![]() |
|
Cevap: Özkan Mert Şiirleri
Diren! Ey Kalbim
Şair: Özkan Mert Diren! Ey kalbim Diren! Hayasızlığa Namussuzluğa Diren! Kötüye Çirkine, yanlışa Diren! Yenilme Ne güzeldir yaşamak Bir ırmak gibi coşkunca Dağların üzerinde yürümek Bulutlara değdirmek başımızı Sıcacık ak bir somun Koltuğumuzun altında Kırlara çıkmak Karışmak insanların arasına Milyonların arasına. Ben öylesine severim Savaşmayı ve sevişmeyi Anlatmayı insanlara Durmadan, bıkmadan anlatmayı. Çiçekler nasıl fışkırır dallarda Balıklar nasıl yavrular Bir çocuk ki nasıl açar Gözlerini dünyaya İşte ben öyle yaşamak isterim Bir tren rayların üzerinden Nasıl kayar gider Öyle yaşamak isterim. Cesurum Ey hayat Cesurum Ey namussuzlar Genç bir yürekle Karşı çıkıyorum dünyaya Eskimiş potinlerim benim Güveniyorum sizlere. Büyük bir coşkuyla Yürüyorum sokaklarda Yumruklarım sıkılı Türkü söylüyorum haykırarak Haykırarak yaşıyorum. Diren! Ey kalbim Diren! Yenilme Sen benim silahımsın Aşkımsın. Yollarda yaprak döküntüleri Çocuk ölüleri Ve göğsümüzde Bir kefen olarak taşıdığımız Bahar. Kuşlar uçardı Tarhana kokularının Göğe yayıldığı Küçücük evlerin üzerinden İnsanlar ağlardı durmadan Sokaklar kıpkırmızı olurdu Kahır ve acıdan. Ve insanın Etine sokulmuş Bir bıçaktır Artık Yaşamak Yaşamak. Diren! Ey kalbim Diren! Yenilme Sen benim silahımsın Aşkımsın Güzel bir dünya için yavrum Sıcacık ak bir somun için Tertemiz sevdalarımız için Direnmeliyiz! Direnmeliyiz! Cesurum Ey hayat Cesurum Ey namussuzlar Dağ gibi bir sevda bitti Birer çocuk mezarı artık Toprak damlı küçücük evler Ve bir dal kadar İncecik bedenleri Bombalanıyor genç insanların Dünyanın her yerinde. Benim tek sevdam devrim Kaynar bir su gibisin içimde Çiçeklenmiş taptaze bir fidansın Yaşanmamış güzel günlerimsin. Diren! Ey kalbim Diren! Yenilme Sen benim silahımsın Aşkımsın |
Cevap: Özkan Mert Şiirleri
Dünyada Çok Güzel Şeyler Var
Şair: Özkan Mert Çok güzel şeyler var dünyada. . . Ben mesela bir sokak tanırım İzmir'de yere düşen inci taneleri gibi dökülür denize. Ekvator'da, Quito kentinde uykulu sokaklar çok kızarlarsa dağlara açılırlar birdenbire. Zaten akşam kırmızı düşer o dağlara. Amazonların derinliklerinde akan nehirlerde bembeyaz bir orkide büyür: o kadar güzel ve keskindir ki kokusu çılgın bir tay gibi koşuşturur kalbimizin kıyısında. Kalbimiz zaten tüm çiçeklerin aynası. Ay'dan Yeryüzüne bakılınca Yalnızca 'Çin Seddi' görülürmüş. Hayır! Yanlış. Ben baktım: Palandöken dağında açan bir gelinciği gördüm. Ve havada uçuşarak sevişen bir çift kelebeği. Ben ne köprüler tanırım. Siz de tanırsınız mutlak: İşte Boğaz köprüsü! Ne zaman boş kalsa yıldızları alar geceleyin. Gündüzleri neler neler çeker şu insanlardan ve yüzüne çarpıp geçen martılardan. . . Biliyorum bir gün çekip gidecek belki, Nereye bilinmez? Ama Boğaz'dan daha güzel nereye yakışır ki? Ben öyle kentler tanırım ki memesi sütyenden taşmış genç bir kız gibi uyanırlar sabahları. Güneşin ilk ışıklarıyla öpüştüklerinde kırmızı bir gül gibi açarlar yeryüzünde. Ve zaten her kent başka bir kente açılır bir köşesinden. Ben ne şairler tanırım ateş gibi: İşte Arthur Rimbaud! Sarhoş Gemi'yi yazdı denizi görmeden. Yaşamın okyanuslarında yıkadı sözcüklerini. Ne kadar çok güzel kadın var dünyada. . . Esmer, sarışın, çukulata renginde hepsi birbirinden güzel, birbirinden alımlı. Gergin yumuşak tenlerinde İmparatorluklar kuruldu, imparatorluklar çöktü. Bir öpücükleriyle ihtilaller başladı. . . Zaten kadınlar ve aşk olmasa yaşamaya değer miydi bu dünya? Kime okurduk bu şiiri? Öpücük dedim de aklıma geldi: Bir sevgilim var dünya güzeli. Ne zaman baksam gözlerinin içine yıldızların üzerine düşüyorum sımsıkı sarılsam da dünyaya. Beni zaten hep güzellikler sarhoş etti. Ey Şair! Güzel sözlerle, büyülü sözcüklerle kandırırsın kullarımı, diyor koca tanrı: Ben yalnız güzel şeyleri mi yarattım? savaşları, açlıkları, ölümleri, ayrılıkları. . . ben yaratmadım mı? Sen yarattın elbet tanrım! Onların hesabını sen ver kullarına. Ben'se güzel şeyler anlattım hiçbir şey beklemeden insan kardeşlerime: Hiç olmazsa bu şiiri okurken mutlu olsunlar diye. Buysa suçum: Hazırım! Cayır cayır yanmaya cehenneminde |
Cevap: Özkan Mert Şiirleri
Mavi Zenciler
Şair: Özkan Mert Seni öpüyorum sevgili dünyamız ışıklarla yıldızlarla dolu bir alan'da Kalbim... Dünyanın ortasında bir menekşe. Dudaklarımda ıslak bir tango yaşam mı beni avlıyor, ben mi yaşamı portakal renkli Gökyüzünün altında Turuncu saatlerle kuşatılmış bir İskandinav kentinin kahvehanelerinde hiçbir şeyi yönetmiyorsun. Kalbini bile Bu kuzey kentlerinde hüzün bir likör tadında ve ne zaman öpsem bir Fin güzelini boğazından katiyen hoyrat bir kırmızı dudaklarında Ey sürgünler. Esrik düşlerin oğulları kızları mavi akşamların mavi zencileri bu gemiler nereye götürüyor yüreklerinizi sizin? Kim kutsayacak sizi karların altında? Duman duman üstüne oturmuş ve bir güvercin yuvası olmuş kalbim Güvercinler mi uçuruyorum? Acılar mı? Kim çarmıhta şarkı söyleyen? Ben miyim? Kucak dolusu öpücük sunuyorum sana sevgili dünyamız ılık bir şarap gibi yürürlükte bugün de yaşamımız Ve biraz Akdeniz her yağmur sonrası Stockholm. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:16. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.