![]() |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Siyah Gözlerine Beni De Götür
Şair: Nurullah Genç Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum. Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor;ben kalıyorum avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor;ben kalıyorum. Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor;ben gidiyorum. Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan yanından geçen küheylanların korku tufanına yakalandığı siyah gözlerine beni de götür güneş ülkesinden gelen yiğitler benzeri olmayan bir dünya kursun cellat,ayrılığın boynunu vursun. Usul usul intizarı çürüten bu hercai diken,bu çılgın arzu sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine gönül vadilerini bir ağaçtan düşen yapraklar gibi düşüyorum tanyerine ya topla yaralı kırlangıçları ya da bu vefasız şarkıyı bitir özgürlüğe giden tutsaklar gibi siyah gözlerine beni de götür. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Su İsteyişine
Şair: Nurullah Genç bir su ver, dirileyim kuruyan köklerimde bir köprü kur çıldıran nehirlerin kalbine bir kuşun yuvasına götür gökkuşağını karıncanın kırılan ayağına sar beni ben ki, toprak altında bir devim, kurtar beni okunu çek bağrımdan; yandı cânım, bir su ver ölü bir tenden bile perişânım, bir su ver ağlıyor ateşimin gölgesinde, Neruda Aragon mutlu aşkın yokluğunda çilekeş her yerde tutuşan su istiyor geceden her çeşmenin başında eşkiya gülümsüyor bir çiçek at kararan duygular mahşerine bir fidan dik bağrına onurlu bahçıvanın damarlarım çatladı; yandı kanım, bir su ver dirilmek istiyorum a sultanım, bir su ver gözleri birer birer kayan hücrelerimde Genç Werther'i yeniden kurşunlayan bir acı al hançeri eline, kopar bileklerimi katranlı bir urganda tükensim yalnızlığım bir ağacın titreyen yaprağına koy beni bir kez olsun, yaralı bir İstanbul say beni zehir akıt içeyim a hanedânım, bir su ver a cellâdım, a kahrım, a zindânım, bir su ver |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Sükut-u Hayal
Şair: Nurullah Genç Böyle mi olacaktı türkülerin son hâli ezgilerden sorulur küfürlerin vebâli ayna kırıldı; hasret divanında gül soldu papatya uçarı bir zakkum oldu kuğu gölün en susuz noktasında boğuldu ivedî bir kavgadır tenhâ da ömür direniyorum direniyorum ki, aşk yenilmesin zenginlere, cinayet erbâbına böyle mi olacaktı mutluluğun son hâli kahkahadan sorulur hıçkırığın vebâli bir milat öncesi kalıntı gibi zulme açılıyor gizli kapılar sanki bütün yüzler çalıntı gibi çocuklarda bile kan kokusu var hayat bir dramdan alıntı gibi tabut kırılıyor; ağlıyor mezar aşk elden gidiyor; durmamalıyım yosunlu hayaller kurmamalıyım ölümün ardına düşüp gün boyu kırmızı camlara vurmamalıyım böyle mi olacaktı değirmenin son hâli bereketten sorulur kuraklığın vebâli güya bütün umutlar ülkeme dolacaktı güya ülkem göklerin yolunu bulacaktı neden hafif tartıyor yüreğimi terâzi intizarın mavi dengelerini yıkıyor sonunda leylâ direnmeliyim direnmeliyim ki, aşk yenilmesin yoksullara, kürek mahkumlarına |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Unutursun Deyişine
Şair: Nurullah Genç unutmak, yıldızların ciğerine saplanan bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm unutulursa şair, sen de unutulursun bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü geminin bir köpükte okyanus aradığı ay’ın arzı terkedip gökte durduğu ânda serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu ânda başını ellerinin arasına al ve dur işte o lahza gülüm, bu can seni unutur unutmak, bir saatin kırılan camlarında zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi unutmak, susturmaktır yolların ayrımında şairlere can veren muhteşem bir ağıdı unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun unutmak, ayırmaktır arıları balından unutulursa şair, sen de unutulursun |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Yağmur
Şair: Nurullah Genç Varedenin adıyla insanlığa inen nur Bir gece yansıyınca kente Sibir Dağı'ndan Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden dökülür ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yağmur yıllardır suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsaları Çölde seni bekleyen bir taş da ben olsaydım |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Yalnızsın
Şair: Nurullah Genç Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini Gecenin kolları sessizce yakalar seni Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Yine Kendisine
Şair: Nurullah Genç aldırma, kaldığıma tenhâda böyle sessiz derdime vâkıf olan simurg bile çâresiz asırlar taşıyacak alnında mühür gibi yurdunda en karanlık zindan bile hür gibi mağmada yeşerecek sevdayı bulan tohum güneşin filizidir toprak altında ruhum bulutları sükûna kavuşturan bu iklim ölüleri umutla buluşturan bu iklim üç mevsimi alacak acılar beldesinden mavi kuşlar uçacak zamanın ötesinden esrik bir mezarlıktan geçince yollarınız kemiklerin diline düşecek halleriniz üç boyutlu bir yağmur yağacak üstünüze tabutlar ağlayacak sizin de bahtınıza kâinat bu ebedî destanı konuşunca her kurşun bir yürekte lâleye dönüşünce rengini kalbimin renginden alacak gülüm bu sevda kitabında sultan olacak gülüm beni anlamasalar, deseler de: Masalcı! yiğitlerin rüyası yetim kalır mı, Balcı gülüme kavuşmadan ölsemde kuytularda biliyorum, bu rüya büyüyecek sularda |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
İki Gözüm İki Çeşme
Şair: Nurullah Genç sen gideli ardında sadece hüzün bir de rıhtımların şarkısı kaldı senin senden öte bir şeyler olduğunu biliyorum, ama akşam oluyor ruhumu çöllere bırakıyorum iki gözüm iki çeşme bir sarhoş kurşunla kanatları kırılan garip bir serçedir alınganlığım biraz kum ve kelebek bir de senin için geçtiğin yerlerde damla damla yüreğime bulaşan toprağın ah ü zar kalıntıları hala anlayamadım bizi bizden ayıran ısırgan otlarını sen orda, bulutların arasında sessizce ya da bilmem hangi şehrinde arzın garip bir türkünün ardında yürüyorsun benimse avuçlarında gözlerinden artakalan bir kaç yeşil renkli hayal denizi iki gözüm iki çeşme neye yanıyorum, biliyor musun birleştiremedik kalplerimizi |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
İntizar
Şair: Nurullah Genç Gözlerin dokunuyor kalbime ey cefakar Öyle uzun bir hicran sundunki hayatıma Zehrini yudumluyor ruhum melankolini Lambalar sırılsıklam gönlümde sönmesin yar Ellerin ab-ı hayat, gülüşün yar, sesin yar Rüzgar mıdır, yağmur mu dumanlı bakışların İrkiliyor durmadan bedenim, hülya mıdır Neş'eme ızdırabın çektiği perdesin yar Umudumun maviye büründüğü yerde mi Mahulyam, ey şebnem edalım, nerdesin yar Unutma ceylanların çölleri sevdiğini Toprak neva sırrını ezberliyor göklerin Renkler uğursuzluğu fısıldayıp duruyor Ülfetim nevbaharı bekliyor, bilesin yar Zarif bir düğüm gibi duruşun yar, sesin yar Gülleri incinmesin masum dudaklarının Aldırma, leylakların solduğuna içimde Ruşenimsin ey canım, beyaz bir lalesin yar Işığısın şehrayin kalıntısı ömrümün Sensizim, avareyim; durmayıp gelesin yar Esrarengiz şarkılar dinliyorum geceden Neden ıslak bilmem ki, çehresi yıldızların Mestediyor ruhumu endamın, ey cefakar Eridim; ırmağa döküldüm; şulesin yar Neden resimler gibi hercaidir sesin, yar Ey deniz yürüyüşlüm, ey hüznümün kaynağı Küskün ırmaklar bile benden daha mutludur Şafakta billur olup, gönlüme giresin yar Eski umutlarımın son bulduğu yerde mi Sihirli akşamların ülkesinde misin yar İlkin şakayıkları okşayan parmakların Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma Anladım aynaların seni kıskandığını Şeydayım, efkarlıyım; duyup da gülesin yar Efsunlu duygularla sarsılıyor benliğim Hasretim ey cefakar, süreyya gözlerinde Ebedi nalan oldu gözyaşım; silesin yar Pusatsız suvariler gibiyim yollarında İntizarın alnıma vurduğu halesin, yar Çeşmeler kurumaya yüz tutmuşsa içimde İklimler lanetini kusuyorsa ötenin Mahşere aralanan kapıdır şimdi zaman Dil-rübasın, mümayiş sultanı, didesin yar Ellerin ıtır dalı; duruşun yar sesin yar Çakıyor yüreğimde şimşekleri ferdanın Işık ol, perdesinden kurtar beni sevdanın Nerdesin? ..Rüyada mı? ..Sanki mazidesin yar Lalezarı solgundur melal yolculuğunun Ilıksın, uykudasın, safsın, güzidesin yar Yasaklara nigehban olma, ey mah-ı zemin Orkideler seninle büyüsün bahçemizde Rahmeti özümleyen bir bende-i numune Olalım yeryüzünde, ey can, hep tazesin yar Gurbetin lisanıdır gülüşün yar, sesin yar Üflerken erdemi maveradan hicabın Zümrüdüanka neden alev alev yanıyor Ey enis-i mücella, sen ki, yelpazesin yar Limanısın ruşenimin bela okyanusunun Semadan damla damla inen firuzesin yar Esirinim; ey nur-u nigahı, m, yakma beni Sonsuzlığa seninle varalım, ey cefakar İliğime işledin; no'lur, bırakma beni Nazlısın; nazarındır ufuklarımı saran Ayrılık acısıdır damarlarımda kıvranan Yorgunum, yaralıyım; no'lur, bırakma beni Şahikasın; şavkınla tutuştu hücrelerim Esirinim; ey nur-i nigahım, yakma beni |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Öpülürdü Alnımız
Şair: Nurullah Genç Korkmazdık geceden, silah sesinden, Sular kirlenmezdi avucumuzda Uçardık göklerin penceresinden Yıldız ülkesine, mavi sonsuzda Gönlümüze henüz gelmemişti güz, Sevgi sürülürdü ekmeğimize, Neşeyle evcilik oynardık gündüz Bereket dolardı evlerimize Ölümü bilmezdik öldürmeyi de Yaprak dökmemişti umutlarımız Gözünü kırpardı gece, aydede Mehtabı süslerdi bulutlarımız Toprağın gözleri millenmemişti Babamız oyuncak derdi mermiler... Denizler tutuşup küllenmemişti Balıklara arkadaştı gemiler... Kurşunlanmaz öpülürdü alnımız Çiçekler sevginin işaretiydi, Geçip gitti o mutluluk çağımız, Ruhumuz kederden elbise giydi... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:47. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.