![]() |
|
Gönül Duranoğlu Şiirleri
Acı ve İnsan Şair: Gönül Duranoğlu Her insan acısıyla birlikte büyür Ben acılarımı avutmak için beşiğimde salladım En büyüğünün benden de umarsız olduğunu bildiğimden İlk umutsuz aşkımı ona bağışladım Acım ve ben hep aynı sularda yıkandık Yıkık külhanlarda başka acılarla tanıştık Hele biriyle öyle dost olmuştuk ki Sahibine dönme vakti geldiğinde ardından ağladık. Herkes kendi acısını ayak sesinden tanır Zamanla aileden olurlar Onlara alışıyorum gittiklerinde özlüyorum Benden ayrı yaşarlar mı bilmiyorum Geri dönmelerini istemesem de ayıp olmasın Gittiklerinde arkalarından bir kova su döküyorum |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Ağıtlama
Şair: Gönül Duranoğlu Ne zaman elimi uzatsam Bir ölü nokta boşlukta Tersine basılmış fotoğraflar gibi Yanlışları yaşamışız bunca yıl Neden uyarmadık birbirimizi Sen mi erken geldin ben migeç kaldım Nerelere koysam seni bilemiyorum Ak yazım yerine kara yazım olanım “ İki elin kanda olsa gel” diyorsun Yüreğim kan içinde gelemiyorum Kolunu boynumdan çözemediğim Ben bir yol ayrımı bekçisiyim Tutma acılarımı yanar ellerin Yaşansaydı güzel mi olurdu böylesine Nice direnmelerde büyüttüğüm sevgin. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Anne Bak Kar Yağıyor
Şair: Gönül Duranoğlu ne zaman kar yağsa soğuk bir hüzün umarsız bir acı gelir çöreklenir sayrılı yüreğime bak anne kar yağıyor gene küçükken her çocuk gibi yağdığında sevindiğim kar sanki yüreğime yağıyor anne çocukluğumun soğuk kış gecelerinde bana kocaman bir yorgan gibiydin yıllar seni ufalttıkça ben çocukluğumdaki sen gibi kocaman oldum anne her derdimiz için bir parça koparttık senden senin yüreğin dağ gibi kalırken benim yüreğim hala küçük bir çocuk anne bak yine kar yağıyor yüreğimi üşütüyor küçükken ellerimi ısıttığın gibi yüreğimi ellerinin arasına alıp ısıtabilir misin anne.. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Ayışığı Ezgisi
Şair: Gönül Duranoğlu Zamanla bölüşürüz acıları O bir Etrüsk vazosu gibi çatlar Sunak masalarında konuşulur Kadınlığımızın bedeli. Vurur yüreğim en olumsuz tellere Çocuk acısıyla sınanmasın analar Son adağını verirse Kin kokulu çiçekler açar Uykunun olmadığı yerde. Artık boşunadır korku üretmek Bir ayışığı kalır hesap sorulmadık Düşlerini yaşamamış çocuklarımız Işıklarıyla oynasınlar diye. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Bir Deniz Öyküsü
Şair: Gönül Duranoğlu Kuşların bile uğramadığı Bir adadır yalnızlık Bu ada benim, dört yanım deniz Sevgi ve hüzün yosun saçlı İki kızkardeştir burda Ben ve adam dört yanımız deniz Sıkıldıkça milis gençliğimi anlatırım adaya Kıyamadığım, hiçbir yere koyamadığım Titreyen yüreğimden iki damla yaş Akar sessizce eski meydanlara Derler ki her sonbaharda Hala yası tutulurmuş oralarda Yaşanmamış gençliklerin Güneşin batışıyla lacivertlenirken akşam Ben ada bir sevdayı bekleriz Ağustos kapısında Gelir güvercin gülüşlüm Saçları başak kokar Gözleri yıldız yıldız Heybesinde temmuz gülleri Kokuları yosun yosun Renkleri deniz deniz |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Bu Sevda Zehirler Seni
Şair: Gönül Duranoğlu para para ışığa kesmiş dingin bir sabah denizinin acır kanat uçları uçamaz martı yavrusu dalgalar köpük köpük ağlar gözlerinde ben bu sevda zehirler seni demiştim o ateş gecesinin kızıl oklu şafağında neden hep dikenli dal uçları içinde kanar durmadan yüreğin uzaklarda beyaz bahar kelebekleri konar saçlarına başında beyaz gelin çiçekleri gibi uzak ve soğuk bir gülüş kalmışsa uzaklarda kırılganlıklar bir kenarda hep vardır |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Çocuk Resimleri
Şair: Gönül Duranoğlu Güneşi çocuklardan öğrenin Ağzı, burnu, kaşı, gözü Güler hep dağ doruklarında Kuşları çocuklardan sorun Her biri güneşten daha kocaman Yerle gök yer değiştirir bazen Tüm yapraklar gül pembesi boyanır Yeşil atlar koşar güneşe doğru Sevinçler hep portakal rengidir Birden bir çocuk resmiyle kanatır yüreğimi Kuşlar uçmayı bilmez güneş kör olmuş Yağmur tedirginliği bütün renklerde Anlarım bu çocuğun eline Hiç portakal verilmemiş |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dağ Şiirleri-sisyphos 1.
Şair: Gönül Duranoğlu Acıyla eski dostuz Sevgiye adaklı Yine de yalnız Çıkarım yolculuklara Kendine konuk Bir dağlıyım Ben bu dünyada Torosları boyarım Sabahtan akşama Bulutlar siler boyalarımı Akşamdan sabaha Oysa dağlar sever Yaban dağlıları |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dağ Şiirleri-sisyphos 2
Şair: Gönül Duranoğlu Ben bir Tibet büyücüsüyüm Cimrice saklarım heybemde Zamanı ve sevgiyi Tütsüler toplarım Güneşsiz yamaçlardan Dağlılar izimi sürer Göstermeden kendilerini Geceleri yalnız dolaşırım Tekinsiz yıkıntılarda Bu yüzden herkes Biraz korkar benden Oysa ben Herkesten daha çok Korkarım kendimden |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dağ Şiirleri-sisyphos 3
Şair: Gönül Duranoğlu Hala gece ateşleri yanar Mübarek toroslarda Tevatür eşkıya öyküleri Biraz patlamış mısır kokar Kimse eşkiyaları anlayamaz Benim kadar İnsanın göçebe yanıdır Onlara dağlarda Gece ateşleri yaktıran Çünkü mapusluğun bedeli Daha hafiftir Dağlarda yaşamaktan Ey çocukluğumun özgür Dağlıları Ben o karanfil buğulu Masallarımı yitirdim Sizin oralarda hala Rüzgar reyhan kokar mı |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dağ Şiirleri-sisyphos 4
Şair: Gönül Duranoğlu Bin yıldır yaşarım Ben bu toroslarda Otların ağulusunu Yosunların dermanlısını Dağlılar öğretti bana Tanrıtanımaz Bir eşkıya bilirim Üçgen muskasını Hep boynunda taşırdı Her söylediğinde Bildiği bir türküyü Gizlemeden ağlardı “Yaman olur torosların boranı Hançer değil sevda açtı Ciğerdeki yaramı” Rüzgarın kıran Ya da sevda getirenini En iyi o anlardı Yanından hiç ayırmazdı Doğum üzre telef olan Bacısının resmini Adı kanlı katile çıkmış Başka bir dağlı Ey her koyağına Bin umut gizlediğim Sırdaşım dağlar Bekleyin bu yaz da Size çok anlatacağım var |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dağ Şiirleri-sisyphos 5
Şair: Gönül Duranoğlu Ey yolcu ne zaman Türkü söylesem Allı pullu gelin ederim Ben bu Torosları Rüzgarına reyhan katar Dikenini mor sümbülle bezerim. Dizelerim aldatmasın seni Dağlı bir göçebe değilsen İnanma bana Taş, toprak ve dikenden Başkasını bulamazsın orada Çünkü dağlar yalnız Kızıl şahinlerine Ve yerleşik göçebelerine Açarlar sırlarını.. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Deniz Gezginleri
Şair: Gönül Duranoğlu (Deniz’e masallar IV) Dünyanın bilinmeyen insansız bir adasında Akıllı ve hüzünlü otuzyedi deniz kuşu yaşarmış Masal bu ya gerçekte bu kuşlar bir zamanlar insanmış Tanrı onları kötü ruhlu insanlara görünmez yapmış Vakt-i karanlıkta yaşarlarken ve insan suretindeyken Bu kuşlar her karanlığa ışığı ve sevgiyi taşırlarmış Günlerden bir gün bu 37 can ve dostları Geçmişi aydınlık bir diyara sevgi alışverişine gitmişler Çalmış çığırmışlar sözleşmiş söyleşmişler Tuvana bir şölen olmuş ki görenin aklı şaşmış Bu masalın kötüleri ise aymazlar diyarında yaşayan Güzelliklere kara pusular kuran karagoncoloslarmış Cayır cayır yakmışlar o güzel insanları Gazetelerde gördüm ve sonsuza dek Lanetledim o salyalı suratları Her yıl temmuz ayında gök yüzüne bakarım Denize doğru uçan kanat uçları yanık Otuz yedi deniz gezginini selamlarım Deniz aylardan temmuzsa ve sahildeysen Gökyüzüne bak otuz yedi deniz gezgini göreceksin Onlar yangınlardan geldiklerinden serin denizleri severler Deniz isimli çocuklara ve sevdiklerine görünürler |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Deniz’in Masalı
Şair: Gönül Duranoğlu Uzat ellerini gökyüzüne çocuk Yakala en uzaktaki parlak yıldızı Tutsak et onu gözlerindeki gizemli ışığa Kayıp gitmesin bol yıldızlı bir gecede sonsuza Sana hiç temmuzu anlattım mı ben çocuk Ya da söyledim mi ağustosun türküsünü İkisi de Bir serencam üstünedir Ve boyu fidan yağmur saçlı bir kızı anlatır Derler ki kız bir sevdanın ardına düşüp Kavminden kopmuş Sevdalısıyla uzak diyarlara gidip Yeni bir kavim kurmuş Ve temmuz ve ağustos çocuk Yağmur saçlı kızın güzelliğine vurgunmuş Temmuz tam biteceği gün Bir top ışık olup kızın kapısına konmuş Kız bu ışığı çok sevmiş Kız denizi de çok severmiş Ve tuzunu ve lacivertini Ağustos geri kalmamak için temmuzdan Ve bildiğinden saçlarında ışıkları saklayan Sevdalı kızın denize özlemini O da bir top deniz olup temmuzun yanına durmuş Bu senin masalın çocuk Sen temmuz ve ağustossun Uzat ellerini ışığa ve denize Sen denizin ve ışığın çocuğusun |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dostum
Şair: Gönül Duranoğlu Benzersiz umarsız Bir bulut indi bahçeme Kırkikindi yağmuruyla Ankara nın Gece gibiydi gözleri Ve kara bir gün gibiydi Çaresiz Gülüşü Duruşu Bir selam gibiydi Kardeşime benzer Tanıdık biriydi Sımsıcak Sevecen Dost Sanki bendendi Gözyaşlarındım senin Tanımadın mı Dedi |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Dönüş
Şair: Gönül Duranoğlu [özel'e) duydum geri dönmüşsün sılana hasta ve çok yorgunmuş hepimize yeten yüreğin. biz seninle bir zamanlar elele dolaşırken gez göz arpacıkların menzilinde şimdi karanlık güneşleri yanında taşıyormuşsun. biz seninle aynı sılanın gurbetçileriydik bütün kapıları çalıp seni soruyorum falcıların yeşil su tasları dilsiz bir ses, bir soluk,ince kırılgan bir gülüş karanlığına karışmışlar bulamıyorum. sen alanların en güzel gözlü kızı kavgalarımızın kırmızı karanfili hepimizin en narini, en güçlüsü geçmişle geleceğin kesiştiği bir boşlukta bir sunak taşının hem kurbanı hem bekçisi sana biçilen karanlıkları artık taşıyamıyormuşsun ah bir bulabilsem seni uzatabilsek birbirimize ellerimizi yeniden yaşatabilir miyiz kırmızı karanfillerimizi. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Eğreti
Şair: Gönül Duranoğlu sevgili zaman,birtürlü güvenemediğim avuçlarımdan sessizce kayan sevgilim yine de her şeyimi bilen tek tanığımsın karun senin adına biriktirdi tüm servetini nemrut hala tan yeri bekçiliğini yapıyor gündüz, saçlarını her gün senin için örerken gece, kahpeliklerin dökümünü adına aht-i atiklere yazıyor. atlılar geçiyor tozlu sokaklardan. geçmişten geleceğe doğru tarih düşmek için seni arıyorlar adına altın sikke bastıranlar ellerindeki sadaka taslarıyla peşinden koşuyorlar kaybedilmiş bir savaşın ölü komutanları utkularını anlatmak için adını sayıklıyor leylak kokulu ilkbaharlar geçiyor önünden heybelerinde kendi yağmurları yüklü her şey geçip gitmek üzerine kurulu gidenlerin yeri hemen doluyor ve sonun başlangıcında her serencam elindeki defter-i kebire kaydediliyor. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Eylül Rondosu
Şair: Gönül Duranoğlu -Çiğdem’e- Yine bir eylül bozgunu yüreğim Yağmur saçlım gider olmuş bu ilden Odalarda kokusu dolanır hala Duvarlarda resimleri Bakışlarında nedensiz bir parça sitem Hüznün rengi hep paslı bir kapıdır Kapanır acımasızca yalnızlaşmış akşamlara Özlemse sayısız ilmikleridir yüreğimin İki ters bir yüz uzayıp gider sonsuza Bir çiçeği gizlice öper koklarsam eğer Bil ki senleştirmişim bütün demetlerimi Düşle gerçek arasında gidip gelmeler Ve delik deşik olmuşsa kan uykularım Fidanım, hasret türküm, gelin çiçeğim Yorganın kaymış, usulca üstünü örtüyorum |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Hayırsızım`a
Şair: Gönül Duranoğlu Akşam gri bır tül gibi iner Hüzün ve hasretin üzerine Sokak hazırdır yorgunluğuyla Gecenin yalnızlığına Gündüzün unuttuğu bir kadın Yaşarken binlerce kez aynı geceyi Hep birini bekler körleşmiş pencerede Sorar geceye sorar dilsiz kaldırımlara Onca zaman beklediğim Benim evimin ayak sesleri nerde Sigaranın dumanı alkolün buğusu Bilir belki kadının aradığını Ah bir kapı çalınsa Uçsa kadının yorgun yüreği pırpırlansa Sevgisi acılara belenmiş Fidan boylu hayırsızı seslense Anne kapıyı aç ben geldim dese. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Kadın Öyküleri
Şair: Gönül Duranoğlu Bir alacalı çocuk gülüşü mü Yoksa bir kırgın bakışı mı Bilemediğimiz Çağlar boyu alıp Vermeyi düşünmediğimiz Bir taşlı okul yolu mu Acılı soğuk Beşten çıkma bebeler mi Kimi ırgat büyük kente Kimi el kapısına gelin Tarlaya yeni bir baş daha Elinin kınasıyla çaresiz Sen mi çocuksun bacım Sırtına sardığın mı Yoksa bu gömüt mü Umutlarındır Yeşermesiz ölmüş Harman yerinde Mutluluğun türküsü yok Ter, acı,toz Gözler kan çiçekleri gibi ışıldar Düşler bile umutsuz Özlem yalnız türkülerde Sözde günah Bir acı öykü mü kalacak belleklerde Yürekten acımak ve yanmak Kağıt üzerinde |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Kalebent
Şair: Gönül Duranoğlu Dağlı bir Kalebent’im Bu kentte Suçum büyük müebbetten Yalnız dağlıların bildiği Döğmeler taşırım bedenimde Görenleri ürküten. Yılan büyüleriyle dolaşırım Eski mabetlerde Omuzlarımda Medusa’nın tılsımı. Bakışlarım aykırı durur yüzümde Üzerimde dört kitabın laneti. Yangınlar çıkarırım Ağular hazırlarım Bilinmedik otlardan Yalnız çocuklara kedilere Ve hayvanlara zarar vermeyen. Suçum sabit Cezam ağır olmalı Müebbetten. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Şiir
Şair: Gönül Duranoğlu Kız olmuştu gül gibi açan Sonra gelin oldu allı pullu Ana oldu rüzgarla yarışan Derken nine oldu saçında aklar Zaman yorgun bir nehir gibi Asmıştı omuzlarından Neden gelmişti bilmezdi dünyaya Neden gideceğini de Olmak ya da olmamaktan habersizdi Zaten bilse bile niye yarardı Hayatı olmak ya da olmamaktı. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Kerim İle Kerime
Şair: Gönül Duranoğlu çocukluğumun deniz yurdunda sarışın bir balıkçı Kerim vardı yaz akşamları balıkçıların dönüşünü beklemek biz çocuklar için bayramdı balıkçı Kerim nedendir bilinmez balık dönüşü önüne gelene söver ama çocukları ve kedileri çok severdi evinde kendisine benzeyen yavruyken bulup adını Kerime koyduğu sarman tekiri kedisiyle yaşardı Kerime'nin erkek olduğu anlaşıldığında uzun süre kedisine bakıp bakıp gülmüştü kendine balıkçı kerim ne yapar yapar balık dönüşü ayırırdı Kerime'nin payını Kerime vefalıydı sevecendi içip içip sarhoş oluyor diye ne kızardı ne de terkederdi Kerim'i eski karısı Güldane gibi yine bir balık dönüşü akşamüstüsü göremedi kedisini onu her zaman beklediği yerde ateş düştü yüreğine Kerim'in anladı sonunda olmuştu korkuyla beklediği zira çok yaşlanmıştı artık sarman kedi ölmek zamanı geldiğinde ninesinin dediği gibi bilinmedik bir yere giderdi [sahibini] sevenlerini seven kedi not.. kedilerin sahibi olmaz |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Kırık Kalpler Terzisi
Şair: Gönül Duranoğlu Elimde iğne iplik önümde dikiş kutusu Camda boyaları eskimiş kırık dökük bir yazı -tamirci terzi 24 saat açık- Akşam olunca kapatırsam dükkanı Örselenmiş bir aşkın kenar oyasını Kim tamir edecek acilen gece yarısı Bir gece tamir için bir kalp bıraktılar Çok yıpranmıştı ve kırk yamalıydı Kırkbirinci yama bir türlü tutmadı Bırakan kimse de birdaha uğramadı Kaldırdım unutulan eşyalar dolabına Eski dikişlerin arasından kan sızar hala |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Kızıma
Şair: Gönül Duranoğlu -Çiğdem’e- Sen ne kaç tuğlu paşanın kızı Ne de acem sarayına gelin Işıklı alnında ak yazın Güneşi tutan ellerde serinlik Gelecek çiçeğe kesmiş Dikenli dal uçlarında Geri ver cam pabuçlarını Sindrella’nın Bırak olumsuz giysileri Aptal soylulara Başak kokulu Buğday demeti başın İşliğinde ak lekelerle İyiye açık dudaklardan hızlanmış Türküler sal güçlü yarınına Sen sevginin kızı Sevginin türküsü Aş başında türkü İş başında türkü Öykülerin türkü olmuş Türküye batmış dört bir yan Türkülerde sevgi Türkülerde güç, dostluk Birlik yine sevgi Her şeyin sevgi katıklısı güzel |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Name
Şair: Gönül Duranoğlu Bir bulutla sana selam yolladım Gitti karşı dağa takıldı kaldı Düş müsün gerçek misin bilemediğim Adaklım Yolda, belde, köyde, kentte vazgeçemediğim Senin yüzündendir Geceleri boncuk edip ipe dizdiğim Bir memleketim vardı Bir kardeşim gurbette Bir de sensin şimdi Kan acısında özlediğim Sevdiğim Penceremden yollarına Korkusuzca gözlerine bakamadığım Bir türlü bu masalı anlatamadığım Sunaboylum sevdalım Budur serencamım budur hallerim. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Neden
Şair: Gönül Duranoğlu Bir dağ türküsü dolanır dilimde Acısı, sevgisi, özlemiyle sen Bozkır süsüm, mor çiçekli deve dikeni Direnci, yalnızlığı, kavgasıyla ben Yaz yağmurlarının unuttuğu İki su damlasıyız gökkuşağında Güleriz karşılaştıkça mavide Neden uzatmayız ellerimizi |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
O Kent
Şair: Gönül Duranoğlu Ben o yıkılan kent'ten geliyorum o son taşına kadar yıktığım lanetli kent'ten gözlerimde tekinsiz karanlıkların kurşun sesini yüreğimde nefret dolu bir akrebin ağusunu taşıyorum yıkık bir kervansarayın kuyusunda kendimi gördüğümde ben mi ağlıyordum yağmur mu yağıyordu bilmiyorum babam bir emirin kavminden kovduğu son biliciydi bana taşları ve suları okumasını o öğretmişti ve duvarlara kimsenin görmediği resimler çizmeyi bütün kenti beni biraz olsun sevdiğini düşünerek senin görünmez resimlerinle süslemiştim bir gün kente başka bir bilici geldi yusuf suretindeydi ve suyosunu rengiydi gözleri sana duvarlara çizdiğim resimlerinden vurulmuş ayak izlerimden giderek seni bulmuştu onunla gittiğine göre belli ki beni sevmemişsin bende sevdiğin, sana olan sevgimdi belki biliciyle giderken arkana baktın mı bilmiyorum ardında bıraktığın ben artık sevgisiz kahhar ve laindim işte o zaman bütün kenti ve resimlerini yok ettim şimdi tek taşı olmayan bir çölde dilsiz bir bedeviyim kumlara rüzgarın hemen sildiği leyla resimleri çiziyorum |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Sanatçı’dan Ata’ya Mektup
Şair: Gönül Duranoğlu Atam ,Gazi Paşam 1977’den selam ederim, ellerinden öperim Sual edersen memleketten Biz ektiğin bereketli tohumlar Çoğalmadayız bire bin vererekten Varsa da ayrık otları içimizde Can vermede devrimlerinin güçlü ellerinde İnanma kulağına gelenlere Ağzıkara mı ararsın ülkede Yok heykellerin kırılıyormuş Ve de parçalanıyormuş resimlerin, Yüzgeri edilmiş devrimlerin. Namus sözü Atam Andımızda duramazsak eğer Çiğiltepe’deki albayın gibi nokta koyarız yaşamamıza Biz Cumhuriyet sanatçıları dünya ağacının dalları Sen ki bizi tuttun en üst rütbeden üstte Destanlar yazar, türküler yakarız devrimlerire Ki yedi iklim dört kuşakta söylene Karanlığın eli bir heykelini kırarsa eğer Binbir becerikli aydınlık eller Daha yücesini yapar onbinlerce Bir aymaz bir resmini yırtarsa bilinçsizce Binlerce ışıklı fırça onbinlerce ATATÜRK yapar tükenmeyesiye “ Rahat uyu sen Atam İzindeyiz tastamam” Günü gelir Gazi Paşam Yüce gönlünün istediğince olacak bu vatan |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Sen İsa’dan Önce De Vardın
Şair: Gönül Duranoğlu Tüm İsa’dan önceleri karaladım yıllar önce Tarihleri sultansız, coğrafyaları sınırsız yaptım Nerden nereye vardım bilmiyorum Bin parçaya bölündüm, yalnızdım. Yollar çizdim uzun uzun gökyüzü rengimi çaldılar. “Kaleden kaleye şahin uçurdum” Şahin gelir ağu gibi kan gibi Bu yazgıyı ben yazmadım Ben sarmadım bu acıyı karanlığın kozasında Benim değil bu ağıtlar Ben kazmadım bu gömütü. Yüreğim evcilleşmedi umudumu çaldılar. Kaleden kaleye şahin uçmuyor Şahinim yaralanmış teleği yaprak gibi. Türkülerde aradım seni Şiirlerde aradım umarsız İsadan sonralar neden sevgisiz? Atan bir nabız gibi gerçek Sessiz bir gece gibi güzeldi gelişin İsadan öncelere baktım seni Sanki tarihsiz bir selamdın. Oysa şiirlerimdin okunan Söylenen türkülerimdin Bakılan resimlerimdin duvarlarda Göçebe yüreğimin kavgalarında Sen isadan önce de vardın. Kaleden kaleye uçar şahinim Şahinim bilenmiş bir kargı gibi. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Sevda Türküsü
Şair: Gönül Duranoğlu Gülüşün kalır kapıların ardında Gün başlar bu ince ve kırılgan çizgide Ayrılıkların bir saati ve yüzyılı Bin yıllık destanlarda hep hüznü anlatır Düşlerle gerçeklerin harman yerinde Akşamlar hep gizlerle doludur Sevginin kutsandığı gizli mabetlerde Yüreklerimiz sessiz tanıklarımız olur Umut gemilerimizi saldık geleceğe Geçmişi yedibin renge boyadık Demirden leblebiler de çiğnedik biz Ama saçlarımızda hep güneşi taşıdık |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Sevgi Kaçağı
Şair: Gönül Duranoğlu Yorgun sabahlara başlıyoruz Karabasanlı düşlerden En güzel anlar yaşamadığımız Törelere tutsak mı Zaman utanır savrukluğumuzdan Rahatlığımız üçyüz yıl öteye Bilmeyiz rengi nedir sevginin Yeşil mavi Eflatun belki büyüdükçe morlaşan İyi biliriz korkularımız acı yeşildir Bir de yürek dolusu haykırmayı haksızlığa Soyunmayı kavgalara Susmaları sevdalarımıza İyi biliriz. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Sevgiye Ağıt
Şair: Gönül Duranoğlu -Oğlum Yücel’e- Bir deniz gezginiyim ben bu dünyada Yüreğimde arıtılmış sevgileri Yalnızlıkları hep heybemde taşırım Yalandır gözlerimdeki bulutsuz gülüş İçimde sürekli yağmur bulutları dolaşır Bu yüzden tüm okyanusları taşırım içimde Suskun gemilerimi yollarım bilinmedik kıyılara Yedi iklim dört bucağın falcıları bilirler seni Her birinin su tasında yüreğimden bir parça kalmış Şimdi bir şafak yorgunuyum bu dünyada Sevgiyi hep yanlış doruklarda aramış Oysa o, kutsal dağın ardında bir büyük yangın Kan içen ateş kuşları başında nöbete durmuş |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Seydişehir’deki Eski Evim
Şair: Gönül Duranoğlu Hoşça kal eski evim Yeni bir kışı yaşamaya büyük kente gidiyorum Biraz soğuk, biraz kasvet ve hüzün bırakıyorum İlkyazla birlikte birçok sevinç Ve bol bol çocuk cıvıltısıyla döneceğim sana Hoşça kal Seydişehir, hoşça kal eski evim Biz yokken büyükbabanın ağır ayak seslerini Belki duyarsın merdivenlerde Her çivini sevgiyle çakmış Ya o nazlı büyükanne Son çocuğu sevgili kızını Senin yeni çatın altında doğurupçok uğurlu bir ev olduğuna inanmış Dönüşte küpe Dağı’nı selamlıyacağım Ve evimizin tüm kapılarını açacağım Reyhan kokuları girecek pencerelerden Bizim oralarda çok olur İri kütükler yakacağım ocaklarında Selam yollayacağım bacalarından Eski sevgililere, geçmiş güzelliklere Ağır geçse de dağlarımızda kış Akan çatın, vefalı tahta kurtlarınla Sen bunu da atlatırsın nasıl olsa İlkyazla bitecek yorgun yalnızlığın Bir sürü çocuk, birçok gürültü getireceğim yanımda Hoşça kal Seydişehir, hoşça kal eski evim |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Uzun Hava
Şair: Gönül Duranoğlu Geçmiş sulara verdik umutlarımızı Ne başlangıçtır bu ne son Geleceğe dağladık yüzümüzü Bir “ Ankara Hatırası”nda kara çaputa Tüketmedik sevgilerin zhasını Hala o alnı akıtmalı atları özleriz Yeleleri ilk sevdalar gibi savrulan Soylu gözlerinde tutsaklığın acısı Hep baharı bekledik dost seslerinde Nerede unuttuk çocukluğumuzu Bildiğimizden ağlamanın aceleye gelmediğini Uzun havaya döktük ağıtlarımızı |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Yanlış Zaman Sevdaları
Şair: Gönül Duranoğlu yanlış zamanları yaşıyoruz seninle iki tahta kurdu gibi sarılmışken birbirimize sokaktan tanımadığım gürültüler geçerken şaşkın bir rüzgar yanlış zamanları esiyor. yerleşik bahçenin beyaz gece zambağı o senenin veda listelerini hazırlarken sıra kimde kimler ayrılacak sevgililerden sorular çivili yataklarda yanıtlarını bekliyor. bir yerlerde adımı yazan kalem kırılırken menzilinden sapmış eski bir hançer yanımdan hızla geçerken ıslık çalıyor biz seninle neden yanlış zamanları yaşadık oysa ben seni tuz ekmek gibi sevmiştim adına hergün binbir anlam katıp her günü bir hafta ilan etmiştim incinmiş kırılganlığım ve korkularımla boş ayraçlar açıyorum bir türlü kapatamadığım eskiler alıyorum yaşlı kadınlardan sandık kokulu serin ve loş avlularda gözlerinde tarçın rengi yağmurlar eskilerin arasına bazen eski aşklar karışıyor sahipleri gibi hırpalanmış ve unutulmuşlar onları özenle saklıyor başkasına satmıyorum |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Yargı
Şair: Gönül Duranoğlu Zaman umarsız bir konuktur gözlerimizde Saz başlayınca acılı türkülere İncecik bir ışıktır sevgiyi sevebilmek Bilemedik Gizli gömütler kazdık yüreklerimize Sen ey suskunluklarla gelen Kendinden habersiz acı Bilir misin gözyaşsız ağlamayı Pazarlık kurmamayı sevgi üzerine Bir düş izlemcisi gibi Toz duman içinden gelmiş “yorgun savaşçılarıyız alanların” Şimdi her birimiz sanık hem de yargıcız Kendi tutsaklığımız önünde |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Yeniden Belletsinler Tarihimizi
Şair: Gönül Duranoğlu Hiçbir söze sığmıyor şimdi hüzün Uyku sıcağında büyüttük erincimizi Sevgi bir giz gibi belleğimizde Türküler besliyor direncimizi Nerede nasıl başladı bilmiyorum Eski bir kentin yerleşikliği Ya da o bildik acının Tutsaklığında unuttuk düşlerimizi Helallaşmak selamlaşmak yerine Analar baştan söylesinler ezgilerimizi Nasıl geldik buraya biz kimlerdeniz Tozlu kirpiklerimiz damıtır gün ışığını Yeter bunca diyet sevgililerden Yeniden belletsinler tarihimizi.. |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Yiğitliktir Dostlukları Büyütmek
Şair: Gönül Duranoğlu Yiğitliktir dostlukları büyütmek Besini yürek kanıdır Bir dal menekşedir direncim Açar tüm acımasızlıklara Buğday tarlasında gelinciktir İnadına yeşilin Kırın gözyaşı çanaklarını Ele vermesin sevecenliği Acılara ve kalleşliğe gülebilmektir yiğitlik İçerde bir sigarayı üçe bölmek Üç canla bir bardak çayı içmek Bir koca yalnızlığı Bir acılı sevgiyi Birbaşına yaşamaktır yiğitlik |
Cevap: Gönül Duranoğlu Şiirleri
Yine Ayrılık Üstüne
Şair: Gönül Duranoğlu Cankoparan fırtınası mı gelen Acıları ve umarsızlığıyla Bu kaçıncı bölünüşü yüreğimin Yeniden çoğalmalarda En olmayacak serlerde büyütürüz Sancılı sevgileri Kırgınlık kalır avuçlarımızda Yakınmalar buz çiçeklerinde solar Neden hep ayrılık üretir türkülerimiz Ve hep suskundur eski geceler Zaman tutsağı sevgilerimiz Açar dağbaşlarının yalnızlığında.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:48. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.