![]() |
|
Nurullah Genç Şiirleri
Adın Senin Şair: Nurullah Genç Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm Hangi ferman dokundu bakışlarına senin Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var Muhteris aynaların eskidiği yerdesin Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir Bağbozumunda bile yediveren boylusun Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Ansızın-1-
Şair: Nurullah Genç seni kaybettiğim o günden beri içimi dağlıyor hasretin, sızın kah gönderiyorsun yalnızlığını kah karşıma çıkıyor ansızın herhangi bir gecede, dumanlı bir köşeden bazen ayın ondördü kadar şehla ve güzel bazen bir ejder gibi, bakışları bir kızın ızdırab şarabıyla ruhumu sarhoş eden kil renkli gözlerini buluyorum ansızın herhangi bir zamanda muamma bir şarkının dalgın nağmelerinde duyuyorum seni ağlayan kirpikleri bazen kumral ve kısa uçurtmalar taşıyor göklere nefesini bazen karanlıkları örtecek kadar uzun alevli saçlarında dağılıyor gül ve gün kalbimden bir karanfil koparıyor sonsuzun savaşta yenik düşen gemiler kadar üzgün herhangi bir denizin efsunuyle yeniden her şey sanki yeniden başlayacak derinde sönerken mutluluğun nazenin kandilleri yaralı bir güvercin görürüm ellerinde hayalinde bulurum solgun karanfilleri |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Artık İlgilenmiyorum Seninle
Şair: Nurullah Genç Bunca yıkılmış dağlar üstüne Kalbimin kanını buharlaştırdı gözlerin Oysa kaç güvercin havalanmıştı içimden Konarak pervazlarına gülüşlerinin Kaç mermi sıyırmıştı ruhumu Acımasız yürüyüşlerinin mevzilerinde Dayanmıştım Ağlamıştım saatlerce parçalanan düşlerime Ta ki sevgilim Kızaran bir gök bulutu Ölümü Bir yıldırımla düşürdüğün ana değin Kalbimin haritasına Artık ilgilenmiyorum seninle Demiştin barut kokan kelimelerle Demiştin de hayat ölü bir bıldırcın gibi Tutuşup yanmıştı yanan bir tahta içinde Tarla küllerle dolu, ortasında yumurta Çatladıkça yeniden doğuruyor kanımdan Fışkıran harflerle kalbim olan cümleyi: Ben ancak bir tarih kitabı kadar İlgileniyorum seninle... |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Ayın Güle Serenadı
Şair: Nurullah Genç l ey imtiyazlı güzel, uyan derin uykudan hatırla bülbüllerin divane olduğunu dün sabah seni görüp çarpılmış gökte güneş önce anlayamamış ona ne olduğunu gönderince kalbime ışığını bu gece bildim bütün aşkların bahane olduğunu şimdi ben de garip bir haldeyim, biçareyim şaşırdım ayın kime pervane olduğunu ll rüzgarı senin için öpüyor dudaklarım bal rengine boyuyor yolları senin için dehlizlerin dumanlı, küflü karanlığından aydınlığa çekiyor kulları senin için misk-ü amber kokuyor çölün kalbinde zaman sim-ü zerle süslüyor kumları senin için senin için ırmağa karışıyor denizler can meyvesi kırıyor dalları senin için lll bülbül yine mey’ustu; vatan virandı gülüm uğrunda hayallerim bile yıprandı gülüm Mecnun dahi Leyla’yı anmaz oldu yürekten güzeller güzeliydi; hani sultandı gülüm yaşamak, sonsuzluğu tattı avuçlarından ölüm tomurcuklandı; kabir uyandı gülüm bir kafdağı kalmıştı varlığından bihaber seni görünce, o da tutuşup yandı gülüm |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Aşk Ölümcül Bir Hülyadır
Şair: Nurullah Genç Hülya tatlı bir andır Süzülür dibine selvi ağaçlarının Zambakların, sevda çimenlerinin. Dağlarda duman duman tütüyor sıla Sıla da garibin omuzlarına Güvercin gibi konan Sadağında mumçiçeği serzeniş Mızrakları cazibesiyle kıran Saçları darmadağın Bitişik bir hicrandır. Ne fettan sarayların Bitişik cilvekar yalnızlığı Ne de bezirganları küçümseyen sultandır. Gezinir içimizde hülya tatlı bir andır. Ne gün başımı alıp gitsen karanlıklara Çıkıyor bir köşeden karşıma kelebekler Onlar da bir derbeder gibi mahrum öteden Onlar da tanyerine bakıp hülyayı bekler. Beyhude hekimlerin ülkesinde bir şehir Çıkmaz sokaklarını düşlerimize açan Bir sahura yıldızı gibi göklerde uçan Köpüksüz anıların sihriyle akan nehir Varlığı bestenigar, yokluğun deniz gibi Gönül,safkan bir vefa atlasında şahlanır. Asil fırtınalarda kaybolan bir iz gibi Çölde aşk suretinde bir ahu peydahlanır. Kum,yaldızlı giysiler içinde meşhur güzel Ay öper eğilerek çölün yanaklarını Ufukların delisi, soluk bir deniz gibi Bir sayeban altında yürür hazinesine Kah takılır uzaktan bir belanın sesine Kah yüzü yıldızlara benzeyen bir rüyadır. Bin tepede bayrağı dalgalanır Leyla'nın Oysa aşk,karanlıkta ölümcül bir hülyadır. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Aşkım İsyandır Benim
Şair: Nurullah Genç Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi Dağıt kalbini saran hasret bulutlarını Damlasın gözlerine sonsuzluk usaresi Dalgınlık evlerinin en güzel melikesi Sevemem; tozlu raflar arasına girmeden Çöllerim kandır benim Sevemem; karanlığı bir daha devirmeden Aşkım isyandır benim |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Bana Özlemin Kaldı
Şair: Nurullah Genç ey yıllardır içimde beslediğim kanarya senin o sulusepken, yeşil gözlerin var ya gökleri denizin elinden aldı fırtına delirdi; deniz bunaldı kızıl tüylü kanatların firakını çekti uzaklara resimlerini bana özlemin kaldı patikalar üstüne yazıverdin adımı acımasız,her akşam çiğnedin feryadımı ey yıllardır içimde beslediğim kanarya senin o sulusepken gözlerin var ya sanki bir alev topu, yakar hayallerimi her ikindi sonrası ruhumun toprağına garip tohumlar gibi atarım ellerini sana mahsun bir umut, desem mi bilmiyorum sana çılgın bir bulut, desem mi bilmiyorum derin bir uçurumda arıyorum kalbini ya gel, ya beni unut, desem mi bilmiyorum ey yıllardır içimde beslediğim kanarya senin o sulu sepken yeşil gözlerin var ya rüyalarımı çaldı sevda ırmağında sular alçaldı son bahar uğradı yüreğimize sararttı gülleri, yaseminleri bana özlemin kaldı |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Beni Anlamayışına
Şair: Nurullah Genç Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere Her gece ışığını ruhumdan alacaksın Aldanma gururunu okşayan çiçeklere En güzel güllerini ruhumla alacaksın Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi Sen hala anlamadın sevginin en hasını Sen hala çözemedin ırmağın dünyasını O, coşkun bir denizin sularına yürürken Sen hasta bir çeşmeden doldurmuşsun tasını Gittiği her iklime sevdanı götürürken Gözyaşı çukuruna gömmüşsün deltasını Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık Görmedin bir arslanın can çekişen resmini Yalnızlık kitabında okumadın ismini Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların Karanlık köşelerde acı acı gülmedin Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin O Celali uykudan uyanmadın, uyanma Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm Feryadı kayaları parçalayan sesine Ömür boyu yabancı kalır mısın, a gülüm Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne Dudağında kuruyup dağılan sözlerini Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi Karalar bağlamadın beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Beni Yakışına
Şair: Nurullah Genç O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı? Sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı. Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum, Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı. Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi. Ruhumla söndü alev,sonra ruhum da yandı. Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut. Bülbülün küllerine konan puhum da yandı. Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile. Kaktüsün gölgesinde nazlı âhım da yandı. Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım, Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı. Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme. Kalmadı hiçbir şeyim bak,günahım da yandı. Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme. Ülkem yıkıldı heyhat! Ordugâhım da yandı. Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin, Başıma tâc ettiğim padişahım da yandı. İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı. Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı. O'ndan başka ne varsa yandı, Yandık sen ve ben. O'nu göreyim diye,kıblegâhım da yandı. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Benim Şiirim
Şair: Nurullah Genç Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Issız ovaların nehiriyim ben İçimde işliyor derin bir yara Aşkın öldürmeyen zehiriyim ben Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Hafızası ölü nakkaş gibiyim Çekiyorum mutsuzluğun yasını Ayaklara mahkum bir baş gibiyim Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Mazide benim de yüzüm gülmüştü Uyandım,mutsuzluk geri dönünce Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Zaman kan süzüyor kulaklarıma Hıçkırığa mahkum biçare gönlüm Haydi takılıver ayaklarıma Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Ben ki yaranamam,şakaya gelmem Kuruttum bengisu peteklerini Karanlık dolu bir dünyada gülmem Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Biraz sevdasınız,biraz nazsınız Kimse benim gibi ağlayamadı Belki gülersiniz,inanmazsınız Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Bodrum Katı
Şair: Nurullah Genç Ne bayram misafiri, ne düğün gölgesiyim Şu koskoca alemde yalnızlığın sesiyim Meçhul bir ıstırabın kurbanıyım boşlukta Bir bodrum katındayım, esrarlı bir loşlukta Pencereden bakarken gördüğüm tek şey: Hüzün Farkedemedim hala endamını gündüzün Bir yığın eski hayal duruyor tabağımda Eski günlerin tadı sızlıyor damağımda Gönlümün mahzenine çekildim; biçareyim Sevgiyi de, aşkı da unuttum; avareyim Meçhul bir ıstırabın kurbanıyım boşlukta Bir bodrum katındayım, esrarlı bir loşlukta |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Canfezam
Şair: Nurullah Genç bir darbımeseldir canfêzam bakışların vurur beni uzanırım da kadife saçaklarına rüzgâr durdurur beni şehrinde kaybolmuşum uzatmalı kirpiklerinin en leylâk kokuşunla, en şahin uçuşunla o körpe, o İstanbul endâmın kavurur beni bu bir cefâ derbendi, kahır istilâsıdır ellerin ufalar, tenhâlara savurur beni şenliğinde aykırı yürüyüşlerin eziyorsun göklerini yine de ufuklarda bekletiyor gurur beni bu hicran değişmeyen kaderimdir, umarım biliyorum canfezâm, vuslat unutturur beni |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Derindesin Rüya Kadar Derinde
Şair: Nurullah Genç seni bir kilimin nakışlarında devlerin şimşekli bakışlarında kanı sevgi olan hatıraların göklere uzayan yokuşlarında bulamaz ayağı prangalılar yayını terkederken kırılan bir ok gibi doğarken ölen bir çocuk gibi çekingen çeşmelerin suyunda eriyen güz yorgun patikalarda sevda arayan öksüz bulamaz izlerini tilkiler kurt ininde yağmur hala murada ermedi teninde mağrur bir kıvılcım görünce seni başın alıp gitmiş karanlıklara mehtabı beklemiş seneler boyu yüreğinde duymuş hep o korkuyu ardına bakınca gamlı bir akşam duymuş tenhalarında çalan şarkıyı ceviz sandık bomboş ; kapılar kırık senden artakalan mor bir hıçkırık okunmamış esrarlı bir öykünün memnu satırları gibidir yüzün vuslatın eflatun gecelerinde uykusunu kaçırmışsın gündüzün oysa ne yerdesin , ne gökyüzünde derindesin rüya kadar derinde |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Diken Diken
Şair: Nurullah Genç zembilcide büyüyen, dal üstünde uyuyan gülmek sende gül olur, sen bende diken diken elmas beşik içinde kundağını öptüğüm sevmek tende gül olur, ten bende diken diken inci döker gözlerin asil kirpiklerinden umut kanda gül olur, kan bende diken diken kezzap akıtsan bile filizlenir yüreğim ölüm canda gül olur, can bende diken diken maverayı bulunca kapında süvariler kılıç kında gül olur, kın bende diken diken kafdağından öteye gidenler birgün döner hasret handa gül olur, han bende diken diken hasadı diriliştir tarlasında sevginin buğday unda gül olur, un bende diken diken acıların birikir, birikir de içimde her şey bende gül olur, ben bende diken diken |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Dinlediği Şarkıya
Şair: Nurullah Genç gözlerinin renginden almışsa ahengini ruhum nasıl unutur gözlerinin rengini uzaktan bakıyorun O'na hep yeşil yeşil bu vehimli muamma parlıyor ışıl ışıl yanıyor nağmelerin bedevî kanatları şahlandı obamızın doludizgin atları bir kum saatindeyim, yine tuttu kan beni çile bülbülüm çile feryadıyla ân beni binlerce ok ağlıyor kırdığımız yay için yıldızlar dökülüyor tutulan her ay için bu kuzgun vadisinde yanelim korkuları Dede'den dinleyelim en güzel şarkıları musıkî bahçesidir tende lisan-ı fıtrî asîl bahçıvanıdır o hanede, o Itrî endamını tasvire gücü yetmez tarifin kuşları uçuşuyor gökte Hacı Arif'in kumlara gömülmeden kervan, gönül çağında telâfisi imkânsız nağmeler tuzağında akmasın yüzümüze kötürümler pınarı devirdik, o devrilmez zannedilen çınarı yeşil yeşil bakamaz, kırmızıdır gözlerim öteye varsam bile, O'nu yine özlerim dinlediği şarkılar, arayıp bulun beni gülümün gözlerinde şehzâde kılın beni |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Ey Sarı Gök Bulutu
Şair: Nurullah Genç dön kendine, gözlerimi yüzünde vur kendini kimsesiz yollara ömrünün ey sarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni zaman definesini taşı dağarcığında yoksa aşkı bir belalı vadiye çekersin eline geçince ruhun dizginlerini umudunu imkansız çöllere taşır ölüm kumların dehşetine salar gezginlerini efsunlu bir vahanın bağrına düşer ölüm eteği neden yaslı keremsiz kalan dağın hangi rüzgar kuruttu duygular tarlasını ey sarı gök bulutu, ey ızdırap gülşeni dokundur ellerini şiirin alevine yoksa aşk, bir köşede ansızın yakar seni dön kendine, anlarsın; yıllar boyu çaresiz olmak ne kadar acı karanlık bir kuyuda birer birer kapanır güneşin perdeleri kaybedersin bir daha dönmemek üzere geri riyakar neş’eyi de, budala uykuyu da |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Gelmedin
Şair: Nurullah Genç gelmedin son hayal de yanıp yanıp kül oldu bu deruni kavgada kırılan gönül oldu şimdi menziller elem,yürek duman,sine çak devleri mahkum eden hayatım şimdi helak gelmedin yıldırımlar düştü hülyalarıma nasıl kıydın be zalim masum rüyalarıma sana doğru her adım neden hep ölüm sunar seni her andığımda renk solar,desen yanar hangi rüzgar sabırla böyle koşar ardından hangi el nakış nakış gergef dokur ardından susarsam anlatır mı seni göklere tarih bensiz olur mu sabah güler mi kara talih gelmedin koptu zincir parçalandı anılar sardı bütün ruhumu tükenmeyen ağrılar kalbimin pembe köşkü harab oldu gelmedin bahçesinde açan gül turab oldu gelmedin bil ki kıyamet kopsa bu ateş sönmeyecek heyhat!şair mehtaba bir daha dönmeyecek |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Giderim
Şair: Nurullah Genç İçimde bir acı fırtına kopar Bulutlarda şimşek çakar giderim Bitmeyen arzular yolumu kapar Çılgın bir sel gibi yıkar giderim Anlarım eşitten farkını farkın Yıllar süren ömrü biter merakın Keder uzak olur; mutluluk yakın Yorgun kafesimden çıkar giderim O an, zaman durur, mekan silinir Sonsuzluğa doğru nefes alınır Ruhum bir damla su, göğe salınır Süzüle süzüle akar giderim Çile denizinin görünür dibi Alır beni yüreğimin sahibi Geceyi süsleyen yıldızlar gibi Ben de, bir meş'ale yakar giderim Birgün utku için, hicran yerine Dalmak için hülya bahçelerine Dostların ıslanmış çehrelerine Son defa, hasretle bakar giderim |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Gül ( Yine Hüzün)
Şair: Nurullah Genç bitir bu işkenceyi , sende artık bana gül dokundurma elini pıhtılaşan kana gül bahçe boş ;çeşme kuru ; nerde bostancıbaşı gelde feryâd ü figân etme bu hüsrâna gül yıllarca yatağında uyudum semenderin çakallar yuvalandı bizim olan hana gül unuttum gökkuşağı altındaki resmini nice bühtan ettiler eski bir sultana gül kâinat oluk oluk boşalırken içimden yağmur damlası bile olamadım sana gül uzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü her yangınla yeni bir yangın düştü cana gül ya öldür , yarasalar okşasın cesedimi ya da terkedip gitme beni bu isyâna gül dinle ki , en ölümcül şarkımı söylüyorum darağacı kurdular döndüğüm her yana gül nasıl sevişiyorsun kırkayakla , çıyanla hani boyun bükmüştün ebedî fermana gül meğer bir yanılgının zinciriymiş umudum güvenimi yitirdim şimdi her dermana gül. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Güldeste/ Sonsuzluk
Şair: Nurullah Genç gül zindanı yapsalar vardığım her durağı bana bir gül delisi deseler de her akşam seninle ışık oldum, yakın ettim ırağı benimdir gözlerinden aldığım bu ihtişam şimdi bütün çiçekler nakkaşımdır bu yerde yapraklarından sızan gözyaşımdır bu yerde turuncuydu yüreğim, benekleri kırmızı yeşildi bir Hüma-yı Ata'nın şakağında ateşin bir baharı taşıyan ince sızı cemşide rakib oldu güllerin yaprağında 'hu' çekiyor içimde Mevlana bir semazen lalede imreniyor dertli Hallac'a bazen tutundum bir zamanlar Gencine-i Cemal'e meğer dibacesiymiş sonsuzluk ülkesinin gördüysem yapayalnız nerede bir ters lale yandı titreşimleri uğuldayan sesinin şafağında büyüyen zambak soldu aniden tanyeri 'gül gül' diye güneş oldu yeniden Levni'yi kollarına alır taze bir bahar bir Tac-ı Kayser gibi sokulur sinesine onuruna Çırağan kurduğumuz aynalar düşer yüzyıllar boyu en karanlık ye'sine her hassa, bir merili bahçesine vurulur her sultanın tahtına bir prenses kurulur bana, ne Dürr-i Yekta, ne Semen Sima gerek senden kalan her harfin içinde binlerce bağ bağına girmek için küçük bir ima gerek seninle güle döner derin vadi, yüce dağ bu sevda ılgıt ılgıt çoğaldıkça bedende Çiçekçiler Başbuğu olurum belki ben de dikendi, serfiraza döndü kapında ruhum büyüdükçe çiçeğim, yapraklarım kısaldı senden önce ardında 'ah' edip avunduğum meğer bir malihulya, çaresiz bir masaldı ölümsüz vuslatına erdim Bağ-ı Safa'nın nağmeleri duyulmaz oldu Gülfer Kalfa'nın dantelası çiğdemli yastıklar küf kokuyor yenilgiler devrinde tarümar oldu bostan göçenler mor kokulu hüzünler bırakıyor servilerin dalları yine kırıldı yastan bu gönül mevsiminden gitti uzağa giden atmak gerek toprağa tohumları yeniden kapında pusat koyup gül alan sipahiler seccadesi sularda bir dervişe dönüşür tahammülü kuşanır, el açıp Me'va diler goncanın kirpiğinde nilüferle görüşür bir ömür yalnızlığı alsa da kollarına gittiği her ülkede gül düşer yollarına gözüme gül dumanı çöktü yine bu akşam baktığım her noktada yalnız senin güllerin içimde gül pınarı aktı yine bu akşam irinli dertlerime şifa oldu ellerin Mecnun ile Leyla'nın buluştuğu yerdeyim bu gül yolculuğunda şimdi son seferdeyim yanakları gül oya, parmakları gül dalı kızlar, delikanlılar baştanbaşa gül oldu ayrılık gül tohumu, şiir güle sevdalı şair ki, feryadından yana yana kül oldu onun çemenzarıdır köşelerde hıçkıran nerde bir bulut varsa, gülsuyudur fışkıran gül sesleri geliyor; her yer dua ve niyaz açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri adımları parıltı, alınları bembeyaz dağılıyor evrene gülün mestaneleri sen ki, en büyük GÜL'sün, en çok gülü seversin söyle bahçıvanına, bir gül de bana versin Ulu Tanrı adıyla aldığım her nefeste senin için gül açar, kuş olup göğe uçar sen ey bahar elçisi, sen ey kutlu güldeste senin için cansızlar bile canından geçer gölgeler şehrinde gül, kimseye kalmayacak öteler şehrinde gül, bir daha solmayacak |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Gülnare
Şair: Nurullah Genç ben, yıpranmış sokaklar ortasında avare sen, kırgın bir ülkenin süreyyası: Gülnare honçalı novroz gelir; bir de siyah ve sarı dalgalanır göklerde bir kuşun kanatları her nağme, dudağında çarpılmış karanfil sana tutkun atlılar şimdi yorgun ve sefil göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı dokunmuyorsa kalbim o mazlum kitabeye ayışığı düşer mi kanlı bir harabeye sensiz çöl, ıssızlığın kahrıyla zehirlendi yalnız bulutlar değil, vahalarda kirlendi mahşeri bir serabın ardından yürüyorum gözlerini kaybeden bir kervan görüyorum geride, okunmayan silik izler kalıyor kaktüs hala toprağı uykuda yakalıyor tarihin her sayfası soluyor pare pare karasevda burcunu yıkıyorsun, Gülnare Azerbaycan ufkunda bir divanedir gönül böylesi tarümar olmadı belki de gül toprak, bir bakışınla kızıl renge büründü yıldızlar ülfet için gündüz vakti göründü gözlerin binlerce yıl ötesinden yadigar nerdesin, ey Bakü’den, Gence’den esen rüzgar yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor yalnızlık damla damla şakağından sızıyor bazen öfke, kavgayı sevenlerin ardında mahülya ve hüzün; bazen korku ve sevda çiçeklerin yurdunda yalnız senin kokun var bazen uzaktan uzak, bazen yakın bir duvar karanlığa mahkumdur gökte sensiz, sitare ruhumu zevalinle buuşturma, Gülnare soluğun ab-ı hayat mıdır; filizlendi kül siyah bir lale gibi aynaya düştü kakül kırdın yüreğimdeki saatin akrebini kuruttun düşlerimin hayal mürekkebini hangi ırmağa baksam akıyorsun derinden Hazar, acılarınla ağlıyor kederinden kuduran bir denizde benziyorsun şikare görebilseydi seni ejderhalar, Gülnare gözlerinden fışkıran yanardağlar sönerdi o ısırgan bakışlar balmumuna dönerdi oysa şimdi su sarhoş; balıklar geldi dile dalgalar son bir umut vuruyor sahile Nahcıvan, hasretinle alevlenen sır çerağ seninle firakını unutuyor Karabağ göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı bırakıp gittin beni umarsız bir efkare haber gönder, nerdesin, nerdesin ey Gülnare |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Gözler
Şair: Nurullah Genç Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan Bir hayali dilberin çehresinde parlayan Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler Ruhumun yağmurunu içip de kanan gözler Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın Hayatın sonbaharı kuşatmadan rengini Yitirmeden şu billur ve masmavi engini Beni al kollarına, uyut sonsuza değin Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin Göreyim elmas gibi parlayan nakışları Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları Papatya bir simada sana taht kurmuş Allah Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh İçimden bir parçayı koparıp götürüyor Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyor Mehtabım, yıldız gibi süsle kâküllerini Koklayayım kalbimde yeşeren güllerini Islanmış sinesine çekiver bir baharın Uyandır şarkısıyla beni, kanaryaların Duaya kalksın elim, başım şükre uzansın Sesim dudaklarıma mahpus iken, uyansın Ve matem kuyusundan çekeyim ellerimi Toplayayım yerlere düşmüş hayallerimi Kapkaranlık dünyama bir ışık yakan gözler Bana, benimmiş gibi, ümitle bakan gözler |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Gözlerine Yazılmamış Bir Destan
Şair: Nurullah Genç bu şiirde iki göz var biri senin; biri onun Senin o karanlık, küf kokulu matem gözlerini terkediyorum biliyorum; saçlarının sarısı gözlerinin yeşiline karışmış biliyorum; sana benzemek için melikeler birbiriyle yarışmış fosforlu ve derin bakışlarına çağlar boyu nice destanlar yazılmış oysa ben görülmedik bir lale yaprağına gökleri kıskandıran bir destan yazıyorum gözlerin değişip kaplasın karanlığı bütün ufukları sarsın gözlerin gene de hep bende kalsın gözlerin l kapama gözlerini; karanlıktan korkarım atlılar kaybeder yolunu, hasretimin posta güvercinleri geri dönmez ülkeme yaslı dereler gibi mutsuzluğa akarım kapama gözlerini; karanlıktan korkarım ll ateşten ve köpükten sıyırıp ellerimi mekanımı gülistan eyleyendir gözlerin isyanıyla ihtiras ve gerilim yaşayan Kabil’in ruhunu kan eyleyendir gözlerin vuslat aşkını Leyla düşürmedi çöllere arzı Mecnun’a hicran eyleyendir gözlerin gözlerinde başladı tarihin macerası Adem’i Havva’ya ram eyleyendir gözlerin Kerem dağlar ardında aradı gözlerini Kamber’i bile viran eyleyendir gözlerin Ferhat dağları deldi yolunu bulmak için sevmeyenleri giryan eyleyendir gözlerin suların emzirdiği muamma bir çocuğu yedi iklime hakan eyleyendir gözlerin lll gözlerin göklerinde her yüzyılın başında birer akkor olmuş gözlerin çekip çıkarsam da mısralarımı ben yalnız gözlerinin şairiyim aslında hangi rüzgara verdiysem aşkımı beni alıp yangınlara götürdü muştu beklediğim bütün yelkenlilerden ateş düştü içime lV yüreğimden fışkıran bir “ah” mıdır gözlerin beni benden koparan “eyvah” mıdır gözlerin Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin Arif Bey’i Itri’yi ömür boyu inleten nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin kubbesinde yitirdim zaman duygularımı akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin ruhumu baştan başa acılarla dokuyan beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin her köşede zifiri bir silüet bırakan gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin renkler avare; sitem başıboş kuytularda mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin V nihan kıldı gözlerin bana kapılarını oysa ben gözlerinden girerdim yüreğine her bakışın bir damla ab-ı zindegan idi hicranlı her gülüşün bin yıllık figan idi içime, soluşundan sonra koyu renklerin birer şirpençe gibi düştü gözbebeklerin feryadıma gök bile bigane değil şimdi söyle, kurtuluşun mu, harabın mı gözlerin gözlerinde mi mehtab; mehtabın mı gözlerin Vl çağlayanlar bile hararetlidir buğday başağının açlığıdır ufuklar siperleri aşıklar mı doldurmalıydı zalimler mi neden böyle hıçkırıklı, umutlar Vll beni hangi urganla bağladın gözlerine beni hangi ırmağa karıştırdın yeniden senden kopamıyorum gözlerin var oldukça sensiz yapamıyorum yüzün bahar oldukça gözlerine baktıkça duruluyor yüreğim ölse de, gözlerinden soruluyor yüreğim indirme kirpiğini; tutuşmasın kainat nazar kıl; ferahlasın; kavruluyor yüreğim sensiz küle dönerek savruluyor yüreğim Vlll diyorlar ki ağla ağla ki dumanı dağılsın yolların ağlamayı denizlere bıraktım yalnız gözlerindir hayatta kalan uğruna adandığım mahşeri sularla çevirip dört yanından gönlümde sakladığım aynalarda arayıp bulamazken günboyu gölgesinde konakladığım gözlerindir ufkumda dalgalanan Rüstem’in kanını döktüm yerlere İstanbul’u kuşattım gözlerin için Azrail’e koştum siperlerimden gözlerine baka baka dirildim niçin kızıl kıyamettir gözlerin bu gün niçin heyelan var eteklerinde İsrafil’den işaret mi almışsın yanaklarında mahşer kalıntısı dudaklarında mizan bütün gamlı hüdhüdler Belkıs’le döner sana yıldızlar vuslat için her gece iner sana rengini, gözlerinde kaybolan bilir lX gözlerin uğrak yeridir bestekarların şairler hüzne dalar yeşil okyanusunda eşiğinde ölümsüz dilenciler gözlerin gecenin intiharıdır sen gözlerine mahkumsun; gözlerin bana ben şiir yazmasam, kim tanır gözlerini geçerken yalnızlık sokağından hangi demirci indirir parmağına çekici hangi berber yanağını keser müşterisinin gözlerine bakmasam, doğar mı güneş X gözlerin boşluğa akan bir ırmak değil gözlerin sadece ölmek, yaşamak değil gözlerin tükeniş doruklarında bulunmayanları aramak değil gözlerine aşina olduğum günden beri ben artık her gece sesleniyorum düşe kalka yorgun argın derbeder yapayalnız duruyorum; yanlış anlaşılıyor her hücremde bir inkılab her gönlümde bir mahitab evim harab; ömrüm harab ne ay kaldı, ne de mehtab gök bulanık; ufuk silik gene de mağrur ve dimdik yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın Xl bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan bu son mezar kalbimde hicranla kazılan senin gamsız gözlerin kahkahalar atarken benim gözlerim viran; ağlamaya değer mi her cilven bir ıstırab; her nazın kapkaranlık yorgun kuraklığında ıslanmaya değer mi hiç güzel olur muydun gözlerin olmasaydı ateşlere girmeye ve yanmaya değer mi bir kevser ırmağında serinlemek dururken sellerine karışıp bulanmaya değer mi aydınlığın gözleri çağırıyor kalbimi zehir bakışlarınla boyanmaya değer mi gözlerine bir ömür dayanmaya değer mi |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Heyecan ve Fırtına
Şair: Nurullah Genç bir hitit lalesi tanıyordum ilk defa masum bir aldanıştı hayat pencerelerde intiharı koklayan çiçeklerle beraber çığlıklarıma tutkun bir kuyunun dibinde onun o gökkubbeyi yakan güzelliğini şarkılar soyleyerek anıyordum ilk defa gemi benim olmalı, su benim olmalıydı gemiciler göklerde ruhumu bulmalıydı tutuşan bir dal gibi titriyordum ilk defa yuvasız karıncalar ve kuşlarla bilendim kahır yüklü atlarla, yokuşlarla bilendim bulutları ayinde görüyordum ilk defa mazide kın arayan kılıçlarla bilendim yollar hep bana doğru koşuyor; farkındayım dağlar bile kendini aşıyor; farkındayım savaşçı mızrağını kırıyor sevda için cemre damarlarıma düşüyor; farkındayım üflenen her kandilin yerinde bir süreyya ağlayan her çocuğun bakışlarında akşam ölümüne müstehzi adımlarla yaklaşan esir uykularında kalan binlerce rüya çelik prangaları süsleyen hakimlere ulaşır mı, merhamet ırmağı taşısa da ihanete uğrayan gözyaşları gibiyim gene siyah bir perde çekildi üzerime silahlar avutuyor benimle kendisini oysa ben yalnız senle avunuyorum öfkeli mahkemeler, kan tüküren dosyalar cinnet savcılarını sürüyor menzilime oysa ben yalnız seni, seni savunuyorum |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Hicran Rüzgarı
Şair: Nurullah Genç Hicrân rüzgârıyım, işkence seli Kuşandım sevginin intizârını Mecnun, yüreğine saldığım deli Bitmeyen bir aşkın ihtirâsını Hicrân rüzgârıyım; alevden tahtım Benliğim hasretle büyüyen bebek Kerem'i Aslı'nın 'âh'ına yaktım Kanatlarım ateş saçan kelebek Hicrân rüzgârıyım; ellerim kanlı Yağmur oldum, şimşek gibi parladım Ferhat, dağı yaran bir delikanlı Emrah'ı Selvi'ye müptelâ kıldım |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Özlem Beyaz Bir Gül Açar Bağrında
Şair: Nurullah Genç Mevsimlere dokunan tebessümün sıcağı Sana doğru akmayan ırmağın sığlığıdır Gariplerin hüzünle alevlenen ocağı Sana doğru süzülen damlanın çığlığıdır Maskesi çocukları aldatıyor ömrümün Uyku, çıkmaz sokağın beynine vuran ağrı Uğursuz ellerimde sararıp solmuştu dün Bugün bütün çiçekler açıyor sana doğru Yine geçtim o kanlı badireler şehrinden Salyangoz işgaline direnen kalmamıştı Çeşmeler simsiyahtı günahların kirinden Senden kopan hiç kimse bahtiyar olmamıştı Aşkının büyüsüne kapılan kertenkele Kabuğunu sıyırmak için yollara düştü Çevresinde acılar biriken bir heykele Beddua göklerinden bulutlar kara düştü Ölülerin sessizce uyandığı o yerde İhtiyar olmamıştı sana varan bedenler Ayrılık yine me'yus, kıvranıyor kabirde Bakmamışlar yüzüne yalnız sana gidenler |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Hıçkırıklar
Şair: Nurullah Genç Saatler bitmiyor yapayalnızım Gülmek istiyorum,gülemiyorum Sensiz olmak mıdır hep alınyazım Bilmek istiyorum,bilemiyorum. Esirgedin nazlı,hilal kaşını Harap ettin çiçek kokan başını Yüreğime akan gözüm yaşını Silmek istiyorum,silemiyorum. Sanki her şey efsaneydi,masaldı Ayrılık ruhumu elimden aldı Gözlerim yollara takılıp kaldı Gelmek istiyorum,gelemiyorum. Göğüs germek için acılarıma Titreyişlerime,sancılarıma Seni bir kez olsun avuçlarıma Almak istiyorum,alamıyorum. Saçılan bir köpük olmak dilinde Boğulmak saçının ince telinde Sır gibi sonsuza değin kalbinde Kalmak istiyorum,kalamıyorum. Unutuyor beni sırlı gözlerin İçimde bir yara işliyor derin Kulakların,dudakların,ellerin Olmak istiyorum,olamıyorum. Bölerek uykunu rüyalarına O kucak dolusu hülyalarına Gece gündüz uçup aynalarına Konmak istiyorum,konamıyorum. Deli gibi aşık olsa da güle Kim acır çöllerde öten bülbüle Bir gün alev alev yanıp da küle Dönmek istiyorum,dönemiyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa Başına karalar bağlamaktansa Bu yüreği her gün dağlamaktansa Ölmek istiyorum ölemiyorum. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Kalbimin Mahuru
Şair: Nurullah Genç Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun O kâbus günlerin matemi unutulsun Gülümse de ruhumun gözyaşları kurusun Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun Sevdamızı duyunca aynalar coştu bugün Hayalimde efsulu yüzün bir hoştu bugün Seni gören ağaçlar, kuşlar sarhoştu bugün Söyle niye penceren yine bomboştu bugün Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Kalır
Şair: Nurullah Genç Hayat su misali süzülüp gider Vahşi derelerin selinde kalır Rüyasında gamlı bülbül ''ah'' eder, Yankısı bir hayal gülünde kalır Güneş doğar, batar; bir yıldız kayar Ay hüzne bürünür, karalar giyer O gün, feryadımı kainat duyar Ruhum sonsuzluğun ilinde kalır Gözlerim kararır; biter hevesim Yokluğun sesinde kısılır sesim Sevginle yaşayan, coşan nefesim Siyah saçlarının telinde kalır Günlerce gezersin hayalim ile Nihayet varırsın sen de menzile Kimsenin aklına gelmese bile Bu sevda tarihin dilinde kalır. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Kavuşma
Şair: Nurullah Genç sana geliyorum yalnızlıklardan yürüdükçe hicran gülüyor gibi yüreğimde dağlar yükseldi kardan vuslat, ağır ağır ölüyor gibi gözlerim, buzlayan kanatlarıyla yorgun umutların peşinde her an düşlerim, şahlanan kır atlarıyla birer birer kopuyorlar zamandan kısalan yolların uzadığını kulağıma fısıldıyor her diken mehdabına gömdüm hayal çağını senden geliyorum sana gelirken |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Kendisine
Şair: Nurullah Genç Sen ey şehrin yerlisi, cesur, kararlı mühür Sen ey inatçı kıskanç, alçak gönüllü ve hür Karanlık geceleri korkutsa da günahım Kızlar Kayası gibi dikilip kaldı âhım Sefere çıkanların tatlı rüyâsı mısın Rûhumun cellâdı mı, yoksa hülyâsı mısın Konuşursun, sözlerin dâre çeker canımı Susarsın, çâresizlik büyütür isyânımı Siyaha boyanınca, kanatlanır mı yürek Hangi harfin başını bekliyor şimdi melek Kasîde, hangi şehrin âşiyânında güzel Bulutlu havalarda parlayan aydır gazel Yine mest, yine sarhoş bahçendeki mumyalar Canlanıyor taşların kalbinde sardunyalar Fildişinden heykel mi taşıyorsun elinde Yine bir raksın mumu yanıyor gözlerinde En hâkî denizini verdim sana ömrümün Dilediğince yıkan sularında gönlümün Sürmek mi istiyorsun masal arabasını Getireyim kapına devlerin en hasını Ölümsüz meyvesini sundum hayal bağının Dehâsında bulmuşum seni yalnızlığımın Celî bir kavis miydin, sokuldun yüreğime Hattı hümayununla sultan oldun evime Hendeseyi titretir endâmın ley-ü nehâr Bu aşkı destan gibi yazıyor fırtınalar Yüzündeki çizgiler kûfî midir sülüs mü Aradığın define İrem mi Endülüs mü Sen ey yardım sevenim, ruhumu derde saldın Yalnızlığım ağlarken gülenim, nerde kaldın Azimli bir yüreğin yorgun kimyasın da mı Sevda denklemlerinin memnû dünyasında mı Her pazartesi âhım kapında helâk olur Her Cuma karanlığın kuşları leylâk olur Kâşifin benim gülüm, görmediğin yine ben Bilseydin sana benden bakanı görünmeden Anlardın; her macera tende rü’yet gibidir Oysa sende gördüğüm, sana gurbet gibidir Utangaç bir merhamet saklıyorsun sesinde Sahraya dönüyorum baharın ötesinde Gizlice bir nikahtır o arzuhal, o kâmet Sensizlik, yollarımda bir değil, bin kıyamet Bu tebessüm rüya mı, bu istifham uğru mu Âh bir çoğaltabilsem yüreğinde ruhumu Bilmezsin ayrılığın ağı kokan dilini Hâtıra bırak bana oyalı mendilini Ege uygarlığı çağrıştıran tarihin Asya’nın bağrı kadar muammalı ve derin Arı sütü damlarken kaygan kirpiklerinden Görünmez bir mürekkep akar iliklerinden Yüreğin, âh yüreğin bir hüzün lâlesi mi Masallar ülkesinde Zengibar kalesi mi Kapısına bir türlü varamadım, a gülüm Hudutlarında bile duramadım, a gülüm İpeğimi elimden aldı pusathâneler Bulamaz kaybedilen nûn’u rasathaneler Hummalı bir kovanda bal yapan arı mısın Hayatımın ansızın kopan damarı mısın Paslandı buzdağları ortasında çeliğim Gözlerinden hatıra kaldı kekemeliğim Kervanında kaybolan bir bezirgân gibiyim Kaktüslerin diline düşen figân gibiyim Her köşede bir meddâh anlatıyor âhımı Bilmiyor, kirpiğinden almışım siyahımı Uğrunda, kralların bahtı solsaydı, gülüm Amerika, yolunda kurban olsaydı, gülüm Bir Kafkas figüründe bulurdum son izini Efeler diyârına çevirirdim yüzünü Eşkıyâ vurgunudur seni benden ayırmak Çalıkuşunu yakan bir rüyayı haykırmak Gölgelere gecenin künhünü hatırlatır Ayrılıklar bazen de gölgeleri ağlatır Sükûnla savaşıyor hislerim kıyasıya Sevdiğini bilirim uykuyu doyasıya Süslenmek istiyorsan, ruhumu boynuna tak Bu firûze özgürlük yalnız senin olacak Bastığın her hücremde otuz sekiz çizgi var Baktığım her duruşun muammalı bir duvar Suskunluğun taş gibi, gülüşün berrak değil Neden vivien kokar baharın, leylâk değil Gözlerin bir zamanlar toprağın sahibiydi Bakışların bir tutam gül yaprağı gibiydi İnsanlar kıvranırken ejderlerin ağında Ceylan gibi yürürdün bir hayal sokağında Yine de, yokluğumun en şüpheli çağıydın Tenhâlarda ağlayan bir okul kaçağıydın Karanlık korkutamaz gülüm seni, vururum Kâtil yüzlü cinlerin karşısında dururum Yeter ki, o nâzenîn kalbin emir buyursun Kâinat yıkılsa da yüreğimde uyursun |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Kopardın
Şair: Nurullah Genç Bir hicran çölüne bıraktın beni Kalbine girdiğim yolu kopardın Yaydın üzerime yalan gölgeni Adını andığı dili kopardın İçimden boşluğa savruldu külün Hüznün ateşiyle yandı kakülün Yıllardır ruhumda öten bülbülün Her seher konduğu dalı kopardın Uzattıkça sana boş ellerimi Birer birer yıktın hayallerimi Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi Saçımdan son siyah teli kopardın Gönlümde aşkınla hergün yeşeren Göğü yıldız yıldız önüme seren O güzel, bembeyaz gülü kopardın |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Nereden Bileceksin
Şair: Nurullah Genç O eski hülyaların sahile vurduğunu Yakama bir muamma taktığım gün hatırla Gurbetin mahşerimde bir sıla bulduğunu Dağlar gibi eriyip aktığım gün hatırla Nereden bileceksin, şehrin sokaklarında Kaybolan ışıkların gözlerim olduğunu Her seher yüreğimde açan karanfillerin Her akşam ellerimde sararıp solduğunu Nereden bileceksin Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin Siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde Benimle ağlayacak benimle güleceksin Göğsümde ızdırabı deniz fenerlerinin Hayatımdan fışkıran hüzne gömüleceksin Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla Bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak Sen denizin en uzak noktasında şen şakrak Ben kırgın dalgalarla avunurum derinde Gemilere yosunlu mendiller bağlayarak Nereden bileceksin fesleğen köklerinin Hercai bulutlardan bıkıp usandığını Ansızın kayıveren yıldızların ardında Vuslatı bekleyen bir kalbin yandığını Nereden bileceksin Yağmura boyun büken susuz topraklar gibi Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin Sinesinde bi-vefa bir sırrı saklar gibi İnfazına yürüyen ölü tutsaklar gibi Gözlerinin hicranlı yaşını sileceksin Tatlı bir rayihanın göklere dolduğunu Irmaklara karışıp aktığım gün hatırla Gölgelerin ruhumu görüp kaybolduğunu Mavi bir şimşek gibi çaktığım gün hatırla Gülümse ve uzaklaş çünkü anlayamazsın Bu kopan fırtınayı Yusuf'un yüreğinde Koyu bir çaresizlik ayinidir yalnızlık Züleyha'nın menekşe büyüyen gözlerinde Nereden bileceksin kayalara tutunan Devlerin birer birer vurulup öldüğünü Rüyaları süsleyen eşsiz mücevherlerin Bir dervişi görünce yere döküldüğünü Nereden bileceksin Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin Kollarında rüzgarlı bir deprem karanlığı Kapı aralığından sessizce gireceksin Işıldayan bu gönül şahikası önünde El pençe divan durup sen de eğileceksin Bülbülün lalezardan neden kovulduğunu Bu hayal zindanını yıktığım gün hatırla Balığın susuz kalıp suda boğulduğunu Acılar evreninden çıktığım gün hatırla |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
O Akşamdı
Şair: Nurullah Genç ışıklı tellerine takıldı ayaklarım.. karşımda alev alev duran kirpiklerinin.. kapattın yüreğimi karanlık evlerine bana kim olduğumu soran kirpiklerinin.. o akşam yakamozlar gibiydi bakışların.. akdeniz gözlerinin damlasıydı o akşam.. sağnak sağnak boşaldın çorak topraklarıma tebessümün göklerin cilasıydı o akşam.. bir anda kelepçeli buldum ellerimi varlığın gurbetimin sılasıydı o akşam dağları birer birer devirip sana gelmek gönlümün en ateşli duasıydı o akşam.. sakıncalı saatler yaşadım yollarında.. yüzün sanki sonsuzluk şuasıydı o akşam.. aldandım bulutlara uzanan ellerine bu sevda ömrümün son sevdasıydı o akşam.. gülleri, sümbülleri kıskandıran endamın merhametsiz derdimin devasıydı o akşam.. oysa anlayamadım ızdırap olduğunu içimde bir heyula,bir serap olduğunu her lahza çöktüğünü ve harap olduğunu.. bilemedim ne deniz ne mehtap olduğunu.. meğer kalbin kalbimin belasıydı o akşam.. |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Odasına
Şair: Nurullah Genç Birgün seni müzeler cavidanı sayarlar Ruhumu mumyalayıp mahzenine koyarlar En güzel rüyaları koynunda gördü gülüm İffetli aynalarda saçını ördü gülüm Bilmiyor, hayalini duvara astığımı Volkan gibi konuşup, kan gibi sustuğumu Hangi köşene koydu oyuncak bebekleri Ayıları, kuşları, ıslak kelebekleri acılarıma dair Düşlerine girdi mi kan tüküren bu şair Şair ki, doludizgin bir yangında bunalan Kendi ruhundan kopan çığın altında kalan İçinde ne belalı yolların kıvrandığı Cinnetlilerin bile O’nu deli sandığı Bir dünya atlasında vesikalık bir adam Ardında gölgesiyle kıvrılan puslu idam Ey mesih yüzlü oda, söyle bana derinden Bir gün bu gam heykeli ölürse kederinden Gülüme haber salıp çığlıklar atar mısın Sen de soylu şairi bir pula satar mısın? |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Pişmanlık ve Hüzün
Şair: Nurullah Genç Elim silahlı sermayem: Gurur Ne çiçekler benim; ne ben çiçeğim Bir gün hesap için divan kurulur Ayaklar altında kalır yüreğim Elim silahlı sermayem: Gurur Korkarım beni de alnımdan vurur Pişmanlık ve hüzün hep yığın yığın Bütün varlığımdan soyuluyorum Ortasında kaldım bir bataklığın Kurtarın dostlarım, boğuluyorum Pişmanlık ve hüzün hep yığın yığın Bahçesi harâbe tüm insanlığın Karşımda yokluğun alev gözleri Zindanlar içinde zavallı ruhum Mükâfat mı, bana şu kan gölleri Yoksa işkence mi, avutulduğum Karşımda yokluğun alev gözleri Bana diş biliyor yıllardan beri Dilene dilene eğilmiş belim Yüzüm kaktüs yaprağına benzemiş Bİlmiyorum, neden böyle tembelim Kim bana 'çalışma, yaşarsın' demiş Dilene dilene eğilmiş belim Artık görmüyorum, sağırım, kelim Acaba çıkar mı yollarım düze Yoksa yokuşlar mı öldürür beni Birgün kavuşursam belki, gündüze Talih bir defacık güldürür beni Acaba çıkar mı yollarım düze Sonsuzluğa, mutluluğa, denize |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Sen Geliyorsun
Şair: Nurullah Genç Sen geliyorsun; kuşlar geliyor bahçelerden Papatya kokusu bir de, sen gelmeden önce Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde Duvar diplerine bırakılmış acılar Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan Sen tüm sokaklardan geçmişsin meğer Hangisine baktıysam rengi bembeyaz Bir dokun bin ah işit pencereden Bir asker ağlıyor kenarında sessizce Yavuklusunun adını unutmuş gözlerinde Ne zaman biteceğini askerliğinin Nereye gideceğini, kim olduğunu Aklının karıştığı mahzenlerde Bir adam izlerine bakıyor delice Şimdi sen geliyorsun, biliyorum Hayallerim geliyor, umutlarım, mutluluğum Hiçbir şeyi görmüyor gözlerim Gireceğin kapıdan başka |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Seni Benim Kadar Sevemeyenler
Şair: Nurullah Genç seni benim kadar sevecek olan başını taşlarda çürütmelidir yarasına dikenleri sarmalı kalbinde dağları yürütmelidir gözleri her sabah başka bir çeşme her akşam krater, her gece duman gökleri günboyu alevlenirken boynunda bir kement olmalı zaman yollar düğüm düğüm boğmalı onu ızdırap sızmalı baktığı yerden kaplan tutuşmalı, kurt inlemeli saçından bir teli yaktığı yerden sana benim kadar tutulmak demek vurulmak demektir kartallar gibi tâcını, tahtını kaybetse bile gülümseyebilmek krallar gibi seni benim kadar sevecek olan ruhunu kapından kovabilir mi seni benim kadar sevemeyenler seni benden fazla sevebilir mi |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Sensiz Kalan Bu Şehri
Şair: Nurullah Genç sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim mavi bir aleve dönüştürdüm kalbimi bir anda tutuşturmak istedim beni böyle umarsız bırakıp gittiğin bu zalim şehri yakamadım gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında inanılmaz güzel bakıyordu gözlerime hafif ıslak en özel en bilinmeyen türleri açmıştı papatyaların hatıralarınla titriyordu içim kuşlar kanatıyordu gönlümü gri bulutlar geçiyordu göğümden anlamak üzreydim neron’un roma’yı neden yaktığını karanlık bir koridor açıldı önümde anlayamadım yenik düşmüş bir napolyon kadar mutsuzdum aslında intihara kalkışan hitler kadar çaresiz yakmak üzreydim ki bu şehri hatıraların içli bir yağmur gibi boşandı üzerime kediler geçti birden kavşaklarından şehrin acı acı miyavladılar gözlerime baktılar kızgındılar kırgındılar onlar da tutulmuşlar anladım sana bendeki kadar onlar da terk ettiğin bu şehri çaresiz yakmak istiyorlar yakamıyorlar saçların dikildi karşıma bir sokak köşesinde her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin her biri bir kenarda darmadağın çömelip kalıyordu yutkunuyordu rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri çünkü sen her şeyinle bendesin |
Cevap: Nurullah Genç Şiirleri
Sitem
Şair: Nurullah Genç Benden anlamadın şiirden anla Senin gülüşünle yaşadığımı Akşamı ettiğim senden kalanla Sabaha seninle başladığımı Benden anlamadın şiirden anla |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:14. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.