![]() |
Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Adın Bahardı Şair: Yılmaz Erdoğan Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi Aşkın içimde solardı adın bahardı Eteğini koştururdun sokağımızda Sokak sus pus olur sana bakardı Bilmezdin gizliden izlediğimi Gözlerim gözlerinden korkardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi Yüreğim yol boyu ardından ağlardı Hatırlıyorum adın Bahar’dı. |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Acaba ..
Şair: Yılmaz Erdoğan Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar? |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Acı .
Şair: Yılmaz Erdoğan Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek Peki ya senin uğruna Üzülmek niye? |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Akbaba
Şair: Yılmaz Erdoğan Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar O sevip gitmekse o Çok uzak ve yemyeşil bakmaksa Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Alkol İkindisi
Şair: Yılmaz Erdoğan Biz ne zaman içsek, Köfte geç gelir Ve oturur muhabbetin terkisine Çıplak bir efkar sözcüğü Biz ne zaman içsek, Sabah akar meycinin cebine Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında. Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü, Çırıl bir efkar sözcüğü Delikanlı kıvamında sevda değilse de Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık Biz ne zaman içsek, iç değilizdir aslında. Bu alkol ikindisi şiirle Şimdi burda açılsaydın Adımın baş harfi gibi Belki ağustos kokardı ağustos Sen, Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara Senine boyuna sevilmiş sen Yalanı sevdasından büyük sen Bir bil-sen. Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz Genzimizde göl gözyaşları Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında. Dışımızda bronz bir İzmir akşamı... |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Aman Ormancı
Şair: Yılmaz Erdoğan nasıl hecelersen hecele hep aynı biçimde yazılıyor ayrılık çok yol bilenler geçti ayağını yordamına göre uzatan kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez suyu sefası kendine yeten stabilize bir eğlenmektir hayat her sevdalıya aşık atmak gerekmez sen, o hep önden giden çatallanan bahçesindeyken sevişmenin ki çıplak ve bensizliği ele almışken ne anlattığını bilmek istemeyen şiirler getiririm arkandan bir devrik cümlem kalır acınası iki çekingen benzetmem belki ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır yoluna ağladığım o türküden artık ehemmiyeti kalmaz köprünün ve hoş gül içimlik suların ya da -içkiden olsa gerek- masayı yıkan ormancının nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur suç delilleri ortadadır ve zaten kim olsa katılır akışına gerisinin aman ormancı canım ormancı köyümüze bıraktın yoktan bir acı acı köyde ya o yüzden türkü, yoksa roman olacak kentimizde geçse öyküsü bir de gülüşün kalır dişlerinin etrafından ve bilişin kalır her şeyi ama her şeyi eski haliyle |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Anladım..
Şair: Yılmaz Erdoğan Anladım, sabahları açılır. Esnaf çarşıları yeminle “Bedreddin'im bir ağaca asılır”. Anladım, En büyük yalan yemindir. Edilir sabahları, Gecesini hatırlamayan esnafların Tüm merasimleri gömdüm. Ömrümün reklam amaçlı takvimlerine. Anladım, Kimse üzgün değildi. Bayraklar yarıya indiğinde. Bir tek el isteyen, Yordam ve özür dileyen, Anladım. Herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm, Evet yüzümdü. Her görüşmeye taşıdığım, Kandırılmaya gönüllü bir gönülle, Az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim. Göz gördüm başka açılara ayarlı. Uzun bir yüz gördüm. Meğer filmin sonu diye ayarsız Fin yazardı end zamanında Bir zamanlar, Fransızlar hep Fransız kalacaklar, Sabah sinemasında pazarları... Aklımı alıp doğduğum evin, Müze olma isteğine saklayacaklar. Ama kavaklar büyüyecek. Herkesten gizli boyatmak, Bir kavağın becereceği iştir ancak. Anladım ki ağaçlar, Toprağa acı verdikçe büyüyorlar. Her pazartesi and içip, Cumaları marşa basan, Camiler dolusu yemin edip, Taburlarca yalan söyleyen, Bu toprakta bu ağaç Kuruyacaktır elbet. Anladım. Kimseye acı vermeden, Büyünmüyor. Namusum ve şerefim ve Çocukluğumun üzerine beton dökerim ki Tüfek filan değil, Çimento icat edildi de Bozuldu mertliğin mimarisi, Esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları. Anladım. Altı dükkan olsun istiyor evinin. Ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları Benim taş ustamın karısı. Ve her yerde Şube açmak istiyor. İskender kebabını icat eden, Büyük İskender’in çocukları Ki gölge filan etmez. Yoğurtlu bir ziyafet çekerdi. Diyojen’le karşılaşsaydı. Anladım. Bursalı İskender’in, Romalı arkadaşından daha çoktur Uygarlığa katkısı. Oysa; Bu satırlarla üstünü örten ben, Kelimelerle sargı bezi ve Merhem yapan, Ozanlığı en çok kendini üzen ben, Anladım. Sadece öğlenleri açarım yaramı. Ve hiçbir yerde şubesi olmaz, Bu kanamalı hastanın. Anladım. |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Aşk Hayatı
Şair: Yılmaz Erdoğan Sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasıydı... "Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Aşkımız
Şair: Yılmaz Erdoğan Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı; gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi. Hiç düşündün mü belkiyi Belki, eline en yakışan takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim... Belki sen ve belki ben... Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi? Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri.. Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı. |
Cevap: Yılmaz Erdoğan Şiirleri
Başkalaşan Aşk
Şair: Yılmaz Erdoğan Adını anmak güzeldi, dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması... Adını anmak... Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak... Biraz gülünç, biraz sitemkar... güzeldi... Adının Türkçedeki yankısı özeldi... Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında... Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikte.... güzeldi.. İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi... Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok, Kanlıca'daki yoğurdu... ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:47. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.