Bazen sofralarımızda besin olan, hamurun mayalanmasını sağlayan, insan dahil çesitli canlılarda hastalık yapan, ve doğadaki ölü canlıların ayrıştırılarak, bazı inorganik maddelerin madde döngüsüyle tekrar doğaya geri dönmesinde rol oynayan mantarlar, canlılar aleminde önemli bir gruptur. Gerçek yaprak, gövde ve kök gibi yapıları bulunmaması onları bitkilerden ayırır. Bu nedenle de kendi besinini yapamadıklarından dışarıdan hazır alırlar. Besinlerini, salgıladıkları bir madde ile dışarıda sindirir ve absorbsiyon yoluyla (emerek) alırlar.

Bozulmakta olan birçok bitkisel ya da hayvansal artıkların üzerinde gördüğümüz, ağ şeklindeki ince ipliksi yapılar, mantarın üzerinde beslendiği besin kaynağından besini almada rol oynar ve hif adını alır. Müthiş büyüklükteki bir aş yapısında olan hif kütlesinin tümüne miselyum denir. Mantarlar hareketsiz canlılar olmasına rağmen miselyum çok hızlı gelişebilir. Hatta 1cm3 lük humuslu toprakta, günde 1km'ye eşit uzunlukta hif oluşabilir. "Mantar gibi büyüme" deyimi belki de buradan gelmektedir.

Mantarların çoğalması, spor denen ve mikroskopla görülebilen küçük yapılarla olur. Sporlar, çiçekli bitkilerin tohum tanelerinin karşılığıdır. Bir mantar milyonlarca spor üretir, sporlar rüzgar ve diğer etkenlerle hava yoluyla kolayca her tarafa yayılabilir ve kilometrelerce uzağa taşınabilir. Uygun nemli koşullarda, sporlar hızla çimlenerek yeni mantarlar meydana gelir.

Mantarları, şapkalı mantarlar, küf mantarları, mayalar ve liken grubu mantarlar olmak üzere başlıca dört gruba ayırmak mümkündür. Mutfakta, ekmeğin, salçanın ve diğer besinlerin üzerinde yeşil veya siyah renkli olarak beliren mantarlar küf mantarlarındandır. Birçok küf mantarı, antibiyotik üretiminde rol oynar. Birçok kere hastalandığımızda aldığımiz penicilin, bir küf mantarı tarafından üretilir. Ekmek ve diğer hamur ürünlerinin mayalanmasında maya mantarları rol oynar. Yine şarap ve bira gibi içkilerin yapımında mayalar, şekerin alkole fermentasyonunda önemli rol oynarlar. Bazı mayalar ise insanda ve diğer canlılarda önemli hastalıklar yapabilirler. Birçok sporcunun ayaklarında veya bazı insanların tırnak, saç ve cinsel organlarında, hatta akciğerlerinde bile ortaya çıkabilir. Mantar hastalıklarından korunmanın en iyi yolu, mantar bulaşabilecek yerleri iyi yıkamalı ve bu kısımlar çok iyi kurulanmalıdır. Çünkü mantarlar nemli ortamlarda çok iyi ürerler. Karasal ortamdan başka, tatlı su ve tuzlu sularda yaşayan birçok mantar türleri vardır.

Mantarlar doğadaki madde döngüsünde çok önemli rol oynarlar. Çünkü ölmüş canlıların bozulmasını sağlayarak, bitkilerin büyümesi için çok gerekli olan karbon, azot gibi inorganik maddelerin toprak yoluyla tekrar döngüye katılmasını sağlarlar. Diğer taraftan bazı küf mantarlarının salgıları oldukça zehirlidir. Örneğin, uygun koşullarda saklanmayan buğdayda üreyen bir küf mantarının salgısı olan alfatoksin, kanser etkenidir.

Mantarlar bazı alglerle bir arada ortak yaşayarak likenleri oluşturur. Bazı yenebilen mantarların da içerisinde bulunduğu şapkalı mantarların yaklaşık 25.000 farklı türü tanımlanmıştır. Bunların birçoğu çürümekte olan bitkilerin bulunduğu, humuslu bir ormanda, birçok ağacın üzerinde parazit olarak, ya da yine nemli yerdeki birçok odun ve tahta üzerinde gelişerek, çürümeye neden olurlar.