![]() |
|
Enis Batur Şiirleri
https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/...1c20c0b86c.jpg Albino Şair: Enis Batur kaç gece kaç gün geçti bilmem; bembeyaz denizin üzerinden uçarı bir kabuk, uzun, arşa yükselen albino dalgaların savurduğu kör bir lekeydim: yorgun, korkusunu çoktan terketmiş, hem iki boşluk duygusu arasında sonsuz kuş, hem kuyunun dibinde soluksuz karanlık hayvanı, bekledim, kaç gece kaç gün geçti bilmeden çoktan geçmişken kendimden an geldi koptum hepten, çekildim uzaktaki bir noktaya doğru, içimden geçen eksen mi kırılmıştı, gövdemi tutan yay mı oynamıştı kökündeki yerinden bilemedim: kaçıncı gecenin sabahıydı doğmadı güneş, bana gönderilen tufanın ardından gelen siyah bir gündü, uyandım. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Amazon
Şair: Enis Batur Gecemden uykuyu söküp aldılar, yüzümden gamzeyi: Aynalara durdum günden güne, boy aynalarına serdim pozumu, vitrinden vitrine bir cinnet, gezdim: Mevsim sonu gelirken mankenler bile çıplak, tamamdı. Geceme uyku verdiler sonra, göğsümdem söküp aldılar kem yengeci: Gidip geliyordum ki eksik sisli aynaların içinde, duydum Yengeç'in kirbaçsıi sesini: 'Neslihan bir Amazon şimdi' |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ars Poetika
Şair: Enis Batur Hiçbir şeye benzemediği söylendi şiirlerimin, Wallace Stevens'a benzediğim, hiç kimseye benzemediğim, olsa olsa ``II. Yeni'nin devamı'', ``III. Yeni'nin ta kendisi'' sayılabileceğim -- ``delisaçması bir söz ve işaret yumağı'' denildi. Bütün bunlar bensem, bütün bunlar bendim. Yaktığım kağıtlar, fırladığım kürsüler ve çekilip dinlediğim kör mağarada söyleştiğim gölge, örümcek, alter: Kendimden çekilsem de, gelsem de kendime farkedilmedi: Ateşin içine söktüğüm el, gözümü ayırmadığım saat, insanlarla çarpıştığım seyrek günler ses ile kelimenin birbiriyle dikleştikleri yere kilitledi beni. Gençtim, çok genç -- şiiri düzen sanmıştım: Çileydi gözümde, arınma ve yurttu, terkedilmiş yüzüm için her an yanımda yürüyen aynaydı, gecenin kaynağında gövdemi dalgalayan simsiyah su, sanmıştım. Yıllar başka bir yol çiziyor tortuya. Şüphesiz şimdi de sanıyorum: Sehere duyduğum inanç arkamdaki koyu, hem delifişek uykudan geliyor belli ki. Düzen değil şiir, kargaşa değil. İki üç arası zamanı çelen uçarı bir odak belki. Belki zaman ender seslerin eşiğinde tuzak, kıvrılıp yatmış çıngıraklı bir soru, od noktasında, hançerede, yerimden her oynayışımda kuytudan çıkagelen koşnul bir yumak belki. Bir düzen değil ama - bekleyiş, zemberek, inatçı, koz, kaknus hep. Kömürden elmasa varmak için çıktığım yolda elmastan yola çıktığımı unutmadım: Yangınsa sonunda yazılan, orada yazacağım an gelmeli de. Birer kıvılcım olsun harflerim, her kelimemi yalım dili taşısın - öyle bir ateş ki içinde içimde tutuşmuş bir karanlıktan kana kanaya içsin herkes, istedim. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Aztek Yılı Biterken
Şair: Enis Batur Bırak, gelsin: ışık, ses, temas: Sen sis nedir bilir misin? Avlandığım ıssız akşamlar, kıpırtısız binlerce yaprak ve erketede bekleyen rüzgar hatırlıyorum herşeyi bir bir unutuyorum herşeyi: Bu gam, bu dövme, Ave Maria ve kuşların toparlanma çağı: Güneş batarken başını kaldırıp kısık gözleriyle gökyüzünü delen kadından kalmış bir bakış hızla akıyor içimden. Karanlığın sonuna gittim ben. Orada pencereler dilsiz kapılar sürgülüyken bağırdım: Yankı dönüp geldi ve vurdu yüzüme: Çöktüysem, tortu, dibime kimse sallanmasın artık. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Başka Yollar
Şair: Enis Batur Bazı yolculuklarımı Gece`ye benzetiyorum ben. Kendi karanlığımın, ama bir başkasının uykusunun içinde başlayan, gelişen seferler onlar. Kaybolmaktan, kayboluştan söz etmiyorum tam; aramanın, yaklaşıyor olma duygusunun çekirdeğinden eksik olduğu birkaç yolculuğun yanından geçtiğim oldu, ama hiçbirini Gece`yle, gecelerle örtüştüremedim bu nedenle (...) Dönüp, dönenip duruyorum olduğum yerde; gövdem, sıkıştığı köşede güç bela hareket ediyor, görmeyi henüz bilemiyorum gerçi, gene de yavaş yavaş sertleşen kafatasının dibindeki bir ekrandan hiçbirini teşhis edemediğim görüntüler ölçüsüz bir hızla akıyor.' |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Bekleyiş
Şair: Enis Batur Cehennem kimdir demiştiniz? Keder kuşlarını ben de gördüm Flütün ucundan bir oraya bir buraya Evet, biliyorum, herşey benim düşgücüm Şeyi, nasıl söylenebilir, bu kelimeler Böyledir işte: Tam tutacakken... Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün, Unutmam ben ayrıntıları, kimdi Hatırlayamıyorum tabii, ne önemi olabilir İsimlerin, evet yüzünü de getiremiyorum Gözümün önüne, eylüldü, eylüllerden Biri, cehennem kimdir diyordunuz? |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Beyaz Sayfa
Şair: Enis Batur Bir okur yakınıyordu: "Şiirlerinizde çok sayıda özel isim geçiyor: Yabancı kentler, insanlar, hatta bazen de kelimeler". Onu dikkatle dinlemiş, birşey anlayamamıştım. "Neden Bruges ya da Monteverdi'yi yabancı buluyor da, mürekkep ya da tılsım geçince o kelimeleri, anlamlarını, anlamlarının berisinde örtünen erden yüzlerini tuttuğuna bu kadar çabuk inanabiliyor acaba?" demiştim kendi kendime. Bruges'de topal bir at gibi gezdiğim günleri ve geceleri bilseydi o okur... ama bilebilir miydi bir şehrin her zaman bir şehir, bir kelimenin hep bir kelime, anlamın ortasında buluştuğumuz bir anlam olmadığını bilebilir miydi o yabancı okur? Eve dönüp masama oturduğumda bakmıştım: Şamdan, sigara tablası, kalemlerim, yorgun kabzalı birer tabanca gibi duran bütün bu eşya birer kelime olmazdan önce özel, herkes için yabancı işaretlerdi. Bir dolmakalem seçip bembeyaz sayfayı çekmiştim önüme: "Bir okur yakınıyordu: Şiirlerinizde çok sayıda..." |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Beş Gül
Şair: Enis Batur Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili, durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan. Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak, tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan. Başka bir el koparmış onları, benim elim bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim. bir de dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım. kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kağıt, seçtiğim kelimelerin arasında nedense mağrur, ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt, ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Bir Kış Meseli
Şair: Enis Batur Vur, vur, o an toparlanır katı düş, sis: Bir gül yarasıdır kılıcın eriyik gözde açtığı. Mevsim bitiştirir siyah lekeleri birer halka gibi kör zincire, ki kılıç bir yara daha açar düşe, vur, vur, toparlanır uykumun eş soluğu. Bir kış sabahı, buğu ve tütsü, 'deniz kıyısında bir çöl ülkesi'ne yol, at terkisinde bulanık bir bedevi kimliği geliştirir savruk bellek, kar arttırdıkça arttırır sabahı. Uzun, zorlu göç! Ben ki kim olmaktayım gün, gece, bitsin gün ve gece, daralsın soluğum bir umman kafeste! Vur, o an toparlanır katı düşün bağrında kesintisiz sürgün yazısı; vur ve soğumadan gönder: Kim bilecek kim olduğumu. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Çift
Şair: Enis Batur Pus, sis, alaca bir tesbih saatler, çeviriyorum. Bir düğme açıyorum yakamda, bir başka düğme kapanıyor, çıkıp yürüyorum nisandan nisana doğru. Düşüyor işte dilimdeki tetik ve havaya çiziyorum sesleri, sessiz harfleri bomboş bir çiviyle. Bir düğme açıyorum yakamdan, bir düğme daha açıyorum: Tutup kökünden söndürdüğüm geceye fırlıyor apansız bir kuş sürüsü. Kedimin gözleri gecemi aydınlatıyor. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Damla
Şair: Enis Batur Zaman, dolmakalemin kustuğu mürekkep damlasında biçim alır: Islak, aldığı ışıkla canlı, geçip gittiği kurumasından belli. Etkisine gelince, kapladığı ilk, kesin alanın etrafında, neden sonra kağıdın dokusunun emip yaydığı bir hale belirir ya, bellek herşeyi biraz tutar biraz büyütür. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Deja-vu
Şair: Enis Batur Takvimin, ağır, kadınsı dönüşünde hayat musluğuna biriken anları paylaşamıyor insan kimseyle : Ne coşku, ne buruk tad, bir lokomotifin ardına taktığı iki som düş vagonunu geri geri koyağa söküşünden sökün eden o yabanıl, unutulmamış duygu ve her sabah, aynı pencereden aynı gözün aynı görüntüyü bulup retinede doğurduğu yumuşak ayar: Saf beyaz dumanın seke seke kurdugu bulut dansından her zaman yaşanmış bir tüy doğuyor |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Duman
Şair: Enis Batur Gümüş düşlerimin içinde dolaştı geceden geceye iri göğüslü Tatar kadınları ve köpük köpük bir at,saçakları dövdü yağmur,saç damlarda bir akordun merdiveninden aşağı yukarı tırmandı durdu piyano, eylül müydü yoksa eylül ile ekim arası kimsenin henüz tanışmadığı bir ay mı: Bir odada sigara dumanı ve sessizlik, toplanmıştık Vladimir,Sergei ve ben, ne anlamsızdı intihar etmek, etmemek. Dolaştım gümüş bir uykunun içinde peşisıra yabanıl beyaz kısrakların, geçtim hızla kundağımın ve taşımın önünden, gördüm:Bir odada yapayangın, toplanmıştılar deldiğim Zaman,sigara dumanı, namludan çıkan mermi- uyandım,durdurtacakken: içimde çarpışan iki tren. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Düşük Ninni
Şair: Enis Batur Beli bağlanmış anneler babalar için de bir ninni düşmeli; Abélard'dan Heloise'den sözetmeden yumuşak, umutsuz bir nota bulmalı Doğuma muska kurup karayazı kırmadan çocuğun olması mı ölmesi mi diye sormalı; Ey tohum tanrısı! Temsili bir çocuk için de düş yatağında uykusuz kadınlar mı olmalı ? |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Edip Cansever İçin Requiem
Şair: Enis Batur Sizin için kokladım gülü, durdum yürüdüm düş tutup uyku kırdım sizin için baktım bakılmaması gereken anda bakılmaması gereken birşeye, sizin için susadım ve içtim bu gecikmiş kanı, bütün çanlar sustuğunda sizin için dokundum çoktan terkedilmiş bir kampanaya diktiğim selvi kurduğum saat kırdığım bardak sizin için |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fal...
Şair: Enis Batur Eşiğine dayanıp seyirdiğim cansız doğa: Bir çingene geldi gece, ellerimi açtı ve uzun, dingin bir yağmur düştü yüzüne: 'Her şey geçer sen geçmezsin'. Güldüm, katıldım: Bilmem mi kuytudan beslenen yorgun tekliğimi: Ben amansız çatlak, sudan ve çıradan çıkma yangın lehçesi: Her şey geçer ben kalırım. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fanus
Şair: Enis Batur I Bu güller benim için mi açıldılar, Bu güller sizden bana açıldılar delindi ufkumun karanlığı, günüm gecemi eritti baştan uca, üstünde bir fırtınaydı bana kanat geren, tenimdeki bulutlar esmer, içimdeki kem taş paramparça : Bu gülün durmadan, elim yüzünüze görülmemiş bir cennet çizsin : beni kendinize Âdem seçin. II Pencereniz sıkısıkıya kapalı, kapınızda Dilini kimsenin sökemeyeceği bir sürgü, Kokunuz damarıma dayanmış kama, süngü Bakışınız bana erişecek olsa, dilinizden kan toplasam, göğsünüzden bahar ve yaz, kasıklarıma sağanak, inin, kasıklarınız loş inim, bir dokunsam : Açılsanız ağır ağır : Hayat ağır, Ölüm uğrayıp doğru zamanı kolluyor hep, ikisinin ortasından çıkın gelin çıkagelin : Beni kendinize bakır tenli at seçin. III Benim bahçem nicedir yekpâre çöldür, Tohum olup düştünüz : Tek tek her kum Tanesi rüzgârı denedi, döndüler havada, rüzgâr onları savurdu, gittim kentlere ektim ruhumu : Kederim tuttu topraklar. Döndüm geldim buraya, sizden bir serap doğmuş – ben gayrı ayrılmam kendimden, güneşim akrepler için gurur, gecelerim yıldız takımadaları, kapanırım üstünüze derin fanus, soğuk sıcak kesilir : kendinize beni büyük Prens seçin. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fol
Şair: Enis Batur Hangi kapıdan girsek bir üçgen kuruyoruz seninle ikimiz sığamıyoruz bu odaya, bir fol düşlemek gerekiyor kesintisiz ötekine. Uzaktaki bir dost, yakındaki bir eşya, içimdeki kangren yaklaştırıyor kafandaki duvarı kafamdaki duvara: Ne yapsak toplanıyor, benden çıkartıyoruz bağrımızdaki seni. Le Rouge et le Noir: Aradaki romans farkı bu. Üşenmesek yakmaya sobayı, bir çay demleyebilsek uzun kıvrak geceye, huysuz uykusuz sevinebilsek ikimizde azalan kırbaçsı yalnızlığa... Şimdi kar yağsa, üşüyorum desem, eldivenim atkım olur musun? |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fugue V
Şair: Enis Batur Bu çocuğu hemen aldırtmazsam 'İşaretleri bunca sevdiğine göre ona yorulmadan işaret vermeliyim'. Nasıl yorulmazdı: Kapısına götürüp bağladığı beyaz at, aynı gün içinde postaya attığı binbir mektup, beklenmedik gecede beklenen bir güneş olmak - verdiği her işaret hayatında birikmiş büyük bir imgeyi söküp atıyordu ondan. Kadın doymuştu oysa bu duygulara. Beklediği işaretler değil işaretlerin işaret ettiği yere çağrılmaktı. Olmayınca o da yorulmadan işaret verdi. Nasıl yorulsundu ki: Adamın çakmağı bitince onu değiştirdi, gömleğine sinmiş kokuyu benimsedi, istedi ve isteklerini onun istediği kadar göstermeyi öğrendi, kabul etti. Yalnız kaldığında düşünüyordu: 'Bu çocuğu hemen aldırtmazsam, onunla ölebilirim.' Zaman geçiyor ve çocuk büyümüyordu oysa. Neden sonra içinde kaskatı bir ur olduğunu farketti ve onu sevdi. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fugue Xııı
Şair: Enis Batur Zaman da değil Gidilebilse, ne çok iz kalıyor geride. 'Belki zaman', diye düşünüyor adam: 'Zaman eksiltebilir birikeni'. Oysa ne zaman, ne de ona benzer şeyler - ona benzer şeyler? - silebiliyor mekana sinenleri. Eşyalar değiştirilse de, yeni badana yaptırılsa da değişmiyor ağrının kurduğu sıra: Değişmiyor çünkü sokak adları, değişmiyor şehirler ve insanlar, dünden bugüne inatla yürüyen inatçı mantık: Her mevsim, her dolunay, yağmurlar, bahar aldatmacaları, her kuyu, her kule, her balkon, kadehler, mumlar, köpükler, her kırmızı, her siyah, her gri, her uyku, her düş, her uyanış - yer etmişse - aynı çiviyi isteyen bir delikte tıpatıp zonkluyor. 'Zaman da değil', diyor adam, kimse yokken, yüksek sesle. Yeni bir iz kalıyor orada, o an. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Fugue İv
Şair: Enis Batur Ben daha yokum 'Sizi kendi şehirlerime götürmeliydim' demişti adam. 'Kendi sokaklarıma, çıkmazlarıma, durmadan taşındığım, hiçbirini unutmadığım evlere'. Donmuş gibi dinlemişti. Saydığı şehirlerin hepsini su ikiye bölüyordu. Andığı sokaklar hiçbir rehberde kayıtlı olamazdı. Evlere gelince: Onları belki unutmamıştı, ama bir daha uğramadığı nasıl da belliydi. 'Ben yokum' demek istemişti birden, 'ben daha yokum'. 'Bu ev, bu sokak, bu şehir bu şehri ikiye bölen su daha yok.' Çoktan susmuşlardı oysa. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Giz Ses
Şair: Enis Batur Bir rüzgarda buldu seni bir rüzgarda yitirdi, penceresinden baktı sine sine yağan uçarı yağmura ve essin dedi, bir daha essin, sen çünkü bana eşsizsin, gökyüzünde karmaşık bir sözdizimiydi kurduğu esin perisinin - çekti sinesine koydu bulutlardan bir tortuyu, uzan dedi, uzan Enis, tam bir gece için biriksin sesin. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Gönderi Mesajı
Şair: Enis Batur Seyrek başdaşlar, hayatta ve / ya tefekkürde (âdemoğlu şiirde yalnızdır) : Krisis bir sözcük değil. Birinin içinde bir başkasını hem de birinden ötürü başkasını yaşıyoruz. Bir değerler bunalımı, çünkü bir yalpalanma içinde çalkalanan şu yarımadanın, eninde sonunda, Kakania'dan uzun uzadıya farkı kalmamıştır. Bütün elimizde kalan: Uçuşu sürdürürken korunmak: Korunuyorum, öyleyse varım, olacak mıyım? |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Kaynak Meseli
Şair: Enis Batur Ağacı derisinden sıyırıyorum. Bir iklim gelgiti içinde gelişiyor günün çıbanı: Kor siyahın bünyesinde çoğalıyor meşin derin deri izi. Bu neşeyle kanı denetleyen yaşlı çocuk umutsuzluğa çiziyor etin eksenini. Coşuyor, ürküyor belki, usulca yayılıyor ateşin, yalımın katsayısında. Soruyor: Gneşin sızdığı çatlakta mı ışık? Başka bir kaynak mı yarımadadan suya doğru başınabuyruk? Bilinmeyen onuruyla karşılaşıyorum keskin anların. Tenha gün gecenin girdabından açılan pencerede patlıyor. Ağrı taşıyorum uslu ve usta, büyüyor, taşıyorum göksel iliğinden kırmızının. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Kelime
Şair: Enis Batur 'İnanılır gibi değil: Bir kelime arıyoruz şimdi'.Kıyıya yaklaşıyorlar 'Bakma sen: biraz efsane, birazda serüven var işin içinde'Gözü dalmış 'Boşversene, birazda gerçek var '. Düşünüyor da doğru: aslında aranılan kelime: ANLAM ortadayken adlandırıyoruz onu. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Kırkikindiler
Şair: Enis Batur 'Bu sarı, tok tütünü senin için ayırdım; senin için soydum domatesin kabuğunu, senin için dildim, tuzladım'. 'Senin için perdaha çektim içimdeki hayvanı; gövdemi yaya, burguya aldım senin için. Bu koku, bu kor, bu gemsiz istek senin açlığın için'. 'Toprak suya doydu bu yıl, ben sana daha doyamadım', diye sürdürüyor kadın, içinden. 'Yüzündeki gururlu umutsuzlukla içimdeki doludizgin kısrağa katıl'. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Le Rouge Et Le Noır
Şair: Enis Batur Eskiden bir bahar vardı, lavta ve arp, düşmezdi elimizden Le Rouge et Le Noir; üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven, atkıydı kollarımız engerek soğukta, karakışın ardından çözülürdü yumak: Tuz ve tütsü, kül ve duman, kelimeler, sesler ve tınılar ve gece: Gecenin sonunda ışık vardı. Le Rouge biraz daha kanadı sonra, Le Noir koyuldu biraz daha: Aynı çıplak at gelip sırtına aldıydı zamanı. Bir soru sorulsa, yanıt yerine yeni bir soruydu ağzımızdan çıkan, mağrurdu yüzümüz hala, ama kopmuştu bakışımız bizden: Ufukta seyreden dümensiz gemilerdik, bekliyorduk fırtınanın çökmesini üstümüze. Sancılandık böylece ve doğurduk yıldan yılı: Erkekler suskun ve kavruktular, bir düşün pesinde yenik. Sokulmuştu ağır ağır kurdukları imge ağı, çatlaktı sisli gözbebekleri. Kadınlar mı getirdi bu korkulukları, bu bürümcükten erken doğum kefenini, onlarla mı büyüyüp kurudu diktiğimiz ağaçlar? Eskiden bir bahar vardı, eskiden içimizde başlayan. Jim Morrison, Hendrix ve John Lennon yoktu artık; yoktu ``Göğe Bakma'' durağında şemsiyesiz bekleyen yağmur kadınları. Herkes bir 35 yaş şiiri yazdı kendi eksik hayatından, feşedeceğimiz dünya inanılmaz bir hızla geçmişe doğru kaydı: Üşümüyordu kimse şimdi, yanlış koruda düdük çalıyordu bekçiler. Eskiden bir bahar vardı, flüt ve keman, Le Rouge biraz daha kana, koyul biraz daha ey dipsiz Zaman. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Mehmet Hamdi İçin Tırtıl Ninnisi
Şair: Enis Batur Süte ve geceye tutsak aç uykusuz koyunu karanlığın: Gemiler dalmış gidiyor açığa, Tarancı ki karamsar bir dede ilk atışta vuruyor imgeyi: Bir sebep değil, belki neticedir gece. Mehmet Hamdi: Oturmuş iri badem gözüne uyku, sallanıyor saatin iskemlesinde iki kez söylesem mavi tırtıl bir ninniyi, söyle, artar mı ipek düşüne kana kana kanamadığın özsudan bir damla küpe? Süte ve geceye tutsak atılgan çocuk, kırılmaz bir inadın tartısında dur da nasılsa çözül: Uyusun sultan annen, uyusun ki al götür şu kalemi ceylan Yusuf'a: Başlasın dondurduğun yerden buzul sözüne gergin kanadın. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Mor
Şair: Enis Batur Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir, tortulaşmadan, kaskatı? Rüzgarın sürüklediği ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım? Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak. Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı? Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş? Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden, göğe doğru alçalarak. Akşamın basamaklarına yönelirken, gökte mürekkep balığı. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Negresco,1915
Şair: Enis Batur Denizin karşısında taştan bir ironi. Lüks bir otel olarak yapılmış burası, Barış'ın sonunda. Şimdi başındayız Savaş'ın: Tek bir kişi kalana dek sürecekmiş gibi uçuşuyor top mermileri uzakta. Uyuyamıyorum geceleri. Odaları dolduran inlemeleri dinledikçe, ağrının terk ettiği bacaklarıma bakıyorum mum ışığında. Bu kış daha sert geçecek diyor kepenklerin arkasından homurdayan deniz. Biliyorum konuşmaz deniz, gece konuşmaz, kelimeleri yoktur ölümün, yalnızca Hayat seslenebilir, seslenecekse: Balo salonunun köşelerinde kalakalmış birkaç neşeli tını, yatağımın altında gizlenmiş nefes nefese aşk fısıltıları, koridordan sessizce geçen kat görevlisi şimdi beni dindiren hemşire. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ortak Bir İşık
Şair: Enis Batur Bekledik, gelmediler. Açtık pencereleri, kulak kesildik seslere gündüz ve gece, taradık tek tek istasyona inen yorgun yüzleri, ufuktaki lekelere ayarladık dürbünü: Bekledik, kırık, gelmeyeceklerini anladıktan sonra bile. Görkemli geçmedi günler burada: Sıradan, sade, dingin anlar kovaladı sıradan, sade, kekre anları: Yoktu büyük fırtınalar öyle, büyük büyüler kurulup çözülmedi bu yaz: Her zamanki nedensiz hüzünler, çocukların şaşkın falı, biraz tatilde kasaba sosyalojisi, biraz başi boş konuşmayla döndü takvimler. Gözümüz yoldaydı gelmediler. Odalara çekilip şiir okuduk içimizden: Seferis ve Montale, Akdeniz dolu dizeler, hepsi genizden. Durup dururken yürüyüşe çıktık akşamları, durup dururken sustuk yakalamıs gibi seyrek bir anlamı, dağ köylerine çıkıp bir gün öyküsünü dinledik süngerci oğulların, unutulmus bir kadınla konuştuk bir başka gün, tansıklar izledi birbirini sonra: Bir atmacaya baktık uzun uzun avının gözünden, sağanak indirdik kavruk mevsimin ortasına, bir yangını söndürürken bir başkasını başlattık: Durup dururken gelebilirdiniz, bekledik. Hazırdı sofra: Semizotu ve sarımsak, elimizle topladığımız kekik, incir, nane: Hazırdık sürdürmeye telaşı ve coşkuyu bıraktığımız yerden. Geçmişin nasıl geçtiğini, nasıl geleceğini geleceğin soracaktık. Dinmezdi ağrı üstüne gitmedikçe, açılmazdı bu koyu sis tutmadıkça kökünden ortak bir ışığı, içinde olacaktık içimizdeki korkunun: Bekledik gelmediniz. Eksikti önemli bir şey, başladığında dönüş, bavulu kapatamadık. Döndük odalara baktık yeniden, aradık taslık ve hayatta: Neydi yitirdiğimiz anlayamadik. Yarım bir duyguydu belki, belki sürüp giden bir gündüşü, kendimizde beslenmiş, ötekinde sönmüş bir ateşti belki de, eşiğine dayanıp göremediğimiz: Bekledik, gelseydiniz. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Oruç
Şair: Enis Batur Bir tabak tarhana koydu önüne, bir avuç maydanoz; parmaklarını tuttu, bileğini, kolunun içini öpüp bıraktı, soğanı kırdı, böldü ekmeği ve bekledi: Zaman hızla içine akıyordu. "Bu seferî gövde sana birikti" dedi, duyulur duyulmaz bir sesle. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Rahim Meseli
Şair: Enis Batur Bir de gizli duyusu var Zaman'ın orada sınırsız bir genlik kazanır anlam ardı arkası yoktur çünkü oyun sonunun ki yılgının önünde bir sar'a tutar insanı: Orada, aralık bir gözden sızan, ilk, korkulu ışıktır mermerin kof yüzüne düşüp dönüşen. Bir tek yaralı köpek, dışarıda. Uğuldayan sabahın gelip pencerede dövdüğü buharlı kasidenin içinde kıvranıyor oda. Devriliyor buhurdan, yayılıyor ağır ağır kokunun koyu mührü, neşterin gözünde çakıyor sarsıcı şimşek - damara doğru kararlı adımı ölümün. 'Ses ve soluğum şimdi, Gün'e ve Gece'ye katkı. Belki nedensiz bir ürpermeyim, kırışık evrenin taş çekirdeğinde. Görkemim belki, arınacağım kargaşayı beklerken. Sayısız pencere, sayısız çığlığın içinde gitgide ürken engerek koridorda balkıyıp duruyorum. İşte çatlayan duvarlarım. İşte can kolladığım seki, basamak, kanlı düzlük. Sonradan yırtılacağım et, işte. Burada, kül beyaz bir sarnıcın aldatı duyarlığının ortayerinde- hep ve aralıksız burada, zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim artık' Bir de ben. Ne kadar dışrak görünsem o kadar içrek gözüm. Kırdığım kilitte, sızdığım bir dilim çatlakta acımasız bir ezgi duydum hep. Mesihli çörtenlerin altında tanrının kiriyle yıkandım. Gün geldi bungun, çökelek, oradan oraya savrulan dumanın içinde dural bir kimlik aradım. Oysa kufi yazısı yazgının hep geleceğe erteledi sesimi: Bir de orada, Zaman'ın gergin bir boyutu işlediği öte-gövdede hızla aramak kaldı seyrek kantaşını, seyirttikçe yaralarım derin derimden. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sahici Sanrı
Şair: Enis Batur Sabahın eşiğinden devriye gözüm karşı tepeye hafif, uçarı bir hızla süzülürken vurkaç bir duygu tırmanır sırtıma: O mor, etli ışığın içinden madde kıpırdayacak sanırsın. Güzel yağmur, kıvrak yağmur: Duru bir sevda sonrasına kilitle beni. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Salgı
Şair: Enis Batur Her yıl, ağustosta. Bu büyü işte, kısaca allegro diyorum ona ben: Hem zarif, hemde kaba oluyor ağı. Hem zarif, hem de kaba nasıl olur derseniz, bakın: ince dokuduğu için zarif, uzun uzadıya çalışmadığı için kaba. Köşeleri sever çoğunlukla aşağıda dokur ve ağın dışına çekilir. Nereden mi biliyorum bunları? Eskiden örümcektim ben. Her yıl ağustosta. Yalnız kalınca rahatlarlar: Kadın eli dolaşmaz dolaplarda, duvarlarda. İpin ucunu kaçırıverirler tabii: Ekmek kutusu, ilaç çekmecesi, abajurla ampulün arasında büyük trapez yaşanır bir ay boyunca. Bu tutku işte, onun adı andante grazıoso aslında. İnce, ipince dokur, bilir av için önemini ayrıntıların. Eskiden örümcek olmasam bilmezdim bütün bunları ben. Hayır, zehirlileri pek yaşamaz burada. Geçen yıl rastlamıştım birine, çoktandır açmadığım piyanonun kapağına sokulmuş, Fırtına'nın ilk notalarıyla kıpırdayınca gördüm onu: Siyah, diyez, attaca diyordum bu örümceklere ben, (bir tuhaf gülerek) 'ölüm gelecek' benim 'gözümden bakacak'. Korku mu, taşkı mı, ikisinin arasında bölünmüş bir yangın mı, kapağı tak kapatmıştım üstüne. Ağına rastlamadım- ben de kurmaz mıydım yoksa, eskiden. Ağustos, kasım, mart: Örümceğe iklimler değil koyu zamanlar gerek. Geceleri severim ben, kuytu ve aseyrek çağların içinden ağır ağır geçmek: Bilir misiniz parmaklarımdaki arı yalnızlığı, nereden bileceksiniz- Piyano, şiir, ağ içre ilerleyen saatte duyduğunuz tik tak bende dolarken çekip gitmektir bütün istediğim: Dolanır kalır oysa kurumuş gövdem, bu eşsiz ağı eskiden ben kendi kendime örmüşsem. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sandık
Şair: Enis Batur Bir kutu dolusu anahtar. Régie des Tabacs de l'Empire Ottomane, paslanmış, kenarları delinmiş o kutunun ağırlığını tartmak güç. Çekmecelerin, evrak dolaplarının ve evlerin sahipleri geçekte yıkım yerlerinde dolaşan birer hayalet. Ne çok taşındık! Nasıl dolaştırdık bunca umudu, terkedilişi, kaybetme ve kaybolma duygusunu? İçimize kazınmış yolculuklar birer loş düş ve hiçbir zaman hiçbiri gerçekleşmemiş tasarılardı oysa: Bu anahtarları olmamış kilitlerde sandık. Sahi, sandık! kendisi duruyor da onun, yıllardır giz'li bir ölü gibi anahtarsız bekliyor. İnsan asla açmamalı böyle bir efsaneyi. Herkesin hayatında içindekileri unuttuğu, umduğu, bambaşka kutularda aranacak eşya, söz ve işaretler kalmalı. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sessiz Sinema
Şair: Enis Batur Yordu bütün yıl bizi işler ve ilişkiler: Buraya ondan geldik. Korkmuştuk korkularımızdan, coskularımızdan bıkmıştık, ne yavaşlıyor ne de hızlanıyordu çarklar, kimseye rastlamıyorduk, kendimize bile: Buraya ondan gelmiştik. Bulduk aradığımız yeni oyuncuları, öğrendik ve öğrettik basit ve karmaşık kuralları, neden böyle oldu pek anlayamadık: Kağıtlar ve zarlar, pullar ve kibrit çöpleri atıldı tek tek bir köşeye: Bir gençlik oyunuydu, benimsedik birden. Kamera kontrol, döndü makaralar geceden geceye: Rolden role girdik gördüğümuz, görmediğimiz filmlerle; güldük beceriksiz bir anlatıma, usta bir kavrayışı içtenlikle alkışladık, mimikler ve jestler arasında başka durumlara ve kişilere öykündük: Buraya ondan gelmiştik. Kimbilir kim hatırladı piyanoyu içimizden: Bıkmıştık sinemadaki sessizlikten. Biraz buruk, çokca esrik, kendimizden koparak yattık sonra o gece. Buraya ondan mı gelmiştik: Uyandık erkenden, yeniden seslendirdiğimiz filimde: Yabancıydık şimdi giyindiğimiz kişiye, tıpkı gelmeden önce. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sizin İçin Kestim Saçlarımı
Şair: Enis Batur I Femme vous suis-je,et de grand sens. Sizin için kestim saçlarımı. Yıllardır uzattığım. Sizin için durdum ilk, dinlendim. Yıllardır yorduğum. Açtım sizin için bekledim, sizin için güldüm bir tek, sustum. Yıllardır durduğum boşlukta femme vous suis-je, et de grande songe indiğim merdivende gecelere tuttuğum ışıkta sizin için umdum, umursadım. Sizin için yaktım bu ateşi, besledim yıllardır. Esirgediğim zaman, gizlediğim tortu ve tortuda ayrışan bu hayat sizin için kamaştığım gün titrediğim mum aktığım yatak. II Sizin için hazırladım bu masayı, iki kelimenin ortasında dinsin fırtına. Sizin için hazırladım bu döşeği, iki fırtınanın ortasında kuyu uyku. Sizin için hazırladım bu yemeği, iki açlığın ortasında körelmez açlık. Sizin hazırladım bu bu bakışı, bu sözü, bu sesizliği - sizin için hazırlandım. Sizin için uzattım saçlarımı, kestiğim. Sizin için söndürdüm bu ateşi, yandığım. Kurduğum bu çadır, bu saat arındığım su soyunduğum gece: Sizin için. Devrilirken tutunduysam tutuşurken susmam zemberekte bu Eyyub hem cellat hem kurban sizin için bir tohum. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ölü Şiiri
Şair: Enis Batur <> derdi, şüphe yok, Priene'yi görse Kavafis, bir çırpıda: Yalçın dağa sırtını vermiş şehir, başka hangi güç çıkartabilirdi oraya bu gür mermer külçelerini, başka hangi neden özendirirdi sonsuz ova ufka uzanırken tırmanmaya, dimdik? <> diyecekti yaşlı şair besbelli: Yazabilseydi <<ölmeden önce yazmam gereken 25 şiir daha var>> demişti, hiç değilse bir tekini. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Sümela
Şair: Enis Batur (bir kaç önsezi) Trabzon: Yıllardır içime gömdüğüm kaçak sevdaya hem büyütüp hem korkarak yataklık eden nefti düş: Sindiğin taşa bakıyorum da inanılmaz, ürpertici bir duyarlığa açılıyor kurumlu dünyam. Hep yola çıksam, ara konakçılar gibi biriktikçe düşsem kayıttan dilimdeki yılgi ağusunu, sisli bir tren uzadıkça uzasa iki tepe arası piyano çalsa Alfred Brendel, bir bükülüp bir kırılmasam. Birlikte boğulurum içimdeki keşişle, atsam ayağımdaki demiri erinçle: Ben ki karşilarim kendimi indiğim her tekneden, silinir mi durur mu adresin. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:52. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.