ForumDenizi.Com
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşk - Şiir Dünyası (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/)
-   -   Neyzen Tevfik Şiirleri (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/54054-neyzen-tevfik-siirleri.html)

Zeze 10 June 2020 12:36

Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Açmaz

Ulu Tanrım, bu Arap açmazı Türk'ü yendi,
Tam bin üç yüz sene bîçareye Müslim dendi!

Altı bin yıl bu maval gezdi ağızdan ağıza,
Kapılan yandı bu iman denilen mıhladıza!

Aslı yok, astarı yok, esteri yok, kervanı var,
Aklı yok, rehberi yok, varlığı yok, şeytanı var!

Bu uğurda sürünenler tamam üç yüz milyon,
Hepsi de birbirinin zıddı ve şerân melun!

Bin bir uçlu kazığı çak diye verdin deliye,
Bağladın hem de yularsız bizi kal ü beliye!

Gece bastı kara kaplı kitap - oldu hâkim,
Anırırken tepişen bunca eşek hep âlim!

Hepsi de kendisinin gittiği yol doğru sanır,
Razıdır yaptığına az buçuk elden utanır!

Utanırdan garazım menfaatinden korkar,
Yoksa her şeye müsait o sarık, kanlı yular!

Sargı sarmış gibi bir kör çıbana, manzarası,
O kızıl fes, o Grek damgası, yüzler karası!

Taşıdı yüz sene bu illeti bîçare vatan,
O cinayet sürüsü gitti sılaya karadan!

Âdemin hasleti temsil edemez bu piyesi,
Türk'e düştü beşerin zaviye-i tesviyesi.

Zeze 10 June 2020 12:36

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Akın

Es-selam ey ulucan, İbn-i Süreyya Kör Ali,
Bab-ı Haydar'da tevarüsle müheyya Kör Ali,
Nam-ı zatın Ali İhsan da olur ya Kör Ali,
Künyeni böylece, yazmaktaki mana, Kör Ali,
Her muhatap nazar-ı dilde serapa Kör Ali!

Künyeniz ailece; eski Kızılbaşoğlu,
Kökünüzden başınız Bab-ı Âli'ye bağlu.
Bilirim ki yüreğin derd-i vatanla ağulu,
Gerçi devlet ile hem-sin, bu siyaset, bu gülü,
Bence tarihi de bıktırdı bu dava Kör Ali!

Pek kolaylık ile olmaz bu işin tesviyesi,
Şekl-i milliyeti bozmuş, tepeden zaviyesi.
Yeni baştan yapınız sahneyi, fikri, piyesi;
Dolmasın bir sürü sırtlanla emel nahiyesi,
Bir iken tecrübeniz oldu dübala Kör Ali.

Her taraftan yine cûşan oluyor, ehl-i hulûl,
Semtiniz olmada çok alçağa mersâ-yı vusül.
Bulmasın fikr-i edânî vü fiten cây-ı husûl,
Çevirin ters yüzüne bunları ettirme kabul,
Oluyor hemdeminiz bir sürü edna Kör Ali.

Açmazın hurdesi malum ya, dışardan görünür,
Ruh-ı maksat bilenin fikrine her an görünür.
Tecrübe ehline ayine-i devran görünür,
Hall-i esrar-ı muamma sana rahşan görünür,
Münkeşiftir sana bu ka’r-ı muamma Kör Ali.

Rehberin şule-i tarih-i mükerrer olsun,
Maksadın hikmet-i azminle mukadder olsun,
Tarh u zaidle bu iş vahdete müncer olsun.
Geçen asâr-ı vekâyi sana ezber olsun,
Ortadan kalkar adamla bu belaya Kör Ali.

İhtiyaç artmalı takdis ile ehl-i hünere,
Nazar-ı gaye uzandıkça, huzur-ı beşere,
Verme yüz, sanata bîgane olan derbedere,
Olmalı hisle mücehhez yazılan bu sefere,
Etmeyin soysuzu ikdar ile bâlâ Kör Ali.

Almayın mahfel-i fikre edevat-ı kenefi,
Seçin eşhâs-ı hıyanet ile ehl-i şerefi,
Çıkmasın ahd-ı karîbin yine şerr-ül-halefi,
Size atfen, kokuyor bir nice amâl-i hafî,
Hakka karşı ürüyor eski heyula Kör Ali.

Fikr-i icad-ı hayat-ı nev olursa hidemât,
Yok, değildir, bu cihetçe, elinizde alât.
Sıçılan boklan tathire gerek tensikat,
Ediniz ehl-i fezâille bu sayi isbat,
Olmasın sahn-ı vatan alçağa me’vâ Kör Ali.

Herkesin lokması bir cevher olursa işine,
Uyar edvar-ı siyaset feleğin gerdişine.
Takmayın her ‘it’i bu mevkib-i sa’yin peşine,
Bu demir leblebidir, gelmez esâfil dişine,
Ehl-i hak belli olur lahzada râ’na Kör Ali.

Beslenir rüy-ı melahat diye bin şahs-ı kabîh,
Bunların varlığıdır millet için zulm-ı sarîh.
Sine-i devleti tarih ile ettik teşrih,
Aşikâr oldu maraz, geçti nezaket, telmih,
İş bu merkezde diyor cümle etibba Kör Ali.

Haladan geldi a sor aklıma ey merd-i metin,
Gösteriş, akıbeti her vakit eyler tayin,
istifaya o kadar teşne ki bu fikr ü zemin,
İşinizde hak erenler ola himmetle mu'in,
Doğruya yardım eder Hazret-i Mevlâ Kör Ali.

Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşa
27.02.1337 pazar sabahı.

Zeze 10 June 2020 12:37

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.

Zeze 10 June 2020 12:37

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
ABDÜLHAMİD'İN AĞZINDAN BİR NUTK-I HÜMÂYUN

Kal'a-i âsâr-ı zulme verdim istihkâm-ı tam
Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı nâm

Öyle tarsîn eyledim olsa cihan zir ü zeber
Attığım üss-i mezâlim haşre dek eyler devam

Ben o cellâdım, vatanda açtığım her yârenin
İltihâbı bir zaman etmez kabul-i iltiyâm

Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde Haccac ü Yezid,
Nerde Timur, Hülâgû, nerde ecdâd-ı izâm

Nerdedir Şeddâd ü Nemrûd, nerdedir Ad-u Semûd
Her cihetçe zâlimân-ı dehre ben oldum imâm

Ben ölürsem mülk-ü millet bitmeden volkan gibi
Ka'r-ı lâhdimden tüter eflâka dûd-i intikam!

Ol kadar ezdim şu miskin milleti ki etmesin
Fasl-ı dâvâ eylemek'çün rûz-i mahşerde kıyâm

Zeze 10 June 2020 12:38

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Aşki

Bir taraftan cam-ı aşkın, bir taraftan meyle ney
Kör kütük, zil zurnayım; saki fitil ettin beni!
Sarhoşum, kör kandilim, yandım o mavi gözlere;
Altmışından sonra cana bob-stil ettin beni!

Kadıköy, 1941

Zeze 10 June 2020 12:38

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Ay Dede

Takdirin, tasvîbin bollaşır oldu,
Hüsufe uğrama, aman Ay Dede!
Nimetler, hizmetler kapalı geçsin,
Şüpheye düşmesin zaman, Ay Dede!

Saptın mı acaba tuttuğun yoldan,
Dualar almışsın yetimden, duldan,
İşaret feneri görünmez oldu,
Şu dümen kırışın yaman, Ay Dede!

Yetişir gurbetten aldığın öğüt,
Kim sola yanaştıysa kalmıştır züğürt;
Sen suya yular tak, altından yürüt;
Sesini çıkarmaz saman, Ay Dede!

Zeze 10 June 2020 12:39

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Aygır İmam

Ben nasihat veremem gerçi size Aygır İmam,
Kafa tutma saz için sen de bize Aygır İmam,
Su-i niyet taşıyan alçağa lanet olsun,
Yoktur asla garazım zatınıza Aygır İmam.

Sana karşı kötülük varsa eğer kalbimde,
Atarım varlığımı Akdeniz'e Aygır İmam.
Sayarım hatırını, hem de seni incitmem.
Korkarım taş atamam ben kerize Aygır İmam.

Saldırışlarda soğukkanlılığın mucizedir,
Hani örnek gibisin İngiliz’e Aygır İmam.
Bu akort olmadı dersin üzülürsün bokuna,
Kulak asma olur olmaz pürüze Aygır İmam.

Osururdun içine orgu akort etmek için,
Kardinal olsaydın Portekiz’e Aygır imam.
Gel düzen meselesinde adını boklatma,
Dokuza çıktı mı inmez sekize Aygır İmam.

Şu kulaksızlığını radyoda ilan ettin.
Bu rezalet foyası çıktı dize Aygır İmam.
Bir çelik parçası davanızı tekzip etti.
Sustuk amma hepimiz, fen geveze Aygır İmam.

Musiki Serveti'nin haznesi, ardiyesi yok,
Yüklemiştir onu hak bir öküze Aygır İmam.
Bu da gül pembesi derdin de kırardın rekoru,
Kadı olsaydın eğer sen Serez'e Aygır İmam

Paraca pulca bu yıl hayli kalınlaştın ha,
Ateş-i “ Veyl liküllin hümeze" Aygır İmam!
Pek zebun-küş diyemem amma ezersin zayıfı,
Lüpe geldi mi taparsın semize Aygır İmam.

Yan bakarsın biraya, konyağa amma geriden,
Kıç atarsın şaraba, sertçe düze Aygır İmam!
Bayılırsın pilice zannederim tilki gibi,
Lüferin tazesi olmaz mı meze Aygır İmam?

Saldırırsın boğarak nağmelerinle bezme,
Köfteye, meyveye, bolca çereze Aygır İmam
Katakulli okuma, nağmelerin kaşkariko,
Hilede taş çıkarırsın Muiz'e, Aygır İmam!

Bir kütüksün bu ilimde fakat aslın meçhul,
Benzemezsin meşeye, pırnala, hattâ cevize Aygır İmam!
Bir sicillin sayılır bu yazılar varlığına,
İşte müsveddesi, sen çek temize Aygır İmam!

Beyoğlu, 1936

Zeze 10 June 2020 12:39

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Baktım, Ağladım

Yâd-ı hayal-i yar ile
Gülzara baktım, ağladım.
Andım şemim-i kâkülün,
Ezhâra baktım, ağladım.

Kalbim esir-i aşk-ı yâr,
Gönlüm heva-yı bî-karar,
Eş kim misal-i cûybar,
Âsâra baktım, ağladım.

Hicran ile dil oldu hun,
Bahtım yaman, talih zebun,
İkbali gördüm ser-nigun
İdbâra baktım, ağladım.

Müstakbelim olmuş heba,
Hâlim bela-ender bela,
Mazideki bî-intiha,
A’sâra baktım, ağladım.

Bir bî-kesim, bî-hânımân,
Şimdi bana dağlar mekân,
Feryadıma makes olan
Kühsâra baktım, ağladım.

Kalb-i hazinim ye’s-pûş,
Hemrazım oldu hep vuhûş,
Karşımda pür cûş u hurûş
Enhâra baktım, ağladım.

Firkatle ney feryad-zen,
Tanbur ise sevda-fügen,
Mızrab-ı gamdan inleyen
Evtara baktım, ağladım.

Sen nerdesin ey nazlı yâr,
Sinemde aşkın payidar,
Kalbimde senden yadigâr
Esrara baktım, ağladım.

İstanbul, Çukurçeşme, 1317

Zeze 10 June 2020 12:41

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Binamaz

Bî-namaz deyip beni Hak'dan uzak gören,
Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
Ben her zaman onunla emîn ol beraberim

Zeze 10 June 2020 12:41

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Bir Çocuğa

Uçup geldin bir şihâb-ı lâ-mekânsın sen!
Bu hikmet-hane-i hilkatte bir ruh-ül-beyansın sen!
Kudümünle müşerreftir bütün yârân ile ihvan,
Nasıl etmem muhabbet hem Muhammed hem
Süleyman’sın sen!
1942

Sıkboğaz etti yine halkı susuzluk derdi,
Biliriz yaz ayının şehri bunaltan huyunu.
Boğar İstanbul'u toplarsa eğer Vali'miz,
Belediye kapısında dökülen yüzsuyunu!
1945

Bay Hitler'e yaralandı, dediler.
Menhus yıldız çabuk doğar dulunur;
Sen köpeğe kuduz de de geçiver,
Nasıl olsa bir öldüren bulunur.
1945

Atılmıştı zavallı Çallı bin türlü hakaretle
İlahi intikamın neşesinden ben de mest oldum.
Maarif namına birçok devair böyle yandıkça,
İnandım hikmet-i Zerdüşt'e ben ateşperest oldum!
03.04.1948

Edebî bilgini Hayrettin Kaptan,
Beş asır önceden biliyor gibi.
Ikına ıkına yazdığın şi’re
Barbaros... siliyor gibi!
1948

Zeze 10 June 2020 12:42

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Bir Hatıra-t Mazı

Bir iftirak ile düştüm esir-i hicranım,
Hayal-i fikr-i muhale serîr-i hicranım,
Nedim-i bade-i aşkım, zamir-i hicranım,
Visal-i redd-ıçin emr-i asîr-i hicranım,
Samâh-ı ruhta çınlar safir-i hicranım.

Cihanı bir bilirim hilkaten alelıtlak,
Bu yerde ehline râci bütün nifak u şikak,
Bu bezm-i meyde muhabbetle cûş eder eşvak,
Gezer terane-i neyle peri-i aşk-ı firak,
Bu künc ü nalede ben dest-gîr-i hicranım.

Gönülde zıll-ı saadet, kederle nâ-mahsus,
Emel dedikleri fettan mezar ile mahrüs,
Derin, ağır gecelerle hayal-i dil menûs,
Çerağ-ı şule-i hîçîye olmuşum fanus,
Yanar Azâb-ı Mukaddesle pîr-i hicranım

Neyim, meyim ile Bektaş, Cerıab-ı Mevlana,
Zahir-i saltanatımdır Muhammed, Âl-i Abâ,
Bu Neyzen'e göre yoktur o mâsivâ vü sivâ,
Vatan dedikleri gurbette bî-kesim amma,
Peri-i sanata malik fakir-i hicranım

Zeze 10 June 2020 12:42

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Bir Hikâyet

Başım, başım, aman Allah; ne el, ayak, ne kafa,
Vücut ateşler içinde; otelde yok ki hava.

Gözüm açılmaz a, el yordamıyla bir bakayım,
Ne var şu matrada, şöyle beş on-yudum çakayım!

Şu bir... Şu, bir daha; öf be! İlahi sen kurtar,
Cezalarım da mı ispirtonun içinde yanar?

Elimdeki yarım okka değilse de gibidir,
Yeter mi? Kestiremezsin ki! Her yanım tir tir!

Şafak sökeydi bilirdim kepenklerin sesini!
Kaçıncı defa akordum, gürültü perdesini.

Tütün, kadeh olacaktı, na, işte çıktı fakat
Cebimde başka ne vardı? Limon bu; şu kravat!

Üçüncü hamlede: Serşar olan bu kallavi;
Bu itikad-ı kavi, lâmekânları havi.

Ufuktaki şafağın sıçmışım serâirine,
Küfürle ağzımı açtırma şimdi tan yerine.

Açarsa hâcib ü gam iltifat perdesini,
Gözüm gönülde görür kâinat perdesini.

Yavaşça kalkarım amma epeyce sendelerim,
Temas u hiss arasında karanlığı delerim!

Otelci lamba komuştur ya! İstemez gönlüm,
Mumum yanımda. Bu, bence hayat içinde ölüm.

Çıkar semalara dudu, sema eder dönerek,
Ziyası kalb-i vatandan nişanedir titrek.

Bir itiyad-ı musammemle pek yarım yamalak.
Yıkanmanın sebebi pire hürmeten olacak.

Bu duygu kontorolümdür, zevahirim sezmez,
Bu hissi boş bulunursa serâirim sezmez.

Fakat benim üzerimde bu ateşin tesir,
O rütbe ince yayılmış ki bir azâb-ı esir.

Düşünmek istemem esbabını; bu, çünkü küçük
Bir âdet oldu fakire ki yanmalı günlük.

Dışardaki şafağı ben, cihana bahşettim,
Benim şafaklarım açtı, huzura dek gittim.

Alır, öper, basarım sineme bu gamlı neyi,
Niyaz eder çekerim çilelerle câm-ı meyi.

Gelir ve diz çökerim kalktığım o pis yatağa,
Derin derin kabalardan saba gelir kulağa!

Bunun da hikmeti bence bilinmedi hâlâ,
Bu demde bestenigâr’la doğar peri-i saba.

Bu iltifata ki ben mazharım erenlerden;
Bahar-ı dilde çekilmez mi dest-i dilberden?

Birinci perde bu: Resmî, İkincisi gelecek
Boşalt şu matrayı sen, olmasın...de felek!

Boşaltırım yine kallaviyi, tevekkülüme
Cevap olur bu kadeh her ne olsa müşkülüme.

Beşinci, sonra yedinci dedim mi on ikide
Karar için çekerim şu elimdeki teki de.

İkinci perdede meyhanedir mekân u karar!
Çeker o ka’r-ı harabata, canlanır esrar.

Şafak dışarda belirmiş, fakat sokak sisli,
Sokak mı belli değil, bin bela ile isli.

Bu, sanki üstü yıkılmış uzunca bir dehliz!
Cinayetin ocağı işte hep bu kanlı geriz.

Tüter dumanlan fuhşun, serâir-i beşerin,
Bu yer, boğuştuğu yerdir ölümle hayr u şerin.

Bu yerde hiss-i fazilet, riya-yı İnsanî,
Tavattun eyleyemez Kabil olsa sükkânî.

Tabanca, muşta, bıçaklarla sustalı çakılar,
Kumar, mukatele, esrar-ı gam, kadeh, rakılar!

Şövalyeler, Yeniçerler, tuyüf-ı havf olarak
Gezer bu izbe mahallerde, kanlıdır el, ayak.

Yavaş yavaş yürürüm ney elimde, mey cepte,
Bir intiba ile Küptü dil-i muatepte

Huzu’ iîe kalimeyra denir, kadeh de dolar,
Hayali, hatıra burda çocuk gibi oyalar.

Birer birer düşer erbab-ı gam küdûretle.
Cezaya müstahak olmuş bir emr-i hikmetle!

Gözümde şekli durur manevi prangaların,
Sürükleriz bunu, şangırtılar ağır ve kalın!

Riya, yalan giremez şimdi, çünkü erkendir,
Bu semte uğramaz onlar, kalemli reh-zendir.

Üçüncü bade de tekmil olur ayakta heman,
Asıl yerim daha başka ki ordayım mihman.

Asıl yuvam ki bu meyhane, sahibi Yakomi,
Bu yerde anlayabildim vücut ile ademi!

Bu yerdir işte benim âstân-ı tahsilim,
Bu yerde oldu hayatı ölümle tahlilim.

Şu işte: Sağdaki tezgâh, başında kanlı Taşo
Bu arkadaş Kazak Osman, avantası haraşo.

Huzuruna giderim, hikmetiyle ibrettir,
Gecikmez o... Bunun ismi Şeref, müfettiştir.

Ne var, ne yok arar, insanların maâyibini,
Hükümetin, vükelânın karıştırır dibini.

Tatar Çavuş, oturan pîr-i gam-zede köşede,
Geçirdiği sene doksan beş; ömr, emel, şişede

Akan nigâh-ı dilinden cihana hep tevbih.
Bunun vücad-ı asilinde canlanır tarih.

Tatarca, Türkçe gazeller, kasideler yazmış,
Sekiz lisan biliyor şivesiyle, dil-bazmış.

Huzuruna giderim, hikmetiyle ibrettir,
Ve macera-yı hayatı bütün hakikattir.

Benim yerim şurası, cephesinde tezgâhın,
Memerridir burası her bela-yı nâ-gâhın.

Bu yerde canlanır ef’al-i seyyie şeklen:
Dayak yiyen, vurulan, sirkat, iftira, dövülen.

Bu yerde künh-i siyasettir iltifat-ı kader,
Eğer ki sevdirebildinse kendini, bu yeter.

Parayla, akl ile kuvvet, belayı caliptir.
Cesaretin var ise bil ki mevti taliptir.

Nasıl benim köşe? Feyz-i bahar-ı dilberden;
Oturmadan geliyor iltifat erenlerden!

Bu yerde on sene ben eyledim hicirle karar.
Bütün şebabımı yuttu firak ile bu mezar!

Mezar-ı kahr u elemdir bu gamlı meyhane!
Hayat burda yalan! Hande, girye, efsane!

Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşa

Zeze 10 June 2020 12:42

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
BİR NUTK-I HÜMAYUN

Kal'a-i âsâr-ı zulme verdim istihkâm-ı tam
Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı nâm

Öyle tarsîn eyledim olsa cihan zir ü zeber
Attığım üss-i mezâlim haşre dek eyler devam

Ben o cellâdım, vatanda açtığım her yârenin
İltihâbı bir zaman etmez kabul-i iltiyâm

Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde Haccac ü Yezid,
Nerde Timur, Hülâgû, nerde ecdâd-ı izâm

Nerdedir Şeddâd ü Nemrûd, nerdedir Ad-u Semûd
Her cihetçe zâlimân-ı dehre ben oldum imâm

Ben ölürsem mülk-ü millet bitmeden volkan gibi
Ka'r-ı lâhdimden tüter eflâka dûd-i intikam!

Zeze 10 June 2020 12:43

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Canan

Sevdalı akşamlar tekin değildir,
Pek dolaşma gönül viranesinde
Gururlu güneşler boyun eğildir,
Şaka yoktur aşkın efsanesinde.

Çok mutlu yıldızlar çıktı çığırdan,
Farkı yoktur âşıkların sağırdan,
Önce dumanlan başlar ağırdan,
Bir cezbeyim aşkın pervanesinde.

İhtimal vermezsin, hem inanmazsın,
Ateşler sarmıştır, sen uyanmazsın.
Mest olduktan sonra artık yanmazsın
Gönlüm gibi hikmet peymanesinde.

Taptığın mihraplar çöker bir anda,
Her şey olmuş bitmiş gibi meydanda
Tutuştu çırağlar, sevda devranda
Yanıyorum sazın teranesinde.

Bir serseriyim ki dur aman bilmem,
Kalbinden başka bir mekân bilmem,
Gökkandil olmuşum, asuman bilmem
Bu mavi gözlerin meyhanesinde.

Karanlık zülfünü bir görmek için,
Göz kanat oldum cin melek için,
Bana yeter artar buselik için

Hatıra telleri dil şânesinde.
Gönül rebabında olamaz düzen,
Aşkım bu yıldızı yüzünden süzen,
Buluşuruz yarın geceye Neyzen
Cananın kalbinde, gam lânesinde.

İstanbul, 1334

Zeze 10 June 2020 12:43

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Çehre-i Meşihatın Iskatı

Kabiltü, hebtü, kabiltü ve hebtü, oldu tamam!
Ne kizb ü zulm ü cinayet, ne girye-i eytam!

Ucuzca hem de ne âlâ seyahat-ı Arafat,
Ziyaret et, anadan doğma, ol sabi gibi, yat!

Çalışma, gez, bu kadar altın, elmas, evler, akar...
Yeter bu, yüz sene bitmez, çalışmadan ne çıkar?

Cenab-ı Hak sana vermiş, hayatı fırsat bil!
Bu servetin Hac'efendi, tükenmesi müşkil.

Hakikaten Hacı zengin, üç evlidir, lâkin
On üç karı boşamış keyf için müsaide din!

İmam gelince muhabbet temelli başkalaşır,
Hocam bu meclise zaten şeriaten yaraşır.

Kelamı bâb-ı meşihatte dinlenir zira
İmamla hayli uyuşmuş Meşihat-i ulyü!

Oturduğu oda pek saltanatlıdır Hacmin,
Sadalarıyla müzeyyen beliyye kırbacının.

Elinde bir kuka teşbih, önünde tabla, tütün;
Ne bir münafık-ı sadık, ne sıtkı hakka bütün!

Nazarlarında hıyanetle hile-i şer’i
Parıldadıkça güler her fazahatın nev’i.

Yalan dedin mi yeter, bir nazar kıyafetine,
Düşündüğü kuyular hep Muhammed ümmetine.

Düşenlere yetişir, hem parayla bilfaiz,
İmamla ortak a, fetva-yı melanet-engiz.

Yeter o genç çocuğun ırz u mal u şöhretine,
Büluğa rüştünü ispat için salâbetine!

...er diye yemin etmek değil mi şahitlik,
...sa da ne çıkar! Din yolunda âbitlik!

O, baliğin zekerinde birer huveyne gibi,
İmamla bu Hac’efendi, bu Hafız-ı Halebî!

Çocuk güzelce muhabbet o akşam ince uzar
Kadın mebâhisi onlarca çünkü mide bozar.

Hacım riyayı temellükle almış uhdesine,
Hocam livatayı gömmüş ilimle midesine.

Hacımda melanetin hiç açılmamışları var,
Hocamda mefsedet eyler yeminle kavi ü karar.

Hacımda âr u hayadan eser sakalJa sarık,
Hocamda sure-i Lüf a nişan: kulak kabarık!

Hacım fazilete karşı eder seni tekfir,
İmam, şu ilm ü haberler önünde bittastîr

Kılındı’nın kıçını günde elli kerre yalar,
Mühürlerin iri şangırtısıyla halk oyalar.

Olur ya, kız, kadın, oğlan imam evinde kalır
Giren o haneye ölmez, fakat beşer, azalır!

İmam çıkınca evinden susunla istikbal,
Eden şu kitle: Muhacir, bu dalga, zıll-i zeval.

Enin, âmânla açılmış ağızların nefesi,
Buhar-ı cû ile tavlar bu zırtapoz teresi!

Kaza-yı hacet için her kaziyeyi tahlil
Eder, evinde kuzâtı kılar bokuyla hacil.

Bu akşam ıskatı icra eder iken kassam,
Elindeki çıkına karşı bin salat u selam

Getirmesinde şeriatça devr ederdi günah,
Muhammed’e değil Allah’a karşıdır bu külah!

Şu softavata mübellağ olan bu cife-i din,
Dudaklarında birer vecd-i raşe-i telin!

Bu cife hun-ı mezalimle gaslolunmuştur,
Bir ah-ı serd ile sanki beliyye donmuştur.

Muhassenatına ait olan menâkıbını
Hayırla yad için önce karıştırır cebini!

Meâliyata tebeddül eder cinayetler,
Yağar lika-yı şeriatla türlü ayetler.

Elinde hazret-i Kur’an Deîâil-i hayrat
Eder eda-yı şehadetle affını ispat.

Bulur hisabını Kur’an’la, yaygarayla katır,
Gören sanır ki zimem defteriyle bakkaldır!

Kabiltü, hebtü, kabiltü ve hebtü, oldu tamam;
Ne kizb ü zulm ü cinayet, ne girye-i eytam!

Ucuzca, hem de ne âlâ seyahat-i Arafat,
Ziyaret et, anadan doğma bir sabi gibi yat!

Bakın, şu âlem-i İslam içinde ki zillet,
Meşihatın şu likası, şu levha-yı ibret.

Mezalimi doğuran şu mefâsid-i ahlak
Senet değil mi elinde erâzilin bir bak!

Bu şer’-i din ile hubb-ı vatan nasıl uyanır?
Beşer, bu zillete resmen hurafe der, dayanır!

Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşî
19.02.1337

Zeze 10 June 2020 12:44

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Değil Mi?

Ulu Tanrım, akıl ermez sırrına,
Bin bir ismi hakta pinhan edersin.
İçirirsin sabrın peymanesini,
Hikmetini sonra ayân edersin.

Gizlenirsin bir nüvenin içinde,
Âdemin de şeytanın da cinin de,
Her milletin ayrı ayrı dininde
Şirke, küfre, raybi bürhan edersin.

Aşk olursun, gönlümüzü yakarsın,
Leyla olur, karşımıza çıkarsın,
Rakip olur canımızı sıkarsın,
Vuslatını bize hicran edersin.

Bozuktur düzenin, olmazsın akort,
Tavşana kaç dersin tazıya aport,
Haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt,
Alay eder güler, isyan edersin.

Sen indirdin yere şu dört kitabı,
Ayrı ayrı her birinin hisabı,
Her bir dinin sensin putu, mihrabı,
Yalanına kendin iman edersin.

Zerdüşt olmuş görünmüşsün ateşte,
Brahmen’in Vişno’sısın güneşte,
Bir parlayış parladın ki Kureyş'te
Mahbubunu zatına şan edersin.

Hem goncasın, hem bülbülsün, hem diken,
Hem canansın, hem de çileyi çeken,
Hikmetine defineler açıkken
Seyyah derviş olur selman dersin.

Yok olmadan var olmanın yolu yok,
Kendin gibi seni arayan pek çok,
Hiç şaşırmaz kaderden attığın ok,
Sevdiğini aşka nişan edersin.

Çiftçi olur, öküzünü haylarsın,
Ağa olur, hizmetkârı paylarsın,
Yersin, göksün, yıllar, günler, aylarsın,
Asırları toplar bir an edersin.

Görünürsün her velide, delide,
Mustafa'da, Avram'da, Pandeli'de,
Bir pıaymuncuk gibi her bir kilide
Hem uyarsın hem de bühtan edersin.

Neşve olur, gizlenirsin şarapta,
Helal, haram yazılırsın kitapta,
Sevdalarla şu inleyen rebapta,
Şensin, âşıkları nalan edersin.

Zincir olur mecnunları bağlarsın,
Görür, acır, karşısında ağlarsın,
İrmak olur dere tepe çağlarsın,
Tufan olur, dehri viran edersin.

Bir ot idin, kamış oldun, ney oldun,
Feryadına karşılık hey hey oldun,
Su, kök, filiz, asma, üzüm, mey oldun,
Her katranı bana umman edersin.

Çıban olur, enselerde çıkarsın,
Yanar canın yine kendin sıkarsın.
Kendin yapar, kendin yakar yıkarsın,
Sigortadan ne kâr, ziyan edersin?

Bir iraden adam yapar eşeği,
Azlolurken batar ona döşeği,
Gazabındır şu felaket şimşeği,
Her nereye çaksan sûzan edersin.

Çıkmayan bir candan umut kesilmez,
Rahmetinden zerre bile eksilmez,
Gözümüzü senden başkası silmez,
Güldürmeden önce giryan edersin.

Şımartırsın bir sonradan görmeyi,
Öğretirsin halka çorap örmeyi,
O çalarken tam gözünden sürmeyi,
Yakalarsın, hapse ferman edersin.

Zengin olur kasaları kitlersin,
Fakir düşer garip başın bitlersin,
Deri, kemik, beden bizi ciltlersin,
Hicranlara canlı divan edersin.
Lanetin mi şu Şeyrı İslam kapısı,
Yedi cehenneme bedel yapısı
Zebanilerde mi bunun tapısı?
Bu çeteyi sen perişan edersin.

Dâr-ün Nedve midir şu Dâr-ül-hikme
Savurdular birbirine çok tekme.
Kuyruğu sakattır, pek hızlı çekme,
Eşeklerle bizi handan edersin.

Kudururlar arpalıkla, tiritle,
Girişirler kafa, göz, yüz, divitle;
Geğirirler, anırırlar, tecvitle,
Harf-ı meddi yular, kolan edersin!

Fitne için yeter İzmir3li Cüce,
Yelken takar devedeki hörgüce,
Kürek çeker akıntıya her gece,
Boklu dereye mi kaptan edersin?

Nerde olsa başındadır belası,
Haset, fitne, o firavn’ın Musa’sı,
Cehil, gurur vesaire cabası,
Sakla domuzlara çoban edersin.

Sana giren, çıkan nedir be dürzü?
Dersin bana ey Allah'ın öküzü!
İçirirsin on dört bin okka düzü,
Beni bulutlarda mihman edersin!

Serserinim, düştüm aşkınla meye,
Nasıl girdin elimdeki şu neye?
Hem seversin beni Neyzen’im deye,
Hem de sarhoş diye destan edersin!

Zeze 10 June 2020 12:44

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Derd-i Firakın İle Düşeli Sevdaya Mey'e

Derd-i firakın ile düşeli sevdaya mey'e
Müptelayım, deliyim, düşmüşüm esrarı-ney'e
Feleğin kahpe başında paralansın parası
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye

Zeze 10 June 2020 12:45

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Dinle

Tam otuz yıl bu görünmez, bu bilinmez emelin,
Yanmışını kahrına bu mübheme-i muhteremin.
Gizlenip sinesine leyl-i rebâb-ı ademin
Bir ömür inlemişim fecr-i gamında nagemin,
Serseri neşveleri gönlüme, sahbâ-yı Cem’in
Ruh-ı ithafı gelirdi ezeli bir kalemin!

Aşinalık aradım duyguda, bilmem kelimât,
Laubali periler sinesi mirât-ı hayat,
Ruh-ı esrar-ı esatire karıştıkça memat,
Handeler haykırarak aşkıma, derdi, heyhat,
Duymalıydın bunu sen etmeden önce ispat,
İşte gördün ya ölüm şulesi fanus-ı gamın!

Bak terennüm ediyor cevvini âsâr-ı hayal,
Serpiyor her güneşin kalbime bin reng-ı melal,
Gönlümün bade-i hicranı gibi ruh-ı leyal,
Gezer ıssızlığını hislerimin bî-per ü bâl,
Kendini bilmeyerek bir yere eyler isal,
İşte gönlüm, orası makesidir her sitemin!

Serserilik yaşatır sevdiğini hatırada,
Yerde, gökte, balo, eğlence, denizde, karada.
Sırr-ı sevdayı şikâf etmek için bir arada
Atmışız kendimizi arza efendim, burada
İş ne davada, ne kavgada, ne de yaygarada;
Bu irâdet bize ferman-ı nukuşı kıdemin!

Niyet-i hilkati düstur-ı tabiat bilelim,
Aşka iman ederek fırsatı cennet bilelim,
Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat bilelim,
Marifet, kendimizi maksad-ı vahdet bilelim,
Kurb-ı memnuası yoktur bu nihal-i İrem’in

Altı bin yıldır efendim, bu terane, bu geviş,
Şah-râh-ı dili takip edelim, ordadır iş.
Râz-ı sevda-yı nihan hiç olunur mu teftiş?
Edelim hikmet-i ibdâını aşkın derpiş,
Ayrılık hâilesi etmeden önce tedhiş;
Bir düşün gâyesini ömr-i şebabın, hıremin.

Neyzen Tevfik

Zeze 10 June 2020 12:45

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Düşündükçe

Dışından halka baktıkça, şu dünyayı düşündükçe.
İçinden hakkî gördükçe, o ukbâyı düşündükçe,
Bu düzme altı bin yıllık muammayı düşündükçe.,
Hurâfat uğruna bu kanlı davayı düşündükçe,
Döner beynim feza-yı va’d-i ferdayı düşündükçe.

Tevellüt ettiğim gün aklımı kabz eylemiş dinim,
Şu menkulâta aldanmış bütün ef’al ü temkinim.
Nasıl bir mesele bilmem gönülce hakkı teminim!
Yalandan halk, olunmuş bir cehennem ehline kinim,
Sıçılmaz mı o maziye şu rüyayı düşündükçe?

Hurâfâta eşeklik devresinde öyle kandım ki,
O kızgın saçta bin rik’ât namaza bir inandım ki!
Kılarken dans ederdik, ben tabandan öyle yandım ki,
Kafam çarpmış semaya sıçrayınca bir uyandım ki
Açık kalmış kıçım cevv-î hafâyayı düşündükçe!

Teceddüt etmeyen bir zerre yoktur cevv-i ekvânda,
Akar enhâr şeklinde ölen mazi bu ummanda.
Elinle gömme kabre kalbini sahra-yı küfranda,
Gözün hâlâ mı cennet bahçesinde, hur-u gılmanda,
Anan cidden...tir sen bu hülyayı düşündükçe!

Tereddütsüz teceddüt sahasında bir Süleyman’ım,
Şu var ki tac u tahtım yok fakirim lâkin insanım,
Muallaktır ebed babında ahkâmımla fermanım,
Demirbaş bir çelik yumrukladır tahrik-i devranım,
Harîm-i İsmetimden kahr-ı a’dayı düşündükçe.

Cehalet vecde geldikçe maabitte kopar tufan,
Görürsün Nuh’u ruhunda kürek çekmektedir elan.
Ateşten bir telörgü dahilinde merkez-i iman,
Nice Peygamberdi çelmeyle yıkmış bir topal şeytan,
Düşerlermiş kıç üstü gam-ı Leyla’yı düşündükçe!

Deha-yı Gazi-i Ekber’de Türk aşkı nümâyandır,
Bugün de cevher-i milliyetin burhanı pürşandır,
Teceddüt devrine isnad-ı mazi mahz-ı küfrandır,
0 mazi ki zulümle Türk'ü kesmiş ehl-i imandır,
Bin üç yüz yıl kan emmiş Bâb-ı Fetva’yı düşündükçe!

Arardım bir nişane ka’r-ı imanımda kendimden,
Bakardım var mı bir iz râh-ı cananımda kendimden,
Görürdüm milleti hâl-i perişanımda kendimden,
Geçerdim yerlere mihrab-ı vicdanımda kendimden
Zelilâne kızıl fesle temennayı düşündükçe!

Semahâtlu, faziletlu nice hak düşmanı, a’da,
Örümcekli, Salâtin bir kenefte resm-i istibra
Ederlerken yıkılmıştı düşümde Mescid-i Aksa,
Sanırdım bir suratsız ders-i âmin mülküdür gayya,
Akâid şekline girmiş heyulayı düşündükçe!

Arardık mavera-yı sırr-ı kevni Sure-i Cinde,
Sanırdık HazreN Yakub'u doğmuş şehr-i Mardin'de.
Bulursan almamazlık etme ilmi git de bak Çin’de,
Siyasi bir tezellül sahasında arsa-i dinde,
Yatardım kaldırımda Arşı Mevla'yı düşündükçe!

Akâid mülkünün hatt-ı istivası kîr-i zıll-ullah,
Düşün, bak milletin ahvaline, iç yüzden ol agâh.
Birer derbend-i izmihlal imiş millet için eyvah,
Manastır, havra, mescit, kilise, tekye, zaviye, dergâh;
Yürek yanmazmış şer’ân Hak Taala'yı düşündükçe!

Eşeklikten bahis açtıkça mazi ders-i hikmette,
Arardım nokta-i mefruzâyı enzar-ı ümmette.
Fazâyih irtikâp etmek için Bâb-ı Meşîhâf te,
Eşeklik gayreti coşkundu rüya-yı cehalette,
Koşardık tersine Firdevs-i âlâ'yı düşündükçe!

Bitirdim, kalmadı, içdim bütün meyhane-i aşkı.
Dolaştım aç, yayan kâşane u virane-i aşkı.
Ezelden yâr edindim âkil u divane-i aşkı,
Şarab-ı Lâyezâli'den dolan peymane-i aşkı,
Sunardım Yusuf'a fikri-i Ziileyha'yı düşündükçe!

Hudâ bir püfle deyr-1 Meryem'e İsa'yı kondurmuş,
Hübut etmiş yere, kendi eliyle çarmıha vurmuş,
Çıkarmış göklere, dördüncü katta dur demiş, durmuş,
Sanırdım Şam yolunda eski bir Dürzî çadır kurmuş
Havari azmanı rahip Buheyra'yı düşündükçe!

Neyzen Tevfik

Zeze 10 June 2020 12:46

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Fânus-ı Hayal

Deli gönül, kara deniz dinlemez,
Adam olur, balık olur, kuş olur.

Yerde, gökte, suda arar rızkını,
Serserinin dağarcığı boş olur.

Kedi olur, köpek olur, at olur,
Kızılırmak, Sakarya, Fırat olur,

Amazon'da, MV’de bazan yat olur,
Sandal olur, vapur olur, muş10 olur.

Kanat açmış MevlânS nın neyine,
Dalmış çıkmış Bektaşînm meyine.

Aşık mıdır cihanın her şeyine,
Her mevsimde bir sevdaya duş olur.

Üryan girer matbuatın yurduna,
Masal okur kuzusuna, kurduna.

Tel kırmadan rebâbın akorduna
Ahenk eder şebabı bîhuş olur.

Dua etsin muharrirler sansüre,
Bonkör olan muavine müdüre,

Mikroplar da taş çıkarır Pastör’e,
Âvellerin başına baykuş olur.

Isperrheçet-zade oldu garibe,
Tutulmuştur, Durgun Eşek, Şekib’e,

Yazıları İspanyol'a gıribe
Hikmetini okutursa hoş olur.

Mumcuzâde çimdik atmış eşeğe.
Pehlivan da katır almış yedeğe,

Yeni sahne o hırlayan köpeğe
Kemik atsa çocukça oş oş olur.

Şu Kirpi’nin kürkü batsın gözüne,
Sinek üştü o bal gibi sözüne,

Mide bulandırdım desem yüzüne
Dı/rgun’lara deh demeden çüş olur.

Feylesofu çağırmışlar konaktan,
Pap’ım çıkmak istemezmiş yataktan,

Madam Miloviç'i şöyle uzaktan
Göstersem de aport dersem koş olur.

Küçük beyler köçek gibi gezmezse,
Akıbeti gençliğinde sezmezse,

Çarhın bin bir çemberinden geçmezse
Başlarında duyguları loş olur.

Üç beş defa ayılmıştım rüyada,
Gönlüm yine güzellerle sahbada.

Ezberimde kalan şu söz dünyada:
Çok vermeyin Neyzen’e sarhoş olur.

Zeze 10 June 2020 12:46

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Felek

Yamansın her zaman aldattın beni,
Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!
Mecnun'sun diyerek Leylâ peşinden,
Issız vâdilere saldırdın felek!

Rehbersin dedin ben ise kördüm,
Elimle başıma çok çorap ördüm.
Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
Hesapsız günahlar aldırdın felek!

Şifadır dedin zehir tatdırdın,
Gençliğin okunu boşa attırdın,
Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!

Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
Hicran köşesinde bozuk düzenle,
NEYZEN'e her telden çaldırdın felek!
Sahra-i cedid 1913

Zeze 10 June 2020 12:47

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Felsefemdir Kitab-ı İmanım

Felsefemdir kitab-ı imanım,
Taparım kendi ruhumun sesine,
Secde eyler hakikatim her an,
Kalbimin ateş-i mukaddesine.

Zeze 10 June 2020 12:47

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Ferdâ-yı Vahdet

Sen ey gurur-ı beşer, ey tahakküm-i gaddar,
Sen ey siyaset-i masruadan doğan efkâr!

Sen ey hurafe-i edyân u şirk-i milliyyet,
Dimağ u kalb-i beşerde onulmayan illet!

Sen ey fesane-i emmare, münzelât-ı zunûn,
Akâid-i mütecennin, sahâif-i pür hun!

Sen, ey feza-yı garazdan inen kevâkib-i şer,
Pıranga-bend-i dalâlin olan şu tavk-ı beşer!

Evet, rivayet-i zu’munca altı bin senedir,
Demir düğümlerin altında zâr u gürsinedir.

Maâbidin gibi dâr-üs-sına’a-i ifsâd,
Dem-i cinayeti Habil’le Kabil'e isnad.

Eden ve hakk-ı veraset güden şu insanlar
Ki gayz u kinine şahit minareler, çanlar.

Birinde bang-i Muhammed, birinde savt-ı Yesû
Bela-yı kizb ü cehaletle kubbeler meşbu

Uçar ukab-ı menâhî feza-yı kizbinde,
Ne hacleler satılır, bu durulmayan dinde.

Haham, papaz, hoca cürmün birer nigehbâmdır,
Erâzilin bu maâbid gedikli dükkânıdır.

Kiminde turfa belası, kiminde nâr-ı haram,
Zavallı muterifinse geçirdiği âlâm.

Diyanetin bu koğuklarda gümrüğü alınır,
Yalanla safvet-i aşka ne darbeler çalınır.

Girer peri-i zekâ bu karanlığın içine,
Görür bekâret-i Meryem, güler iken piçine.

Çocuk anayla semavi bir aşk-ı müstetire
Delil olursa pederlik de hâle-i bedre.

Kalır ki mantığa, fenne teması kaldırsak
Sızar huveyne-i Kuşu/'şu resmi bir sıksak.

Değil mi ismet-i Meryem Yesû'a bir ideal,
Olur bu hikmet-i Teslise en celi timsal.

Gel ey zekâ-yı beşer sen şu şi’r-i aşka sokul,
Bu nur u sicn-i bekâret, fakat bugün bir dul.

Damarlarında seyahat eden hayal-i garâm,
Samim-i kalbine bir gönce eylemiş ikram.

Masalcı bir karı varmış bekâret isminde,
O sırdaşı imiş aşkın hadâset-i sinde.

Ziya-yı raşe-i vahdet o burca dikmiş tuğ,
Terennüm etmiş o demde heman rebab-ı büluğ.

Netice Yusuf u Neccâr Meryem'e dayamış
Bu şi’re din demiş, İsa hayal ile boyamış!

Fakat bu din, bu görünmez sihirli istihkâm
Ki her nefeste bir işkence âletiyle zalâm,

Saçar, bulandırır aşkın meal-i nükhetini
Kırar kebûter-i aşkın per-i meveddetini.

Şikeste-per dolaşan şu benât-ı Havva’dan
Sorun mecelle-i aşkın mealini bir an.

Sorun ki lirinin evtârı inlesin bir dem,
Terennüm eylesin uşşâka sine-i Meryeml

Kadın, bu genc-i serâir, hazain-T melekût,
Bu nur-ı mâye-i şefkat, bedîa-i lâhut,

Mukaddes addedilen enbiyanın annesidir.
Rebâb-aşka gerilmiş telin teranesidir.

Kitab-ı hilkatin uzvî şerefli matbaası,
Mehâsin-i beşerinse meali, şaşaası.

Cennetin kapısından kovulma bühtanı,
Bu iftira-yı musanna, bu Cidde destanı,

Deha-yı hâzıra karşı bu iftira lekedir,
Bu ilm-i hâl-i fazâyih, şebaba tehlikedir.

Hücuma erkek olanlar düşünmeden girmiş,
Kadınlığı siper-i intikama indirmiş.

Esir olunca kadınlık nikâha bağlanmış,
Müzeyyenâta da bakmış, tel örgüdür sanmış.

Değil mi ya? İpek, altın saadetin temeli?
Kadınlığın bu kelepçe içinde kalmış eli.

Kadın elindeki kirmiş bir erkeğin dince,
Bu kir çıkarmış elinden boşarsa fikrince.

Muhakkar olduğunu dinden eyliyor talim,
Şu ayete bakınız: “İtine keydekünne azîm."

Şu altı bin senedir izdivacı tanzime,
Muvaffak olmayan ezhan değer mi tazime?

Peki, bu halde kadın kim olur tefekkür edin:
Benim evimde karım şu, esire bir hain!

Bir izdivac-ı musannayla def’-i şehvet için,
Şu zen muhayyer alınmış senin elinde geçin.

Hakaret et, boşa, döv, söv, elindedir dizgin,
Bu kısrağın damarında fakat siyah bir kin,

Gezer, durur, uyumaz ha, bütün gece dolaşır,
Bu intikamı kadınlık damarlarında taşır.

Sebep şu, Âdem'i cennette aldatan Havva;
Senin karın, sana burda ne işlemez acaba?

Netice şu: Karı ba’dennikâh ölünceye dek
Sever, sevilmeyi ister tabiaten bî-şek.

Nikâh, onun nazarında berây-ı ref’-i günah
Muvâzaa gibi bir şey,... iş kucakta penah.

Değil midir şu netice hakikatin güneşi,
Sevişmenin tarafeyni görür, bulur bu işi.

Evet, o gayz u cehalet ocaklarında zekâ,
Muhakeme eritilmiş mükerreren, hâlâ

O din belası taassup, şu şirk-i milliyet,
Döküldüğü kalıbın ananâtmı elbet

Eder muhafaza çünkü fazâili tahnit
Eden maâbid-i muzlim, sefil, kanlı muhit.

Mecelleler, avukatlar, yalancı şahitler,
Bugün, yarın sonu gelmez üzüntü gel gitler.

Kovulmalarla hakaret, pırangalar, mahbes,
“Ya sus, ya öldürürüm ha! ” Bilinmeyen bir ses.

Ceza-yı hükm-i tagallüb döver de ağlatmaz,
Büyüklerin sözü, darb-ı meseldir â! Batmaz.

Karın güzelse başında bela-yı mübremdir,
İmam, hoca, iki şahit, görünme mahremdir

Emir verildi, şeriat bu, laf değil, bana bak,
Karım deyip de sokulma, uzak dur ondan, uzak!

“Zavallı kız, kurumuş be,” deyince birden imam,
Hücum-ı ra’şe-i teflîc, sar’avî evham

Sarar dimağını bî-çare, bî-haber, bî-kes
Donar kalır, “İmam haklı” mealini her ses,

Derin kanaat u imanla, aşk u vicdanla,
Bu cümle hep bir ağızdan çıkar, düşün, anla!

İkinci günde talâk-ı selâse dalgaları,
Kulakların dolaşır sahilinde, karı.

Muhakeme edemez, bir hacâlet-i dini
İçinde kalmış o aciz, şu seng-i telini

Kimin vücuduna atsın, ne semte fırlatsın?
Tanınmayan bir adamla, evet, nasıl yatsın?

Evet, bu emr-i şeriat, bu hülle olmak için.
Şakırtısında da vazıh hukuk arar bir din.

Gelince rüşvete, kizbe kılıncı keskindir,
Meşîhatin kapısından berây-ı hak bir gir!

Hudâ düşürmesin erbab-ı iffeti oraya,
O yerde hakkını almaz güvenmeyen paraya!

Cahîm-i zillete düşmüş olan şu çifte şebab,
Per-i meveddeti kırmak şeriaten icab.

Ederse aşk u muhabbet bu yerde aciz mi?
Değil, fakat para lazım, bu ruhu haiz mi?

Esas aşk u muhabbet güzel, fakat din var,
Bütün batâat-i hülle, bu hangi kalbe sığar?

Yutulmaz a, bunu biz bir yoluyla sordursak
Peri-i aşkı kadınla buluşturup da uzak

Durup da seyre koyulsak, hayale resm-i geçit,
Vazifesi düşecek olsa, intihabı baît

Olan ufukların altından önce kalbinde
Arar da hülle'yi fikren sevimli bir zinde

Ateşli kolların aguş-ı vuslatında bulur,
Mukaddesat-ı maâbid yanar, düşer, kül olur.

Mükevvenata mahabbet, beşerle yek-rengî.
İnan, bu birliğe terk et fazâyih-i şirki.

Zeze 10 June 2020 12:48

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Geçer

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer,
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer,

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?
Çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun fili mi,
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer,

İbret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan,
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan.
Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan,
Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru da'vadan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
Ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne,
Girmemiştir bu avalim, bu bedyi' gözüne.
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne,
Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.

Zeze 10 June 2020 12:48

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Gönlümün Meyhânesinden Hitap!

Dinleyen her zerreye bin bir hitâbım var benim,
Kâinât isminde hiçden bir kitâbım var benim!

Ya hitâbımdan okursun, yâ kitabımdan beni,
Yazdığım efsânede on altı bâbım var benim!

Hey’etimde müttefik mağrıbla maşrık, veçhe yok;
Gayr-i mer’î zerrede bin âftâbım var benim!

Hüsn-i mutlak bir yudumda kendini gayb eyledi,
Gönlümün humhanesinde böyle nâbım var benim!

Varlığımdan intihâsızlık terennüm eyliyen
Bezm-i hiçide adem adlı rebâbım var benim!

Neşvemiz bî-ibtidadır işvemiz bî-intihâ,
Böyle bir sâkiye candan intisâbım var benim!

Meyve-i memnua’dan çekmiş bizim pîr-i mugân,
Neyzen’im, gönlümde bin bir küp şarâbım var benim!

Zeze 10 June 2020 12:48

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Gözünü Aç

Gözünü aç daha meydan var iken,
Dizginin canbaz elinde Neyzen!
Girmedim ya kapısından baktım,
Cennet'i at pazarı sandım ben

Zeze 10 June 2020 12:49

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden

Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.

Zeze 10 June 2020 12:49

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
HEKİMLERE NAZ

Bir hazâkatzedeyim midemi tıp tepti benim
Kırk katır tepse yıkılmazdı şu aciz bedenim

Kapladı her yanımı sancı, elem, ağrı, bere
Bir mezar oldu cihan, sanki etibbâ haşere

Hastane sanarak yok yere girdim çıktım
İbret aldım oralardan ve canımdan bıktım

Avnî’min himmeti erdi yine imdadımıza
Hâtime çekti bir el nâle vü feryadımıza

Kalmamıştır gibi aciz bedenimde bir şey
Yaşasın sine-i millete Hasan Vasıf Bey

Zeze 10 June 2020 12:50

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Hicran Kucağında

Hicran kucağında tuttuğum sırdaş
Çağlamış bulanmış durulmuş olsun
Sözüne sazına güven de yanaş
Kulağı ezelden burulmuş olsun

Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi
Keşkülünün delik çıkmasın dibi
Ariften anlasın seçsin garibi
Hakikat yolunda yorulmuş olsun

Taban tepmiş olan gam kervanında
Dostunu konuklar tatlı canında
Koçlar gibi duran bir meydanında
Arslanlar yurdundakurulmuş olsun

Gel dese de bakma nâkes aşına
Bir sırsat erer de kakar başına
Dostun namerd dehrin mehenk taşına
Felâket pazarında vurulmuş olsun

Duysun aşkın elindeki rebâbı
Okusun alnında çile kitâbı
Neyzen gibi günahının hesâbı
Mezara girmeden sorulmuş olsun

Zeze 10 June 2020 12:52

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
İKİLİKLER

Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!

*
Kâbe'den maksat varmaktır yâra,
Kör gibi tapınma kuru duvara.

*
Mey'de Bektâşi göründüm, Ney'de oldum Mevlevî,
Meşrebim Mollâ-yi Rûmî, mezhebim Bektâşidir

*
Üstüne alma fakat dinle samur kürkçüyü sen,
Nasıl olsa kabahat sahibini terk etmez.

*
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!

*
Kâbe'den maksat varmaktır yâra,
Kör gibi tapınma kuru duvara.

*
Mey'de Bektâşi göründüm, Ney'de oldum Mevlevî,
Meşrebim Mollâ-yi Rûmî, mezhebim Bektâşidir

*
Üstüne alma fakat dinle samur kürkçüyü sen,
Nasıl olsa kabahat sahibini terk etmez.

Zeze 10 June 2020 12:52

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
İskelet

Sen, ey tarih-i millet, ey şehâdetnâme-i ecdâd,
Haber ver böyle günlerde, ederdin kimden istimdâd?

Uyan bir kerre bak mülke sen ey pürşân olan mazi,
Yıkıldı üstüne halin şu kanlı kirli enkazı.

Şu binlerce zinâ-zâde vatan bâziçe olmuştur.
Ocak’ lardan esâs-ı devlete kundak konulmuştur.

Sunuldu millete zehrâb-ı şer câm-ı cehâletle,
Yed-i İblis’i bûs etti eşekler hüsn-i niyyetle.

Mületevvestir bugün cümle devair siyn-ü zilletle,
Yazılmıştır vukûat-ı ahire hun-ı milletle.

Nezâretler, irâdetler verildi usta Cavid’ e.
O demde başladı aylıkları ehlince tezyîde.

Uyup her dâire kanuna çevrildi fırıldıklar,
Usûl-i darbı tuttu Meclis-i Milli’ de yardaklar.

Çıkıp kürsi-i istikrâza keşkûl dest-i devlette,
Beyân-ı nutkeden bir cenfedâdır râh-ı millete.

Davul boynunda halkın, parsayı bir kaç şakıy toplar,
Ki onlar da Cemâl, Enver ile Tal’ât gibi hoplar.

Kaçarlar, dîdeden olmak nihân onlarca bir şey mi?
Vatan uğrunda tebdil-i mekân onlarca bir şey mi?

Sadedden çıktım amma hâtıra bir fıkra gelmiştir,
Eğer tasdi’ edersem de geçilmez, çünkü pek nâdir.

Var imiş çingenede bir ayı, bir de maymun,
Oynatır bunları gündüz üçü birden memnun.

Olarak avdet ederler ahıra her akşam,
Gel, yoğurtsuz durmazmış, acıkırmış bu ağam.

Yolda bir kâse yoğurdu alarak saklarmış,
O çıkınca dışarı maymun onu haklarmış.

Her ne artarsa dibinde ayının çehresine,
Sürerek hem çekilirmiş köşede hücresine.

Kahveden vakti gelince çıkarak çingâne,
Uzanırmış, ahıra doğru, yoğurtla nâne.

Bir bakarmış ki içinde çanağın yeller eser,
Bu işi hangisinin yaptığını aklı keser;

Öyle yâ işte na maymun, yatıyor başta yular,
Ağzını burnunu durmaz öteki vîra yalar.

Yapışırmış sobaya çingene işte o zaman,
Dayağı yer ayı maymun köşede hande-kûnân.

Şu bir fıkra, fakat insan için şayân-ı ibrettir,
Gülüp de geçme, tetkik et, tamamen bir hakiykattir.

Adem – abâd-ı mâziden gelir bir nevha-i efsüs,
Sımâh-ı millete çarpar, duyan kim? Mevce-i kâbûs.

Bu halkın ruhunu, iz’anını boğmuş cehâletle,
Çakal doğmuştur aslandan beşer şeklinde bir kitle.

Kanında kalmamış, ecdâdının aşâr-ı vicdânı,
Takılmış boynuna lavk-ı esâret, işte bürhanı.

Berât-ı acz-ü zillet cephesinde hilkaten mestûr,
Necât-û fevz-ü hürriyyet, zafer indinde hep menfûr.

Tereddüd gözlerinde bi kararîye işârettir,
Sözünden tab’-bî rengi nükûle bir alâmettir.

Koşar ser-der hevâ her bir leîmin mâverâsından,
Nedir maksad sorulsa bî haberdir mâcerâsından.

Edâninin elinde şerre âlet, hakk-ı mazlûma,
Ocak’larda tüner her dem müşâbih bûm-ı meş’ûma.

Dilinde metu-i fetvâ-yı cinâyet vird-i dâimdir,
Zulümle kan akıtmak sanki dinî bir merâsimdir.

Belâ-yı kahr-u istibdada teşne şu’lesiz gözler,
O kâbûs-ı girânı vuslat-ı canân gibi özler.

Ocak’da and içirmişler bu hun- lisan-ı ma’lüme,
Hep onlar âşinâ Merkez’ deki esrâr-ı mektûme.

Biçer elbette kendi ektiğin herkes bu âlemde,
Bekaa yok sûr-ı şâdîde ve nâşâdî-i mâtemde.

Fakat kaanun-ı hikmette budur şer nâme-i defter;
Fazîlet muhyi-i şâdî, cehâlet mâteme müncer.

Esâs-ı pâydâri-i vatan, devlet adâlettir,
Maarif- ilm-ü fen, san’at, birer bâb-ı sa’adettir.

Belâ-yı cû’ ile endîşe-i ferdâ sokaklardan,
Temessül eylemiş, şekl-i ahâlide geçer her an.

Bütün gün milleti ta’kib eder bir div-i nevmîdî,
Girer sakf-u cidârından büyûtun tayf-ı tehdidi.

Emeller tîşe-i gamla kazılmış hufrede medfün,
Gönül küskün, kararmış dîdeler, erbâb-ı hak mescûn.

Açılmış dest-i eytâm-u erâmil arş-ı Rahman’a,
Kapanmış perde-i bu zulmistan-ı hüsrâna.

Şikâyet var, mehâkim yok; maraz çoktur, devâ mefkûd,
Belâ çok, def’ eden yoktur, yanar belde, sular mesdûd.

Giden gelmezse serhadde gelen de dönmez elbette,
Firâr etmişse askerden karar eyler şakavette,

Sadakat, hüsn-i hizmet hep mükâfata mukabildir.
Güler yüz, iltifât, ihsan-u eltâfa muadildir.

“Görüp ahkam-ı asrı münhârif sıdk-u selâmetten
Çekildim izzet-ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten.”

Deyen şu Dâhî-i â’zam, rehâ peymâ-yı millettir.
Açıp tarihi kabristanda say emsâlini bir bir:

Dayak, zindan, nefiy, gurbet, mezâlim, katl-u istibdâd.
Hakiykat ehline tatbiyk olunmak bizdedir mu’tad

Evet üç beş deni meydân-ı idlâle atılmıştır.
Hemen beş on beyinsiz bu eracîfe takılmıştır.

Cehâlet perde-pûş-i nazra-i idrâk-ü isti’dad.
Rezilet, sâlib-i şerm-ü hacâlet herçibâdabâd.

Âtaletten uyuşmuş mâr-i sermâ-dideye benzer,
Hazîz-i meskenetten sem saçar bu mel’anet göster.

Zeze 10 June 2020 12:53

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
İSTANBUL RADYOSUNDA MUSİKÎ

Tüylerim ürperiyor duydukça
Musikî namına zillet şu sazı
Yurdumuzdan azametle yayılır
Cehlin âfâk-ı cihana avazı
Okuyuşta daha hâlâ tecvit
Ağzına .... madrabazı
Telsizin işlemesinden maksat
Çıksın üç beş .... boğazı
Radyodan her gece garbın yüzüne
Geyirir zannederim bir yobazı

Zeze 10 June 2020 12:53

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Kim demiştir kanun alınmıştır ayak altına
...........

Kim demiştir kanun alınmıştır ayak altına,
Böyle bir halin vukuunda hamiyyet çiğnenir.
Devleti yolsuz görenler halt eder bir beldede,
Kaldırım olmazsa kanun-ı hükûmet çiğnenir.

Zeze 10 June 2020 12:54

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Kime Sordumsa Seni

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!..

Zeze 10 June 2020 12:54

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Koşma

Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevdâ seli oldum; taşarak geldim.

Kapılmışım ak oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefâya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.

Zeze 10 June 2020 12:54

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Koşma 2

Hicran kucağında tuttuğun sırdaş,
Çağlamış, bulanmış, durulmuş olsun,
Sözüne, sazına güven de yanaş,
Kulağı ezelden burulmuş olsun.

Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi
Keşkülünün delik çıkmasın dibi,
Arifden anlasın seçsin garibi,
Hakikat yolunda yorulmuş olsun.

Taban tepmiş olan gam kervanında,
Dostunu konuklar tatlı canında,
Koçlar gibi duran pîr meydanında,
Aslanlar yurdunda kurulmuş olsun.

Gel dese de bakma nâkes aşına,
Bir fırsat arar da kakar başına,
Dostun namert dehrin mihenk taşına,
Felaket pazarında vurulmuş olsun.

Duysun aşkın elindeki rebabı,
Okunsun alnında çile kitabı,
Neyzen gibi günahının hesabı,
Mezara girmeden sorulmuş olsun.

Çemberlitaş, 1908

Zeze 10 June 2020 12:55

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Koşma 3

Ruhuma sunduğun mukaddes günah,
Kanımda ateşten bir şarap oldu.
Sevdanın şimşeği çakınca gönlüm,
Nağmesi alevden bir rebab oldu.

Gökyüzü yıkıldı, yıldızlar söndii,
Güneş hiç doğmadı, ay geri döndü.
Kâinat gayb oldu hiçe büründü,
Aşkından başkası hep harap oldu.

O hırçın hayalin ey sarhoş melek,
Serencam besteler bana gülerek,
Son gece verdiğin zehirli çiçek,
Hicranlar şerh eden bir kitap oldu.

Vefasız talihim bir kara kaya,
Yalvardım, söylettim bu sırrı naya,
Varlığım yok oldu gün saya saya
İçinden çıkılmaz bir hesap oldu.

Beyoğlu, 1933

Zeze 10 June 2020 12:55

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Maşallah

Mevsimi geldi vatan pürşeref ü şan olacak!
Seyreden satvet-i milliyyeyi hayran olacak!
Ordumuz arz u semalarda hükümran olacak!
Saf-be-saf ins ü melek bende-i Turan olacak!

Yakacak Avrupa’yı naire-i savletimiz,
Yıkacak yumruk ile şeş ciheti milletimiz,
Tutacak enfüs ü âfakı bütün şöhretimiz,
Nice mamurelerin halkı perişan olacak!

Yapacak yeryüzüne gayretimiz bir heykel,
Tapacak diktiğimiz heykele akvam u düvel,
Serfürû eyleyecek bizlere ahkâm-ı ezel,
En küçük bir kulumuz Nemse ve Alman olacak!

Alacak Rusya’da. Petersburg’u askerimiz,
Dalacak Kutb-ı Şimalîye yaman leşkerimiz,
Olacak Eskimo’lar bende-i fermânberimiz,
Şerrimizden nice zîruh herâsan olacak!

Yıkacak bir elimiz vadi-i Hindistan’ı,
Sıkacak tâ boğazından Japon’u, Efgan’ı,
Tıkacak bir kümese Bulgar ile Yunan’ı,
Sirfc’dan evvel kulumuz Çin'le İtalyan olacak!

Yanacak İngiliz'in kuvvet-i bahr ü berri,
Sanacak Leh’le Fransız, bizi dehrin pederi,
Kanacak bir yalan atsak da eğer cinn ü peri.
Bu işe ilk şaşıran hasılı şeytan olacak!

Yeryüzü hep bizim oldu gelelim şu sadede,
Bütün akvam-ı cihan düştü amanla medede,
Bir kişi kalmadı artık karışan nik ü bede,
Rub’u meskun yeniden saha-i ümran olacak!

Nâfia emredecek şimdi mühendis Agob’a,
Bir tünel açmak için şöyle Kutub'ûan Kutub,
Köprü inşası için lazım olan hayli duba,
Vükelâ Meclisi’nin boş kafasından olacak!

Dolacak şanlı eserlerle maarif sepedi,
Bir risale kalacak nisbeten ansiklopedi,
Şişecek hikmet ile kilyesi, kalbi, kebedi,
En küçük bir talebe dâhi-i devran olacak!

Yazacak ismini yanlışsız o dem Meb’usan,
Kalacak hayret içinde bu işe hep Ayan,
Vükelâ karşılarında olacaklar lerzan,
Bunların bilmediği din ile iman olacak!

İşte bu zümre hukuk-ı vatanın müktesibi.
Bir düşün ki ne olur her birinin müntehibi,
Ötecekler bir ağaçta tüneyen karga gibi,
Bu sadadan nice har, vâkıf-ı elhan olacak!

Derk ü fehm eyleyemez bizdeki fikri Sokrat,
Bu ne tefrît-i tecâhül ne ilimde ifrat,
Marta karşı çalacak zil borusu mah-ı Şubat,
Bütçemiz Vezne-i Maliye'de raksan olacak!

Zeze 10 June 2020 12:56

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Meşîme-î Ümmîd

Deli gönül, daldın yine engine,
Hatırından neler gelip geçiyor?
Şarktan garba, garbdan şarka uçuşan
Bulutlardan haber gelip geçiyor.

Sevir'deki muahede, siyaset,
Çoktan çöktü, bunu bilmek maharet.
Keramete kıç attıran feraset
Postası her sefer gelip geçiyor.

Baktım harbin yıldızına, şebine:
Emperyalist kaynayacak dibine.
Derin duyan her devletin kalbine
Yırtıcı bir hatar gelip geçiyor.

Bu siyaset, bu saltanat, bu nişan,
Avlanan vicdana bir kanlı kapan.
Altı bin yıl bu, laf değil, çarpışan
Kılıçlardan beşer gelip geçiyor.

Görüyorum kamerde bir gök bayrak,
Güneş saçan yıldızının adı: Hak.
Resm-i tâ’zim ile geçit yaparak,
Kalemimden kader gelip geçiyor.

Bu bayrağın mızrağının ucunda
Bir el gördüm, küre var avucunda.
Kehanetin Türk'e ait burcunda,
Yeni bir şaheser gelip geçiyor.

Mebdeine kadar baktım hilkatin,
Göz gezdirdim düsturuna vahdetin,
Milletine yâr olmayan devletin
Kapısından zafer gelip geçiyor.

Neyzen! İnsanların her bir katında
Gönül gözü az, gencinde, kartında.
Üniforma sandığımız sırtında
Pıhtıdan bir semer, gelip geçiyor.

Zeze 10 June 2020 12:57

Cevap: Neyzen Tevfik Şiirleri
 
Mutasavvıfâne

Öz tenim değil mi bu toprak benim,
Tanrı kitabında her yaprak benim,
Gökten indiğime nişan istersen,
Yıldızı karalı al bayrak benim.

Bir gelincik gibi surun üstüne,
Dikilmişim her gururun üstüne,
Türk’ün içindeki nurun üstüne.
Titreyen sevdalı her şafak benim.

Erenler bezminde kanla yıkanmış,
Derya-yı vahdete girmiş çalkanmış,
Güneş ülkesinde ay yıldız kanmış,
Canıma tak dedi iftirak benim.

Bu ayrılık şirki yakışmaz Türk’e,
Öz adam olana yeryüzü ülke,
Süleyman tahtıdır havada gölge,
Muhabbet sahbası iştiyak benim.

Husnüne şeyn verir vuslat şarabı,
Biryan-ı teranenin gamlı rebabı,
Niçinlerin bulunmuyor hesabı,
Devirden devire iltihak benim.

Devrandan devrana akan şuleyim,
Görülmez tutulmaz yakan şuleyim,
Gönülden gönüle çakan şuleyim,
Vuslatın sevdiği her firak benim.

Uçarken havada gaflete daldim,
Fena suretinden bir buse aldım,
Süleyman tahtının altında kaldım,
Cibril’i şaşırtan o Burak benim.

Felek allem, kader kallem eyledi,
Hind’de Buda Tûr’da. Musa eyledi,
Beni bana herkes nasıl söyledi?
Dillerde destanda bu merak benim.

Serseri bir kıdemliyim ocakta,
Kaynamışım nice kapta kaçakta,
Buz kesildim sinirimden sıcakta,
Aşkın güneşinde her mihrak benim.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:46.
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.