![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kıssa Xxııı
Şair: Murathan Mungan II saraylı bir günahı gizleyen gecenin feracesinde doludizgin bir şehvet gece gözlerinin âzade tiryakisi hâlâ bir çenginin sevdasına müebbed onlar ki azaltarak kendilerini büyüyorlar bir ayazda gizli koyunlarında taşıdıkları efsunlu nar dağılıyor haramiliğin kızgın avuçlarında onlar ki saklıdırlar herkesçe kendilerine bile zinhar bir secdeye varır gibi yeniden doğuruyorlar birbirlerini sevdakâr bir bedende kılınan onulmaz şehvetlerin namazlarında onlar ki bir sevdâyı hâlâ bir suç gibi yaşayanlar azaltarak kendilerini büyüyorlar bir ayazda dağlanmış memeleriyle sarar cüzzamlı yüreğini satılmaz ki böylesi esir diye halep pazarlarında |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Lavanta
Şair: Murathan Mungan Ordadır yazın eskittiği otlar arasında uzakta bir nehrin gürültüsünü kazar masmavi usturalar abanoz ağacına Ordadır uyuyan bir namlunun sessizliğiyle günün sabahlığında dudaklarının arasında bir ot, bir ıslık iz bırakmaz sisler gibi geçer ağaçların arasından varır kendini derinleştiren uçurumlara Ordadır, bir devin tavşan uykusunda aklında kımıldanan otlar, ağaçlar düşünü düşürdüğü sular yüzünü bıraktığı sular almamış zaman kalmış kireç altında çelimsiz bir kabuk başlamış yürek yarası ki ne zaman çarşılara çıksa silahsız onu vururlar göğsünde siyah bir yıldızla kalbinde kuruyan bataklık kırlara yakın durur, yanık kokulara serin çiy vakti çimenlerle konuşur ne zamandır çıkmıyor sokaklar açık artırıma ıssız bir kil ile gövdesini kateden bir ateştopu Kendini sakladığı sular altında ve son bir kez: ışık ve çamurda kaldı lavanta |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Şebeke
Şair: Murathan Mungan Aynana baktım. Kenarında resminin durduğu Senin yüzünü kendi yüzüme yakıştırdım Kullandım bakışlarını, diş fırçanı, donlarını giydim Okudum bütün mektuplarını kitaplarını, defterlerini anılarını parmak izlerime geçirdim Talan ettim geçmişini, inin yağmalandı bittin Şebeken artık bende Şimdi tenini tenimle değiştirmeye geldi sıra |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Öteki Mithosu
Şair: Murathan Mungan göze alırsanız eğer kırılır dağılır aynadan sandığınız resimler sözcükler kalır geriye cam kırıklarına saklanmış az ışıklı odalarda sözcükler Ayna: anlam ve görüntü için sırlanmış kiler bulur çıkarırsınız bir yerlerden daha bulurken kararırsınız çok önce öğrenmiştiniz: Bedel özlenir ve kalır geriye gerekenler Sonra bir gün Sizin için bir gün Tehlikesiz, eski bir harita gibi uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken elinize batar bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler yalnızca bir duygu dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden ölümcül bir ağrı ansızın geri teper Eğilip bakrsınız aynaya Siz çoktan gitmişsiniz Yerinizde sözcükler Böyle zamanlarda sözcükler Bütün bir hayatın yerine ikâme eder Sözcükler.Tutmamış ömürlerin teyel yerleri camlatılmış kelebekler, kurutulmuş akrepler gibi başkalarına kaldınız bir zamanlar sanmıştınız ki hayat kitaplardan ve sözcüklerden geçer kendinizi eskiten oyunlara daldınız örneğin uzun tutulmuş bir önsöz yüzünden kitaba geç kaldınız Ki 'hayatınız' su içinde birkaç roman eder Sözcükler.Büyülenmiş, içi doldurulmuş, bekletilmiş, kullanılmış, anlamı çoğaltılmış, yani sizin yerinizi bekler, diye öğrendiğiniz Bütün sözcükler yaşamı çaldı sizden Aynadaki sandığınız şimdi bütün hayatınızı temellük eder Bilirsiniz aynalarla konuşur çok odalı evlerde büyüyenler düşün yerine ayna anların, durumların, duyguların yerine sözcükler masalın en iyi yani yeniden söylenebilmesidir söylendikçe büyülenirler birleşir nehirler, dağlar yer değiştirir, tılsım ve tehlike çığ ve lâv, kılıç ve ipek, coğrafya ve tarih yeniden keşfedilir ışığın kırılma yerlerinden geçerken sırlanır yüzlerin kuytu yerleri gümüş bir alaşımdır ilk imge: sınır ve melankoli yani bütünlük ve binbir gece ışıksız aynanın yalnız olduğunu böyle öğrenirler bir gün bir ışık sızar bir kapı aralığından giz ve ihanet ödeşir düş erir.masal biter.büyü tutmaz sözcükler Görülmüştürler. erken parçalanır çok odalı evlerde büyüyenler Ya da böyle sağlamlaşırlar belki her parçası kuzey yıldızıyken dağılmış aynanın yola düşüp, yoldan çıkıp hiçbir şeyi unutmadan, her şeyi yeniden öğrenirler aynayı, mithosu ve ötekini yeniden düşünmeye erken gecikenler ayna, mithos ve öteki özgeçmişin vazgeçilmez elementleri Ayna.Anayurdu ayna hepimizin.İçinden çıkıp kavuştuk dile ve eyleme geçtik, ve kendimizi sınadık ağır taşlar koyduk kişiliğimizin köşelerine yani kendi kanunlarımızı varlığımızın yerçekimine bilmeden ve böylelikle bütün yolcuları yasakladık kendimize kırılmıştı sözcükler, parçalanmıştı ayna anladık imgemizin yalnızca bir kovuk olduğunu ve bunu öğrenmenin göçünde dağıldık kuzey yıldızlarına Şimdi uzak yollardan ve uzun maceralardan sonra yeniden dönüyoruz ülkemize, kimliğimize; imgemizi orada bıraktık imge oyunlarını da bırakarak yaşlandık birçok şeyi Bırakmayı kabullendiğimiz günden beri. ağır yalnızlıklardan geçtik, ödeştik kendimizle bir uçtan bir uca savrulurken onca şey harcadık hiç düşünmeden oysa hâlâ ayrıntılar ve ayrımlar arasındaki yollar kapalı bize olgunlaşmakla göze aldığınız birşeydir bu, ya da düpedüz yaşanmakla, umudun bazı çeşitlerinden boşanmakla, gelecek için bunca zaman taşıdığınız birçok yükü atmakla adına ne derseniz deyin, göze aldığınız birşeydir bu yani başlar bir gün sizin için bir gün geç kalmış yüksek sesli soruların dönemi sürçmeye başlar Dil sandığınız tekerlemeler gündeme gelir yeniden değişik çağlardan ödünç alınmış bilmeceler gizini çözersiniz kendiniz için kurduğunuz bütün Serüvenin yaşlanmayan ve gerçekleşmeyen portrenizin tozu alınmamış her şey yalnızca geçmişi yineler sfenksi kendini sorulamış bunca yıl tek kişilik korosu yanıtlamış paradoksları kullanmayı hayatı anlamanın yolu sanmış okuduklarından artıp, okuduklarına kalmış göze aldığınız birşeydir bu aynada portre, mithosda serüven, ötekinde giz saklı dururken yolculuklar taşımaz sizi hiçbir yere Bunu çok önceleri öğrenmeliydiniz oysa oturduğunuzda soruların başına, kaç saatiniz vardı? ölecek ve yetecek kaç saatiniz? Zaman'ın saydam sırrı portreyi aynadan ayırmaktaydı Başlangıçtı. kazılarda eksilmiş bir kabartma gibiyidi imgeniz sözcükler örselenmiş, aynalar pantimento çıkmaz sokaklardı adresiniz.sığındığınız kalelerde birer birer eksildiniz. Çekip gidiniz buralardan.Her yaşın uçurtmaları vardır birinin ipini çekiniz şimdi gözlerinizin ermediği bir yerden yeni bir ufkun başladığını göreceksiniz çok yaşar, çabuk ölür, ilk tuttuğu sipere tüm bir hayatın kalesini inşa edenler ayna silinir, mithos biter, gider öteki kitaplar yalnızca ölümü erteler yaşam çıplak.siz giyinik.Utanırsınız kuşandığınız kavramlar kullanılmaz silâhlar gibi sizi terkeder Öteki: çoktan eskimiş bir metafor, Dostoyevski'yi ve onu izleyen sonrakileri anımsamak neye yarar şimdi? Geçmiş bizi bırakıp gitti O kadar çok şey öğrendik ki, kendimiz için bile bir klişeyiz artık En çok buna katlanamıyoruz Farkındayız.Ve çürüyoruz. Hepimiz artık gençliğin bizi terkeden kuşağındayız Eğer göze alıyorsanız bu kadarı da size yeter yedi renk, taze su, parlak ışık her zaman yeniden okunacak bir kitap bulunur öğrenilecek yeni sözcükler durduğunuz yerde, her yere aynı mesafeden bakıyorsunuz buraya geldiyseniz eğer, daha ne istiyorsunuz? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Önce..
Şair: Murathan Mungan Çıktığım dağlar küllenirdi içimde sessiz, serin sulara inerdim ceylanlardan önce sular yıkayabilirdi beni o zamanlar güneş alırdı içimin avlusunu uyurken sızlıyor içimdeki can: kanlısıydım öldürdüm çoğaldı düşlerim uyuduğum uyku artık ikimizin yerine sanki o sağ ben ölüyüm her gece her gece her gece |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Ödünç Hançer Öldürmez Beni
Şair: Murathan Mungan ödünç hançer öldürmez beni bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Zarf
Şair: Murathan Mungan İçi dışı boş sözler hüzünlü manzaralar şimdiden bütün dillerin lanetlediği anlam dilimizin ucundaki uzaklık başkalarının cebinden çaldığım ayna yüzümün eşi yok bende gündüzler umurumda değil umurumda değil bekçi kulubeleri geceler,kıyasıya tekil serüven geceler kantaşı geceler,ayrı düşmüşleri birleştiren yalnızlık kapalı zarf yaşandı son günler yaralar ve anılarla mahsur kaldık zarf atmayın! hepiniz biliyorsunuz cevabı beyaz kağıt artık ayrıldık. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İzin.
Şair: Murathan Mungan Bilmediğiniz kelimelerin altını çizin derdi ,Öğretmenim. Bunca yıl.bunca yol,bunca hayat ve kitaptan sonra Bütün kelimelerin altını çiziyorum -Öğretmenim ,artık izin istiyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yılan Yastığı
Şair: Murathan Mungan Yolcu bir mağaraya uğrar Ve olaylar başlar Kuzey ışığı, doğu rüzgarı Güney denizleri Günbatımı Yasemin, zakkum, kara manolya Başımızı koyduğumuz yılan yastığı Efsane, zehirden sonra başlıyor Ey içinden geçtiğim ateş Yıkandığım su İncinmiş sisler içinde kalbimin doğusu Bakımsız yüzyıllardan sonra On binlerin dönüşünü akan Geri çağrılmış ırmaklar Her gün gizleriyle bakıştığımız eski uygarlıklar Kadar yabancı Gündeliğin karanlık uğultusu Efsanesi içimizi yakan Yılan yastığı Güneşin akşam dualarını söylediği mezralarda Her şey dünyanın yaradılışına benziyor Doğu rüzgarları ağzında zehirli yaprakları Esiyor esiyor Mağarada ejderha uyanıyor Yedi uyku uyumuş yolcu Yılan yastığı terliyor |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yüksek Topuklar
Şair: Murathan Mungan Bundan birkaç yıl önce yazmaya karar vermiştim bu öyküyü. Güzel ve uzun bir öykü olsun istemiştim. Her zamanki gibi onca iş, onca uğraş girdi araya; gündeliğin hayhuyunda başka öyküler, başka öykücükler; yalnızca yazılan, yazılmayı bekleyenler değil, yaşananlar da geçit vermedi... Sonunda, 'Bir gün yazarım, nasıl olsa bir gün yazarım, ' diye beklettiklerimden biri olup çıktı bu da... Kimi zaman, yazdığımda, kim bilir nasıl müthiş bir kitap olacağını düşleyip, heyecanlandıklarımdan biri olarak geliyordu aklıma; kimi zaman da yazamadıklarımın yüreğimi daraltan ağır çeki taşlarından biri olarak... Bu tür 'muhasebeler' içinde bulunduğum ruh haline göre değişiyordu; belki yazacağı onca şeyi üst üste yığıp yıllar boyu onlarla birlikte gezen bütün yazarlarda böyle oluyordur. Artık onları bilemem. Ama her zaman söylerim, yazıp da, düşlediklerinizin ne kadarını yazabildiğinizi görmektense, 'bir gün yazdığımda nasıl müthiş bir şey olacak kim bilir! ' diyerek kendinizi geleceğe ertelemeniz daha heyecan vericidir. Bilirsiniz, insanları heyecanları yaşatır. Buraya kadar söylediklerimden benim bir yazar olduğumu düşünmüş olmalısınız; hayır, değilim, ama öyle zannedilmek hoşuma gidiyor. Aslında yazıya gönül vermiş olduğumu, boş zamanlarımda, nasıl derler, 'kendi çapımda' öyküler, öykücükler, çeşitli denemeler yazdığımı, ne yazık ki, ancak birkaç yakınım biliyor. Onların da pek ciddiye aldığını sanmıyorum. Başarılı bir grafikerim, işime çok asılmamakla birlikte fena para kazanmıyorum; bunların bana yettiğini düşünüyor olmalılar. Yazdıklarımdan, yazmaya çalıştıklarımdan kimselere pek söz etmem; hem kendimi sahiden bir yazar olarak görmeyişimden kaynaklanıyor bu -insan kendini bir yazar gibi hissetmezse, başkaları için nasıl ikna edici olabilir? -; hem de heyecanlarıma kapılıp birkaç kez anlatacak gibi olduğumda, karşılaştığım genel bir kayıtsızlık, umursamaz tavırlar ya da anlattıklarımın başkaları tarafından inançsız gözlerle dinlenmesi, beni bu konuda iyice ürkek yaptı. Ben de bu arzumu kendime saklamaya karar verdim. Eğer günün birinde iyi bir kitap yazabilirsem, hepsinden öcümü almış olacağım. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:12. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.