gibi uğuldayan sohbetin, çakmaktaşı gibi dayanıklı yüreğin zeytin yıkayan ellerin çaparideki ellerin mavzer tutan ellerin. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Balkon..
Şair: Ahmet Oktay Yağmur çiseliyor! Akıp gitsin üstümdeki küf! Yakam bağrım fora. Üç duble votkanın beklentisindeyim; dört şiddetinde bir deprem! 'Mal ve can kaybı: dokuz gökdelen çökmesi ve üç kalp krizi'. Gündelik nefretin maliyetini kurtarmasa da fena değil. Yine de güneşlik bir yer istiyorum. Yeşillik bir yer. Herkes Kır'a sığındı. Kent'i bana, benim gibilere bıraktılar: Pisliğim, Çukurum! Hayalin ve Güzelliğin rahmi! Dört yanına yayıldım. Yatıyorum bütün mezarlarında. Benim gezinti alanım iki küçük saksı. Yetiyor bu gümrah arazi: Balkon, bahçe ve kabir: üst kattaki dul her sabah ve akşamüstü sularken çiçeklerini beni de suluyor çünkü. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Bengi İz
Şair: Ahmet Oktay Bir kahkahayla silkindim dalıp gittiğim mektuptan; yaşam hep böyle uyarır bizi, katıksız neşeye dönüşür altuni bir sesle en derin kederler; mutlu bir düşteymiş gibi zamanın dibinden gülümser, artık yanaklarından öpemeyeceğimiz sevgili yüzler. Budur odaya süzülen mehtabın, kurumuş eski çeşmenin açıklayıp durduğu bilgelik ve giz Sevinç de olgunlaştırır kalbi acı ve ayrılık gibi; süzülüp dibe çökeldikçe anılar anlarız ki çürüme ve tohum süreçtirler. Yine de yetmez zaman gecenin ve kitapların söylediğini çözmeye, kaç kent, kaç aşk terkedilmiştir; sinmiştir ölümler satırlara bir koku gibi; hep bir şeyler kalmıştır geride asla unutmak istemediğimiz Yüzyıllar içre konuşur farklı Yazılar, solar, yıpranır meşin ve parşömen bellekte kalır o bengi iz. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Beş Kuruşa Aşk Şarkıları
Şair: Ahmet Oktay Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda kalandı çok eski günlerden bir bana yetsin, hıncımı arttırsın aşkımı pekiştirsin diye sevince. Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde gidilmemiş bir saklı deniz sandım. Kıpırdamazdı yapraklar geceyle tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak bana neydi gülmeler, şarkılar otobüs durakları, alandaki kalabalık geldi durdu, alana merhaba dedim. Bir göz bozgundur yerine göre vururdu pencereme rüzgâr, ben hep öyle bir gözdüm çığlığını kendine saklayan. Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda, çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi apansız geliverdi sokağıma. Hıncım bana kalsın gayrı sen yalnızlığımı götür. Bana çay demlemeyi öğret elimi yüzümü yıkamayı, ağzıma rakı koydurma. Hıncım bana kalsın diyorum çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm bir barbarın vahşi ateşiyle, çünki yapılarının taşında onulmazlığım çünki şarkılar kanımın bedeli. En sevdiğim kelimeler gibisin örneğin öfke gibi hani bir zamanlar dağda ve sokakta açan. Örneğin umut gibi günde, gecede yitip durduğumuz zeytin dalını dal eden. Örneğin aşk gibi denizlerin üzerinde yürüten. Örneğin kavga gibi yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan kayaları yumuşatan kavga gibi. Denizler benim kadar kıpırdayamaz bak şimdi parklardayım bir çocuğun menevişli gözlerinde. Hüzünleri bırakmanın günü günü çığlığı olmak dünyanın, hüznümü iki kat ediyor ama gecede alnıma dayalı alnın. |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Beşir Fuat
Şair: Ahmet Oktay -Enis Batur'a- Gün doldu: Kendime bir aksisedayım Ürktüm hep hayalâttan. Aklım bana açıkla: Yırtılan zaman mı gülün yaprağı mı? Elinde buruşturuyordu validem. Kapatılmış ve leyli bakışlı mecnune. Ömrüm şimdiden "bir devr-i hüzün" ve kapkara matem: Dizdizeyim dalgın hayaletinle. Ufku sen misin seyreyleyen Darüşşifa'nın o tozlu penceresinden, ben mi? Vehimler ve cinnet korkusu bana mirasın. Ölü oğul da küçük, çıplak ayaklarıyla geziniyor sofada, çatının içindeki rüzgâr gibi. Ey hafıza! Kanıyor Ne varsa süzdüğün. Siyah zambak: Koridorlarında usulca açan o Cizvit mektebinin "Gecede yazmayı mutad edindim" daha o zamandan. Sırdır çünkü yazı: Candan doğar ve ayan ettikten sonra sır olur Nemsin benim öteki zamanlardaki çocuk? Bir hasım gibi mi büyüttüm seni kalbimde? Sözüm sana yine de: Kimi gerçek daha derin düşten. Düşler de geleceğe gönderir ve Yitik Söz dirilir okurun dilinde. Yaşamım! Doğrusun yanlış olduğun kadar. Bir diken gibisin içimde. Ah! Gülün yok. Doğ karanlığın devâsa rahminden de okurum hisset beni: "İntiharımı da fenne tatbik edeceğim: Şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini iptal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelân-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim" Zevcem! Kim kimin uçurumu? Her ağuş, ne yapsak bir serzeniş aslında. Metresim! Kucaklaştık ama daha bir kez buluşmadık. Tecilin dolmasını bekledim ben. Suret-İ Varaka "Ameliyatımı icra ettim. Hiç bir ağrı duymadım. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım" Ki "kâğıt dahi kanla mülemma" |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Bir Günün Sonunda Arzu
Şair: Ahmet Oktay Ne çok iz bedenimde senden: İki siyah haşhaş açtı düşlerinle ısırdığın omuzlarımda; göğsümdeki bu onmayan yara gözyaşının damladığı günden kalma; "Mutlu aşk yok" diye inildemişti Aragon, uçurum gibi parıldayan Elsa’ya. Ah! Zakkumsu ses; gümrah bir bahçe olsun isterdim, kederin ve deliliğin arkası. – Ne kaldı bana senden – demiştin, çürüyen güllerin anısı sadece çürüyen güllerin anısı. ah! Niye kesmedin uyurken bileklerimi? |
Cevap: Ahmet Oktay Şiirleri
Bir Portre İçin Taslak
Şair: Ahmet Oktay Gece bir geyik bahçesidir bazan ürkek, korkulu, nefes nefese, çünki hep birileri gelecektir hep birilerine gidecektir düşlerin ve şarapların üstüne. İşte düş de, şarap da bozgunda, tatsızdır camın önündeki deniz süzülen martılardan ne çıkar? Geldiler gürültüleriyle beşli, onlu bir cansıkıntısı. Hiç kıpırdamaz, hiç anlamaz çünki biz demek ben değiliz kuşun nasıl uçtuğunu bilmeyiz bir yeşilin ne olduğunu da. Bir geceye mi çıkıldı? Onlar da var yürekleri ve elleri nasırlı, kimseler bir şey anlatmıyor çiçeğe, suya, göğe ait nasılsa bir aradalar. Saatler ölümle bitişik ama bilinmez işte gidiyorlar mı? Gitsinler bardak ve sokak onun olur böylece. Bozulmuş estamp bir gökyüzüydü bazı adamlarla daralan. Böylece kalkar engel bir duyudur oturduğu yerde artık çocuklarla çocuk olan. Çıkarır salar mavi kuşları kendi göğüne kendindeki ormandan. Demek gittiler. İyi öyleyse duyabilir saatlerle ölümü, isterse eşkıya bir aşkla süsler bazan da acılarla onu. İskelede bir vapur vardır, o güzel iki kişi yeter dünyayı anlamaya, birinin ağlamasıdır herkesin ağlaması tutar yüzünü elleriyle siler. Ne olur geyikleri bahçede bırakın ne anlatabilir çoklar çoklara? İşte bir cam parçası, bir çakıl hadi gidip biraz yalnız kalın. Elbette kavgamız yine kavga elbette aşkımız yine aşk. Bakın, konyaklar içiliyor hüzünden yapılıyor denizler ama hadi, yalnız kalın. Bir çocuk mu ağlıyor? Duydu çünki bütün çocuklar ondan geçer kırık oyuncakları, kirli yüzleriyle Kamburunu çıkartır, usulca yürür en iyi böyle duyulur gece. Gece çoğaltılmış bir umudur sessiz vapurlarla, kısık ışıklarla, adamlar bir şey arar içkilerden kadınlar bekler yünleri ve hüzünleriyle. O da bir kadındır sıkıntılar yapan renkli kağıtlar ve elişleriyle. Elbette büyütür bir gökyüzünü el sallar gece otobüslerine, bir gazete alır, bir cümle yazar çünki herkes korkar yalnızlıktan ve her yerde bir intihar vardır. Kendiyle yenilir her hüzün bırakın geyikleri bahçesinde, birlikte söyleyelim teklerden koro 'her yerdeki intiharları durduralım her biçimdeki intiharları durduralım' Ama hadi, yalnız kalın. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:43. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.