![]() |
|
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Topaç Kıssası
Şair: Enis Batur Nicedir gördüğüm, varlığının sessizliğine alıştığım, herkesin ona idiot de la famille olarak alıştığı adam geçen gün kızmıştı. Kaldırımın ortasında durmuş, gelene geçene sesleniyordu, ünlemle: 'Mecbursunuz! '. O tek sözcük, sonsuz bir ivmeye ayarlanmış bir topaç gibi beynimin içinde dönüyor günlerdir. Yenilmez kara kamu yasası bu: 'Mecbursunuz! ' İki ucu sivri bir bıçak aslında: Ya kabullenmeye yükümlüyüz, ya direnmeye. Korunmaya mecburum; komşum ilk kez haklı. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Tılsım ve Trajedi
Şair: Enis Batur Bir ucunda Trajedi vardı bu kalemin, Tılsım öteki ucunda. Uyuduğumda kim uyanıyordu içimde, hangimiz sürdürüyordu gündüşlerini, hangi yüzüm kanıyordu, neden bir ucu seçip sivriltiyordum da köreliyordu o an öteki uçtaki güdülerim, kalemin bir ucunda Trajedi, Tılsım benden yanaydı: Nereye çevirirsem çevireyim öfke doğuruyordu hüzün doğuruyordu öfke: İki ucunda kalemin ebabil kuşları taş topluyordu. Gelecek ardımda kalmış bir melek: Defterim dolmuş, bir tek hece taşım için karasız bir beyit oyalıyor şimdi beni. Köprüler, dehlizler ve tünellerden geçtim, oğullarım dağınık bir başkaldırı kavmi, kızlarım sonsuza ayarlı birer arayış tohumu, bu kadını sevmiştim: Koptu gitti dünyamdan, sönmüş fer. Bu kadını da: doyamadığım. Bir de onu: Yanıbaşımda fırtına gibi yaşayan, tül gibi ölen. Yalnızım artık, nasıl yalnız yaşamışsam gamlı bir şahinken. Defterlerim dolu: Yaklaştım, erişemedim Sancının ortasında, huzur kutbuna teğet, varacağım noktaya doğru ilerlerken ondan uzaklaştım belki de. Yandı canım biricik olanı kendime ayırırken, gün geldi içimde biriken ağu çekti benden dışımda biriken uyumu: Karanlık, sinsi, delici bir çağda kırdım tek tek elimdeki kelimeleri. Herşey geçti sonra, ben kaldım -- bir de bende bana direnen doğrular ve yanlışlar: Hassas terazi, dik merdiven, birkaç bozuk kum saatı, dilini unuttuğum bir pusulayla gecelerimi paylaştığım o tuhaf hayvanlar: Akrep ve örümcek, semender ve şahin ve ebabil kuşları taş topluyorlardı. Doğaya baktıkça içimde dinlenen tufan insana baktıkça kabardı; seyrek ve acemiydi kaçışlarım, yüzümü döndüm nerede yakıcı bir hal görsem, duydum ağızdan kaçırılmış bir heceyi bile, bir tuzak kazıp içinde salıvermek için mutlak bir av bekledim. Böyle başladı ve sürdüydü önümdeki katışıksız yokuş: Sandım ve inandırdım belki, gönlümü ve aklımı dağlamamış hiçbir işarete oysa inanmadım. Hazırdım her an kurduğum çadırı söküp yolcu çıkmaya, kaldım burada: İğne ve ağ, ipek ve masal, sis ve köpük arası yazdım öykümü defterden deftere: Aradım bulamadım altın anlamı, ama farkettim altındaki anlamı -- uyanıp kan içinde bir gece, sivrilttim öteki ucu iyice: Etrafımdaki nesneler cansız mı, kıpırtı dolu: Dokunsam kendi dillerine çevirecekler bende bildiklerini: Bu saatı ben durdurtmuştum, ben çıkartmıştım bu yüzüğü, bile bile kırdığım fanus ile bir başkasının kırdığı fanusu neden içiçe geçirmiştim? İşte masam, kurutma kağıdım, çocukluğumdan bu yana bana eşlik eden bir çift kemik zar. İşte duvardaki ölü resimler, yerdeki bu boz halı, başucumda yatağımın opalin bir lamba ve siyah deri kaplı derin defterler: Dokunuyorum ve dile geliyor yıldan yıla bu odaya sinen saf korku: Biraz daha arınmış ışık gerek bana, biraz daha koyu bir mürekkep, biraz daha felç sağ elim ve parmakları için, biraz daha zaman ve bu zamandan geçmek: Birkaç soluk boyu belki, belki birkaç çağ için biraz daha cüret ve korku, Tılsım ve Trajedi gerek. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ulak
Şair: Enis Batur Yıldan yıla geçerken hikâyeler topladım evlerde, çıkından çıkına doldum taşırdım hiçbir yere sığmayan ölüm dirim haberlerini, çıkamadığım yokuşları bağışlıyorum giremediğim çıkmazları : Doydum gezdiğim caddelerde kovandan kovana delik deşik götürdüğüm uğultulara. Bir kül ki boşuna : Ben unutsam, kimse hatırlamaz. Belki de yenilenmeli ağaçlar. Boyalar devşirilmeli mevsimin yapraklarından, haşarı erguvandan. Yepyeni fırçalar alınmalı çarşıdan, insan eliyle germeli bezi tahtaya : Herkes kendine görülmemiş bir düş aramalı. Sen, penceredeki suskun kadın : Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yankı
Şair: Enis Batur Her kelimenin iki anlamı olduğunu bilmiş, baştan beri üçüncüyü aramıştı. Ama bu bir şey değildi asıl aradığının yanında : Başka bir düzen olsun istemişti seslerin arasında, harflerle renklerin birbirlerini itmedikleri bir dengeydi ısrarla kovaladığı. Yıldan yıla dile yüklediği zalim işi dizmişti kafasında, ışığa ve karanlığa, sessizliğe ve uğultuya verdiği değerleri elden geçirmişti tek tek. Heceden heceye dörtnala ilerlemişti bakışı, cümleden cümleye tekinsiz bir başdönmesiyle geçmişti: Bir an boyu elinde tuttuğu kelime onu kavururken durmuş, gözlerini uzağa, sonsuz bir boşluğun ardında beklettiği sonsuz bir aynaya dikmişti. "Ben yoksam" demişti oradaki yüz, "siz bekleyin". |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yanlış Mesel
Şair: Enis Batur Bir zaman da böyle geçsin, pusula durmadan dönüp dursun: Şimdi neredeyim? Yüksek Düş'ün içinde, sarsıntı, soğuk ter, gırtlağımda bir güz mührü, neredeyim ki azalıyorum gecede, yükseliyor simsiyah kanım. Bir zaman da böyle geçti, pusula durmadan döndü ve durmadan durdu: Şimdi buradayım: Kâğıtla kalem arasında titrek, kararsız, bir sınır varsa beni benden ayıracak, tam da kanın mürekkebe dönüp kuruduğu yerdeyim. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yazma !
Şair: Enis Batur Racine yirmibeş yıl susmuş, jean, kime neden bu kadar küskün, kendisine neden nasıl bunca kitli tanrım nerede kırdığım kalem, bir uçtan ötekine yırttığım kağıdım dokularında parça parça bütünlüğünü arayan SESİM SÖZÜM Rimbaud, Valery, Svevo, Saba: Bir daha yazmam, tek bir mısra kelime hece daha yazmam artık, bir sonraki gelişimde mi, yazmam ne şimdi ne sonra, bir daha yazmam, diyor bulutlardaki koroya dek tek delen sesler, sözler, yastık sırılsıklam |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
İçbükey Sancısı
Şair: Enis Batur Yüzüm aslında hangisidir? Daha çok hangi çehreme, çehremde oturmalıyım? Öte yandan, herkes başka bir yüz arayabilir yüzümde, aramıştır, arayacaktır. Kaybolurken bulunuyordur asıl yüz. Böbürlen, ufalan, diz çök, hiç oturma, farketmez. Sen kendi dağınık hikayensin. Bütün harflerimin ortasında böyle dolanıyorum. Bir, yüksekte, ipin üzerindeyim, sanıyorum. Bir, yerde, sürünüyorum. İki doğrunun arasında paramparça, ama sürekli, yol uzuyor.' İçbükey bir dökümün 'içten' dolambacında ve sözün bütün uçlarında dolaşmak isteyenler için reddedilmesi güç bir davet. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
İlençli Ninni
Şair: Enis Batur Borges'in hülyalı masalını anımsadım, Ege'de bir sabah: Ben de Paracelsus gibi gülü küle dönüştüren ateşe yakarıp külü güle getirmek için arı, dayanılmaz bir çileye yatabilirdim: Dönesin diye ey kırılgan tay, kırıp belleğimde demir atan görüntüyü: Bir çift umarsız bacak silinsin gitsin gözümün dibinden, silinsin kömür gibi yüzün ve babanın deli gözleri, boğulsun seni alan acımasız deniz. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
İnri
Şair: Enis Batur Igne Natura Renovatur Integra Toprak içinden çatladı, dev bir zar düştü. Çorak, dediler, şimdisi, bu buzul, kuzey hüznünün, uzak olmalı, dediler, karanlık. Su ve ateş bırakılmalı, uzağın bir açıklaması olmalı, dediler. Çıkınlarında umutsuzluğu taşıyan üç adamı düşündüler, 'oraya' kovulan, deriye yazı işleyen yedi kadını düşündüler, susuşlarının acı bir tadı olan. Bir sabah güneşin doğmadığını ansıdılar, bir yabancının üçgen bir ışığa bürünerek geldiğini, çıplak denizi söylediğini, derin deri harflerini kıyıya dökmeğe gittiklerini kadınların. Ve zamanın, ölçünün olduğunu, herşeyin kankara ve boşyere. Kuyular açtılar ve derin gömdüler toprağı, yargıladılar yabancıyı, kırışık alnını yerdiler, şahdamarını. Kül istediler, mavi yoktur, dediler, kırmızı. Gök ufuğa birikti, dağın koptuğu yere, koyul. Toplandılar ve silik bir siMge işlediler renge: A İ S A I L I Uzağın bir açıklaması olmalı, dediler. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yokuş
Şair: Enis Batur Attar'ın öldüğü yaşa geldim yorgun, öfkeli; içimde belli belirsiz bir hızla sönen mum: Fitil bitti bitecek, yağ sürüyorum boşuna: Belki de yarın olmayacak, diyorum. Bu kehribar ağızlık, tütüne dadandığım yıllardan: Figen bulup seçmişti, gümüşün, minenin arasından; sayısız armağan aldım ondan yaşarken, ama bir tanesi beslerdi tümünü: Sevdim sevildim bu çirkin dünyada. Attar'ın yaşına geldimse, bilinmedik bir giz yok elimde: Öyle çok zaman yitirdim yaşantı kalmamış gerimde: Saat durmuş ilerlemiş farkına varmamışım; Dipsiz! bir hokkaya sığmış, seyrek, yokuş, şiirim. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yunus
Şair: Enis Batur Beş duyunun ucuna doğru, sonunda kavuştu mıknatıs. Dip derin bir perde çektiler, birlikte suyu ve karanlığı susturdular, herşeyin bittiği, herşeyin başladığı anda konuştular, biri gözünde kor ışık, öteki kuyudan bir ses : "Bir ben var bende, şimdi senden içeri" |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Yüzler , Altı
Şair: Enis Batur Onca çil, yaz güneşi.Mat tenin gözenkleri tuzlu su yollarına açık, gözleri balkıyor çıkarır çıkarmaz gözlüğü: Bir kahverengi, bir yeşil.Bu gri kök saçlar, bu çizgiler başlangıcı ve sonu belirsiz bir haritadan: ifadeden ifadeye koşan SİHRİLİ AYNALARDA görünüp kayboluyor acı, hasret, arı pamuk tutuşmaları. Kalın bir sözcük sizin yüzünüz okumayı bilsem |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:53. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.