![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Herkes ve Birkaç Kişi
Şair: Murathan Mungan Yağmur Herkese Yağar Güneş Isıtır Herkesi Mevsimler Herkes İçindir Yalnız Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi Kimi Ayrılamaz Karanlıktan Yağmur Herkese Yağar Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini Onca Şarkı Onca Film Onca Roman Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Aşktan Ve Acıdan Ölen Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider Geçer Gider Herkes Hikayelerdir Geriye Kalan. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Hey Joe
Şair: Murathan Mungan Adını unuttuğum gece parklarında kaç kez aldattım seni Ben ihanetle öğrendim sadakati Kaç kez ucundan döndüm parlak keskin metalin Artık kimse öldüremez beni |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kadırga
Şair: Murathan Mungan Senelerce, senelerce evveldi; Bir deniz ülkesinde... ve belki de birbirine aktardığım defterlerin hepsinde bu şiir vardı: Senelerce, senelerce evveldi; Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştık uzak denizler, uzak yakınlıklar içinde bir Kadırgada iki korsan tarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasında birbirimizi yaralarından tanıdık dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında duruyordu aramızda oysa konuşsak yada dokunsak birbirimize çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden ürküyorduk bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında bilmeden birbirimize doğru ilerliyorduk. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kal..
Şair: Murathan Mungan Çek silahını dedim baba vur gözlerimi aglayan yerlerinden. Yüzüm ıslak bir kaldırım gibi baba bas üzerimden geç, kaderim duello sesizliği çek silahını dedim baba affet. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kan, Tuz, Ölü
Şair: Murathan Mungan Kanını değiştirir suyla Birkaç dönemeç önceki ölü Tuzunu yıkar deniz Suyunu değiştirirken ırmağı Denize tılsım dağlıyor Kurşun yayılıyor tenine Ağır Ağır Kurşun Birkaç ölü her dönemeçte Bir ırmak kaç büklüm dönerse Doğuya edilen yemin Kan, tuz, ölü hakkı Kollarına çoğalan ırmaklar Geleceğini tasarlayan coğrafya Tarih ve yemin kuşatırken toprağı |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kandehar
Şair: Murathan Mungan Kandehar, kalbe akar doğrudan gece Semerkant’tır, Nehrevan, dinleyeni kahraman yapan masal Buhara’nın gözlerini sil geçerken dışarıdan yardım almadan tek başına şiir olan kelimeler bazı şehirlerin adı kapalı dîvan kale kapısıyken anlam ve imkân toza kuma dumana şiir olan şehirler coğrafyadan edebiyata atlas değiştirirler ne kadar çıksan Alamut ipteki uçurum gölün gamzesinden ürperir Akdamar ne istila ne anahtar yazdıkça görünür başkasına yalnızca bir ad olan divan kendi zamanlarında görülmedikleri kadar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kar Prensi
Şair: Murathan Mungan Karlı fundalıklarda bırak, kalın uykuların sabahında yaşamın saf değerlerini çekil başkalarının aynalarından omuzlarında ödünç pelerin ceplerinde kurşun paralar bütün bunlar sana göre değil Eldivenlerini çıkar, kırağı uçuğu çiçeklere denizmercanlarına, sefer ateşleri yakmış balıkçı teknelerine bak sonra kayatuzu, şeytankınası, ucu ağulu kargılarla kendine başla bak daha şimdiden deliller ve ayrıntılarla kan tutuyor geceyi eşik altına saklanan bir anahtar kuyuların ıslak bilezikleri düz, sakin, kendinle konuşur gibi dene kanını yenileyen serüveni kav gibi gizli ateş, ten gibi lav sorgusuz sevişsek uykunun beyaz yasası teslim almadan bizi ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler tabiatı keşfeder kutuplarından ekvatoruna kendin indir doğal afetlerini haritanı sağlamlaştır anıların ve geleceğin için iki kişi olana kadar yaz kendini biri emekli bir hayalet shakespeare sonesi öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu bir kar prensi Döndüğünde orada olacağım Karlı fundalıklarda bekleyeceğım seni |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kara Saplanmış Tren
Şair: Murathan Mungan aynı tünellerden çıkarken yitirdiğimiz düşler birlikte kamaşan gövdelerimiz karanlıktan ışığa ürperen ten başka yolcularını bekliyor şimdi kara saplanmış tren ayrıntıların bağışlamadığı nabzımın vuruşları bir başkası olarak yaşadığın serüvenlerde tedirgin gövdelere yerleşen bukalemundan kalan nem korktum ve kaçtım alabildiğine kara saplanmış trenlerin yolcusu olmaktan; uzak durdum pişmanlığın kovanındaki içe dönük kurşunlardan mezatlarda dağıttım neyim var neyim yoksa unutuşla örtüldü belleğimin eteklerinde sönen yanardağ her seferinde erteliyordum büyük vazgeçişi bilet değiştirmekle oysa hiçbir yolculuk taşımıyordu beni hiç bir yere başka yolcular değildi bekletilen,yolcular başkalaşıyordu saplanmış trenlerse aynı tünellerde ilk karı bekliyordu. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Karanfil...
Şair: Murathan Mungan Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları Atlanın gidiyoruz. Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara Eski zamanlarda olduğu gibi Dersimiz tarih.Unutmayın kaldığımız yeri yenilmedik daha Masal alın koynunuza.Belki dönmeyiz uzun zaman Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri ilişkiler iklimini çocukluk taşınabilir bir şeydir alınsa da elinden geçmişi. Tütün ve tarih koyun torbanıza.Kekik ve dağ ateşleri Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi, Ten rengi aya bakın son defa yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları saklar gibi kilitleyin yüreğinizin kalelerini Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar Kaf Dağının ardına gitti Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları Toplayın çadırlarınızı.Eski zamanlarda olduğu gibi Çığ geliyor.Çağ çöküyor. Gidiyoruz. Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın siyah sünnet çekin gözlerinize Alıcı kuş telekleriyle Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız farz olan öfke çapraz asın tüfeklerinizi çağın dışına sürdüğü eski masallardaki eşkiya resimleri gibi yurdundan ve yüzyılından kovulmuş çocukların tarihinde gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi... Teni tarçın kokulu halkımın oğulları Atlanın.Bizi bekliyor ay akşamları daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza aklınızda kalanları ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın yolları ayrı düşmüş arkadaşlara belki görüşemezsiniz bir daha yükse kuşlar dorukları sever ölümse çıplak kaldığı dağları Atlı bozkırların sararmış hülyalarını eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını yanınıza alın. Sabahı karşılayın her günkü sabahı gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara mayın diye gömün yüreklerinizi ölülerinizi verdiğiniz toprağa vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin inanmayın beraberliğine sonra sabır.Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel emanetidir, her yerde yeni anlamlarıyla denenir. Ve her çağın hurafeleri vardır kurban alır, kurban verir Geçer devran, takvimler el değiştirir.Gün gelir zulüm de göçer Zaman örter her şeyin üstünü Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer.... Atlı ay akşamları Sönmüş yanardağlar.Gecenin ormanında ilerleyen ölülerin rüzgarı yanık fısıltılar... gelecek günlerin düşünü kuran kaç tarih çadır kurup sökmüş burada yalnızlık kalmış yadigar bir de gökyüzü gökyüzünün mayınları yıldızlar hem saklar, hem açıklar çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran kapı komşumuzdu burada gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar? Şimdi menzili yurt tutanlar ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz çiçek atın yenilmiş asilere güvenin her çağda ve her yerde uzakları iyi bilen çocuklara kenar adamlarına, ateş insanlarına birliğiniz dağılmaz göç yollarında ey gurbete çıkmış halklar Atlı ay akşamları kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar gidiyoruz geleceği olmayan bir yere ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı daha şimdiden başka yerlere gömülenlere gidiyoruz kalın şayak bir gece geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor. Ay vurmuş alnına bütün ölülerin yatıyorlar kimsesiz koyaklarda ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla sanki dokunsalar birinin omuzuna hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar ilerliyor gece, geçiyor ay nesnelerin boşalan dünyasında yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay Kulağında karanfil Teninde tarçın Gözlerinde göç var Döner bir gün Anka Kilidinde döner anahtar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Ketum
Şair: Murathan Mungan aşıkken tamamlanır düşmanken yarım kalan tehlike ketum hançer, çiğ rüzgar künyendeki kaza benim adım yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye ben her yerden aşka çıkarım ırsıdir aşk babadan oğula geçtiği gibi geçer bir aşktan diğerine ruhumu beklet, dağı ertele dönülmez sözler verdim döndüğümde çaresine bakarım |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:35. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.