![]() |
|
Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
https://i.sozcu.com.tr/wp-content/up...1/fazil1-1.jpg Ağır Hasta Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Üfleme bana anneciğim korkuyorum Dua edip edip, geceleri. Hastayım ama ne kadar güzel Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri. Niçin böyle örtmüşler üstümü Çok muntazam, ki bana hüzün verir. Ağarırken uzak rüzgarlar içinde Oyuncaklar gibi şehir. Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum Ağlıyorsun, nur gibi. Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha Duvardaki resimlerle, nasibi. Anneciğim, büyüyorum ben şimdi, Büyüyor göllerde kamış. Fakat değnekten atım nerde Kardeşim su versin ona, susamış. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Af Akşamı
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı Taşıyordu koca burunlar tıraşlı enseler kara çeneler Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan Taşıyordu vay dökülüyordu vay Yırtık pis bitli çirkin Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından 9 yıl yatmış Kolunda anası kucağında yavrusu Doldurmustu kapının önünü kalabalık Kimi ta dağ köylerinden koşmuş Kimi ta denizlerden Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce Sevgiyle arıyorlar parçalarını Heybelerinde ekmek destilerinde su Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara 20 yıl yatmış Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu Öyle sarılır ki geçmişe Erir göğsü göğsünde tutuklunun Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz Yerce gökçe değil insan dolusu Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi 5 buçuk yıl yatmış Taşar içerde kalanların sorusu Çubuk demirler arkasından maviliğe Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek Bir yurt türküsü yeniler karanlığı Zaman yeğnik değildir yeğniktir Dön de gör ananı belleyecek Boş koğuşlar kurmuş pusu Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu 8 yıl yatmış Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür Doğuya batıya kuzeye güneye özgür Yüreklerinde bir çığ Yaşamak sevinci vay Yaşamak korkusu İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya 17 yıl yatmış |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Akdeniz Acılıydı Xı
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Denizin sakladığı bir şey var Sevmek der kimi, Kimi unutulmak. Peki neden üşütür hep Bu ağustos gecesinde Karanlığın büyüklüğü? Beni düşünme, dedindi ayrılırken Düşünmüyorum ki Düşüncem sende kalmış. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Akdeniz Acılıydı Xıx
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca De bana nasıl öldürebilir kişi kendini Sevgiyçin. Sonra nasıl düşünebilir deniz deniz Sonra nasıl sever? Güzellikle çirkinlikle ilgin yok Büyüksün Ve varsın her oluda Buğdaydan yalıma dek. Duy gecenin üstünden Seni düşündükçe Öyle yaslıyım ki Yeryüzünün bütün sevgilerine gülüyorum. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Akdeniz Şiirleri
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Sen Deniz Gök, Bir an dursanız uykuda Büyür bir yosun geceye karşı. Tedirgin olur ölüler Bir an yaslansanız karanlığa, Sen Deniz Gök. --------------------- Dalarım engine Ki yaşadığım Anladığımdır. Roma'yla Kartaca'nın arasında Yüzer, sevgi sevgi İstanbul. Böler bir kuş düşüncemi ikiye Maviden Yarıda kalır içki. --------------------- Dersin ki Ellerimize değecek Yıldızlar Büyüyecek büyüyecek de. Dersin ki Bir aydınlığı var Sevgililer için, Karanlık sessiz de. Dersin ki Uyuyamıyorum Yalnızız Gece, mavi de. --------------------- Sessizdi yeryüzü Yeryüzünde biricik Akdeniz vardı Akdenizde Yalnız ikimiz. Beni seviyor musun dedim, Yumdu gözlerini uzaklığa, Tam sorulacak an, diye gülümsedi, Tam sorulacak yer. --------------------- Bir kocaman yeşil bir kocaman boz Yellerde Çarpar birbirine çarpar enginlere dek. Dalgaların ucunda yıldızların ucu Her köpük bir fırtına Her köpük bir evren. Su deniz su gök gizlenebilir Seni sevdiğim Gizlenemez. --------------------- Havaya da yalıma da ağaca da benzer ama En çok suya benzer Sevgimiz. Morluğun acısı var sonu yok Karışır yaşamımıza Kendiliğinden. Herkes ölünce toprak olurmuş Hayır hayır Bizim su olacağımız besbelli. --------------------- Akdeniz enginlerde kararmaktadır Ama Ben Öyle maviyim ki. Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak, Ama Ben Sahibi gibiyim yıldızların. Akdeniz seni bir daha yaratamaz Ama Ben Seni bir daha sevebilirim. --------------------- Deli gibi bir gürültu, ansızın, Yırtılırcasına yarılır sessizlik, Düşünür Akdeniz. İşte uçaklar geçer havalarından Kalır mavilik üstünde apak izleri, Akdeniz anlar ve sever. --------------------- Denizdir, Her akşam üstü Bütün düşüncelerde Gelip gider. Seninle Acısı Uzunluğu Aksi. Ve gece yarısıdır bu masmavi şey, Senin Uzaklarda Unuttuğun sessizlik. --------------------- Duymuştun Bu türküyü Çok eskiden de. Bu türküyle anlarsın yelden Yeşilden Kadırgaların dibindeki sessiz yosunları. Bu Akdeniz dalgalarında bu türküde sen Varsın ışıl ışıl Ve yoksun biraz. --------------------- İyice düşün bu bütün yaşamamızdır. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Allaha ve Bize Dair
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Allah ne kadar büyüktür, Ekinlere güneş verir çocuğum. Beni mavi sabahlara devreder, Mavi güller gibi uykum. Allah ne kadar büyüktür, Kuşlar gönderir dallarımıza. Karanlıklar kalbe dolduğu vakit, Nasibi terk ederiz bir yıldıza. Allah ne kadar büyüktür, Yol verir gemimize denizler üstünden. Garip sonsuzluklar duyarız Sular akarken, bulutlar yürürken. Ve Allah ne kadar büyüktür çocuğum, Şükrolsun ruhumuz şimdi. Nihayetsiz asırları içinde Bizi tesadüf ettirdi. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Bir Memet Daha
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Topraktan mı çıktı yarı toprak bir yaratık, Gökten mi indi yarı gök bir kartal. Bir Memet daha var oldu o sıra, Tepenin doruğunda kalpağı al. Bir Memet olduğu besbelli, Saçları başakta, gözleri çiçekte. Elleri ayakları öylesin kocaman, Yüzü altı Memet'in yüzüne öylesin benzemekte. Vardı üç adımda masalcana, Ağzi duman tüten makineliye, dev. Kabzeyi kavrar kavramaz basti tetiğe Fışkırdı namludan sonsuz bir alev. Allah Allah, şaştı bütün dağlar, bütün gök, Şaştı dost düşman. Bu kimdir, bu kaçıncı Memet'tir, Ölülerde dirilerde dondu kan. Görsen efsane, görmesen efsane, Duysan efsane. Uzak mıdır bayraktan düşen, Yakın mıdır ne? Bir parıltı bir parırıtı tarihten, Tanrıca dik. Yurdun ulusun kutsal gücü, Bu yedinci Memet, Memetçik. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Boyalar
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Yeşil çalışkandır, Kırmızı yaramaz, Sarı uykucu, Ak yıkanmış, Kara korkak. Ben erkenden Anaokuluna giderken Yeşil gibiyim. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Bu Eller Miydi?
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi. Arzu dolu, yaşamak dolu, Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan. Bilyaların aydınlık dünyacıkları Bu eller miydi hayatı o dünyaların. Altın bir oyun gibi eserdi Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı. Topraktan evler yapan bu eller miydi Ki şimdi değmekte toprak olan evlere. El işi vazifelerin önünde Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi. Kaybolmus o çizgilerden Falcının saadet dedikleri. O köylü çakısının kestiği yer Söğüt dallarından düdük yaparken... Bu eller miydi kesen mavi serçeyi Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık. Yorganın altına saklanarak Bu eller miydi sevmeyen geceyi. Ayrılmış sevgili oyuncaklardan Kırmış küçücük şişelerini. Ve her şeyden ve her şeyden sonra Bu eller miydi Allaha açılan ! |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çakırın Destanından
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca - Vuzuh, el ve ayak halinde onu rahatsız ediyordu. Karar vermişim, öleceğim, Büyük sular arasında, korkusuz. Nur ile, uzak yazılar ile, Bir muska gibi boynumda kalacak, Bu husus. Senelerce evvel, tohumların mavi zamanından evvel, Karar vermişim, gece kuşlarının müsaadesinde, Etrafıma boş ve büyük kadehler dizeceğim. Ve seyredeceğim onları sultanlar gibi; Kurumuş ölülerin içmek hevesinde. Havadan hafif ve bazı kadınlardan daha eski, Çırılçıplak doğduğumuza dair; Cihan boyunca, şehirlerle, dağlarla devam eden, Vaktin nebatlarla sallanan güzelliği, Bir yadigarlik ki bilinir. Aklın zina olduğu yerde, Taşlar, odunlar gibi yavaş. Tarihin beyaz ve aydınlık havasından, Karar vermişim, öleceğim, Büyük hayvan iskeletleriyle sırdaş. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çanakkalede Ölüm
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Sen ölüm, Evlerde pissin ama, Dağlarda iğrençsin. Sen ölüm, Birinin adı silinir de, Adın geçer ancak. Sen ölüm, Eli tutmaz olur da, gözü görmez olur da Tutarsın, görürsün oralarda ancak. Sen ölüm, Ülkelerde kötüsün ya Ülkelerarasıi daha çirkinsin. Sen ölüm, Sayrılıklardan sonra gelirsin peki, Şu dev gibi, su dipdiri gençlerle işin nedir? |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Cezayir Türküsü
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Ya Allah Ya Allah derim ki Titrerim Kara sesimden Ya Allah. Ya su Akar da aydınlığın uzak anılarımdan Şırıldar yüreğimde ünlü korsanların dalgaları. Yüce sultanlarin kılıçları parlar yüzümde Ya su, anlıyor musun? Burası Cezayir, ya çöl, Develerin binlerce yıl taşıdığı, atalardan, Sevgi, Us, Kişiliğim ya çıngırak. Yıldızlar kötü olacakların üçgenlerinde Yok etmiş üç yönü. Yedi yönü var etmiş mutsuz kişiliginde yıldızlar, Ama uyukluyorum işte Ya dönence, ağlamak dururken. Ya hurma, tadın yok gayri, Nice saklasan yalnızlığı Koyu yeşilliğini büyütsen nice, Yitmiş güzelliğimiz Ya hurma, elim ayağım acı. Nasıl haykırıyor çiğnenmis kumlar, duyuyor musun? Ya ana kalk Ya kadın yürü Ya oğul koş Bir anlamın gereken kurtuluşuna. Kurt iskeletlerince çirkindirler şimdi, Ölülerim vurulmuşlar alınlarından, Düşmüşler Akdenize doğru. Özgürlükleri kalmamış artık Al benim ölülerimi, ya gece. Ya toprak ko beni gideyim gideyim, Varmışların ardına öcül öcül. Ve küçücük ve eski ve yırtık bayraklar arasından, Ya gök Al beni. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çirkin
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Çirkin, yavrum, dudaklarındaki kızıllık, Kansız doğaya karşı. Uyurken memleket ve evren uzaktan, Uyurken bir hücre, hücreler içinde, Eksi. Çirkin, bu satışlar, Yüzde yirmi, yüzde otuz. Geçer anların tadı içerden ; Anılar ve sevgiler, çarşılar üstünde, uçar. Yeniden var oluruz. Sürünür ovalar yaslı ve boşuna, Çirkin şimdi, yükselmiş güzellik. Ve kaçar yaşamanın ölçülerinde; yeni, uzun; Bir avuçluk, bütün dokunduklarımız, Bir ellik. Okulumuz, bahçelere, hesaplara dönmüş, Çirkin. Sonsuz ormanlığı rahatlığın, yüce uzamışlığı erdemliliğin, Dağlarda ve sokaklarda. Tedirgin. Yalanla, gerçeklerin sırrına varmış, Oyunla karışmış, ölmüşlerin akıllarına; Çirkin, mahkemelerde bir avukat. Gelir bilinmeyen yönlerin namussuz hoşluğu, Körlerden ve topallardan daha sakat. Çirkindir, uzayan erkek vakitlere göre, Gece yarısı. Ağrıyan kemiklerle, uzaklıklara gizlenmiş, Acımakla değil, korkunçluğuyla büyük, Yıldızlar yıldızlar ve yukarısı. Çirkin değil midir, dolarken nesillerin hayırsızlığına, Yavaş yavaş. Ninelerin çarpılmış yüzünde, Kabul edilmemiş duasında gelinlerin, Tarihlerden bir savaş? Bir ekmek kavgası duyulur ta böceklerden, Uluyan ağaçlar, susan makineler sesi. İgrenç hendeseleri gövdenin, bürünür düşlere; Gezegenler arasindaki uygarliga karsi, Çirkin, doymuşların ve doymamışların nefesi. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çocuk Kuş
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Bir kuştu, Allı allı bir kuş. Her tüyüne bir çiçek bağladılar Uçmadı o. Bir kuştu, Mavili mavili bir kuş. Her tüyüne bir boncuk bağladılar Uçmadı o. Bir kuştu, Yeşilli yeşilli bir kuş. Her tüyüne bir çocuk kordelası bağladılar Uçtu o. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çocuklar Korkunç
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Çocuklar korkunç Allah'ım, Elleri,yüzleri,saçları. Uyurlar bütün gece Yok sana ihtiyaçları. Çocuklar korkunç Allah'ım, Bebek yaparlar haçları. Aşina değiller hatıramıza Severken aynı ağaçları. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Çocuksuz Geceler
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Bu gece beni terk ettin çocuğum Ki hala ellerimde bir şafak. Herkes ölürken son anda Bir gece hatırlayacak. Birikti serçeler saçaklara Davetler gibi uzaklardan. Ülkeler midir ki varılmaz Uykular içre kalan. Vaktin saadetiyle durmuş Kağıt gemilerim ve rüzgar. Seyretsin sonsuz hudutları, Harap kalelerinde krallar. Çocuğum tarlalar sarardı, Nur gibi olgun başak. Herkes ölürken son anda Bir çocuk hatırlayacak. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Daha Us
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Taş atar aylara günlere gezegenlerden o, Avuçlarında en bağnaz inanış, soyunuk. Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yıl ötesinden, Aç gömüleri Dara'nin soyunuk. Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi, Nice emse emdirse, anlam soyunuk. Bir kurt ulumaz, ama kılları delice büyür, Bakımsız ormanlara, mağaralara, soyunuk. Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnızlığı, Burda bütün sevdiklerim soyunuk. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dal
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Dağ uzanır gökyüzüne, Ölüler karanlığa uzanır. Nerelerden nerelere varır yaşamak, Acıdan, iğde sarılığından, düşünüden uzanır. Sever misin, öpüler ardı boş, İşte biraktığı güzelin, bir çirkin uzanır. Yankılar, gezegenlerden ağrı gelip gider, Başı kopmuş gök mamurlarıindan bir uzanır. Uzandığımız, belki de bu gece, belki de bu yatakta En bilinmeze uzanır. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Davet..
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Namaza gidiyorum, alay dizilmiş, İhtişamımla uzuyor yollar. Bazen davet eder kölelerim hayata vücudumu: 'Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var...' Vakti altın gibi serpiyorum, Kapışıyor, genç, ihtiyar. Suların ve kuşlarin sesleri yanım sıra: 'Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var...' Ben ki kıtalar keşfetmişim, nesillerden, Ben ki cihan kadar. Gündüzün bittiği yerler karanlık: 'Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var...' |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dayak
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca İster misin ellerimizi birleştirelim, Sen iki vur, ben iki daha, Çalmış mı, Emmiş mi alın terini ulusunun, Sen dört vur, ben dört daha. Gemi seçmeye mi gitmiş 20 kişi, çay bulmaya mı yollanmış 30 kişi, Dışbakan olmuş da yüzde mi almış. - Saçı bitmedik çocuklarım aç iken kerpiç köylerde, Bebek kızlarım gecelerce aklığını satarken- Sen yedi vur, ben yedi daha. Ha, ister misin ellerimizi birleştirelim, Değeri 8 iken, 208'e mi vermiş bir tabak fasulyeyi, Dilekçeni görür görmez deve boynunu sallamış, 500 mü koparmış senden, Saylav seçilmis de geleceğine yatırım mı yapmış, devrimi çiğneyerek, Sen dokuz vur, ben dokuz daha. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Deniz Feneri
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Uzanmış koca burun açık denize doğru, Lacivert ve gri gecenin değerinde. Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi, Deniz feneri parlar, Talihe aldırmadan kayalar üzerinde. Bulutlar birleşir alaca düzlüklerde, Çöker uzak limanlardan bir sis. Bir sıkıntı başlar karanlığında kaderin, Bildirir, yanınca yanınca, Ömrün neresindesiniz, aşkın neresindesiniz? Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında, Bırak anılar gitsin biraz daha geri. Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir, Düşün nasıl durmuş sabırla yüzlerce yıl, Hep bu benekte bu deniz feneri. Bak deniz savaşlarına, yaşlı korsanlara, Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmış, Bir tek göz kadar kara ve mavi, Enginle boş, Kısmetsiz balıkçılara bakmış. Saçlarında tuz kokan, ölü kokan bir serinlik, Yüzünde bir fırtına tadı. Durursun yorgun, umutsuz, Birden bir daha yanıp söner, sevinçle titrersin, Bir şey, belki de yaşaman uzadı. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Destan Önü
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca İşte zamanın karanlığı, gece gibi, Geçer bir gölge komadan. İşte Tanrı nefesli sahiller, İşte Bizans kopmuş Romadan. Sakalları uzamış keşişler sırtında, Bahar halinde bir yük: Sur örülmüs kıyılarda yokluğa taraf, Taşlarla, kiskançlıkla ağır ve büyük. Eski Istanbul, ruh kadar eski, İnsan daha fazla eskiyemez ki. Bir boşluk ki göller tadında uzun, Ya hiçe uzanmış vaktimiz, ya hepe. Yedi meçhul üstüne açılmış, Yedi tepe. Haliç, dünya öküzünün boynuzu, hiç kımıldamaz, Kımıldar bir kapalı su. Geçer, asırlar gövdesine, aydınlık, Uyumayanların uykusu. Eski İstanbul, hatıralardan eski, Göresin usul usul gez ki. Tarümar olmuş, Daradan, Sardanapaldan anlar. Gemilerle, kervanlarla dolmuş, çırılçıplak, Aşkı kaybedenler, bulanlar. Devir devir kapılarında durmuş, Nesilleri Asyanın, bu bakış ahu diye. Sormuş sıcak rüyasını, Peygamberin orduları, Hu, diye. Eski İstanbul, eski, Geçmiş günleri kimse söyletemez ki. Saz nameleri gelir, din uğruna çarmıha gerileceklerden, Belki çarmıhsınız, belki sazsınız. Ölümlerden hangisi gerçek, Anlıyamazsınız. Farkedilmez Doğu ve Batı. Hayaller dolusu cenaze, düşüncelerden. Ayaklarınızın, ayaklarınızın, Ayrılışı yerden. Eski İstanbul, yakın ve eski Öyle bir ses ki. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dolu Sokak
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Ne korkuyorsun Uyanıp geceleri Ölüm yaşayacağını yokedebilir Yaşadığını değil |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dosdoğru
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Iki kişi birbirini aldatır Köy olur oraları Uluslar yalan söyler birbirine Ülkelerde dolar yeryüzümüz |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dönüş
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Askerler dönüyor ihtiyar askerler, Sulhun mavi dağlarından. Kalbimize ne kadar aşina Adımlarında kalan. Türküler dönüyor nurdan türküler Kağni arabalarından söylenmişti. Karşı bahçeler ki ayna mıdır Nasibi devreder şimdi. Kuşlar dönüyor sadık kuşlar, Bahar için değil, saçaklarımız için. Dönen mesafesiyle var oluruz Mevsimler arkası güzelliğin. Gemiler dönüyor garip ve zengin. Garip ve sonsuz sular üzerinde. Gemilerle beraber gelen şey Aydınlıklar gibi yüzer, derinde. ve bunlar değil de ey gecem, Sen dönüyorsun ellerime, sen. Aşka ve hayata dönüyorum Toprağın bütün ölülerinden |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Dört Yapraklı Yonca
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse Bundandır inanmamamız Kocaman bombalara. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Eski Kapı
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Kadınların istediği Mavilik midir Gece midir Kocalar yaşlanır da anlayamaz. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Geçen Şey
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Kocaman yıldızlar altında ufacık dünyamız, Ve minnacık bir ``hane'': Kokar kır çiçekleri gün ağarmadan, Anısız, uykusuz, Kokar nane. Ta öncelerden beri mestolmuş herkes, Bir bakıma her şey ``mestane''. Hayal edilir nazlı yar yönlerden, Aşk ile kuşlar süzülür, Değisir gökler şahane. Farkında değil gönül, Sanki hepten divane; İçimizden, dışımızdan Geçer vakit Zalim, zalimane ! |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Geceye Karşı Müdafaa
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Bu adam ölmüştür ama, Düşmedi toprağa henüz vakit. Hayatını devrettik ağaçlara Kalbi kimlere ait. Bu adam ölmüştür ama, Başucundan ayrılamadık. Sonsuz kederinde gecelerimizin Nedendir hala bu beyazlık. Bu adam ölmüştür ama, Henüz durmadı nehir. Ve nasibi muhteşem kuşlar gibi Onu götürebilir. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Geri Verin
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Peki alınız sizin Daha istemiyorum Bu el bu ayak Bu duyu bu düşünce Sizin Daha istemiyorum Dallarda göklerde sularda Açılarım bir denklemle uykusuz Belki anlarlar beni Sevindirirler umdururlar ama Sizin Daha istemiyorum Ta çocukluğumdan beri Yanım sıra yürüyen Sevince acıkınca Konuşunca yazınca duyduğum şey Sizin Daha istemiyorum Gece koyu karanlıklar büyür Alır tasalarımı yollarda Alır güzelliğimi dağlardan Peki sizin bu doldurduğum boşluk Sizin daha istemiyorum Hepsi taş toprak orman deniz Işıksızlığını yaşadığım varlık Yokluğunda ağrıdığım ölüler Hepsi hepsi Sizin Daha istemiyorum |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Günlerde
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Geçip gideceksin Karanlığın Nereye götürdüğünü bilmeden hiç Analar kızlar nineler oğullar Daha da üzülürken sızlarken Güzelleşirken daha da Dönerdi değil mi her akşam Kurdu andıran dağ doruğunda Kuzey yıldızı Verirdi ya Anılarındaki kırmızıyı Ağaçlar her kirazında Sevmez miydi oğlanın esmerliğini İnince perdeler Kız geceleyin Emekli nasılda bomboştu kahvede Anlatırdı gözleri ıslak Elleri uykulu Bir çağrısı yokmuydu ha Gün doğar doğmaz Yeni otomobillerin Kötüydü biliyorsun Gazetedeki yazılar Savaşlardan ekmekten kiralardan ötürü Sen geçip gideceksin Bütün aydınlığı Böylece bırakıp |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Gönlümün İntihar Arzusu
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Yaprak kokularında akşamı duyuyorum Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak. Yaprak kokularında akşamı duyuyorum Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak. Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin. Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi Ki geçer dalgaları içimden serin serin. Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine Ki bir anda yaşasın iç içe rüyalarım. Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine Ki dökülsün, dağılsın, yok olsun hülyalarım. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Göre
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Bana göre dağ Yalnızdır Uykusuzumdur Dağa göre ben Ben Dağa Göre Deliyim Dağ Bana Göre Aç Dağa göre ben Uzanamam Ulaşamaz Dağ bana göre |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Hasret
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri, Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye: Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri, Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır diye |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Kara Çizgiler
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca doğada ilk kirlenmedir ülkelere bölünmesi yeryüzünün |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Karanlık Yapı
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Vurmus dağlara dağlara ışığı Belli olmuş uzağı yitmişliğinden Düşünür bizi Gece aşağıda Üstlerden büyür samanyolu Bir sevgiye benzer Başka bir sevgiye benzerken Gece aşağıda Bağışlar öldürmüşü Çalanı yalan söyleyeni kaçanı Topraga çiğ düşmeden Gece aşağıda Bir eski savaş alanında korkunç Bir ayrılıkta upuzun Neler soyunur neler Gece aşağıda Nice yorgun olursa olsun yercek Yükünden yeşilinden Uyutur böceği otu Gece aşağıda |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Korku..
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Korkuyorum anneciğim, nerde ellerin Bu gecelerden ki kalbe aşina Havalarda büyük misafirlikler dolaşıyor. Korkuyorum değerken karanlığın hayatına. Korkuyorum anneciğim, nerde ellerin; Bu adamlar ki çalışmakta Sabahın temiz şarkıları, Yükselmiş bayraklar uzakta. Korkuyorum anneciğim ellerin nerde Okşa benim saçlarımı rüyaya bedel. garip ninnilerle uyut beni, Korkuyorum yaşamaktan ki, çok güzel. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Korkuluğun Korkusu
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Sen korkutursun Küçücük kuşları Bahçelerde sabahtan akşama dek Ama gelince kocaman gökler geceleyin Üstüne doğru Senin korktuğunu duyarım. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Kızılırmak Kıyıları
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Kardaş, senin dediklerin yok, Halay çekilen toprak bu toprak değil. Çık hele Anadoluya, Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı, O kadar uzak değil. Çamı bitmiş, kavağı azalmış, Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil. Yedi ay kıştan sonra, Yeşeren senin yaşamındır, Yaprak değil. Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir, Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil. Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan, Mevsimler soğumus, sular azalmış, Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil. Parça parça yarılmış öküz ardında, Parmağı üç pare, tırnağı ak değil. Utanır elin ayağın, Korkarsın yakından görsen, Eli el değil, ayağı ayak değil. Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar, Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil. Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna, Uyandırmazsan, Uyanacak değil. Dertle, sefaletle yüklü, Siyah leşlerle kararmış, berrak değil. Çağlayan ne, Akan kim, Kızılırmak değil. Kardaş, görmüyorum ama hala duyabiliyorum, Geçmiş zamanlar gelecek zamanlardan parlak değil. Vakte şahadet edercesine yükselmiş, Akşam parıltısından, bütün zaferler üzerine, Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil. |
Cevap: Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri
Mavi.
Şair: Fazıl Hüsnü Dağlarca Ağaç taşı anlamaz Gökyüzü MAVİ iken Ağaç susuzluğu anlamaz Gökyüzü MAVİ iken Ben seni Çok sevdiğimi anlarım Gökyüzü MAVİ iken |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:39. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.