![]() |
|
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak
Şair: Ali Cengizkan Taş düştüğü yerde kaya Taş düştüğü yerde gömülür bir boşluğa Hey nöbetçi, bu kör karanlığa Dokun, yansın ellerin, yansın ellerin. Ellerinden dudağına ve ağzına taşan o meyve Kırların ürperişi gibi gözlerinden her an geçen istek Gidiyorsan gidersin, odalar geride kalır Bırak şu ellerini, menekşeleri, ölümü; bırakırsın. Ölüm babamdı ceplerinden hergün birşey çıkan Küçük bir gönye, gül kapçıkları Paçalarında biriken çamur kalıpları İki ayakkabıydı kapımızın önüne konan. Aç avcunu, kayalıklara çarpan dalgalardan Ne kaldı işte buruşuk yanaklardan Hırsın, kösnünün, acının kestiği acılardan Suyla kesildi gitti dudağın kenarındaki tuz. Tuzun ve tozun kesiştiği yerdesin, sözün kırıldığı duvar Yansıtır kimlerin kaldığını iki ateş arasında Bir otelin pervazları kanar ve isiyle Gökmedrese kapısında güzelim bir nakış daha. Bakış ve dokunuş, o tılsımlı kuş, nereye gitti Nerde bitti kalemin yazdığı düş, dumanın Boğduğu gülüş, iki gözüm İki gözüm, sözüm bitti. Vatikan'da Roma'ya bakarak çırpınan ve bağıran körü Sıvas'ta minareden seyreden sağır duyar, Yine de dünya aynasına bakıyorum, iki gözüm İki gözüm, çıkartamadım yüzümü... Yanakları eğitim yanığı askerin avcundasın, Metin abi Yönün neresi, sağ yanındaysan söz ve kösnü Sol yanındaysan yine söz ve kösnü Eksik olmayacak, eksik olma, belleğimizden. |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Püskürtme
Şair: Ali Cengizkan Herşey yerli yerindeydi, masalar, sandalyeler tabldot tepsileri, tabaklarda yemekler Tütüyordu hâlâ. Kabukları soyulmuş bir portakal Duruyordu orda, üstünde bir kızın parmaklarının sıcaklığı yanında yarım bardak su havada gülüşmeler, çatal bıçak sesleri... Herşey yerli yerindeydi, ve kuşkusuz onlar da Toplamışlardı işlerine gelenleri ve gelmeyenleri, afişleri, pankartları, duvar gastelerini kırık camları, kurşun kovanlarını, sopaları kanlı bir ayakkabı tekini gözleri yuvalarından fırlayan gasteciyi. Herşey yerli yerindeydi, öğrenciler yemekhaneye döndüklerinde. |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Resim ve Behçet
Şair: Ali Cengizkan Bir resmin düşündürdükleri çoğunlukla daha büyüktür re- simden çünkü pembe yanaklı oğlan var mıdır yok mudur, güçlü ve pazulu tanrının yanında gıcırdayan bir kapı gibi duran baba belki kızıyordur karısının sırıtmasına ve kızgınlık, gönüllü bir esnaf gibi kendini durmadan ucuzlatıyordur. Bir resmin düşündürdükleri taşar çerçeveden, altındaki sehpaya akar yapışarak gönlün çekmecelerine, mineli tutmaçlara, sabun kokan kağıtların altına, sarartarak o kağıtları ne sandınız, naf- talin kokularını sindirerek içine, ben o zamanlar resimlerin için- deydim ne sandınız, benim de akardı gönlüm başkalarının res- mine, benim de dökülürdü saçlarım başkalarının göğüslerine ne sandınız ve çekmeceler açılırdı gönüllerle birlikte. Bir resmin düşündürdükleri farklıdır bir fotoğrafın dü- şündürdüklerinden, çünkü fotoğraf gerçeği vererek (sahi gerçek neydi, ne sandık) düşündürdükten sonra başladığından düş- lendirmeye, daha verimlidir zihnin toprağında, suyla yürüyen Erzincan'dır, suyla konuşan Amasya; höyükle apse yapan Gor- dion'dur, çağıl koşan Kalkedonya, boncuk boncuk mozaik ter- leyen Antiokya, uzak duran Ancyra. Bir resmin düşündürdükleri farklıdır bir resimden, şu söy- lediğim sözden, o resmin fotoğrafından,yaşayan tenden... Örneğin Behçet'ten... |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Senlere
Şair: Ali Cengizkan Yitik adalardan uçurdum son uçurtmamı. Güllerin kırmızısı, tek olsun, bir de beyaz, Niye papatya getirmezler anlamam. Son bir kokladım memleketin dağlarını, Kalmak istesem de artık kalamam. Son kez seviştiğim kırlarda o yaz İstesen de yapamam, isteme unutmamı. İstesen de yapamam, isteme unutmamı. Kırkbeş mi, bir gül daha, elli olsun, Bu yıl güller biraz daha pahalı. Kalmak istesem de artık kalamam, Düşün, bir yıl olmuştu onu tanıyalı Şimdi olurolmaz gözlerim dolsun, Kırlarda papatyalar ondan son bir anı. Gözlerini hatırladım, bal rengi, elâ, Yok sana demedim, eğreltiden koyma. Düşündükçe yüreğim ateş parçası Şimdi olurolmaz gözlerim dolsun. Saygı duruşu, sonra makinalı tarakası. Süsleme, şöyle basit bir paket olsun. Kolumda ağırlığın barut kokuyor hâlâ. Kızıl bayrakla rengârenk bir mayıs alanı. Bu yollar tıklım tıklım, gür sesimiz havada "Günlerin getirdiği baskı, zulüm ve kan" Saygı duruşu, sonra makinalı tarakası Anımsadığım kollarımda çırpınan can Dörtbiryanımız canlar, biz bayrakla ortada Kızıl çiçeklerle kıpkızıl bir mayıs alanı. "Teyzeciğim, geride kalanlar sağ olsun." Yüreğimiz senin yanında, toprakta. Son dem bakış, gözlerin kıvılcımlı, Kalmak istesem de artık kalamam, İstesem de yapamam, isteme unutmamı, Yüreğimiz filizlendi,yumruğumuz havada, Canların hesabını soracağız, and olsun. |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Solfasol Otobüsü
Şair: Ali Cengizkan Haydi gel, bir kere daha deniyelim, Mutluluk hakkını kaptırma başkasına. Solfasol otobüsüne binelim sıkışıktır, Yakın olmanı istiyorum bana. Asu gel, bir kere daha deniyelim. Bu otobüs en kalabalık, en coşkunu, Yollarda hemen her gün kaza, Ama olsun, biz yine ona binelim. Şöyle geç, hem biraz daha sokul, Duymak isterim o kızoğlan kokunu. Senin ellerin ne küçükmüş ki, Tuttuğun bir ölü gövde olmasın. Derin nefes al, geleceği düşün. Bilincini sık, yaşlar dolmasın, Senin gözlerin ne büyükmüş ki. Asu gel, bir kere daha deniyelim. Asu gel, solfasol otobüsüne binelim. |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Söyle Gökyüzü
Şair: Ali Cengizkan Acıyı kim neyler Neyler kasabayı şehirli düşünceler, Acı, yığından bir tel çeker gibi Kayıp gider götürerek kendi nedenlerini. Aşktır, acıyı kim neyler Peçe altında gezer sevişerekten, Ben çok gördüm çok gezdim çok sevdim Gönlümde sen olan kuyuyu bildim. Gönlünde kuyuyla acıyı kim neyler Süzersin acıyı gövdende bırakarak, Tortu atılmaz, yanık onmaz, toz yunmaz Çıkrık çalışır bir eğlentiyle. Kuyu kalır çölde bir olanak olarak Yer altı sularını birleştirir gibi Acı, katmandan katmana kuyudan kuyuya Gelenek olur ve alışkanlık yaratır. Çıkrığın gıcırtısı müzik gibi inler Kova deliktir lafolsun diye işte, Eskil bakışların tirşesi yeter Aşktır, söyle, acıyı kim neyler? |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Taş Da Çürür
Şair: Ali Cengizkan Böyle dedi kaya mezarını temizleyen Rüstem Usta. Taş da çürür. İncir kokuşlu dar sokakları aştınsa, görmüşsündür Kıyıda, küçük bir çocuk taş atıyor suya Taş da çürür. Eğil biraz, paslanmış kıyı babasına tutunarak sark Suyla rıhtımın birleştiği yerlere bak Taş da çürür. Kumsalda, çam tahtasını astarlıyor sandalcı baba Çocuk büyümüş; yüzmeyi biliyor, denizle oynamasını da Yüreğim çürümez; gözyaşları işlemez, kurşunlarınız da Taş çürüsün. |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
İan Anderson İçin Prelüd
Şair: Ali Cengizkan Bir aşkı şiddetlendirmek olabilir mi Bir sesi, bir bakışı, bir sarılışı Ayaklarımız yerdeyken ama, suda Ya da salda gidiyoruz ırmak ağzına Ağız dediysek o da bir çağrışım, içinde Hurma kokusu bir dil taşıyan, gökdil Gözlerinin renginde bulutlar gibi Durmadan yer değiştiren, ama yürek Bulur ya diğer yüreğin atışını, hızla Kırk yıl, kırk yıl sonra döndüğünde Çocukluğunun kentine, ayak nasıl Bulursa kendi yolunu, kuru dere yatakları Yasemin kokusuyla bulayıp alnını, aynı Rengin peşine takılırsa, keşfedememişti O an'a kadar onun o olduğunu, güzelleme Varlığını kaldırsın yataktan, sabah Serinliğinde ıslak verandada, çıplak Bedenden taşan ısıyı emdirsin taşlara, Tiz ve ince bir anı gibi akıyorsa da yaşam Neden peşinden gideriz adımlarımızın İzlerimizin, bizi önümüzde takip eden? Önümüzde takip eder adımlarımız bizi Flütünün ezgisi gibi ve çaldığında kavallı Ne zor, ne zor büyüsünden kurtulmak Bir aşkın, bir aşkın, bir aşkı anar gibi Peşpeşe taşlar, dokunuşlar, oynak bir kızın Topuğu kaldırıma basan, tozlu, sevgili Geceleri göğsümüzde seken, göğüsleri Basma entari altında iki tomur, baharat Küpesi gibi zümrüt gözleri, çıplak Bedenimize dikilir, kuru otlar arasında kendi Aranışını gerçekleştirir, inşaat tahtası oyun Dansederken, kendi parçalarını tutacak çiviyle Anılarını pekiştiren, anıların ve acıların çivisi Şimdi senin ezgin nasıl da iyileştirir Yarayı, bazen takılıp ardına imamla rahibin Kendi çarmıhını taşıyan bir mesen: Ey Halk, siz dilencilerim Koparıp parçalarımı Ruhumdan, sadakamı sunuyorum size, işte Sizi öldürecek küçük ezgi, minik nota, arsız Motifi tüm bir yaşam bestesinin: Aşk |
Cevap: Ali Cengizkan Şiirleri
Yaşamak Gibi
Şair: Ali Cengizkan -C.A. Kansu'nun anısına- Küçük şeyleri sevmeliyim, Dedem Ceyhun öğütledi. Çolak amcamın demlediği Bergamut tütsülü çayları, Zından demirlerinde akşam Karanlığı gözaltında tutanı, Ay çevrende dinlenirken Sürmeli kızımın bakışını, Dışarda elleri bahar, İçerde deli eden âşıkları, Simit yemeyi yürürken, Sevdiğimi sokakta öpmeyi, Bir çiçek duruşunda dimdik Kavgada ön safta gitmeyi, Tıkız bebeleri kucaklarken Doksanlık ninemce ağlamayı, Gülü, reyhanı, nergisi, Bir de maddeci diyalektiği, Küçük şeyleri seviyorum, Dedem Ceyhun yol gösterdi. Son ıpıl bakışında gördüm, Dedem ölümü de sevdi. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:40. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.