![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Vazoda Tozlu Güller
Şair: Murathan Mungan yanılmayan iki el kapandı birbirinin üzerine gözleri sisli kır, ad kavmi kırık mühürler yılların derin kalıntısından bağışlamasız bir duruş seçti kendine sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz içinde küllenen o beyaz pişmanlığı her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek geçiyor kullanmadığı günlerin içinden başka ellerin kurduğu bütün saatleri bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu onu görmeye gittiğimde benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları bir tek yağmurun sesiyle tanıdık bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı kadar belirsiz bir aydınlık nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı, nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize. Tamamen silinmiş aklımdan eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer Oraya nereden gidilir şimdi? Oysa karşımda oturuyor O opal lambanın gölgesinde iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle Bir de vazoda tozlu güller... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Unutulmuş Bıçaklar
Şair: Murathan Mungan Hem kendine kıydın Hem de bana Ardına bile bakmadan gidiyorsun şimdi Hey delikanlı Hey delikanlı Sırtımda unuttun bıçağını Ne kadar gitsen de uzağa Kanımın izi kalacak avuçlarında Hey delikanlı Hey delikanlı Geri döneceksin Bir dolunay vakti Geri döneceksin Gömmek için Beni öldürdüğün yere Kendini usulca Aşka, şiire, ölüme bırakmış Ve çoktan toprağa karışmış Bedenimin sırtında Bulacaksın ay ışığında bıçağını Kanını silip alacaksın koynuna Saplamak için başkalarına Hey delikanlı Hey delikanlı Unuttuğun bu kadar mı? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Unutmadık
Şair: Murathan Mungan Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, butun anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çoban yıldızına değin Her yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Argon kadar asık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satir Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünun karanlık kefeniyle örttük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar cağıydı Ayni silahlardı kullandığımız Ayni carsılar ayni kandı Sevgiye ve kursuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda ayni kan Ayni paranın değiş tokçusunda Karanlık carsılar Ayni kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatin Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kursunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz uç kursun sikildi her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Olumun erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Argon kadar asık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Cağın asamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendiği yol ağızlarındaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin alesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narin rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çoban yıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük Mezopotamya İki bin yıllık gece Don geri bak Kardeşlerim oluyor kalbimin doğusunda |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tılsım ve Kum
Şair: Murathan Mungan İçimdeki hayvanın suya indiği saatler tılsım ve kum gümüş kadar çıplak altın kadar bulanık sükut ve konuşmak ve olmamış şeyleri hatırlamak Hatıra diye içimdeki hayvanın suya indiği saatler dışındaki derin uyku dile kaçtım cinnetinden, cehenneminden dile geçtim dile gelmezken uykudayken söylediklerim kum söndü tılsımla dindim |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Terastaki Havlu
Şair: Murathan Mungan Aynı terasa açılıyordu yan yanaydı kapılarımız kaldığımız pansiyonda.Akşam üzerleri kaşılaşıyorduk, ortak duş, ortak mutfak, çekingen bir selamlaşma.Aynı terasta yan yana kuruyordu çamaşırlarımız, bu ürpertiyordu beni; acemi, tutuk bir kaç sözlük eşliğinde beyaz şarap içerek aynı terasta seyrediyorduk günbatımını, bu da ürpertiyordu beni.Işığın azalan şiddetinde yan yanaydı terasa vuran gölgelerimiz ve karışıyordu birbirine. Elimizde olmadan gülümsemiştik bakışlarımız çarpıştığında, sahildeydik ve aynı kitabı okuyorduk ilk karşılaşmamızda. Sezon açılmamıştı, seyrekti sahiller, daha erken yaz gülümsüyordu. Pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi, günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda.İkimizde yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında. Oysa güneşin batışını izlemek gibi kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler. Birbirinden kamaşmaya başlamıştı tenlerimiz dokunmasan da yanındaki gövdeyi duymanın şiddetine dönüşmüştü aramızdaki çekim. Tenin çağrısı hazırdı kendine kurulan bütün tuzaklara. O akşam terastaydık gene.Gün çoktan batmıştı. Çamaşırlar asılıydı uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları.Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana. Sonra uzulca dedin ki: 'İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.' Benim için yaz başlamıştı. 'Dokun öyleyse,' dedim. Sustun.Uzun uzun baktık birbirimize.Kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde.Sonra hiçbirşey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını.Saatlerce orada, gecede ve o terasta kaldım. Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım.Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda. Bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda.Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende? Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin önünde. On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime.Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tenimiz Taşbaskısı
Şair: Murathan Mungan parmak uçlarımızda gezindiğimiz tenimizin kaçıncı yazmasına bir erkekle başladık kıyılar eğirdik gözlerimizden yağmurlu ezik bir boğayla uyandırılmış sabahları gençliğimizin belleğimizde dağılan trenlere dalardık koynumuzda akşam saklamaları ve zaman çizgileriyle yitik kaçıncı volkanıdır bu munis şehvetimizin ki güz yontan bir rüzgardan artakalmış tutanakları |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tanınmış Zaman
Şair: Murathan Mungan zaman seni şimdi tanıdım her şeyi kaybettikten sonra zaman seni kullanamadım kendime tanıyamadım seni zaman suçumu biliyorum senin işini yapmaya kalktım zaman ayrıldım ayrıldım ayrılamadım zaman ne yaptım ben ben ne yaptım |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sözler Yaprak
Şair: Murathan Mungan bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken bazı sözler karanlıkta söylenir bazı sözler hiçbir zaman diyorum armaların birinde öyledir, iki yanı ağaçlı yollar, arasından geçip gitmektir şiir ağaçla, yolla, ne tarafa ve hangi zaman imgenin şiddetiyle çoğalır anlam parçalana parçalana geçtiğimiz yollardan onca yaprak düşer birkaç şiir kalır yalnızca o derin ağaçlardan kendi sesimize uyandığımız rüyalarda |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Subra Gömlekleri
Şair: Murathan Mungan Subra gömlekleri içindeyim Zaman tanrı hem erkek hem kadın Amca oğlu beni bul Mahpus değilim Bir mahpusun saydığı günlerdeyim Dağlanmış dövmelerim okunmaz etmiş izlerimi Yittim ben, bilmiyorum nemdeyim İkindiyle aksam arasında Ne kadar taşıyabilir tebdilim beni Ben ki reddettim Mahpus, casus ve katilken Yıkanmamışların takdirini İçimi olduruyorum. kazıyorum içimi Çoğalmasın diye ötekilerim Çoğalmasın diye parçalandığı yerde Kaldı bedenim Gövdemi çoktan astı gitti gövdemin tarihi Geçilmez yerinde karanlığın Başkasını denedim Bazen isliğim çalınıyor kulaklarıma, bazen gelirken Düşündüğüm kelimeler Maden ocakları hatırlıyorum, demirci körükleri, kaçarken Değiştirdiğim şayisiz kan, bir her konaklama yerinde Ödediğim defterler İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı Tuzun ve kirecin şerbeti dindi Kuzey defterleri güney rüzgarları arasında Mühürlü mektuplar taşıdım Bozgun zamanlarının çarşılarında dağıldı Başka bir kader için sakladığım kıymetler Ey benim ateşler kitabındaki babam Nemde sazımın mızrabı Nemde kahribarim Amcamoğlu beni bul Gidemem, bu yıl güney Zaman tanrı Zurvanic Beni de ezberine aldı Resimde ellerin örtülü olması Kaderin Esrarengiz karakterini simgeler Denedim kabartmaların hacminden öteye acılan butun imkanlarını Ne yapsam gölgede kalıyordu Hem Hürmüz hem Ahriman Kendime dönecek butun zamanı kılcala daraltmıştı Taşıl katmanlar Simdiyse boşluğundayım Bir büyük kabartmanın Örtülü ellerin arkasında Gömleğimi ilikleyen kopça Gövdemi yazılan esrar Karışır yazının gövdesine Başkaları okudukça Amcamoglu buradayım Otların gürültüsüne, tasların tarihine bak Mezopotamyadayım. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sprey Boya
Şair: Murathan Mungan Bir otomobil markası '68 Deja Vu hızında Dünyanın dalgaları geç ulaşıyor bu koyu kıyılara Unutmanın borçları ödeniyor Ölü gözlerimiz için yeni düşler Tanzim satış mağazalarında Seçimlerimizin teyel yerleri gözüküyor Ardından boy aynaları için sprey sırlar Aldığımız virajlarda hızla eksiliyor Bildiklerimiz ve hayallerimiz İz bırakmaz sisler gibi Yüzlerimiz artık nikel kaplama Gümüş ekranda Reklam metinlerinde Artan dizeler, laboratuvar tahlilleri ilişikte Edebiyata ayrılan zaman Edebiyatın kendisinin artık ölü bir dil olduğu zamanda Sözcükler borsası değer kaybı şiir Adorno'nun 'Minima Moralia' adlı uzunçalarından bir şarkı 'yanlış bir hayat doğru yaşanmaz' sonunda iki seçim kalır ve başka hiçbir şey intihar ve kötülükten başka |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:34. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.